Bölge Adliye Mahkemesi · Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2025/689 E. 2025/740 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/689
Karar No
2025/740
Karar Tarihi

T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/04/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... TARİHİ : ... NUMARASI : ...

DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : ... İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında 06/02/2019 tarihinde Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme ile müvekkili şirketin, davalı şirketin güvenliğinin sağlanması amacıyla özel güvenlik personeli görevlendirmeyi, karşı tarafın ise bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiklerini, işbu sözleşmenin tarafların ortak iradesiyle aralıksız olarak 3 yıl daha üst üste yenilendiğini, hiç bir haklı sebep bulunmamasına ve taraflar arasındaki sözleşmenin, 06/02/2019 tarihli Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 19. Maddesi gereğince 1 yıl daha uzatılmış olmasına rağmen ihbar önellerine uyulmaksızın davalı tarafça haklı bir sebep dahi öne sürülmeden 25/01/2023 tarihli mail yazısı ile feshedildiğini, taraflar arasında imzalanan 06/02/2019 tarihli sözleşmenin Sözleşmenin Yürürlük Tarihi, Uzaması ve Sona Ermesi başlıklı 19. Maddesinde "İş bu sözleşme 06/02/2019-01/02/2020 tarihleri arasında geçerlidir. Sözleşme bitim tarihinden 21 gün önce taraflar feshi ihbarda bulunmadıkları takdirde sözleşme, ücret dışındaki şartlar aynı kalmak suretiyle bir yıl daha uzamış sayılır." düzenlendiğini, sözleşmenin 19. maddesinde açıkça fesih bildirim süresi ve bu sürede herhangi bir bildirim yapılmadığı takdirde sözleşmenin 1 yıl daha uzayacağının belirtildiğini, sözleşmenin bu şartlar dahilinde 06/02/2019-01/02/2020, 02/02/2020-02/02/2021, 03/02/2021-03/02/2022, 04/02/2022-04/02/2023 tarihleri için yenilendiğini,21 günlük fesih ihbarında bulunulmadığından sözleşmenin 05/02/2023-05/02/2024 tarihleri için de yenilenmiş kabul edilmesine rağmen davalı şirketin 25/01/2023 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, bu haksız fesihin müvekkili şirketin elde etmeyi umduğu kârdan mahrum kalmasına ve zarara uğramasına neden olduğunu, müspet zararın, alacaklının malvarlığının, borcun hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi yüzünden içinde bulunduğu durum ile borcun gereği gibi ifası halinde içinde bulunacağı farazi durum arasındaki fark olduğunu, mahrum kalınan kâr bedeli zararının da müspet zarar kapsamında bulunduğunun şüphesiz olduğunu, yüksek mahkeme kararlarının da bu yönde olduğunu, bununla birlikte kâr kaybı, sözleşme ifa ile bitse idi zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri ile sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle sağladığı yani tasarruf ettiği haklar ve yine bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunacağını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasında imzalanan 06/02/2019 tarihli Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin sözleşmede belirlenen fesih süresine uyulmaksızın davalı tarafça feshedilmesi sebebiyle HMK 107. Maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak ve daha sonra arttırılmak üzere şimdilik müvekkili şirketin mahrum kaldığı 100,00 TL mahrum kalınan kar bedelinin haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faiziyle birlikte tahsiline, AAÜT md. 16/2-c maddesi gereğince 2.400,00 TL maktu arabuluculuk vekalet ücretinin de yargılama giderlerine dahil edilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 05/11/2024 tarihli bedel artırım dilekçesiyle, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasında imzalanan 06/02/2019 tarihli Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin sözleşmede belirlenen fesih süresine uyulmaksızın davalı tarafça feshedilmesi sebebiyle müvekkili şirketin mahrum kaldığı 74.269,75-TL kar bedelinin haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek TCMB'nin kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faiziyle birlikte tahsiline, AAÜT md. 16/2-c maddesi gereğince 2.400,00 TL maktu arabuluculuk vekalet ücretinin de yargılama giderlerine dahil edilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yarar bulunmadığını bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca yetki itirazlarının bulunduğunu belirtmiş ve Koruma Ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi 06/02/2019 yılında 1 Yıllık akdedildiğini, daha sonra yazılı olarak yenilenmediğini, fabrika ve GES (Çakmak alanı mevkii ) için iki ayrı sözleşme bulunduğunu, ancak sözleşmelerin 19. maddelerinin farklılık gösterdiğini, GES'e ilişkin sözleşmede sözleşmenin sona erme tarihinden önce bitimden önce ihtar şartı bulunmadığını, bu maddenin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle fesih hakkının kullanımına ilişkin olup, davacı yanın ise haklı nedenle ve zorunlu olarak fesh edildiğini, sözleşme uyarınca davacı yanın birçok yükümlülüğü bulunduğunu, ancak davacı yanın bu yükümlülüklerinin çoğunu sözlü ve yazılı taleplerine rağmen yerine getirmediğini, gerçekleştirdiklerini de eksik ifa ettiğini, sözleşme konusunun Güvenlik Sağlanması Hizmetleri olduğunu, davalı şirket için güvenlik öncelikli hususlardan olduğunu, davalı şirketin kimya fabrikası olduğunu, güvenliğin sağlanamamasının kamu adına da büyük riskler taşıdığını, davacı şirketin sunmuş olduğu hizmetin son yılda kötüleştiğini, birçok çalışanın değiştiğini, davacı şirket yetkilileri ile davalı şirketin talebi ve ısrarı üzerine 18/05/2022 tarihinde toplantı yapılabildiğini, anılı toplantıda davalı şirketin davacı şirketin güvenlik ve yönetim açıklarını bildirdiğini, yazılı olarak da taleplerde bulunduğunu, ancak davacı şirketin talep edilen hususların hiçbirini gerçekleştirmediğini, davacı şirketten Güvenlik Açığı Risk Analizi talep edildiğini, talepleri karşılığında Güvenlik Açığı Risk Analizi yerine hatalı ve sözleşmeye aykırı olarak aynı hususları ve sonuçları içermeyen ISG Risk Analizi sunduklarını, ayrıca Koruma Ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesinde vaat ettikleri periyodik toplantı hususunu da birçok kez hem yazılı hem de sözlü talep etmelerine rağmen davacı şirketin periyodik toplantıları gerçekleştirmediğini, uyarı maillerine rağmen de eksikliklerine devam ettiğini, davalı şirket açısından güvenlik büyük önem taşıdığından ve profesyonel bir güvenlik hizmeti gerektiğinden davacı şirketten güvenlik ile ilgili prosedürlerin gözden geçirilmesini ve yazılması gereken yeni prosedürler var ise hazırlanmasını talep ettiklerini, ancak davacı şirketin bu hususta da bir aksiyon almadığından bu prosedürleri davalı şirketin kendi çalışanları aracılığı ile hazırlamak zorunda kaldığını, davacı şirketten 3 ayda bir kez olmak üzere Güvenlik Görevlilerine Yönelik Olarak Sızma Testi yapılmasını, fotoğraf çekimi ile de raporlanmasını talep ettiklerini, ancak davacı şirketin bir kez dahi olsa sızma testi yapıp, fotoğraflayıp, raporlamadığını, Koruma Ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin Aylık Öneri Görüşmeleri başlıklı 9.Maddesi uyarınca davalı firmadan yazılı olarak aylık değerlendirme toplantısı yapmalarının istendiğini, ancak davalı firmanın bu hükme de uymadığını, davacı güvenlik şirketinin sözleşme eki olan görev yeri özel talimatına ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine dair Kanun ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'e uymak ile mükellef olduğunu, ancak davacı şirketin bu maddeye ve kanun hükümlerine de uymadığını, ...'nın personel değişimine ilişkin taleplerinin davacı şirket tarafından dikkate alınmadığını, sözleşmede belirlenen fesih şartlarının iki taraf için de farklı olduğunu, orantısız olduğunu ve bu nedenle geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, Madde12'de davalı tarafın ücreti ödememesi halinde davacı güvenlik şirketinin 3 gün önceden bildirim şartı ile sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı bulunduğunu, davalıya tanınmış sözleşme bitimindeki fesih hakkında ise 21 gün önceden bildirim şartı bulunduğunu, davalı şirketin hizmet alan olduğunu, sözleşmesindeki fesih şartının daha da ağır olmasının hukuki olmadığını, Madde 12 ve 16 uyarınca güvenlik şirketi göreve başladığı ay özel güvenlik mali sorumluluk sigorta poliçesi ( en az 240.000,00 TL bedelli ) yaptırmakla yükümlü olduğunu, bu poliçe örneğinin ... tarafından talep edilmesine rağmen davacı şirket tarafından sunulmadığını, Madde 22'de geçen güvenlik risk analizinin de sözleşmeye göre davacının yükümlülüklerinden olduğunu, davacının bu raporu da hazırlayıp sunmadığını, davacı şirketin sözlü ve yazılı olarak birçok kez uyarılmasına rağmen sözleşmedeki ve asgari müşterekteki koşulları yerine getirmediğini, güvenlik hizmetinin sağlıklı yürümesi davalı firma için büyük önem taşıdığını, davalı firmanın davacı ile çalışmaya zorlanamayacağını, 28 Aralık 2022 tarihli mailde şirket İnsan Kaynakları Yönetmeni ...'nın, davacı şirkete mail göndererek davacı şirketten artık hizmet almak istemediklerini, toplantı sonrası da ayrıca bilgi vereceklerini belirttiğini, toplantı sonrası davacı tarafa sözleşmeyi fesih iradeleri sözlü olarak bildirildiği gibi 25 Ocak 2023 tarihli mailde şirket İnsan Kaynakları Yönetmeni ...'nın, davacı şirkete mail göndererek davacı şirketten artık hizmet almak istemediklerini belirttiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkemece yapılan yargılamada ilgili sözleşmenin dosya arasına sunulduğunu, iş bu hizmet sözleşmesinde davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğine ve sözleşmenin feshinin haklı olduğu iddiaları karşısında tarafların bildirmiş olduğu tüm tanıkların ayrıntılı olarak dinlenildiğini, sonrasında dosyanın söz konusu güvenlik hizmetinin verildiği davalı şirketin kimyevi maddeler ürettiğini, iş güvenliği (petro kimya konusunda uzman) konusunda uzman, nitelikli hesaplama uzmanı ve SMMM bilirkişi heyetine tevdi edilerek davacının defterleri üzerinde inceleme yetkisi de verilmek suretiyle dinlenen tanık beyanları da dikkate alınarak rapor tanzim edilmesi istenildiğini, alınan kök ve ek raporda özetle "... Taraflar arasında düzenlenen 2019 Şubat tarihli sözleşmenin 19.maddesinde, sözleşmenin süresinin 06/02/2019- 01/02/2020 tarihi olarak belirtildiğini, sürenin bitiminden itibaren 21 gün önce feshedilmediği takdirde sözleşmenin bir yıl için yenilenmiş sayılacağının kararlaştırıldığını, tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdığı sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayacağının açık olduğunu, davalının fesih ihbar süresi içerisinde sözleşmeyi fesih etmemesi nedeniyle sözleşmenin 05/02/2023–05/02/2024 tarihleri için de yenilenmiş olduğundan, davalının 21 günlük ihbar süresine uymadan sözleşmeyi feshettiği ve davalının olağanüstü feshe dayalı itirazının yerinde olmadığı düşüncesiyle" hazırlanan kök ve ek raporun hüküm kurmaya elverişli bulunmakla kar kaybına ilişkin hesaplamanın teknik bir inceleme gerektirmekle SMMM ve nitelikli hesaplama uzmanı tarafından hesaplanan bu bedele itibar edildiğini ve heyete özellikle güvenlik hizmetini alan davalı şirket kimyevi maddeler üzerine çalıştığını, iş güvenliği konusunda uzman bilirkişinin petro kimya konusunda uzman bir bilirkişi olarak seçildiğini, dinlenen tanık beyanları ile dosya kapsamında sunulan belge ve yazışmalar dikkate alındığında, davalının, davacının hizmet sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve sözleşmenin bu nedenle davalı tarafından haklı feshedilip feshedilmediği noktasında mahkemece yapılan değerlendirmede davalının sözleşmenin olağanüstü feshe dayalı itirazlarını ispata yarar dosyaya tanık haricinde (tanık beyanlarını destekler) herhangi bir tutanak, belge, fotoğraf veya delil de sunamadığı gerekçesiyle, davalının olağanüstü feshe dayalı itirazlarının reddi ile davanın kabulüne; 74.269,75 TL tazminatın haksız fesih tarihi olan 25/01/2023 tarihinden itibaren taraflar tacir olmakla talep gibi TCMB'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, ilk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere öncelikle davacı yanın sözleşmenin ifasında kusursuz olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini ancak bunun mahkeme tarafından da bilirkişiler tarafından da açık itirazlarına rağmen yapılmadığını, olağanüstü fesih iddiaları ve şartları irdelenmediği gibi davacı yanın kusurlu olup olmadığının da değerlendirilmediğini, yapmış oldukları itirazların bilirkişi raporlarında sonuçlandırılmadığı gibi menfi ya da müspet irdelenmediğini, eksik inceleme yapıldığının da açık olduğunu, Anayasal hakları olan adil yargılanma haklarının sekteye uğradığını, davalı şirketin halka arz olmuş ve kimyasal emtia üretimi yapan bir şirket olduğunu, güvenliğin davalı şirket için oldukça önemli olduğunu, ancak davacı firmanın bu güvenliği sağlayamadığı gibi bu işte de yetkin olmadığını, taleplerinin karşılanmadığı gibi, davacı çalışanlarının görev sırasında uyuduğunu kanıtlayan fotoğraflar ve yine davacı tarafça düzenlenmiş tutanakların dosyada bulunduğunu, sözleşme uyarınca şirkete güvenlik risk analizi raporu sunmaları gerekirken bu raporun 3 sene boyunca sunulmadığını, aynı zamanda davacı yanın sunduğunu beyan ettiği raporun güvenlik risk analizi raporu değil, iş sağlığı güvenliği ( ISG ) risk analizi olduğunu, davacı yanın bunların farkını dahi anlayabilecek yetkinlikte olmadığını, ancak bu itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişilerce de davacı yanın sözleşmede talep edilen güvenlik risk analizi raporunu sunup sunmadığının araştırılmadığını, ayrıca sözleşmeye göre (madde 12 ve 16 ) güvenlik şirketinin göreve başladığı ay 240.000,00 TL bedelli özel güvenlik mali sorumluluk sigorta poliçesi yaptırmakla yükümlü olduğunu, bu şartın da gerçekleşmediğini, davacı yanın dosyaya da sunamadığını, olağanüstü fesih için, sözleşmenin ifasında önemli bir aksaklık veya taraflardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi gibi sebepler gerektiğini, davacının hizmet kalitesi düştüğü gibi aslında çoğu yükümlülüğünü sözleşmenin başından beri yerine getiremediğini, sözleşmede de kanunda da olağanüstü fesih için ihtar zorunluluğu bulunmadığı gibi davacı şirkete dosyada sureti mevcut maillerin de gönderildiğini ve davalı şirketin sözleşmeyi devam ettirme iradesi olmadığının açıklandığını, duruşmada dinlenen davacı tanıklarının şirket yetkilileri olduğunu, onların dahi yapmakla yükümlü oldukları ve taraflarınca talep edilen konular hususunda yetkinlikleri ve hatta bilgilerinin dahi bulunmadığını, öncelikle fesih taleplerinin ve sözleşmenin yenilenmemesinin haklı sebeple fesih kaynaklı olduğunu, sözleşmeyi fesih eden davalı taraftan dürüstlük kurallarına göre sözleşme ilişkisini sürdürmesi beklenemeyen durum ve koşullar nedeniyle haklı sebeple fesih yapıldığını, davacı çalışanlarının uyuduğunu kanıtlayan fotoğraflar ve yine davacı tarafça düzenlenmiş tutanakların dosyada bulunduğunu, sözleşmeye göre ( madde 12 ve 16 ) güvenlik şirketinin göreve başladığı ay 240.000,00 TL bedellinin özel güvenlik mali sorumluluk sigorta poliçesi yaptırmakla yükümlü olduğunu, bu şartın da gerçekleşmediğini, yaptırıldıysa da sunulmadığını, davacı tanıklarından ...'nun da görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını, kendisinin de sözleşmenin sadece 3 aylık döneminde çalışmakta olduğunu ancak tüm bildiklerini diğer çalışanlardan duyduğunu ifade ettiğini, bilgisinin bulunmadığını, operasyon müdürü olduğunu belirten tanığın şirket İnsan Kaynakları Müdürü olan ...'yı dahi güvenlikten sorumlu eleman olarak tanımladığını, davacı şirketin ve müdürlerinin dahi sorumluluklarını yeterince yerine getirmedikleri, davalı şirketten ve davalı şirketteki işleyişten bihaber olduklarının açık olduğunu, davalı tanıklarının ise olayı ve davacı yanın eksikliklerini açıklıkla ifade ettiklerini, davalı tanığı ...'nın beyanın açık ve görgüye dayalı olduğunu, davacı yanın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği, eksik ve yanlış yaptığı gibi çoğu talebi de anlamadığını, toplantı yapmadığını, denetim yükümlülüğüne uymadığını, kendisinden istenen güvenlik sızma testini konu ile hiç ilgisi olmayan bilgi işlem sızma testi ile, güvenlik risk analizini de İSG risk analizi ile karıştırıp büyük hatalar yaptığını ve güvenlik hizmeti hususundaki eksikliğini bir çok kez kanıtladığını, davalı tanığı ...'ın ise şirkette genel müdür pozisyonunda olduğunu, tüm sürece ve davacı yanın tüm eksikliklerine hakim olduğunu, davacı yanın sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal ettiği, eksik ve yanlış yaptığı gibi çoğu talebi de anlamadığını, toplantı yapmadığını, denetim yükümlülüğüne uymadığını, kendisinden istenen güvenlik sızma testini konu ile hiç ilgisi olmayan bilgi işlem sızma testi ile güvenlik risk analizini de İSG risk analizi ile karıştırıp büyük hatalar yaptığını ve güvenlik hizmeti hususundaki eksikliğini bir çok kez kanıtladığını, davacı ile sözleşmenin devamının imkansız hale geldiğini, dava konusu Koruma Ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 06/02/2019 yılında 1 Yıllık akdedildiğini, daha sonra yazılı olarak yenilenmediğini, ilgili sözleşmenin davalı yanca haklı nedenle ve zorunlu olarak fesh edildiğini, davacı şirketin sunmuş olduğu hizmetin son yılda daha da kötüleştiğini, birçok çalışanın değiştiğini, davacı şirket yetkilileri ile davalı şirketin talebi ve ısrarı üzerine 18/05/2022 tarihinde toplantı yapılabildiğini, anılı toplantıda davalı şirketin davacı şirketin güvenlik ve yönetim açıklarını bildirdiğini, yazılı olarak taleplerde bulunduğunu, ancak davacı şirketin talep edilen hususların hiçbirini gerçekleştirmediğini, davacı tarafın Koruma Ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesinde vaat ettikleri periyodik toplantı hususunu da birçok kez hem yazılı hem de sözlü talep etmelerine rağmen davacı şirketin periyodik toplantıları gerçekleştirmediğini, uyarı maillerine rağmen de eksikliklerine devam ettiklerini, davacı yanın sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar geçen sürede hizmet yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirmediğini, tanık beyanları ve davacı şirketin sunduğu hizmetlerdeki eksiklikler dikkate alındığında, sözleşmenin sona erdirilmesinin haklı fesih niteliğinde olduğunu, Güvenlik risk analizi raporu, sızma testi, gece denetimleri ve periyodik toplantılar gibi sözleşme ile yüklenilen birçok yükümlülüğün davacı şirket tarafından yerine getirilmediğini, bu eksiklikler sebebiyle davalı şirketin güvenliğinin tehlikeye girdiğini, bu durumun zorunlu olarak sözleşmenin sona erdirilmesine neden olduğunu, davalı şirketin sunduğu güvenlik hizmetlerinde ciddi eksikliklerin olduğu, çalışanlarının görev başında uyuduğu ve güvenlik açığı bulunduğuna dair kayıtlar bulunduğunu, bu eksikliklerin, sözleşmenin devam ettirilmesini imkânsız hale getirdiğini, mahkemenin bilirkişi raporlarına dayanarak davacı şirketin kar mahrumiyetine uğradığı sonucuna vardığını, ancak bilirkişi raporlarının yalnızca mali veriler üzerinden hazırlandığını, sözleşmeye aykırılık ve hizmetin eksik ifa edilmesi hususlarının bilirkişi raporunda detaylı şekilde incelenmediğini, taraflar arasında Hizmet Sözleşmesi bulunduğunu, TBK 435 uyarınca her zaman haklı nedenle feshi imkanı bulunduğunu, hizmet ilişkisinin devamının davalı yan için beklenemez hale geldiğini, fesih hakkının kullanılması için gereken sürenin dikkate alındığını, mail ile de bildirildiğini, yazılı şekilin sadece ispat şartı olduğunu, haklı sebeple fesih hakkının emredici nitelikte olup sözleşmede yer almasa da kanundan kaynaklı olduğunu, ayrıca dosyadaki mevcut bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, yeni ve ehil bir heyetten rapor alınması taleplerinin ise kabul edilmediğini, bilirkişi raporunun da eksik ve yetersiz olduğunu, mahkemenin yalnızca bu raporu dayanak yaparak karar vermesinin de hatalı olduğunu, ayrıca kar mahrumiyeti hesabı sonucundan da tenzil yapılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklı tazminat talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, taraflar arasındaki 06/02/2019 tarihli Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi'nin 19. maddesi gereğince 06/02/2019-01/02/2020 tarihleri arasında belirlenen sözleşmenin süresinin bitiminden itibaren 21 gün önce feshedilmediği takdirde sözleşmenin bir yıl için yenilenmiş sayılacağının kararlaştırıldığına, bu şekilde sözleşme süresinin iki kez yenilenmiş sayılarak taraflar arasında itiraza uğramadan uzatıldığına, süresinde bildirim yapılmadığından 3. kez yenilenmiş sayıldıktan sonra davalının fesh bildiriminde bulunmasına, davalı tarafından bir kısım tutanak ve tanık beyanına dayanılarak sözleşmenin haklı nedenle fesh edildiği savunulmuş ise de, iddia edilen olayların, 2022 yılı içerisinde gerçekleşmesine karşın, fesh bildiriminin süresinde yapılmayarak sözleşmenin 3. kez uzatılmasına neden olunmasına, sözleşme 3. kez yenilenmiş sayılmasından sonra davacının kusuru ile haklı nedenle feshe yol açılabilecek bir husus öne sürülememesine göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 5.073,37 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.269,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.803,97 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile kesin olarak karar verildi....

Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/689, K. 2025/740, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/denizli-bolge-adliye-mahkemesi-4-hukuk-dairesi-2025-689-e-2025-740-k-d6b2a27dda70