Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1625 E. 2025/1500 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1625
Karar No
2025/1500
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2025/1625 Esas 2025/1500 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1625 KARAR NO : 2025/1500

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2025 NUMARASI : 2025/230 Esas 2025/381 Karar

DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 24/03/2025 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/12/2025

Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı şirket hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı ... Müdürlüğü vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından İstanbul Anadolu 24. İcra Dairesi'nin 2024/8103 sayılı dosyasından borçlu şirkete karşı icra takibi başlatıldığını şirketin terkin edildiği bilgisinin alındığını, ilgili icra dosyasında kıymet takdiri raporunun iletilebilmesi için şirketin ihya edilmesi gerektiğini belirterek ... Makine San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı sicil vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin gönderdiği ihtarların usulüne uygun olarak yapıldığını, terkin işleminin yasal prosedüre uygun olarak tamamlanarak şirketin sicil kaydının kapatıldığını, müvekkilinin hukuka uygun olarak yaptığı işlemler nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin terkin edilen şirketin kayıtlı adresine gönderildiği, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine herhangi bir tebligat çıkarılmadığı, TTK'nun geçici 7/4-a maddesi uyarınca şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere de ihtar gönderilmesinin zorunlu olduğu, davada Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce bu gereğe uygun hareket edilmediği, terkin işleminin yasada belirtilen usule uygun olmadığı gibi, resen terkin sebebi olarak "5174 sayılı kanuna göre odaca kaydı silinenler" gösterildiği, oda kaydı silinmesinin kanunda belirtilen terkin sebepleri arasında bulunmadığı, yasaya uygun olmayan terkin işleminin iptali ile şirketin ihyasına karar verilmesi gerektiği, terkin edilen şirketin terkinden önce ortaklarının ... olduğu, dava dilekçesi içeriğinden şirketin Kanuna uygun olarak terkin edilmediği, tamamen ihyası yönünde talebinin bulunmadığı, ancak belirli bir amaçla tasfiyeye yönelik sınırlı bir ihya talep edildiği, şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi işlemi hukuka uygun değil ise de, şirketin mal varlığının tasfiyesi gerektiği, ihyası talep olunan şirketin tasfiyesi ve ek işlemleriyle sınırlı olmak üzere ihyası, ek tasfiyesi, şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği, davalının işbu ihya davasının açılmasına sebebiyet verdiği, her ne kadar ... Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne husumet yöneltilmiş ise de, TTK'nun geçici 7. maddesine göre açılan şirket ihyası davalarında husumetin yalnızca ticaret sicil memurluğuna yöneltilmesi gerekli ve yeterli olduğu, ... Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davalı ... Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın kabulüne, ... Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin tüzel kişiliğinin İstanbul Anadolu 24. İcra Dairesinin 2024/8103 takip sayılı dosyası ve bu dosya nedeni ile açılacak itirazın iptali ve menfi tespit davası ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve ek tasfiyesine, ek tasfiye işlemlerini sağlamak üzere tasfiye memuru olarak ...’nın atanmasına, kararın ticaret sicil müdürlüğünde tescil ve ilanına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının müvekkili tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından müvekkilinin işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin geçici 7. maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, ihtarın usulüne uygun yapıldığını, şirketin adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, tebligatın bu sebeple iade olduğunu, bu konudaki sorumluluk şirket yetkililerine ait bulunduğunu, geçici madde 7/16 uyarınca Ticaret Bakanlığına geçici 7. maddenin uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri yapma yetkisinin verildiğini, dava konusu tebliğin de bu kapsamda düzenlendiğini, sicil müdürlüğünün tebliğ hükümlerini uygulamakla yükümlü olduğunu, iptal edilmemiş tebliğ hükümlerine dayanılarak gerçekleştirilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu, hukuka uygunluk karinesinden yararlanmakta olan tebliğin uygulanması sebebiyle sicil müdürlüğüne kusur yüklenemeyeceğini, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; ... Müdürlüğü yazı cevabı, terkine ilişkin ihtar ve tebligat suretleri, İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2024/8103 sayılı dosyasının Uyap'tan gelen sureti dosya içerisinde yer almaktadır. İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2024/8103 sayılı dosyasında, davacı ... A.Ş. tarafından davalı ... Makine San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi başlatıldığı, takip sırasında ... Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta borçlu şirketin sicilden terkin edilmiş durumda olduğunun bildirildiği görülmüştür. İhyası talep edilen ... Makine San. ve Tic. Ltd. Şti'nin münfesih sayılmasına rağmen TTK'nun geçici 7. maddesi uyarınca kendisine yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 08/10/2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, ihtarnamede infisah sebebi olarak adresi tespit edilemediğinden olarak yer aldığı dosya içeriğiyle sabittir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tahdidi nitelikteki (numerus clausus) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tahdidi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. Maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin adresi tespit edilemediğinden re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tahdidi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle usul ve yasaya aykırıdır. Öte yandan, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. Hal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, davacının ihyası talep edilen şirketin ortağı olmadığı, şirketin ticari hayata döndürülmesi amacıyla ihya davasının açılmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı sicil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı sicil vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı sicilden alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı sicil tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme HMK'nun 362/1-ç maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi.04/12/2025

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1625, K. 2025/1500, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1625-e-2025-1500-k-8f6435325ef3