Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2025/76 E. 2026/416 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/76
Karar No
2026/416
Karar Tarihi

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ........ VEKİLLERİ: Av.....Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 17/03/2026 YAZIM TARİHİ : 17/04/2026 Taraflar arasında görülen davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas -... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete ve iştiraki olan şirketlere değişik zamanlarda yüksek oranlarda kar payı dağıtılacağı, istediği zaman parasını kısmen veya tamamen geri alabileceği yönünde güven telkin edildiği için 110.000,00 DM para verdiğini ancak, istemesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını, davalı şirketin parayı geri vermemek için parayı yatıran kişileri şeklen şirket ortağı gibi göstermeye çalıştığını, davalı şirket yetkililerinin Türk Ticaret Kanunu, Bankacılık Kanunu, Sermaye Piyasası ve sair kanun hükümlerini ihlal ettiklerini ileri sürerek, müvekkilinin şirket ortağı olmadığının tespitini, davalıya ödemiş olduğu 110.000,00 DM' nin değeri tam ve kesin olarak belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 100.000,00 TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi taraflar arasında müvekkilini borç altına sokacak bir sözleşme, haksız fiil ya da sebepsiz zenginleşme ilişkisinin mevcut olmadığını, davacının ibraz ettiği ortaklık durum belgesi adlı belgenin fotokopiden ibaret olup, müvekkili şirket yetkililerince imzalanmadığını, bu nedenle belgenin müvekkili şirket aleyhine delil olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının HMK'nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası açma hakkının bulunmadığını, benzer emsal dosyalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin dürüstlük kuralını gerekçe göstererek BK'nın 60. maddesinde hüküm altına alınan zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağı şeklinde içtihat oluşturmuş ise de, Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun içtihadı birleştirme kararı sonrasında Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bu içtihadından dönerek benzer ihtilaflarda BK'nın 60. maddesinde öngörülen zamanaşımı sürelerinin uygulanması, bu sebeple ceza zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmeyen davanın reddinin gerektiği şeklinde içtihatlar oluştuğunu, ceza zamanaşımı süresi olarak tanımlanan 7,5 yıllık zamanaşımı süresi işbu ihtilafa uygulandığında davacının müvekkili şirkete bir miktar para verdiğini iddia ettiği yani haksız fiil tarihi olarak açıkladığı tarihten yaklaşık 26 yıl sonra ikame edilen işbu davanın zamanaşımı süresi içerisinde ikame edilmediğinin ortada olduğunu, ancak Yargıtay 11. HD'nin görüşünün aksine bu ihtilafta BK'nın 60. maddesi gereğince alt süre olarak 1 yıllık ve üst süre olarak öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği kanaatinde olduklarını, bu nedenle zamanışımı süresi içerisinde ikame edilmeyen davanın reddedilmesi gerektiğini, davacı ve müvekkili arasındaki tek ilişkinin ortaklık ilişkisi olduğunu, bu hukuki ilişkiyi iradesi ile kuran davacının hisse senetlerini edindiği tarihten yaklaşık 26 yıl sonra ortak olmadığını iddia etmesinin hakkın kötüye kullanımdan öteye gitmediğini, bu iddianın taraflar arasındaki ortaklık ilişkisini de ortadan kaldırmadığını, davacının şirketteki paylarının bedelinin iadesini talep edemeyeceğini savunarak, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle ve esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "...Davalı ........ A.Ş.'nin (görevli ve yetkililerinin) haksız fiil teşkil eden eylemine uygulanması gereken 3 ayrı zamanaşımı süresi mevcuttur. Bunlar; (fiilin)zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 1 yıllık, haksız fiil tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 10 yıllık ve ayrıca zarar verici eylemin suç teşkil etmesi halinde yine haksız fiil tarihinden itibaren uygulanacak olan uzamış ceza zamanaşımı (somut olayda 5 yıl) süresidir. Buna göre haksız fiil teşkil eden dava konusu ihtilafa, fail (parayı tahsil eden şirket) ve zarar veren fiil (para tahsil etme eylemi) biliniyorsa 5 yıl, sonradan öğrenilmişse 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Davacının para yatırdığı şirketi ve para tahsil eylemini sonradan öğrenmesi söz konusu olmadığından 5 yıllık zamanaşımı süresi esas alınmıştır. Mahkememizce ayrıca, Yargıtay 11. HD'nin yukarıda yazılı görüşünün aksine, Yargıtay HGK’nun 07.02.2024 gün ve 2023/(17)4-915 E. 2024/80 K. ve Yargıtay HGK’nun 16.04.2008 gün ve 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı emsal içtihatları gereğince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının hukuk davalarında uygulanamayacağı (5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanamayacağı) kabul edilmiştir. Dosyada mevcut Ortaklık Durum Belgesine (ODB) göre davacının davalı şirektteki son işlem tarihinin 26/04/2000 olduğu belirlendiğinden, Mahkememizce de en son işlem (ve haksız fiil) tarihinin 26/04/2000 olduğu kabul edilmiş, bu davanın açıldığı 22/08/2024 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve davalı tarafın cevap dilekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunduğu görüldüğünden, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay 11. HD’nin 11.07.2023 gün ve 2022/840 E. 2023/4352 K. emsal içtihadına göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi halinde yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 3332 s. Yasanın yürürlüğe girdiği 07/12/2019 tarihine kadar uzun süreler boyunca, somut dava ile benzer uyuşmazlıklarda, davalıların zamanaşımını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması olduğu görüşünü kabul etmiştir (Örneğin ; Yargıtay 11. HD.nin 02/10/2014 gün ve 2013/13293 E. 2014/15076 K., 03.04.2014 gün ve 2013/17933 E. 2014/6603 K., 30.05.2016 gün ve 2016/119 E. 2016/5924 K., 29/09/2016 gün ve 2015/15025 E. 2016/7632 K., 05/04/2018 gün ve 2016/9030 E. 2018/2444 K., 07/05/2018 gün ve 2017/1180 E. 2018/3234 K. sayılı ilamları gibi.) İlk derece mahkemeleri tarafından da (sonradan Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 3332 s. Yasanın Geçici 4. maddesinin 07/12/2019 tarihinde yürürlüğe girmesine kadar) bu uygulama uzunca bir süre aynen benimsenmiştir. Ancak, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 29.04.2024 gün ve 2024/1802 E. 2024/3297 K. sayılı emsal içtihadı ile zamanaşımı konusunda içtihat değişikliğine gitmiş ve bu içtihat değişikliği Mahkememizce de benimsenmiştir. Mahkememizce bu içtihat değişikliğinden önce açılan davalarda adalet ve hakkaniyet prensipleri gereğince davalı lehine yargılama giderine hükmedilmemiş ise de, eldeki davanın bu içtihat değişikliğinden sonra açılmış olması nedeniyle aynı uygulamanın eldeki dava yönünden de kabul edilmesi mümkün görülmemiştir. Bu nedenle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ve davalı lehine yargılama giderine hükmedilmesine....." gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın zamanaşımı iddiasında bulunmasının hem kanunda yer alan dürüstlük kuralıyla uyuşmadığını hem de süreç içerisinde verilmiş Yargıtay kararları kapsamında haklı ve hukuki olmadığını, davalı şirketin müvekkili gibi vatandaşlardan para toplarken onlara gelir getirisi ve istedikleri an paralarını alabileceklerini garanti ettiğini, bilindiği üzere TTK uyarınca şirket ortaklarının verdikleri sermayeyi geri alamayacaklarının aşikar olduğunu, o halde davalı şirketin, müvekkilini ortak olarak kabul etmediğinin ortada olduğunu, müvekkilinin şirket ortağı olduğunun söylenmesinin çelişkili davranış yasağı ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, gerek oyalamanın varlığı gerekse de dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle zamanaşımı savunmasının kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda, davalı tarafın süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımı def'i yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilin işlendiği tarihin tespitinin önem arz ettiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nca verilen 22.04.2022 tarih, 2021/7 Esas- 2022/2 Karar sayılı kararda haksız fiilin işlendiği tarihin, paranın alındığı tarih olduğu ve zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağının belirtildiği, dosyadaki bilgilere göre taraflar arasındaki haksız fiil tarihi ve davanın açıldığı tarih nazara alındığında, davalı tarafın zamanaşımı def'inin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre, 818 sayılı Yasada genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 765 sayılı Yasa'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde ise, eyleme uyan zamanaşımı süresinin 5 yıl, uzamış zamanaşımının 7,5 yıl olduğu, dosya içerisinde mevcut belgeler ve ortaklık durum belgesine göre davacının davalı şirketteki en son işlem tarihinin 26/04/2000 tarihi olduğu, buna karşın eldeki davanın ceza zamanaşımı süresi olan 7,5 yıllık süre geçtikten sonra 22/08/2024 tarihinde açıldığı, mahkemece 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının yani, 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanmasının, hukuk davalarında uygulanamayacağının kabul edilmesinin de sonuca bir etkisinin olmadığı ve bu itibarla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ile ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince kararın tebliği işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, 6-Kararın temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 17/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Üye ... e-imzalıdır

Katip ... e-imzalıdır

.....

Atıf: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/76, K. 2026/416, T. 17.03.2026, www.arakarar.com/karar/konya-bolge-adliye-mahkemesi-6-hukuk-dairesi-2025-76-e-2026-416-k-80f437192704