Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2025/387 E. 2025/488 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/387
- Karar No
- 2025/488
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2025/387 Esas
KARAR NO: 2025/488 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/01/2025
NUMARASI: 2025/11 E. SAYILI ARA KARAR
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 16/04/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde; davalı şirket tarafından "..." isimli ifadeyi marka olarak tescil ettiren davalı şirket nezdindeki ifadelerin ulusal ve uluslararası hukuk anlamında marka niteliğini taşımadığından dolayı iptali ile tescil kaydının silinmesi gerektiğini, davalı şirketin boya sektöründe faaliyet göstermekte olup, ana lokomotif markasının "..." olduğunu, davalı şirket tarafından, kullandığı, kullanmadığı çok sayıda başka yerli ve yabancı firmalar tarafından kullanılan ifadelerin ülkemizde marka olarak tescilinin yaptırıldığını, davalı şirket tarafından başında fırça izi resimli logo ve yanında "..." ana markasının yanında model olarak "..." ifadesini kullandığını, "..." markasının müvekkili şirket tarafından 2018 yılında kullanıldığını, "..." boyanın kimyasal muhteviyatı gereği her zemin üzerinde uygulanabilen, ahşap - plastik- seramik- taş vs her yeri ve her şeyi boyayabilen, her zemin üzerinde boya ile değiştirebilen ve her zemini dönüştürebilen bir özelliğe sahip olduğunu, hattı sathında geçmişten bu tarafa maket yapanlar vs. piyasada kullanılan ve hobi boyası olarak üretilen boya içeriklerinin müvekkili şirket tarafından kendisine ait formülüyle kimyasal nitelikleri güçlendirilerek büyük kutularda satışa sunulduğunu, daha çok üretim ve satışının 2018-2019 yılında, yanında başkaca resim- ana marka- lokomotif marka vs kullanılmaksızın "..." markası ile ülkenin Batı Karadeniz, İç Anadolu Bölgesi, Akdeniz, Marmara bölgelerinden gelen taleplerle yayılarak fiili üretim - satış ve pazarlamasının yapıldığını, davalı şirketin, müvekkil şirketten üç kez "..." markasını satın almak amacıyla, görüşme talepleri olduğunu, müvekkili şirket yetkilileri ile anlaşılamadığını ve devamında taraflar arasında marka hükümsüzlüğünden, boya kaplarındaki benzerlik iddialarını merkeze alarak haksız rekabet isnadına varan farklı olay ve konulara dayanan değişik tarihlere isabet eden derdest hukuk ve ceza konulu davalara sebebiyet verdiğini, davalı şirketin marka vasfı taşımayan ifadeleri yerel ve uluslararası hukuka aykırı surette marka olarak tescil ettirmesinin Türk boyacılık sektöründe boya kutularında yazılacak yazılar noktasında ciddi bir karmaşaya sebebiyet verdiğini belirterek, bu nedenle ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğü ile tescil kaydından silinmesine, söz konusu markalar üzerine ihtiyati tedbir konularak kullanımının durdurulmasına, dava yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
TEDBİR TALEBİNİN REDDİ KARARI: Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/01/2025 tarihli 2025/11 E. sayılı ara kararıyla "...Davacı vekilinin, dava konusu markalar üzerine ihtiyati tedbir konularak kullanımının durdurulması yönündeki talebinin ucu açık ve son derece kapsamlı olduğu, davalının ticari faaliyetlerini orantısız bir şekilde sekteye uğratacağı, davalının tescilli olan sınai mülkiyet haklarından faydalanmasına engel olarak ileride teminatla dahi giderilmeyecek orantısız ve haksız zararlara uğrama ihtimalinin bulunduğu ve en nihayetinde yaklaşık ispat koşulları oluşmadığı" gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU: İhtiyati tedbir talep eden vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının gerekçesinin yerinde olmadığını, tedbir taleplerinin ucunun açık olmadığını, davalı tarafın bu markaları kullanmadığının kolayca tespit edilebileceğini, marka vasfı taşımayan markalar olduklarını,
"..." ve "..." gibi markaların ayırt edici özelliklerinin bulunmadığını, yalnızca kendi menfaatleri için, diğer üreticileri tehdit amacıyla tescil ettirdiklerini, Bu markaların yeni uyuşmazlıklar doğurmaması ve müvekkili ile diğer üreticileri zarara uğratmaması için kullanılmalarının durdurulması gerektiğini,Tescil edilen dava konusu markaların marka vasıflarının bulunmadığını belirterek, açıklanan ve Mahkemece de re'sen gözetilecek nedenlerle, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi tarafından 21.01.2025 tarihinde tesis edilen ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararın kaldırılarak, söz konusu markaların kullanımının durdurulması ile satış ve devrinin önlenmesine ilişkin haklı ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini, yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
G E R E K Ç E: Dava, marka hükümsüzlüğü davasıdır.Davacı tarafça hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait markaların kullanılmasının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sınai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.Görüldüğü gibi SMK’nun 159/1. maddesi uyarınca sınai mülkiyet haklarına tecavüz iddiasıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, HMK’nun 389/1. maddesi uyarınca da yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir talep edilebileceğinin belirtildiği, somut olayda yalnızca davalıya ait markaların hükümsüzlüğünün talep edildiği, davacının marka haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla açılmış bir dava olmadığı, bu nedenle davalının tescilli markalarını kullanmasının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden, Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 16/04/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.