Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2025/1708 E. 2026/487 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1708
Karar No
2026/487
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1708 Esas

KARAR NO : 2026/487

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 16/11/2023

NUMARASI : 2015/376 Esas, 2023/779 Karar

DAVA: TAZMİNAT

KARAR TARİHİ: 02/04/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; KKTC'de bulunan müvekkiline ait ... Santrali için davalı sigortacı ile müvekkili arasında, 5312 Sayılı Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun gereği zorunlu olarak yapılması öngörülen Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, poliçede teminat limitinin 500.000,00 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin 5312 Sayılı Yasa kapsamındaki teminat limitini aşan sorumluluğu için de taraflar arasında ihtiyari olarak Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, 12.07.2013 tarihinde müvekkiline ait santrale tanker ile getirilen fuel-oil emtiasının tesise tahliyesi sırasında yakıt kaçağı meydana geldiğini ve 98 ton fuel-oil yakıtın denize akması sonucu çevre kirliliği yaşandığını, müvekkili şirketin çevre kirliliğini önleme ve temizleme çalışmaları için (temizlik, nakliye, işçi tediye ve barınma, tıbbi ve çeşitli giderler olarak) 12.943.749,47 TL harcama yaptığını, davalı sigortacının Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında 500.000,00 TL teminat tutarını ödediğini, Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında da 500.000,00 USD avans ödediğini, ancak kalan 9.045.000,00 TL zararın giderilmediğini, davalı sigortacının eksperi tarafından düzenlenen rapora göre, ödenmesi gereken sigorta tazminatının 3.232.724,62 USD olduğunu, müvekkilinin gerçek malvarlığı zararına ve eksperin ortalama bir zarar belirlemesine rağmen, davalı sigortacının gemi donatanının meydana gelen olayda % 50 kusuru bulunduğu gerekçesi ile 559.930,63 USD daha ek ödeme teklif ettiğini, ancak kalan zarar tutarı 9.045.000,00 TL olduğundan talebi kabul etmediklerini, davalı sigortacının, müvekkilinin 5312 Sayılı Yasa kapsamındaki sorumluluğunu garantör sıfatıyla yüklendiğini, anılan Yasaya göre kusursuz sorumluluk ilkesine göre çevre zararının tazmin edilmesi gerektiğini, yine 2872 Sayılı Çevre Kanuna göre de, çevre kirliliğinden doğan sorumluluğun kusursuz sorumluluk niteliğinde olduğunu, Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartlarında da sigorta tazminatının ödenmesinde kusur esasının değil, zarar kıstasının kabul edildiğini, bu nedenle müvekkilinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın çevreyi kirleten sıfatından kaynaklı hukuki sorumluluğu nedeniyle malvarlığında oluşan zararının tazmini gerektiğini, donatanının kusuru varsa davalı sigortacının donatana rücu etmesi gerektiğini, TTK'nın 1427. maddesi uyarınca olayın ihbarından 45 gün sonra 30.08.2014 tarihinde sigorta tazminatı alacağının muaccel olduğunu ileri sürerek 9.045.000,00 TL'nin 30.08.2014 tarihinde işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevabında; Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin zorunlu sorumluluk sigortası ile ilgisi olmayıp, ihtiyari olarak düzenlendiğini, her iki poliçenin başlangıç ve bitiş tarihleri ile özel şartları ayrı olup, aralarında bağ bulunmadığını; Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi teminat limiti olan 500.000,00 TL davacıya ödenerek teminatın tüketildiğini, davacı da müvekkilini ibra ettiğinden bu poliçe kapsamındaki taleplerin reddi gerektiğini; Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında davacıya 06.02.2014 tarihinde 500.000,00 USD, 13.04.2015 tarihinde 559.930,63 USD ödeme yapıldığını ve yapacak başka bir ödeme kalmadığını; bununla birlikte davacının talebinin Üçüncü Şahıs Sorumluluk Sigorta Poliçesi teminat kapsamında olmadığını, zira bu poliçe kapsamında davacının sorumluluğunu doğuracak bir olay nedeniyle üçüncü kişinin mallarında fiziksel bir zarar meydana gelmesi ya da üçüncü kişinin malında kullanım kaybı olması gerektiğini, oysa davacının talep ettiği zarar kalemlerinin poliçede tanımlanan mal zararı olmadığını, çevrenin temizlenmesi için yapılan masrafların Üçüncü Şahıs Sorumluluk Sigorta Poliçesi teminat kapsamında üçüncü şahsın mal zararı olmadığını, çevrenin temizlenmesi için yapılan masrafların Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde teminat altına alındığını ve bu kapsamda da teminatın tüketildiğini; davacının ...şirketi ile kirliliğin temizlenmesine ilişkin sözleşme imzaladığını, bu sözleşmeye göre temizlik, nakliye, işçi tediye ve barınma giderleri ile tıbbi giderlerinin temizlik şirketinin sorumluluğunda olduğunu, davacının kendisinin dahi sorumluluğunda olmadığı zarar kalemlerini müvekkilinden talep edemeyeceğini; davayı kabul etmemekle birlikte müvekkilinin davacı sigortalısının hukuken sorumlu olmadığı kısımdan sorumlu tutulamayacağını, ekspertiz raporuna göre yakıtın denize akmasında donatan % 50 oranında kusurlu olup, sorumluluk sigortacısının ancak sigortalısının sorumlu olduğu oranda sorumlu tutulabileceğini; 5312 Sayılı Yasa uyarınca zorunlu olarak yapılması öngörülen ve garantör ile ilgili hükümlerin bulunduğu sigorta türü Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Sigortası olup, taraflar arasında bu sigorta sözleşmesi yapılmadığından müvekkilinin kirlenme ile ilgili garantör sıfatı bulunmadığını; bir olayın ilgili poliçedeki teminat kapsamında olup olmadığı ve sigortacının tazminat borcu bulunup bulunmadığı hususunun poliçenin hükümlerine göre belirleneceğini, yoksa davacının ileri sürdüğü gibi zarar kıstasına dayanıp dayanmadığına göre belirlenmeyeceğini; talebin fahiş olduğunu, davacının iddia ettiği zarar kalemlerini somutlaştırması ve zararını ve miktarını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen poliçelerin zorunlu olmayan ihtiyari poliçeler olduğu, Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi yönünden davalının hasar ödemesi yaparak poliçe limitini tükettiği ve bu poliçe yönünden sorumluluğunun kalmadığı, Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi yönünden poliçenin olay tarihi itibariyle geçerli olup teminat limitinin 5.000.000,00 USD ve 9.344.000,00 TL olarak belirlendiği, poliçenin kur özel şartlar başlıklı kur klozu maddesinde poliçenin döviz karşılığının TL olarak belirlenmiş limitinin sigortacının ödediği tarihteki kurdan TL'sine çevrilerek bu meblağ kadar olan tazminatın ödeneceği hükmünün yer aldığı, yine özel şartlarda iş bu grup poliçesinin KKTC'de bulunan tesis için düzenlenecek lokal poliçenin üzerinde devreye gireceğinin belirtildiği, davacı tarafından yapılan gider kalemlerinin son bilirkişi heyeti tarafından 9.216.957,00 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi raporunun denetime elverişli olup yeterli teknik bilgiyi içerdiğinden hükme esas alındığı, davalı tarafından yapılan ödemeler düşüldükten sonra tespit edilen bakiye zarar tutarının 5.253.331,96 TL olduğu, davalının ihbardan sonra 30/08/2013 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 5.253.331,96 TL tazminatın 30/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan üçüncü bilirkişi heyeti raporunda gerçek zarar miktarının 9.216.957,00 TL olarak tespit edildiğini, % 10 muafiyet tenzili ve davalının 06.02.2014 tarihinde yaptığı 500.000,00 USD avans ödemesi ile 13.04.2015 tarihinde yaptığı 559.930,63 USD ödemenin düşülmesinden sonra bakiye ödenmesi gereken 5.707.044,44 TL olmasına rağmen, mahkemenin 5.253.331,96 TL'ye hükmettiğini, ayrıca davadan sonra ödenen tutar için 1/2 oranında vekalet ücreti ile hükmedilen tutar için hesaplanan vekalet ücretine göre lehlerine 446.195,32 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, eksik vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın 5.707.044,44 TL tutar üzerinden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; hükme esas alınan son bilirkişi heyeti raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini; her iki poliçe kapsamında yapılan ödemeler ile müvekkilinin sorumluluğu kalmadığını; kaldı ki talebin 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında da olmadığını, ancak mahkemenin, talebin 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında olmadığına dair itirazlarını değerlendirmediğini, 3. Şahıs Sorumluluk Sigortası Poliçesi kapsamında ödeme yapılabilmesi için sigortalıya talep yönelten üçüncü kişinin mallarında ya fiziksel bir zarar meydana gelmesi ya da malda kullanım kaybı yaşanması ve üçüncü kişinin sigortalıdan bu zararı talep etmesi gerektiğini, davaya konu zarar kalemlerinin bu kapsamda mal zararı teşkil etmediğini, çevrenin temizlenmesi için ve/veya bununla ilgili olarak yapılan temizlik masraflarının Çevre Kirliliği Sorumluluk Poliçesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, bu poliçedeki teminat limitinin de ödendiğini; her iki poliçe ayrı olup aralarında bağ bulunmadığını, Çevre Kirliliği Sorumluluk Poliçesinde yer alan "lokal poliçenin üzerinde devreye gireceği" şeklindeki şartın, davacının başka bir sigorta şirketi ile yaptığı çevre kirliliği sorumluluk poliçesine gönderme yapmış olabileceğini; davacının üçüncü kişilere yaptığı ödemelerin dava konusu olay ile ilgili olup olmadığı, aralarında illiyet bağı bulunup bulunmadığının değerlendirilmediğini, davacının varlığını iddia ettiği tüm zarar kalemlerinin içeriğini tek tek somutlaştırması, makul olduğunu ispat etmesi ve her bir zararı için ayrı ayrı somut dayanak ve deliller sunarak tüm zararını ispatlaması gerektiğini, hükme esas alınan ikinci bilirkişi heyetinin 2. ek raporu ile üçüncü bilirkişi heyeti raporunda sadece davacının sunduğu ödeme ve faturaların listelendiğini, bu kalemlerin riziko ile aralarındaki illiyet bağının kurulamadığını, nitekim ikinci bilirkişi heyetinin 1. ek raporunda isabetli olarak; 3. kişilerin zararlarının ve davacı Aksa tarafından 3. kişilere varsa yapılmış ödemelerin ispat edilmesi gerektiği, fakat dosya kapsamında söz konusu hususun ispata muhtaç kaldığı, dosya münderecatı kapsamında 3. kişilere yönelik bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı hususlarının belirtildiğini; davacının dava dışı ...firması ile meydana gelen kirliliğin temizlenmesine ilişkin yaptığı sözleşme gereği; temizlik giderleri, malzeme ve ekipman masrafları ile bunların nakliye giderleri, işçi tediye, ulaşım, konaklama, yemek, sigorta vb. her türlü masrafların temizlik şirketinin sorumluluğunda olduğundan davacının sorumluluğunda olmayan bu giderlerin müvekkilinden talep edilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:

Dava, 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında bakiye sigorta tazminatının ödenmesi istemine ilişkindir.

Mahkemece; çevre kirliliği nedeniyle davacının sorumluluğunu gerektiren riskin 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında teminat kapsamında olduğu, davalı sigortacının yaptığı ödeme ve muafiyet oranı tenzilinden sonra davacının 5.253.331,96 TL sigorta tazminatı alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.253.331,96 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, taraf vekilleri hükmü istinaf etmiştir.

İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; denize yakıt dökülerek çevre kirliliğine yol açılmasından kaynaklanan davacının hukuki sorumluluğunun, 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde teminat altına alınıp alınmadığı, zararın bu poliçede belirtilen teminat kapsamında olup olmadığı, davalı sigortacının yaptığı ödemeler ile sorumluluğunun sona erip ermediği, zararın miktarı ve davacı lehine eksik vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmediği hususlarında toplanmaktadır.

1-Davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;

1.a-Davalı sigortacı, davacının çevre kirliliğinden doğan sorumluluğunun Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde teminat altına alındığını ve bu poliçede teminat limitinin ödendiğini, davacının çevre kirliliğinden doğan sorumluluğun 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi teminat kapsamında olmadığını, bu husustaki itirazların değerlendirilmediğini, iki poliçe arasında bağ bulunmadığını belirterek hükmü istinaf etmiştir.

12.07.2013 tarihinde KKTC'de bulunan davacıya ait santrale tanker ile getirilen fuel-oil emtiasının tesise tahliyesi sırasında yakıt kaçağı meydana geldiği ve 98 ton fuel-oil yakıtın denize akması sonucu çevre kirliliği yaşandığı, davalı sigorta şirketinin 28.04.2013-2014 tarihli Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında teminat limiti olarak 500.000,00 TL'yi 06.02.2014 davacı sigortalıya ödediği, ayrıca aynı tarihte 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalıya 500.000,00 USD ödediği, 09.04.2015 tarihinde açılan bu davadan sonra 13.04.2015 tarihinde yine 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında davacı sigortalıya 559.930,63 USD daha ödeme yaptığı anlaşılmaktadır.

Davacı sigortalı, Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi teminatını aşan sorumluluklarının teminat altına alınması için 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi yapıldığını ileri sürmüş, davalı sigortacı ise, iki poliçe arasında bağ bulunmadığını, 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin davacı sigortalının üçüncü şahısların mallarına yönelik zararlarından doğan hukuki sorumluluğu için teminat sağladığını, çevre kirliliği oluşan zararının bu kapsamda olmadığını savunmuştur.

Ancak Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nde iş bu grup poliçesinin KKTC'de bulunan tesis düzenlenecek lokal poliçenin üzerinde devreye gireceği kararlaştırılmıştır. Yine poliçenin 6 sayfasında "72 saat içerisindeki ani ve kazen kirlenmeler Çevre Kirliliği Sorumluluk poliçesi limitleri üzerinde devreye girecektir" şartının yer aldığı anlaşılmaktadır. Poliçede yer alan bu hükümler gözetildiğinde, davalı sigortacının, çevre kirliliğinden doğan davacının sorumluluğunun 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında olmadığına dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Nitekim davalı sigortacı bu poliçe kapsamında, davadan önce 500.000,00 USD ve davadan sonra 559.930,63 USD ödeme de yapmıştır. Bu nedenle mahkemece davacının Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi teminatını aşan çevre kirliliğinden doğan sorumluluğunun 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında teminat altına alındığını kabul etmesi yerindedir.

1.b- Davalı sigortacı zarar miktarının ispatlanamadığını belirterek hükmü istinaf etmiştir.

Ekspertiz raporunda; geminin anında emergency stop yapmaması nedeniyle denize akan yakıt miktarının çoğaldığı ve hasar miktarının arttığı, bu nedenle geminin de sigortalı kadar kusurlu olduğu, meydana gelen hasarların Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk ve Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk teminatları dahilinde olduğu, sigorta poliçesi gereği tespit edilen hasar tutarından 5.729.582,21 TL'den sigortalının % 50 kusuru ve % 10 muafiyet oranı tenzil edildiğinde tazminat tutarının 2.578.311,99 TL (1.314.928,60 USD) olarak tespit edildiği belirtilmiştir.

İlk derece mahkemesinde alınan 29.05.2019 tarihli 1. bilirkişi heyeti raporunda; davacı beyanı ve ODTÜ akademisyenleri heyet raporuna göre, davacının hasarda tam kusurlu olduğu, olayda davacı tam kusurlu olmakla birlikte sigorta himayesinin özelliği gereği sigorta ettirene karşı kusur karinesi işletilemeyeceği, ekspertiz raporunda davacı sigorta ettirenin kusur oranı ve muafiyet tenzili sonrası hasar tutarının 2.578.311,99 TL olarak belirlendiği, davalı sigortacının davacıya toplam 1.059.930,63 USD ve 500.000,00 TL ödediği, poliçedeki kur klozu gereği davacıya ödenmesi gereken bakiye hasar tazminatı tutarının 3.306.687,63 TL olduğu belirtilmiştir.

Ayrı bilirkişilerden alınan 2. bilirkişi heyeti 10.11.2020 tarihli raporunda; çevre kirliliğinin 2. seviye olarak tanımlanabileceği, kıyı tesisinin kendi imkanları ile kirliliğin önlenmesine engel olamayacağı, kirliliğe müdahale çalışmalarının tekniğine uygun yapıldığı, denizde meydana gelen kirlilikte kusur aranmaması gerektiği belirtilmiştir.

Tarafların raporlara itirazı üzerine sigortacı bilirkişi eklenerek alınan 19.10.2021 tarihli 2. bilirkişi heyeti 1. ek raporunda; davalı sigorta şirketinin Çevre Kirliliği Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında teminat limitini ödemekle tazminat borcunun sona erdiği, Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinde teminat limiti 5.000.000,00 USD (9.344.000,00 TL) olup, davalının 500.000,00 USD kısmen ödemede bulunduğu, taraflar arasında asıl uyuşmazlık noktasının davaya konu olay sebebiyle davacının üçüncü kişilere karşı sorumluluğunun miktarı ve bu kapsamda davalı sigortacının sorumlu olacağı miktarın tayini olduğu, heyetin teknik bilirkişilerinin değerlendirmeleri uyarınca, dosya münderacatı kapsamında üçüncü kişilere yönelik bir tespitin yapılmasının mümkün olmadığı, üçüncü kişilerin zararları ve bu bağlamda davacının üçüncü kişilere yaptığı ödemelerin dosya kapsamında ispata muhtaç kaldığı belirtilmiştir.

2. bilirkişi heyeti 12/09/2022 tarihli 2. ek raporunda; davacı tarafından ödediği iddia edilen ödeme ve faturalara ait dökümlerin çıkartıldığı, davaya konu hangi ödemelerin yapıldığı hususundaki illiyet bağı ve hukuki değerlendirme mahkemeye ait olmak üzere toplam 9.329.718,15 TL olduğu bildirilmiştir.

Davalı vekilinin ek rapora itirazı üzerine mahkemece, davacının yaptığı ödemelerin taleple arasında illiyet bağı olup olmadığı ve poliçe kapsamında bulunup bulunmadığı konusunda yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir.

Ayrı bilirkişilerden alınan 3. bilirkişi heyeti 11.08.2023 tarihli raporunda; davalı sigorta şirketince düzenlenen Çevre Kirliliği Sorumluluk Sigortası ve 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin olay tarihinde yürürlükte olduğu, 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Özel şartı gereği çevre kirliliği hasarında Çevre Kirliliği Sorumluluk Sigortası teminatını aşan kısımda 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin devreye gireceği, Çevre Kirliliği Sorumluluk Sigorta Poliçesi teminat limiti kapsamında 500.000,00 TL tazminat ödenerek poliçe teminat limiti tüketildiğinden, davalı sigorta şirketinin bu poliçe yönünden sorumluluğunun kalmadığı, 3. Şahıs Mali Sorumluluk Sigortası teminat limitinin 5.000.000,00 USD ve 9.344.000,00 TL olarak belirlendiği, beher hasarda hasarın %10'u minimum 15.000,00 USD muafiyet uygulanacağı, poliçenin Türk Kanunlarına göre döviz karşılığı TL olarak düzenlendiği, poliçede döviz karşılığı TL olarak belirlenmiş limiti sigortacının ödediği tarihteki kurdan TL'sini çevrilerek bu meblağ kadar olan tazminatları ödenir şartı bulunduğundan, taraflarınca tazminat hesabının bu şart çerçevesinde yapılacağı, sağlık giderleri, nakliye giderleri, işçi giderleri, çeşitli giderleri, davacı işçi giderleri ve atık bertaraf giderleri olarak toplam zarar tutarının 9.216.957,00 TL olarak hesaplandığı, bu tutardan %10 poliçe muafiyeti 921.695,70 TL düşüldüğünde sigorta şirketinin toplam 8.295.261,30 TL tazminattan sorumlu olacağı, davalı sigorta şirketinin 06.02.2014 tarihinde 500.000,00 TL ve 500.000,00 USD (1.051.450,00 TL), 13.04.2015 tarihinde 559.930,63 USD (1.490.479,34 TL) olmak üzere toplam 3.041.929,34 TL ödemede bulunduğu, ödenen miktarın tenzilinden sonra bakiye 5.253.331,96 TL bakiye sigorta tazminatı alacağı bulunduğu, davalının rizikonun ihbarından 45 gün sonra 30.08.2013 tarihinde temerrüde düştüğü belirtilmiştir.

Hükme esas alınan son bilirkişi heyeti raporunda sunulan faturalar ve makbuzlar dikkate alınarak davacının çevre kirliliği sorumluluğundan doğan zararı 9.216.957,00 TL olarak hesaplanmıştır. Bu zarar miktarının davaya konu çevre kirliliğinden dolayı davacının yaptığı masraf ve harcalamalara ilişkin olduğu tespit edildiğine göre, davalı sigortacının zararın ispatlanamadığı yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.

Diğer taraftan davalı; davacının dava dışı ...firması ile meydana gelen kirliliğin temizlenmesine ilişkin yaptığı sözleşme gereği; temizlik giderleri, malzeme ve ekipman masrafları ile bunların nakliye giderleri, işçi tediye, ulaşım, konaklama, yemek, sigorta vb. her türlü masrafların temizlik şirketinin sorumluluğunda olduğunu savunmuşsa da, davacının bu hizmet karşılığı dava dışı şirkete bedel ödeyeceği ve bu zarar miktarının da tespit edildiği anlaşıldığından, davalının bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.

2-Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;

2.a-Davacı vekili 5.707.044,44 TL sigorta tazminatına hükmedilmesi gerekirken, 5.253.331,96 TL'ye hükmedildiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.

Davacı vekili üçüncü bilirkişi heyeti raporuna itiraz etmeyerek, bu raporu kabul ettiğini beyan etmiştir. Uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır.

"Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir.

Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir." (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı)

HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur.

Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)

Yargıtay 6. HD'nin 2021/4525 Esas, 2021/1793 Karar sayılı kararında da davacının ilk rapora itiraz etmediği, davalının itirazı üzerine alınan ikinci raporda hakediş tutarı ilk raporda tespit edilende daha yüksek hesaplanmışsa da, davacı ilk rapora itiraz etmediğinden, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetilerek ilk rapordaki hak ediş tutarına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Somut olayda 11.08.2023 tarihli tarihli davacıya tebliğ edilmiş, davacı raporu kabul ettiğini beyan etmiştir. Bu nedenle anılan raporda belirlenen bakiye sigorta tazminatı 5.253.331,96 TL yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetildiğinde davacının eksik sigorta tazminatı alacağına hükmedildiğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.

2.b-Davacı vekili ayrıca, davalının davadan sonra ödediği miktar ile hükmedilen miktar dikkate alınarak belirlenen vekalet ücretinin eksik hasaplandığını belirterek de hükmü istinaf etmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesi ile 9.045.000,00 TL sigorta tazminatının tahsilini talep etmiş, davalı sigorta şirketi davadan sonra 13.04.2015 tarihinde 559.930,63 USD (1.490.479,34 TL) ödeme yapmıştır. Davadan sonra yapılan bu ödeme nedeniyle dava değerinin 1.490.479,34 TL'lik kısmı yönünden dava konusuz kalmıştır. Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince ön inceleme tutanağı düzenlenmeden yapılan bu ödeme nedeniyle tarife ile belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerekmekte olup, buna göre konusuz kalan miktar yönünden davacı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücreti 95.916,17 TL'dir. Diğer taraftan davada kabul edilen 5.253.331,96 TL için karar tarihindeki tarife gereği hükmedilecek vekalet ücreti ise 351.066,63 TL'dir. Buna göre davada konusuz kalan ve kısmen kabul edilen miktara göre ilk derece mahkemesinin karar tarihindeki tarife gereği davacı lehine toplam 446.982,80 TL vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken, eksik vekalet ücretine hükmetmesi doğru değildir.

3-Ayrıca yargılama sırasında ödenen 1.490.479,34 TL yönünden dava konusuz kalmıştır. Davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinde esas hakkında bir karar verilmediğinden harcın maktu olarak alınması gerekir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin konusuz kalan miktar yönünden maktu harca hükmetmeyerek eksik harca karar vermesi de doğru olmamıştır.

Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında yukarıda açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile 5.253.331,96 TL sigorta tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama sırasında ödenen 1.490.479,34 TL alacak yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 2.b ve 3. maddesinde belirtilen nedenlerle kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 2.b ve 3. maddesinde belirtilen nedenlerle KABULÜ İLE, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/376 Esas, 2023/779 Karar ve 16/11/2023 kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,

3-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 5.253.331,96 TL tazminatın 30/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

Yargılama sırasında ödenen 1.490.479,34 TL alacak yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine YER OLMADIĞINA,

Fazlaya ilişkin talebin reddine,

b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 358.855,11 TL nispi harç ile konusuz kalan miktar dikkate alınarak alınması gereken 732,00 TL maktu harç olmak üzere toplam 359.587,11 TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 154.465,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 205.121,12 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

c)Davacı tarafından karşılanan 154.465,99 TL peşin harç ile 27,70 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 154.493,19 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

d)Davacı tarafından yapılan toplam 9.358,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 6.977,17 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

e)Davalı tarafından yapılan toplam 24.100,00 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranına göre hesaplanan 6.131,44 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davalı üzerinde BIRAKILMASINA,

f)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 805.200,07 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

g)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince belirlenen 340.166,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

İstinaf Giderleri Yönünden

4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 89.713,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 88.981,78 TL karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,

5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

6-Davacı tarafından karşılanan 650,00 TL istinaf yargılama giderleri ile 1.597,00 TL istinaf başvuru ve karar harcı olmak üzere toplam 2.247,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/04/2026

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/1708, K. 2026/487, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-17-hukuk-dairesi-2025-1708-e-2026-487-k-a4579c820e75