Bölge Adliye Mahkemesi · Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2025/215 E. 2025/1118 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/215
- Karar No
- 2025/1118
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/215 - 2025/1118 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/215 KARAR NO : 2025/1118
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/11/2024 NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. DAVALI : ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ VEKİLLERİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 08/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.11.2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10/01/2023 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plakalı araç sürücüsünün yolda seyir halindeyken hızla gelip refüj üzerinden yaya konumunda bulunan müvekkili ...'ın eşi müteveffa ...’a çarpması neticesinde, müvekkilinin eşi ...'ın vefat ettiğini, kaza ile ilgili olarak .... Asliye Ceza Mahkemesi’ne ... Esas sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, kazaya ilişkin açılan .... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporundan da söz konusu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğunu, müteveffanın geride davacı müvekkilini mirasçı olarak bıraktığını, müvekkil eşinin desteğinden yoksun kaldığı gibi gelecekte doğması muhtemel desteğinden de yoksun kaldığını, kaza sebebiyle tek desteğini kaybeden davacı müvekkilinin ev hanımı olduğunu, sunulan SGK kayıtları, araç kayıtları ile tapu kayıtlarından da müvekkili üzere üzerine kayıtlı mal varlığının bulunmadığını belirterek adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH: Davacı vekili 23.10.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 1.046.614,22-TL arttırarak dava değerini 1.046.714,22-TL olarak belirlemişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; aleyhlerine açılan davanın reddine, davacının davasını ispatı halinde müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, asıl alacak, yargılama giderleri ve vekalet ücreti açısından ayrı ayrı poliçe limiti ile sorumlu tutulmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davanın kabulü ile; 1.046.714,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının 31/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, kusur bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, ceza dosyası istenilmeksizin kusur durumundaki ve kaza tespit tutanağı ile ceza dosyasına alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, savcılık dosyası ve ceza dosyası istenilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas bilirkişi raporunda kullanılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, ZMMS Genel Şartları gereğince hesaplamanın TRH 2010 tablosu ve 1,65 teknik faiz yöntemi kullanılarak yapılması gerektiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete usulüne uygun herhangi bir başvuru bulunmadığından müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ölümlü trafik kazası nedeni ile destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile 1.046.714,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının 31/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; kusur bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, ceza dosyası istenilmeksizin kusur durumundaki ve kaza tespit tutanağı ile ceza dosyasına alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, Eldeki dosyaya baktığımızda kaza tespit tutanağına göre davalı sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. ... C. Başsavcılığınca alınan 29.01.2023 günlü kusur raporuna göre, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu, davacının desteğinin ise kusursuz olduğu belirtilmiştir. Mahkemece ATK Trafik ihtisas Dairesinden aldırılan 25.09.2023 günlü kusur raporunda olay yeri CD görüntülerine göre sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında tali, dava dışı yayanın %75 oranında asli kusurlu olduğu ve davacının desteği yaya ...'ın kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Tarafların itirazı üzerine kusur oranlarının tespiti amacı ile dosya ... görevlilerinden oluşan heyete gönderilmiş, ... bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 09.01.2024 günlü kusur raporuna göre davalı sigortalı araç sürücüsünün %50, dava dışı yayanın %50 oranında kusurlu olduğu, davacının desteğinin ise herhangi bir kusur ihlalinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Son olarak mahkemece kusur durumunun netleştirilmesi amacı ile Karayolları Fen Heyetinden rapor düzenlenmesi istenilmiş, Karayolları Fen Heyeti tarafından düzenlenen 20.09.2024 günlü kusur raporunda davalı sigortalı araç sürücüsünün %50, dava dışı yayanın %50 oranında kusurlu olduğu, davacının desteğinin ise herhangi bir kusur ihlalinin bulunmadığı belirlenmiş, işbu rapor ... Trafik bilirkişi heyeti raporu ile uyumlu olduğu gerekçesi ile mahkemece hükme esas alınmıştır . Buna göre, dosya kapsamında alınan tüm kusur bilirkişi raporlarına göre davalı sigortalı araç sürücüsünün aracının hızını kavşakta azaltmadığı, tedbirsiz ve dikkatsiz davranışı nedeni ile direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje çıktığının sabit olduğu, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun olayın oluş ve özeliliklerine uygun olduğu gibi ... Trafik bilirkişi heyet raporu ile de uyumlu olduğu, bu nedenle mahkemece Karayolları Fen Heyeti tarafından düzenlenen 20.09.2024 günlü kusur raporuna üstünlük verilerek davalı sigortalı araç sürücüsünün %50 oranında kusurlu kabul edilmesinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin savcılık ve ceza dosyaları incelenmeden karar verildiği yönündeki istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı vekili her ne kadar savcılık dosyası ve ceza dosyaları dosya arasına alınmadan ve incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüş ise de, eldeki dosyaya baktığımızda kaza anını gösterin olay yeri görüntüleri mevcut olup, dava dışı 3. bir yayanın kazaya etkisi belirlendiğinden, ceza soruşturmasının sonucunun dosyamız açısından sonuca etkili olmayacağı, mahkemece mevcut delillere göre davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı vekili aktüer hesaplamında genel şart kapsamında 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ise de; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında 11/01/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/13625 esas ve 2022/8912 karar sayılı 16/06/2022 günlü kararı) İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 10.09.2021 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde; bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “...TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin...” tespitlerile davacının kalıcı maluliyet zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinafı haklı görülmemiştir.
Davalı vekilinin faiz tarihine yönelik istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından müvekkili şirkete usulüne uygun herhangi bir başvuru bulunmadığından müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ileri sürmüş ise de, 2918 Sayılı Yasanın 97 ve 99. md.leri gereği dosyaya baktığımızda; davacı vekili tarafından dava açılmadan önce 18.01.2023 tarihinde gerekli tüm belgeler ile usulüne uygun şekilde başvuru yapıldığı, iş bu başvurudan 8. iş günü sonrası olan 31.01.2023 tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin temerrüte düştüğünün kabulü ile mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmekle davalı vekilinin faiz tarihine yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.11.2024 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 71.501,04 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 17.876,00 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 53.625,04 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi.08.05.2025
Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır