Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2464 E. 2026/144 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2464
- Karar No
- 2026/144
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2464 - 2026/144 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/2464 KARAR NO : 2026/144 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/02/2025 NUMARASI : 2024/464 E. - 2025/39 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/02/2025 tarih ve 2024/464 E. - 2025/39 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirkete ait birden çok "..." ibareli marka başvuruları/tescilleri bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2019/54353 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise YİDK tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, müvekkili markaları ile davalı başvurusunun aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı markasının müvekkili markasının esaslı unsurunu ihtiva eder şekilde oluşturulduğunu, aynı ve benzer mal/hizmetler yönünden tescil başvurusu yapıldığını, tüketiciler nezdinde iki markanın karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkili şirketin tanınmışlığından dolayı davalının avantaj sağlayacağını, "..." markası ile kötü verilecek hizmet ve üretilecek ürünlerden dolayı müvekkili Şirketin zarar görebileceğini, markaların yan yana gelmesi halinde davalı markası ile müvekkili markalarının seri marka olduğu algısının oluşacağını, taraf markalarının karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğunu, davalı yanın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-4654 sayılı kararının aleyhe hususları yönünden iptaline, davalı markasının sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, davanın iki aylık süre içerisinde açılıp açılmadığının irdelenmesi gerektiğini, davacıya ait itiraz gerekçesi 2019/64771 sayılı markanın başvurusunun, müvekkili başvurusundan sonra yapıldığından işbu davada dikkate alınmasının mümkün olmadığını, dava dilekçesinde zikredilen diğer markaların da YİDK kararının iptaline yönelik davada dikkate alınamayacağını, müvekkili başvurusu ile davacı markalarının aynı mal ve hizmetleri kapsamadığını, marka işaretleri arasında da benzerlik bulunmadığını, her iki markanın esaslı unsurunun farklı olduğunu, markaların hitap ettikleri tüketici kitlesinin de farklı bulunduğunu, davacı markasının tanınmış marka olmadığını, kötü niyet iddiasının da dayanaksız bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, YİDK kararının iptaline yönelik açılan davanın süresinde açılmadığı, hükümsüzlük davası yönünden ise davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... (2000/28726)" ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmakla beraber başvuru markasının kapsamında kalan emtia açısından mal/hizmet benzerliği bulunmadığından, SMK'nın 6/1 maddesindeki karıştırılma koşullarının gerçekleşmediği, davacı tarafın SMK'nın 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanmadığı, SMK'nın 6/5 maddesinde öngörülen koşulların da oluşmadığı, SMK'nın 6/6 maddesi anlamında davacının herhangi bir hakkının olmadığı, başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilmediği gerekçesiyle YİDK kararının iptaline yönelik açılan davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine, hükümsüzlük istemli açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, YİDK kararının iptaline yönelik davanın süresi içinde açıldığını, mahkeme kararının yeterli gerekçeden yoksun olduğunu, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında görsel, sesçil ve anlamsan benzerlik bulunduğunu, gerekçeli kararda, bilirkişi raporu esas alınarak markalar arasında mal ve hizmet benzerliği bulunmadığına hükmedildiğini ancak bu kanaate nasıl varıldığının açıklanmadığını, oysa markalar arasında mal ve hizmet benzerliğinin de olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu ve bu durumun ispat edildiğini, davalının marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, iptali istenen YİDK kararının davacıya 02.06.2020 tarihinde tebliğ edildiği, 25.03.2020 tarihli 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile dava açma sürelerinin 13.03.2020 tarihinden 30.04.2020 tarihine kadar durdurulduğu, daha sonra 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi birinci fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatıldığı, 7226 sayılı Kanun ile pandemi dolayısıyla uzayan süreler dikkate alındığında dava açmak için hak düşürücü sürenin 16.06.2020 tarihinde başlayıp 17.08.2020 tarihinde dolduğu, eldeki davanın ise iki aylık hak düşürücü süre ile pandemi nedeniyle uzayan süreler dolduktan sonra 25.08.2020 tarihinde açıldığı, öte yandan iki aylık hak düşürücü dava açma süresinin 6100 sayılı HMK’nın tayin ettiği bir süre olmadığı, bu nedenle adli tatil de dahil olmak üzere sürenin işleyeceği ve uzamayacağı, tüm bu nedenlerle YİDK kararının iptaline yönelik davanın süresinde açılmadığı, öte yandan içinde gıda mühendisi de bulunan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında kalan emtia ile davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki emtia arasında benzerlik olmadığı, söz konusu raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacı markalarının tanınmışlığının ya da dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 116,60-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 22/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/02/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.