Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2025/1656 E. 2025/1602 K.

Konu: Tapu İptal Ve Tescil

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1656
Karar No
2025/1602
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptal Ve Tescil

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1656

KARAR NO : 2025/1602

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29.07.2025 tarihli ara karar.

NUMARASI : 2023/78 E.

DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında verilen 29.07.2025 tarihli ara karara karşı, davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi ... ile davalılardan ...'in kardeş olduklarını, tarafların geçmişte kurulan ... İnşaat ve Ticaret Kollektif Şirketinin ortağı olduklarını, gerçekte şirkete ait olması gereken bir çok taşınmazının şirket tüzel kişiliği adına değil de ortaklar adına tescil edildiğini, bu hususun sunulan protokoller ile sabit olduğunu, dava konusu edilen Beşiktaş İlçesi, Mecidiye Mahallesi, ... ada, 8 parsel üzerinde bulunan 1,2,3,4,5,6,7 numaralı bağımsız bölümlerin de şirkete ait olduğunu, fakat düzenlenen protokoller gereğince davalı ... adına tescil edildiğini, şirketin tasfiye sürecinde olduğunu, davalı ... tarafından bu protokollere konu edilen başkaca taşınmazlarla ilgili olarak ve diğer ortaklar adına olan taşınmazlarla ilgili olarak aynı mahiyette Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesinde 1993/320 Esas sayılı, Kuşadası 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2012/2 Esas sayılı ve Kartal 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/494 Esas sayılı davalarının açıldığını, davaların kabulle sonuçlandığını ileri sürerek, anılan taşınmazların şirket ortaklarının mirasçıları olan davacılar adına hisseleri olan 1/5 oranda tapu kayıtlarının iptalini ve tescilini talep ve dava etmiştir.Davalılar ..., ..., ... ve... savunmasında özetle; dava konusu taşınmazların şirkete ait olmadığını, taşınmazın 1972 yılında ... tarafından satın alındığını, diğer kardeşlerinin taşınmaza katkısının bulunmadığını, kardeşlerin aileden kalan paralarıyla hep birlikte veya ayrı ayrı taşınmazlar satın aldıklarını, bir süre kollektif şirket ortaklığı altında ticaret yapıldığını, daha sonra davalı Fikri'nin kardeşlerinden ayrı çalışma hayatına başladığını ve taşınmazın bu tarihteki kazançlarla alındığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Davalı ..., savunmasında özetle; asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, harcın eksik alındığını ve tamamlanması gerektiğini, dava konusu taşınmazların şirkete ait olmadığını, taşınmazın 1972 yılında ... tarafından satın alındığını, diğer kardeşlerinin taşınmaza katkısının bulunmadığını, kardeşlerin aileden kalan paralarıyla hep birlikte veya ayrı ayrı taşınmazlar satın aldıklarını, bir süre kollektif şirket ortaklığı altında ticaret yapıldığını, daha sonra davalı Fikri'nin kardeşlerinden ayrı çalışma hayatına başladığını ve taşınmazın bu tarihteki kazançlarla alındığını, davacıların kötüniyetli olduğunu ve tazminat ödemeleri gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... 06.07.2025 tarihli dilekçesinde özetle; dava şartı arabuluculuk müessesesi işletilmediğini, bu sebepten dava şartı noksanlığında davanın reddi gerektiğini, şirket ortağından biri hakkında zimmete para geçirmek, muvazaalı işlem, haksız zenginleşmek gibi bir iddia varsa ki var olduğunu, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, HMUK 114(1)c. gereğince mahkemenin görevsiz olduğunu, eğer şirket hukuku açısından değerlendirilecekse taraf yönünden davanın yanlış açıldığını, kolektif şirket olarak kurulmuş mal satın almaya yetkili tüzel kişilik olduğunu, tasfiye halinde olduğu için, öncelikle husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğini, tasfiye memuru davalının da vefat ettiğini, dava değerinin kasıtlı olarak düşük gösterildiğini, ara karar verilerek dava miktarının güncellenmesi gerektiğini, davayı haksız açtıklarından tarafına yüklenen külfetin tazminatı karşılığının ihtiyati tedbir olarak garanti altına alınmasını talep ettiğini, ara karar verilerek dava miktarının güncellenmesi ve davacının taşınmazlarına ihtiyati tedbir konulması, teminat miktarının tamamlatılmasını talep ettiğini, taşınmazların tapu kaydının iptali ile tüm bağımsız bölümlerin 1/5 hissesini talep eden davacıların bu taşınmazların yaklaşık değeri bu olmayan mahkemeyi yanıltmaya ve devletten harç bedeli kaçırmaya yönelik dava değerinin güncelleştirilerek harç avans masraf ve tarafını soktuğu vekalet ücreti muhtemel alacağı yönünden hesaplanması ve ihtiyati tedbir açısından gerçek bedelden yatırılmasını talep ettiğini, güncel dava değer tespiti için bilirkişi incelemesini talep etiğini, bu sebeplerle, öncelikle davanın usulden reddine (arabuluculuk dava şartı noksanlığı ticari davalarda olduğundan davanın reddine); dava şartı noksanlığı dava harca esas değerin gerçek değer ile değiştirilmesini, davacılar tarafından haksız ve mesnetsiz şekilde açılmış olan işbu davanın esastan reddini, teminatlı teminatsız zararının karşılığı ihtiyati tedbir talebinin kabulünü talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU ARA KARARI

İlk Derece Mahkemesince 29.07.2025 tarihli ara kararyla; "...Davalı Asil ...'in arabuluculuk işleminin gerçekleşmemesi nedeni ile davanın reddi talebine ilişkin talebinin; Mahkememize konu davanın tapu iptal ve tescili talebine ilişkin olduğundan zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olmadığından davalı ...'in zorunlu arabuluculuk dava şartı eksikliği itirazının yerinde olmaması sebebi ile reddine, Davalı asil ...'in Mahkememizin görevsiz olduğuna ilişkin itirazının Mahkememiz dosyasının eski esasında verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 19.01.2023 tarih ve 2022/1886 Esas, 2023/28 Karar sayılı kararı ile Mahkememizin görevli olduğu belirlendiğinden, görev itirazına ilişkin talebinin reddine, Davalı asil ...'in ihtiyati tedbir talebinin; ihtiyati tedbir talep ettiği hususun açıklanmamış olmaması ve ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli ileride telafisi imkansız zarar doğma ihtimali ve yaklaşık ispat şartına ilişkin ihtiyati tedbir koşullaru oluşmadığından, davalı asilin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir."gerekçesiyle, davalı asil ...'in arabuluculuk işleminin gerçekleşmemesi nedeni ile arabuluculuk dava şartı nedeniyle davanın reddi talebine ilişkin talebinin reddine, davalı asil ...'in Mahkemenin görevine yönelik itirazının mahkemenin görevli olması nedeniyle reddine, davalı asil ...'in davanın haksız olduğu gerekçesiyle zararının garanti altına alınması için ihtiyati tedbir uygulanmasına yönelik talebinin reddine, karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; arabuluculuk, görev, husumet, taraf ehliyeti, birleştirme kararlarının yerinde olmadığı konularında ilk derece mahkemesinin ara kararını istinaf ettiğini, davalı taraf olarak muhtemel zararını karşılamaya yetecek derecede teminat alınmadığını, vekil ücretleri dava değerine göre belirleneceğinden muhtemel vekalet ücreti tahsil edememekten kaynaklanacak zararının önüne geçilmesi gerektiğini, , kendisi gibi dava ile bir ilgisi olmayan sadece satın aldığı bir mülk için yedi sekiz sene uğraştırılmasına neden oldukları için, işbu dava neticesinde doğması muhtemel tazminat hakkının belirlenmesi anlamında gerçek dava değerinin tespiti gerektiğini, kıyas yoluyla gösterilen teminat miktarının da arttırılmasını talep ettiğini, avukatlık ücretlerinin yüksekliği, savunma hakkının zedelenmesi sonucunu doğuracağından, hiçbir teminat alınmadan yüksek ücretli bir işe hiçbir avukatı da ikna edemeyeceğinden baştan ücretin garanti altına alınmasını talep etmek hakkı bulunduğunu, mülkün değerinin bugün itibarıyla 105 milyon TL olduğunu, olayda teminat miktarının çok düşük kaldığını, teminat miktarının arttırılması talebinin reddini hatlı olduğunu ileri sürerek, ara kararı istinaf etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, tapu iptal ve tescil istemine; istinaf, davalının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 29.07.2025 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davalının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 29.07.2025 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davalı ... tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı ... 09.07.2025 tarihli dilekçesi ile; arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, mahkemenin görevli olmadığını, husumetin yanlış yöneltildiğini, dava değerinin kasıtlı olarak düşük gösterildiğini, ara karar verilerek dava miktarının güncellenmesi gerektiğini, davayı haksız açtıklarından tarafına yüklenen külfetin tazminatı karşılığının ihtiyati tedbir olarak garanti altına alınması gerektiğini ileri sürmüş, mahkemece 29.07.2025 tarihli ara kararla taleplerin reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 29.07.2025 tarihli ara kararının arabuluculuk ve göreve ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; İlk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere 29.07.2025 tarihli ara karar ile arabuluculuk ve görev itirazı konusundaki taleplerinin reddine dair ara karara karşı istinaf yasa yolu kapalıdır. Zira HMK'nın 341/1. Maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen nihai kararlara ve İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararlarıyla, bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ayrıca, yüze karşı verilen ihtiyati tedbir kararlarına karşı da doğrudan istinaf kanun yoluna başvurulabilir. Bu sebeple somut olayda, görev ve arabuluculuk konusundaki davalı taleplerinin reddine dair 29.07.2025 tarihli ara karara karşı istinaf kanun yolu kapalı olduğundan, davalı ...'in görev ve arabuluculuk konusundaki taleplerinin reddine yönelik ara karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1 maddesi uyarınca istinafı kabil kararlardan olmadığı anlaşıldığından usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Mahkemenin 29.07.2025 tarihli ara kararının ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; HMK'nın 390/3 maddesinde, tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek zorunda olduğuna yer verilmiştir.Davalı ... 09.07.2025 tarihli dilekçesinde, ihtiyati tedbir talep etmiş ise de ...'in eldeki davada davalı konumunda olduğu, zararına karşılık ihtiyati tedbir talebinin hukuki dayanaklarının ortaya konulmadığı, tedbir şartlarının oluşmadığı, istediği tedbirin türünü de açıklamadığı anlaşıldığından mahkemece davalının tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uyun olmuştur. Bu sebeple aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı ... istinaf dilekçesinde, teminat miktarının arttırılması talebinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de istinafa konu 29.07.2025 tarihli ara kararda bu yönde bir değerlendirme olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki dosya kapsamında davalının teminatın arttırılması yönündeki taleplerine ilişkin olarak ilk derece mahkemesince değerlendirme yapıldığı, verilen ara kararların Dairemizin 12.07.2023 tarihli ve 2023/1266 Esas, 2023/1199 Karar sayılı ve 11.07.2024 tarihli ve 2024/1121 Esas, 2024/1116 Karar sayılı kararları ile istinaf incelemesinden geçtiği, neticede davalının istinaf istemlerinin reddine karar verildiği anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davalı ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1- Davalı ...'in görev ve arabuluculuk konusundaki taleplerinin reddine yönelik ara karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1 maddesi uyarınca istinafı kabil kararlardan olmadığı anlaşıldığından usulden reddine

2- Davalı ...'in ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca esastan reddine,2-İhtiyati tedbir talep eden davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davalı ... tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.09.10.2025

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/1656, K. 2025/1602, T. 09.10.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-14-hukuk-dairesi-2025-1656-e-2025-1602-k-8e5fe92dbd97