Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1656 E. 2025/1810 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1656
Karar No
2025/1810
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1656

KARAR NO : 2025/1810

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)

TARİHİ: 16/05/2025

NUMARASI : 2014/398 Esas - 2025/387 Karar

DAVA: Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/12/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türkiye'de mukim karayolu ile uluslararası yük taşımacılığı işiyle iştigal eden şirket olduğunu, davalı sahibi olduğu ...gemileri ile Pendik limanı ile İtalya'da bulunan Trieste limanı arasında seferler düzenlediğini, müvekkilinin dava dışı ... ... Loj. A.Ş tarafından toplam 41.147,1 kg ağırlığında ve 211.118,01 Euro değerinde tekstil ve endüstriyel malzeme yükünün İstanbul'dan İtalya'ya taşınması için görevlendirildiğini, müvekkilinin söz konusu taşımayı ... plakalı araçlar ile gerçekleştirmeyi üstlendiğini, taşıma işinin bir bölümü deniz yolu gerçekleştirmek üzere yüklü bulunan anılan araçların Pendik limanında bulunan davacıya ait ... gemisine yerleştirildiğini, ... gemisi 03/02/2008 tarihinde Pendik Limanından Trieste Limanına gitmek üzere hareket ettiğini, 06/02/2008 tarihinde Trieste açıklarındayken gemide yangın çıktığını, gemide bulunan yangın söndürme tertibatının çalışmaması sebebiyle yangına derhal müdahale edilmediğini, sonuç olarak gemi ve üzerinde bulunan araçlar ve yükler tam zayi olduğunu, kazanın meydana geldiği tarih olan 6 Şubat 2008'den itibaren “...” üzerinde bulunan araçların sahibi karayolu taşıyıcılarına karşı çeşitli davalar açıldığını, müvekkiline ve ...'a karşı da yük ilgilileri tarafından talepler yöneltilmiş/dava açıldığını ve bu dava müvekkiline ihbar edildiğini, bu davadan çıkacak sonuca göre üst taşıyıcı olan ...'ın ve'veya yük ilgililerinin müvekkiline rücu talebinde bulunma ihtimali doğabileceğini beyanla toplam 211.118,00 Euro’nun olay tarihi olan 6 Şubat 2008'den itibaren işleyecek devlet bankalarının Euro mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, anapara ve faiz alacağının, BK m.83 f.3 uyarınca, fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılıklarının hüküm altına alınmasına, dava giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ... İşletmeleri A. Ş.'ne ait “...” isimli ...gemisi, Pendik (İstanbul-Türkiye) / Trieste (İtalya) seferini gerçekleştirmek üzere 03.02.2008 tarihinde Pendik Limanı'ndan hareket ettiğini, 06.02.2008 tarihinde saat 05.30 civarında geminin varma limanına ulaşmasına üç saat kala ana güvertede başlayan yangın 10-15 dakikalık bir süre içinde tüm gemiyi sardığını ve geminin içindeki yüklerle birlikte yanarak tamamen zayi olmasına neden olduğunu, müvekkili şirketin başlangıçtaki elverişsizlikten kaynaklanmayan yangından ileri gelen dava konusu zarardan TTK m. 1062 / II hükmü uyarınca mutlak şekilde sorumsuz olduğunu, müvekkili şirketin bir an için herhangi bir sebeple iddia edilen zarardan sorumlu tutulabileceği düşünülse dahi, bu durumda müvekkilinin tazmin borcu hakkında 1976 Londra Konvansiyonu uygulanması gerektiğini, 1976 Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. Paragrafının b) bendi uyarınca hesaplanacak meblağ ile sınırlı olduğunu, Londra Konvansiyonu'nun 6. maddesinin 1. paragrafı uyarınca müvekkili donatanın tazmin borcu 3.907.800.- Hesap Birimi (Özel Çekme Hakkı - ÖÇH / Special Drawing Rights - SDR) ile sınırlı olduğunu, olay tarihi itibarı ile Özel Çekme Hakkı kuru ile hesaplanırsa müvekkili şirketin davacı vekilinin iddia ettiği zarar dahil gemideki tüm araç ve yüklerin yanmasından ileri gelen zararların tamamı için ödeyeceği tazminatın üst sınırı, 1 SDR = 1.8761 YTL, 3.907.800.- SDR x 1.8761 = 7.331.423,58 YTL olduğunu, taşıma konusu konişmentonun arka yüzünde yer alan 19.maddedeki parça başına sorumluluk kuralı gereğince ünite veya birim başına taşıyanın sorumluğunun 100.00 TL (eski birim) ile sınırlandığını, davanın dava miktarı ve talebinin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine, TTK 1062/2’deki savunmaları kabul görmemesi halinde (kabul anlamında olmamak üzere) 1976 tarihli Londra Konvansiyonu hükümlerine göre Sınırlama Fonu tesis edilerek, hükme bağlanacak alacakların fondan tahsiline, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Böylelikle bekletici mesele yapılan dosyada Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23/02/2023 tarihli, 2021/4620 Esas ve 2023/1074 Karar sayılı son bozma ilamı ile, eldeki dosyaya konu olan... isimli ...gemisinde meydana gelen yangın olayında gemi donatanının "sorumlu olmadığına" karar verilmiş olduğundan, aynı yangından kaynaklanan zararların tahsili için davalı gemi donatanı hakkında açılan iş bu davanın anılan Yargıtay ilamı doğrultusunda reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; pilot dosyanın kesinleşmesi beklenmeden davanın reddine dair hüküm kurulması eksik inceleme ve hukuka aykırılık olupgemide belirlenemeyen bir sebepten dolayı yangın çıkmış; geminin kendi imkanları ile müdahale edilemeyen yangın geminin diğer güvertelerine sıçramış ve gemiye yüklü tüm emtea ve taşıtlar yanarak zayi olduğunu, “...” isimli ...gemisi denize, yola ve yüke elverişli değildir.“...” gemisi her üç kavramın aradığı şartlar karşısında incelendiğinde çok çeşitli yönlerde tespit edilen elverişsizlik, arıza, yetersizlik ve eksiklikler sebepleriyle denize, yola ve yüke elverişsiz kabul edilebileceğini, nitekim, yaşanan olayların tek şahidi olan mürettebat mensupları ile yolcuların (şoförlerin) ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde de bu sonuç teyit edildiğini, bu bakımdan, yaşanan olaylar uluslararası ve yerel mevzuat kuralları ve denizcilik teamülleri ışığında değerliğinde, ortaya aşağıdaki sonuçlar çıktığını, geminin yangın söndürme sistemi hiç çalışmamaktadır veya istenilen düzeyde su püskürtemediğini, yangın söndürme sebebi çeşitli sebeplerle çalışamamaktadır veya istenilen miktarda su püskürtemediğini, dolayısıyla Solas kurallarına ve IMO regülâsyonlarına açık aykırılıklar bulunduğunu, gemi denize, yola ve yüke elverişsiz sonucuna varılabileceğini, bu hususun bilirkişilerce de incelenmesi gerektiğini, ne var ki tüm bu hususlar konusunda mahkeme tarafından bir inceleme yapılmadan/yaptırılmadan karar verildiğini, sabit yangın söndürme sistemi (sprinkler sistemi) çalışmadığını, veya istenilen düzeyde su püskürtemediğini, acil durum yangın pompası çalışmadığını ve/veya çalışsa dahi kurallar gereği sağlaması gereken asgari yeterlilikte, kapasitede su pompalayamadığını, acil durum dizel jeneratörü arızalı, eksiktir ve çalışmamaktadır. 6.Elektrik kablolarının yanmış olması elverişsizliği gösterebildiğini, rampa imalatında tercih edilen malzemenin hatalı olduğunu, bu tip malzemeler ile yasaklandığını, makine dairesi havalandırma sistemi ana emiş vantilatörü bacanın güverte üzerinde konumlandırıldığı yer son derece hatalı olduğunu, Yaşam mahallinin tekne üzerinde konumlandırılması da ayrıca incelenmesi gerektiğini, gemide bulunan alarm sistemi sensörleri, dedektörleri yetersizdir, geminin yangınla mücadele sisteminin etkinliğini azalttığını, yangın maskesi, oksijen tüpü, acil durum nefes alma cihazının gemide bulunmadığı anlaşılmakta olupCan kurtarma araçları yetersizdir, gemi üzerinde konumlandırılmaları hatalıdır ve bunlara ulaşım acil durumlarda kapanmaktadır. Söz konusu ifadeler, “...” gemisi mürettebatının yeterli ve yangınla mücadele konusunda makul eğitime, bilgiye sahip olmadığını ortaya koymaktadır. Gemide tespit edilebilecek eksilikliklerin büyük çoğunluğu geminin inşa edilip denize indirildiği andan itibaren vakidir. Bu bakımdan, taşıyan tarafından gerekli özenin gösterilmesi halinde elverişsizlik her kesitte tespit edilebilirdi. Tüm bu hususlar mahkeme tarafından incelenmemiştir. Bu nedenle yerel mahkeme tarafından verilen red kararının kaldırılarak Sayın Daireniz nezdinde yeniden değerlendirme yapılarak davamızın kabulüne dair hüküm kurulmasını talep ederiz.D. Taşıyan yüke özen yükümlülüğüne aykırı davranışından ötürü meydana gelen yük zıyaından dolayı sorumludur. 1.Taşıyan gemi adamının ticari kusurundan doğan zararlardan sorumludur Bu bakımdan, gemide yangın çıkması halinde dahi taşıyan yangını söndürmek ve yükte meydana gelebilecek zararın önlenmesi yüke özen gösterme yükümlülüğün bir gereğidir.Bu sebeplerle, yangın vakitlice tespit edilmiş ve teyit edilmiş olmasına rağmen yangın söndürme sistemlerinin çalıştırılmasında gecikildiği son derece ortadadır. Çarkçıbaşının gemiden ayrılan çarkçıbaşı tarafından görev değişiminde yeteri derecede bilgilendirilmediği, Donatan ve yardımcılarının da görev değişiminde gerekli prosedürün gerçekleştiğini denetlemediği ortadadır. Bu bakımdan da Donatan ve yardımcılarının şahsi kusuru bulunmaktadır.3. Taşıyan /Donatan yangın sonucu yük zıyaından doğan zararın tamamından sınırsız surette sorumludur. dosyanın incelenmek üzere bilirkişiye gönderilmesi talebimiz yerel mahkeme tarafından değerlendirilmeden gerekli incelemeler yapılmadan/yaptırılmadan davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir. beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, ...taşıması sırasında gemide çıkan yangın nedeniyle taşınan çekici ve dorselerde meydana gelen zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, meydana gelen hasardan davalı tarafın sorumlu olup olmadığı noktasındadır.Davalı ... Denizcilik Ve Taşımacılık Anonim Şirketi(eski ünvan: ... İşletmeleri A.Ş.)'nin maliki olduğu... isimli ...gemisinin Pendik/İstanbul Limanından İtalya/Triesta Limanına gitmek üzere sefer yaptığı sırada gemide yangın çıkmış ve gemide bulunan çekici ve dorseler yanarak zayi olmuşturAynı olaya ilişkin olarak açılan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/211 Esas sayılı dosyasının temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 11. HD'nin 23.02.2023 Tarih ve 2021/4620 E. - 2023/1074 K. Sayılı kararında, aynı yangın olayı nedeniyle yanan treylerle ilgili olarak görülüp sonuçlandırılan ve davalıyı sorumlu tutan ... Eyalet Mahkemesinin (2.Ticaret Mahkemesi) ve temyizi inceleyen Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararına karşı karar düzeltme istemini inceleyen Federal Eyalet Mahkemesinin 15.12.2011 tarih IZR 12/11 sayılı kararında da dava konusu gemide çıkan yangın riskinin, sadece açık denizdeki bir geminin başına gelebilecek bir riske dönüştüğü, taşıyıcının mallarda yangın sebebiyle meydana gelen zarar ve ziyadan, kendi kastı ve ihmali yoksa sorumlu olmayacağı, davalı taşıyıcının kasıt veya ihmali ile ilgili maddi delil bulunmadığı, bu sebeple taşıyıcının sorumluluktan kurtulabildiği, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile davanın tamamen reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı da değerlendirildiğinde bir bütün olarak davalının meydana gelen zarardan sorumlu olmadığına karar vermek gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş şeklindeki gerekçe ile kararın davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyulduktan sonra İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/07/2024 Tarih ve 2024/215 E. - 2024/294 K. Sayılı kararı ile bu kez davanın reddine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 11. HD'nin 08/07/2025 Tarih ve 2024/5455 E. - 202/4965 K. Sayılı kararı ile onanmıştır. Yargıtay tarafından onanması ile sonuçlanan İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/215 Esas(ilk esas 2008/151) sayılı dava dosyası, davacısı farklı olsa da, görülmekte olan dava ile aynı olaya-sebebe dayandığından ve davalının sorumluluğu hakkında tespitler içerdiğinden eldeki dava hakkında kuvvetli(güçlü) delil niteliğindedir. Bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın tarafları dışındaki başka birine (üçüncü kişiye) karşı açılan (veya üçüncü kişi tarafından birinci davanın taraflarından birine karşı açılan) ve konusu ile dava sebebi (vakıalar) aynı olan ikinci bir davada kesin delil teşkil etmez; çünkü iki davanın tarafları farklıdır. Fakat, birinci davada verilen kesin hüküm, ikinci davada kuvvetli (güçlü) bir takdiri delil teşkil eder. Başka bir deyişle kesin hüküm, taraflar ile akdi ve irsi haleflerini bağlar. Taraf olmayanlar hakkında ise güçlü delil oluşturur(Yargıtay HGK'nın 30.03.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3108 E., 2021/380 K.; 09.02.2021 tarihli ve 2016/(7)9-1247 E., 2021/54 K.; 17.11.2020 tarihli ve 2016/(7)9-1867 E., 2020/908 K. ve 15.09.2020 tarihli ve 2017/(22)9-1293 E., 2020/588 K.). Bu sebeple, anılan dosyada davalı ... Denizcilik Ve Taşımacılık Anonim Şirketinin sorumlu tutulmadığı nazara alındığında, eldeki dava yönünden de davalı ... Denizcilik Ve Taşımacılık Anonim Şirketinin davaya konu hasar nedeniyle davacıya karşı bir sorumluluğunun bulunmadığının kabulü gerekir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/12/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1656, K. 2025/1810, T. 09.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1656-e-2025-1810-k-a2c5e8e4893f