Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/137 E. 2026/240 K. – Ticaret Sicil
Konu: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/137
- Karar No
- 2026/240
- Karar Tarihi
- Konu
- Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/137
KARAR NO : 2026/240
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/09/2025
NUMARASI : 2025/399 Esas - 2025/526 Karar
DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026
Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 20.05.2025 tarihli Olağan Genel Kurul Kararı’nın tescil talebinin, Davalı ... Sicil Müdürlüğünce reddedildiği, bu ret gerekçesinin ise yönetim kurulu süresinin sona ermiş olması nedeniyle şirketin organsız kaldığı şeklinde belirtildiği, Oysa ki, bağımsız denetçi seçiminin Türk Ticaret Kanunu’nun 408. maddesi uyarınca genel kurulun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında bulunduğu, yönetim kurulu süresinin dolmasının bağımsız denetçi seçiminin yapılmasına ve tesciline engel teşkil etmeyeceği, Kaldı ki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin sona ermesiyle üyelik sıfatının kendiliğinden sona ermeyeceği, bu halde yönetim kurulunun acil ve zorunlu işleri yürütebileceği, dolayısıyla olağan genel kurul toplantısına davetin ve toplantının usulüne uygun olduğu, Davalı Müdürlüğün, tescil talebini TSY m.34/2 uyarınca iade işlemi kapsamında değerlendirmesinin de yerinde olmadığı, zira iade için öngörülen “eksikliklerin tamamlanması” müessesesinin burada uygulanamayacağı, yapılan işlemin TSY m.35 kapsamında ret işlemi niteliğinde bulunduğu, buna rağmen gerekçeli ret kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, Ayrıca gerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi gerekse Asliye Ticaret Mahkemelerinin emsal kararlarında da, davalı müdürlükçe iade olarak nitelendirilen işlemlerin gerçekte ret kararı hükmünde olduğunun açıkça ortaya konulduğu, Bu itibarla, 20.05.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan bağımsız denetçi seçimine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı müdürlüğün ret kararının Türk Ticaret Kanunu’na ve yerleşik içtihatlara aykırılık teşkil ettiği, Sonuç olarak, davalı müdürlüğün 23.05.2025 tarihli ve ... tahakkuk numaralı tescil talebinin reddine dair kararının kaldırılması, Müvekkili Şirketin bağımsız denetçi atamasına ilişkin genel kurul kararının ticaret siciline tescili ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığı, davaya konu şirket hakkında, ilgili mevzuat hükümlerinde belirtildiği şekilde bir red kararı yazılmadığı, müvekkili tarafından, dava konusu tescil talebinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 kapsamında incelenmiş ve tescil başvurusu da, saptanan eksikliklerin giderilerek tamamlanması için iade edilmiş olup; dava konusu tescil talebinin reddine dair verilmiş bir red kararı bulunmadığı, ticaret sicil müdürlükleri, ancak açık bir şekilde red kararı yazılması talep edildiğinde, red kararı yazmakta ve verdiği red kararlarını da posta yolu ile veyahut da elden ilgiliye tebliğ etmekte ve tescil başvuru evrakı ile birlikte, söz konusu red kararı da ilgili şirketin sicil dosyasına kaydedildiği, dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede, dava konusu tescil başvurusu hakkında herhangi bir red kararı yazılmadığı ve yalnızca, evrakın iade edildiği anlaşılmış olmakla; iade ile red kararının da aynı hukuki niteliği haiz bulunmadığı, red kararı yazılmadan dava açılmasının neticesi olarak ve red kararı bulunmasının dava neticesi olması gerektiğini ispatlar şekilde, dava konusu tescil başvurusu ile ilgili nihai karar niteliği bulunmayan iade ile ilgili eksiklikler giderilerek ve konu yeniden değerlendirilerek dava konusu tescil işlemi tamamlandığı için, huzurdaki davanın açılmasında herhangi bir hukuki yarar da kalmadığı, tescil başvurusunun iadesi ile reddine karar verilmesi hem usuli olarak hem de fiili sonuçları bakımından birbirinden farklı olduğu, red kararı, ticaret sicili müdürlüklerinin tescil ile ilgili nihai hükmü olduğu halde; red kararı verilmemiş ve davanın açıldığı tarihte yalnızca iade edilmiş bulunan dava konusu evrak-tescil başvurusu bakımından, iade sürecinde; konu, müvekkili tarafından yeniden değerlendirilerek, dava konusu tescil başvurusundaki mevzuata uygun iade gerekeçesi ilgili eksikliğin de giderildiği anlaşıldığından, tescil işlemi tamamlanmış olup; huzurdaki dava da konusuz kaldığı, dava konusu şirketin yönetim kurulu üyelerinin 2024 yılında süresinin bittiği tespit edilmiş olup; tescili istenen genel kurulda,yönetim kurulu seçilemediği için, organsızlık hali ortaya çıktığı değerlendirilerek tescil başvurusu mevzuata uygun olarak iade edilmişse de; gündemde yer aldığı halde, yönetim kurulu seçiminin yapılamamasının, finansal tabloların ertelenmesi ile ilgili olduğu ve yine, ertelenen finansal tabloların görüşülüp aynı zamanda yönetim kurulunun seçiminin yapılacağı yeni genel kurul ile ilgili gündem ilanına da çıkıldığı da, iade sonrası gelen şirket yetkilileri tarafından ortaya konulduğundan; yani yönetim kurulunun seçimi yapılarak organsızlık halinin giderilmesi için işlem yapıldığı kanıtlandığından ve bağımsız denetçi seçimi de zorunlu bir husus olduğundan; iade edilen dava konusu genel kurulun, bu kez müvekkili tarafından tesciline karar verildiği, bu nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede, tescil başvurusu ile ilgili olarak davalı müdürlükçe herhangi bir red kararı yazılmadığı, yalnızca işaret edilen eksikliklerin tamamlanması amacıyla evrakın iade edildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından henüz işlem tesis edilmediği, mahkemeye başvurabilmek için elde sicil memurunca reddedilmiş bir istem bulunmadığı, ticaret sicil müdürlüğünün tescil işleminin iptali amacıyla itiraz dava yoluna başvurulabilmesi için gerekli olan dava şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;huzurdaki davanın açılmasından sonra davalı müdürlüğün bağımsız denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararını tescil ettiğini, dolayısıyla huzurdaki davanın yargılama sırasında konusuz kaldığını ancak davalı müdürlüğün (huzurdaki davanın ikame edildiği tarih itibariyle) tescil taleplerini hukuka aykırı olarak reddettiğini, huzurdaki dava konusuz kalmış olmakla birlikte, davanın açılış tarihi itibariyle müvekkili şirketin davayı açmakta haklı olduğunu, davalı müdürlüğün dava konusu işlemi, Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34. maddesi uyarınca bir iade işlemi olmayıp, 35. madde uyarınca bir ret işlemi olduğunu, davalı müdürlüğün gerekçesinin (yönetim kurulu üyesinin süresinin dolması) Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34/2. maddesi kapsamında nitelendirilemeyeceğini, bunun için yeni bir genel kurul yapılması ve genel kurul kararı alınması gerektiğini, bunun da yeni bir tescil işleminin konusu olduğunu, kaldı ki davalı müdürlüğün Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 34/2. maddesine aykırı olarak eksiklik veya belgelerin tamamlanması için uygun bir süre de tanımadığını, tüm bunların dava konusu işlemin apaçık bir ret işlemi olduğunu ortaya koyduğunu, buna göre, ilk derece mahkemesinin ret işlemi olmadığına ilişkin değerlendirmesinin hukuki mesnetten tamamen yoksun ve haksız olduğunu beyanla istinaf başvurularının kabulüne ve İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04.09.2025 tarihli, 2025/399 Esas, 2025/526 Karar sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına, davanın, yargılama sırasında konusuz kalmış olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesine, davanın açılış tarihi itibariyle davayı açmakta haklı olmaları sebebiyle yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamından, davacı şirketin 20.05.2025 tarihinde 2024 mali yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısı yaparak bağımsız denetçi seçimine ilişkin karar aldığı, bu kararın tescili ve ilanı için 22.05.2025 tarih ve ... talep numarası ile MERSİS üzerinden başvuru yapıldığı, sonrasında 23.05.2025 tarih ve ... tahakkuk numarası ile davalı müdürlüğe tescil başvurusu yapıldığı, davalı müdürlüğün internet sitesindeki "tescil sorgulama" ekranından 28.05.2025 tarihinde yapılan tescil sorgusuna göre "şirketin yönetim kurulu süresi dolduğu için şirket organsız kaldığı ancak yönetim kurulu seçimi yapıldığında tescil işlemlerinin yapılabileceği" gerekçesiyle işlemin iade edildiği anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 28/1. maddesine göre tescil istemi, ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. TTK'nın 34. maddesine göre ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.İtiraz davasında mahkemenin inceleme usulü de aynı fıkrada düzenlenmiştir. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Görüldüğü üzere TTK'nın 34. maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesinde bu davayı ilgililerin açabileceği öngörülmüştür. Eldeki davada davacı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden ticaret sicil dosyasının gönderilmesi istenmiş ve Mahkeme kararında davacı şirketin sicil dosyasında yapılan incelemeye göre karar verildiği yazılmış ise de dosya içeriğinde ilgili kayıtlara rastlanamamıştır. Diğer yandan dosyaya sunulu 12.06.2025 tarihli ticaret sicil gazetesinin incelenmesinden, karar tarihinden sonra tescili istemine konu denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararının tescil ve ilan edildiği görülmektedir. Bu durumda ilgili kayıtlar getirtilerek, tescil istemine ilişkin davalının iade işleminin gerçekte bir ret kararı olup olmadığı veya eylemli şekilde talebin reddi niteliğinde olup olmadığı, tescil istemine konu hususun sonradan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiş olmasına göre davanın konusunun kalıp kalmadığı hususlarının değerlendirilmesi gerekirken mahkemece deliller tam olarak toplanıp değerlendirilmeden, tescil talebinin reddine ilişkin bir karar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026