Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2025/249 E. 2026/380 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/249
- Karar No
- 2026/380
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2025/249 Esas
KARAR NO: 2026/380
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/11/2024
NUMARASI: 2023/106 ESAS, 2024/267 KARAR
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/03/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketler arasında 01.10.1996 tarihli ... Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme ile müvekkili şirketin ... şirketinin ürettiği testere ve elektrikli aletlerin Türkiye'de bulunan tek yetkili satıcısı haline geldiğini, müvekkili ....AŞ.'nin distribütörü olduğu diğer müvekkili ...'nin motorlu ve elektrikli testereler ve buna bağlı yan ürünler konusunda pek çok ülkede faaliyet gösteren ve yine pek çok ülkede tescilli ... markasının sahibi olan, Almanya kökenli bir şirket olduğunu, ... markasının Türkiye’de ...-Ticaret marka no ile tescilli olduğunu, söz konusu markanın Türkiye'de ilk defa 23.12.1977 yılında tescil edildiğini, aynı markanın daha sonra ... tescil numarası ile 4., 7.. 8., 9,. 11, ve 25. sınıflarda 04.11.2003 tarihinde tescil edildiğini ve markaların yenilendiğini, müvekkili ... AŞ.'nin uzun yıllardan beri ... markasının distribütörü olduğunu, uluslararası çapta faaliyetleri sonucu söz konusu markayı koruyarak geliştirdiğini, yine aynı şekilde ...'nin de markayı geliştirerek, markayı dünya çapında bir kalite sembolü haline getirdiğini, ... markasının ülkemiz yanı sıra dünya ülkelerinin pek çoğunda da tanınmış bir marka olduğunu, Davalı Şirketin ... markasının iltibasını veya taklidini yaratacak şekilde benzerlerini kullandığını, teşhir ettiğini ve internet sitelerinde pazarlamasını yaparak, aynı zamanda diğer 3. firmalara söz konusu ürünleri temin ederek pazarlamasının yapılmasına neden olduğunu, internet tarayıcılarında yapılan aramalarda müvekkili şirketin distribütörü olduğu ... markasına benzer olacak şekilde yer alan ... markasının ve ... markası ile aynı sınıfta yer alan ürünlerin resimli şekilde yer aldığı ve ürünlerin birbirinden ayırt edilemeyecek nitelikte benzerlikler taşıdığının tespit edildiğini, ...'nin 556 Sayılı KHK’nın 8/III. maddesi uyarınca, ... markasının yaratanı ve marka üzerinde üstün hak sahibi olduğunu, davalı şirketin ... markası ile görsel ve işitsel olarak aşırı derecede benzer nitelikte olan ... markasını kendisi adına tescil ettirerek kullandığını, davalının ... markası ile ... markasının tescilli olduğu ürün grubuna ait ürünleri ürettiğini ve “... .” ürününde ... markası ile aynı turuncu rengi ve dizaynı kullanarak hem markanın saygınlığı azalttığını hem de tüketicilerde ... markası ile karıştırılma ihtimali uyandırdığını ve ... markasının tanınırlığından kötü niyetli olarak yararlanarak haksız kazanç elde ettiğini, davalının söz konusu eylemlerinin 556 Sayılı KHK ve TTK uyarınca marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğinden bahisle, davalıya ait olan ... markasının KHK 44/1 uyarınca geçmişe yürür olarak hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının ... markasının kullanımı nedeniyle müvekkillerinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile bu durumun önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının varsa, ... markasını birlikte, tek başlarına veya başka herhangi bir ibare ile birlikte, her türlü yayınlar, hizmetler ve mallar, ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı kağıtlar, faturalar ve sair her türlü ticari evrak ile internet alan adları da dahil olmak üzere internet üzerinde, Türkiye'de ya da yurtdışında kullanmasının önlenmesine ve bunların toplatılarak, hükmün kesinleşmesini müteakip bu türden her türlü materyalin imha edilmesine, davalının varsa ... markasını kullandığı alan adlarının kullanılmasının yasaklanmasına ve bunların iptaline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanları kabul etmediklerini, müvekkilinin tamamen iyi niyetli olup kendi malını şahsileştirip diğer mallardan ayırt edilmesini sağlamak üzere ... markasını 19.01.2015 tarihinde başvurarak aldığını, davacıların tescilli marka belgesinin bulunmadığını, 556 Sayılı KHK gereği tecavüz iddiasında bulunulamayacağını, davacıların markasının tanınmış marka olmadığını, davacı tarafın ... markasının müvekkilinin markası ile hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, okunuş şeklinin bile farklı olduğunu, iki markanın görüntüsünün de farklı olduğunu, iki marka arasında fonetik fark bulunduğunu, iki marka arasında hiçbir iltibas bulunmadığını, somut olayda her iki markanın aynı emtia sınıfında kullanılmasının söz konusu olduğunu, her ikisinin de benzer olduğunun iddia edildiğini, her iki markada ortak hiçbir harf, kelime bulunmadığını, markaların hakim unsurları dikkate alındığında bunun yanında tali unsur olarak ... ibaresinin kullanılmasının bir benzerlik iltibas ya da karıştırılma sonucuna neden olacağının kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca distrübütörün dava hakkının bulunmadığını, ... televizyonda yayınlanan reklamlarla müvekkilinin hiçbir ilgisinin bulunmadığını, sipariş üzerine herkese gönderilen ürünleri bir şekilde elde ederek kendi insiyatifiyle kendi kanalında üstüne kâr koyarak davacı markasını da kullanıp kendisinin maddi menfaat temin etmeye çalıştığını, müvekkilinin bu durumu davacının dilekçesi ile öğrendiğini, ... televizyonuna ihtarname göndererek eylemlerine son vermesinin gerektiğinin iletildiğini beyanla davacı yanın haksız davasının reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/02/2020 tarih ve 2017/341 Esas - 2020/126 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş, verilen bu kararın istinaf edilmesi üzerine; Dairemizin 10/03/2023 tarihli 2021/815 E. - 2023/450 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.
Dairemizin kaldırma kararı sonrası İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/11/2024 tarih ve 2023/106 Esas - 2024/267 Karar sayılı kararıyla; ''...Mahkememizce İstinaf kaldırma ilamı sonrası 19/10/2023 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı çerçevesinde alınan 26/04/2024 tarihinde alınan bilirkişi raporunda İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmış, raporda özetle; davacı markasının tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceği, davalının "..." marka kullanımının davacının "..." markası ile markaya tecavüz ve iltibas teşkil etmediği, kabulünün mahkemenin takdirinde bulunulduğu görüş ve kanaatine ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2021/815 esas 2023/450 kararında işaret edilen hususlar ve mahkememizce İstinaf kaldırma ilamı sonrasında alınan 26/04/2024 tarihli bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar İstinaf kaldırma ilamı öncesi alınan bilirkişi raporlarında davacı markasının tanınmış marka olduğu hususunda çelişkiler bulunsa da mahkememizce İstinaf kaldırma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporu ile bu çelişkilerin giderildiği, davacı markasının tanınmış marka olarak kabul olunamayacağının tespit olunduğu, davalı tarafça dava dışı ... Tv'de yayınlanan reklamların kendi bilgileri dahilinde olmadığının beyan edildiği, bu noktada eylemlerin sonlandırılması için ... Tv'ye ihtarnamenin gönderildiği, ... Tv'de yayınlanan reklamların davalı tarafça yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
Davacı ve davalı markalarının tescil edildiği Davacının "..." markasına ait ürünlerin yüksek fiyatlı ve iyi kalitede oldukları, davalının "..." markasına ait ürünlerin yaklaşık 8-10 katı kadar yüksek fiyatla satıldığı ve davacı ürünlerinin özellikle profesyonel kullanıcılar tarafından tercih edildikleri, davalı ürünlerinin ise amatör kullanıcılara hitap edebileceği hususlarının da İstinaf kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporunda sektörel açıdan değerlendirildiği, her ne kadar iki markanın da rengi turuncu ise de piyasadaki bir çok firmanın aynı rengi tercih ettiği, markalar okunuş olarak yakın görünse de ortalama kullanım bilgisine sahip bir tüketicinin ürünler arasındaki kalite farkını bilebileceği, tarafların hitap ettikleri tüketici çevresi dikkate alındığında davalının herhangi bir haksız faydaya yol açmadığı, fiyat açısından da ürünlerin ayırt edilebileceği, tarafların markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet niteliğinde olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşılarak davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,...'' karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Eksik ve yetersiz incelemeler içeren bilirkişi raporunu esas alarak karar verildiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate almadığını, yargılamanın 19.10.2023 tarihli ilk duruşmasında verilen ara kararlar gereği dosyaya 09.11.2023 tarihli beyan dilekçe ekinde ... markasının 90. Yılı için özel olarak hazırlanan Broşür ve Markanın 2022 yılına ait Yıllık Raporu dosyaya sunulduğunu, noter onaylı Türkçe çeviri asıllarının 08.12.2023 tarihli dilekçe ekinde İlk Derece Mahkemesine sunulduğunu, davacı müvekkillerinden ...’nin sahibi olduğu, diğer davacı .... AŞ.’nin ise Türkiye’deki tek yetkili distribütörü olduğu ... markasının Türkiye ve Dünya çapında tanınırlığının herkes tarafından bilindiğini, markanın tanınırlığını ispatlar nitelikte evrakların kaldırma ilamı sonrasında dosyaya sunulduğunu, bilirkişi heyet raporunun “İnceleme” bölümünün devamında “...Her ne kadar ... markası piyasada oldukça tanınan ve güvenilir bir marka dahi olsa da dosya kapsamında genel kabul gören kriterler uyarınca davacı markasının tanınmışlığına ilişkin ispat vasıtaları mevcut değildir.” Denilerek “davalının ... markasını kullanmasının davacının “...” markası ile markaya tecavüz ve iltibas teşkil etmediği” sonucuna varıldığını, 28.05.2024 tarihli Bilirkişi Raporuna İtiraz ettiklerini ancak ek rapor alınmadığını, “...” markasının Türkiye’de tanınırlığının ispat edilemediğine ilişkin tespit ve değerlendirmeyi kabul etmediklerini, dosyaya gelen Bilirkişi Heyet Raporu objektiflikten ve bilimsel değerlendirmelerden uzak ve özensiz şekilde hazırlanmış bir rapor olduğunu, rapor sonuç kısmında “...” markasının yanlış şekilde “...” şeklinde yazıldığını, ortalama bir tüketicinin iki marka arasındaki karıştırma ihtimalinin dikkate alınması gerektiğini, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/341 E. sayılı dosyası içerisinde yer alan 22.01.2018 tarihli Bilirkişi Raporu ve 10.08.2019 tarihli Bilirkişi Raporunda Davalının “...” markası açısından hükümsüzlük şartlarının oluştuğu görüşüne varıldığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; Marka hükümsüzlüğü ve markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstinaf incelemesi HMK 355. Madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler ile, kamu düzeniyle ilgili hususlarla sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince her ne kadar yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hükümsüzlük ve marka hakkına dayalı tecavüz iddiasının yasal dayanakları ve inceleme usulleri farklı olup, hükümsüzlük yönünden yapılan incelemede iltibas iddiasının "markanın tescilli olduğu şekli" esas alınarak yapılması, markaya tecavüz iddiası yönünden ise "markanın kullanım şekli" esas alınarak inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği halde hükme dayanak bilirkişi raporunda taleplerin incelenmesine ilişkin usul ve esaslara uyulmadığı, taraflar adına tescilli markaların beyaz zemin üzerinde yazı ile oluşturulan markalar olduğu halde, ilk derece mahkeme karar gerekçesinde ve dayanak bilirkişi raporunda her iki markanın da renginin turuncu olduğundan yola çıkılarak markanın emtia üzerinde kullanım şekli ile değerlendirme yapıldığı anlaşıldığı gibi, Dairemizin kaldırma kararından önce alınan bilirkişi raporları ile sonra alınan bilirkişi raporunda esasa etkili incelemeler yönünden farklı değerlendirmeler yapılmasına karşın raporlar arasında çelişki giderilmeden ve davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ciddi itirazları giderilmeden, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulması yerinde olmadığından, davacılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, karar kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilince ileri sürülen sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK nın 353/ 1- a-6 maddesi gereğince kısmen KABULÜNE,
2-İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14.11.2024 Tarih ve 2023/106 Esas 2024/267 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Karar kaldırma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacılara iadesine,
6-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 310,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.993,10 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.06/03/2026