Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/113 E. 2026/120 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/113
Karar No
2026/120
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/113

KARAR NO : 2026/120

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/10/2025

NUMARASI: 2025/649 Esas - 2025/727 Karar

DAVA: Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/01/2026

Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı Tasfiye Memuru ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; İstanbul Anadolu 49. İş Mahkemesi'nin 2024/221 Esas sayılı dosyası üzerinden açtığı davanın 16.04.2025 tarihli celsesinde; Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketinin sicil kaydının dava açılış tarihinden önce 14/01/2013 tarihinde terkin edildiğinin tespit edildiğini, şirketin ihyası için dava açmak üzere kendisine 1 aylık süre verildiğini beyan ederek; şirketin ihyasına ve yargı giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili; Ticaret Sicili Müdürlüğü TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle yargı gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek müvekkili yönünden davanın reddini talep etmiştir.

Davalı tasfiye memuru ... vekili; müvekkili tasfiye memuru sıfatıyla tasfiye işlemleri mevzuata uygun bir şekilde gerçekleştirdiğini ve tasfiyenin tamamlandığını, 25.05.2011 tarihli olağanüstü genel kurulda tasfiye kararı alındığını , 31.05.2011 tarihinde tescil edildiğini, 06.06.2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını,tasfiyeye girişe dair alacaklılara dair ilanların;24.11.2011,01.12.2011,08.12.2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetelerinde yayınlandığını, tasfiye dönemi içerisinde şirketin aktif ve pasiflerinin sıfırlanarak 11.01.2013 tarihli genel kurul tarihi itibariyle şirketin kesin tasfiyesine, kamu kurum ve kuruluşlarından kaydının silinmesine karar verildiğini, ilanlar yapılmasına rağmen davacı tarafından talepte bulunulmadığını, tasfiye sürecinde davacının şirkete karşı açtığı bir dava da bulunmadığını, davanın tasfiyeden tam 10 yıl sonra açıldığını beyan ederek davanın reddine, yargı giderinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; şirketin tasfiyesinin sona erdiği 14.01.2013 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, İstanbul Anadolu 49. İş Mahkemesi'nin 2024/221 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalılar ... AŞ ve SGK aleyhine açılan davada 24/07/2025 tarihli celsede "Davalı ... Aş'nin HMK 124 kapsamında taraf olmaktan çıkartılmasına,... ... ..AŞ.'nin davalı taraf olarak eklenmesine," 16/04/2025 tarihli celsede; "Davacıya, Tasfiye Halinde .....AŞnin sicil kaydının dava açılış tarihinden önce 14/01/2013 tarihinde terkin edildiği tespit edilmekle şirketin ihyası için dava açılmak üzere bir aylık kesin süre verilmesine, " karar verildiği derdest İstanbul Anadolu 49. İş Mahkemesi'nin 2024/221 Esas sayılı dosyası nedeniyle dava açıldığı anlaşılmakla davanın kabulü ile Tasfiye Halinde ... Anonim Şirketi'nin açılan dava ile sınırlı olmak üzere ihyasına ,dava tarihi, şirketin tasfiye tarihinden sonra olmakla tasfiye memuru aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı tasfiye memuru vekili; İhyası istenilen şirketin müvekkil ... tarafından tasfiye işlemleri usule uygun bir şekilde gerçekleştirildiğini şirketin tasfiye dönemi içerisinde aktif ve pasifleri sıfırlanarak 11.01.2013 tarihli genel kurul tarihi itibariyle şirketin kesin tasfiyesine, kamu kurum ve kuruluşlarından kaydının silinmesine karar verilmiş ve şirketin tasfiye neticesinde alacağı ya da borcu kalmadığını, Tasfiye sürecinde davacı tarafından şirkete yönelik herhangi bir talep, başvuru veya devam eden bir dava bulunmadığı gibi davacı taraf tasfiye ilanlarına rağmen herhangi bir hak ileri sürmediğini, tasfiyeden yaklaşık 10 yıl sonra açılan dava nedeniyle ihya kararı verilmesi; Türk Ticaret Kanunu sistematiğine, ek tasfiye kurumunun istisnai niteliğine, hakkaniyet ilkelerine ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava; tasfiyesi tamamlanarak sicilden terkin edilen şirketin ihyası talebine ilişkindir.

İstanbul Anadolu 49. İş Mahkemesi'nin 2024/221 Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalılar ... AŞ ve SGK aleyhine açılan davada 24/07/2025 tarihli celsede "Davalı ... Aş'nin taraf sıfatının HMK 124 kapsamında taraf olmaktan çıkartılmasına, HMK 124 kapsamında .... A.Ş.'nin davalı taraf olarak eklenmesine," dair karar verildiği,ihyası talep edilen şirketin 11.01.2013 tarihli genel kurulunda tasfiyenin kapatılmasına karar verilerek sicilden terkin edildiği anlaşılmaktadır.

TTK'nın 547. maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurlarının, YK üyelerinin, pay sahibi veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerde ki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler tamamlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemenin istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmaları için tasfiye memuru atayacağı" düzenlenmiştir. Tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Şirketin davalı sıfatıyla taraf olduğu derdest bir dava sonuçlanmadan tasfiyenin sonlandırılarak sicilden terkin edildiği; davanın karara bağlanabilmesi için davacının ihya talebinde hukuki yararı bulunduğu açıktır. Tasfiye aşamasında muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların Notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekir. (TTK nın 541madde) Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp şirket sicilden terkin edilmiş ise, şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir.

Davalı tasfiye memuru ... tasfiyenin tam olarak tamamlandığı davacı tarafından tasfiye sürecinde tasfiye memuru olarak tarafına başvurmadığı, tasfiyenin tam olarak tamamlandığını ileri sürmüş ise de davacı tarafça açılan hizmet tespiti davasında , ihyasına karar verilen şirketin dava ile ilgisi tespit edilerek taraf teşkili sağlanmak üzere mehil verildiği, şirkete terkinden önce ki sebeplerle açılan bir dava bulunduğu, elde ki davanın sonuçlanabilmesi için ihya talebinde davacının hukuki yararı bulunduğu, ilk derece mahkemesince davalı tasfiye memuru ... kusursuz bulunarak yargı giderine da hükmedilmediği anlaşılmakla istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davalı tasfiye memuru ... istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile 116,60 TL harcın davalı Tasfiye memurundan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 855-TL istinaf yargı giderinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-ç maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/01/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2026/113, K. 2026/120, T. 26.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-113-e-2026-120-k-cf55faef6824