Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2025/15 E. 2025/221 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/15
Karar No
2025/221
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2025/15 Esas

KARAR NO:2025/221

İNCELENEN ARA KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ:24/06/2024

NUMARASI:2023/125 E.

DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/01/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; müvekkilinin endüstriyel uygulamalar alanında uluslararası firmalardan biri olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanının esas unsurunun aynı zamanda tanınmış markası olan "..." ibaresine ait hem TPMK nezdinde hem de uluslararası marka ofisleri nezdinde marka tescilinin bulunduğunu, davalı şirketin müvekkiline ait ticaret unvanının esas unsuru ve tanınmış markası olan "..." ibaresinin ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan "..."esini birebir aynı ürünler üzerinde, müvekkiline ait "..." markasının ve ürünlerinin, ticari takdim biçimi olan kare logosu ile "mavi" renk unsuru ile birlikte "..." şekillerinde, müvekkiline ait kataloglarda yer alan "..." renk ile "benzer ürün" kodlarını, fiziki ve dijital ortamlar olmak üzere tüm mecralarda kullanmak suretiyle müvekkilinin marka haklarını ihlal ettiğini, haksız rekabete neden olduğunu ve iltibas yarattığını beyan ederek davalı tarafa ait web sitesinde, ... web sitesinde yer alan linkler kapsamında, Facebook web sitesinde yer alan linkler kapsamında, yer alan "..." markasını içerir kullanımların bilirkişi marifeti ile tespitine, bu sitelere erişimin engellenmesine, "..." markasını, logo unsurunu ve müvekkiline ait kurumsal "mavi" renk unsurunun kullanıldığı tüm katalog ürünlerinin, her türlü işyeri tabelası, araç üzeri reklam, diğer reklam malzemeleri, ambalaj, broşür, fatura, katalog, poster, kartvizit vb. evrak ile bütün iş materyallerine davalıya ait belirtilen adreste tedbiren el konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazına dayanak olarak “...” ibareli markayı sunduğu ve bu markanın varlığında başvurunun tescil edilemeyeceğini iddia ettiğini, söz konusu marka, bir daire içerisine yerleştirildiği ve baklava dilimi motifi ve iki yön işareti arasında yazıldığı ve “...” sözcüğünden oluştuğunu, markanın siyah beyaz ve herhangi bir renk kullanılmadığını, markalarının ise yazılış ve okunuş olarak faklılığının ortada olduğunu, başvurunun genel tertip tarzı, logosu, kullanılan renk tonları ile itiraz sahibi markasından bütünsel izlenim olarak çok net biçimde farklı olduğunu, davacının davasına dayanak yaptığı “...” ibareli tescilli markası mavi rengin hiçbir tonunu içermemenin yanında hiçbir renk içermeyen siyah beyaz tonda olduğunu, adına tescil edilmiş bir renk yelpazesi varmış gibi, mavi rengin kullanımına 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun hangi hükmü uyarınca itiraz edildiğini, müvekkilinin zaten ... isimli bir markada daha önceden hak sahipliği varken ayrıldıktan sonra ... isimli markayı oluşturmaya çalıştığı hem mübrez dava hem de marka tescile yönelik itirazı nedeniyle bu işlemden de vazgeçtiğini, müvekkilinin şimdiye kadar bir kaç tane demo dışında üretmiş olduğu ya da yurtiçinde satmış olduğu salınım malzemesi de olmadığını, dünya üzerinde bir çok firma kendi markasını oluşturarak salınım malzemeleri ürettiğini, Hatta ... uzantılı internet sitesinde görüleceği üzere ... markalı salınım malzemesi hem mavi renk tonu hem de tasarım olarak davacının ürünleri ile neredeyse birebir olduğunu, markaya yönelik yapılan itirazı içeren bir davada marka dışındaki iddia edilen hususları kabul etmediklerini beyan ederek, bilirkişi raporu ile birlikte davaya ve ara karara itiraz ettiklerini, davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi'nin 09/11/2023 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddi kararıyla; "Tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu dikkate alındığında; mevcut aşamadaki bilgi ve belgelere göre, mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararından bu yana verilen tedbir kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilin dosya kapsamına girmediği anlaşılmakla ihtiyati tedbir kararına karşı yapılan tüm itirazların reddine" şeklindeki gerekçeleri ile; İhtiyati tedbir kararına karşı yapılan itirazların REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.Dairemizin 16/05/2024 ... ... sayılı kararıyla; "İlk derece mahkemesince hatalı inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince istinafa başvuran davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne" karar verilmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi'nin 24/06/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararıyla "Tüm dosya kapsamı, sunulan marka tescil belgeleri, bilirkişi raporları ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2024/489 Esas ve 2024/934 Karar sayılı kesin nitelikteki kaldırma kararı gözetilmekle, her ne kadar mahkememizce İstinaf uygulamaları doğrultusunda benimsenen, İstinaf incelemesinden geçen ve benzer uyuşmazlıklarda değerlendirilen (bkz. Mahkememizin 2023/121 Esas sayılı dosyasında verilen 16.10.2023 tarihli ihtiyati tedbir kararı ve işbu karara ilişkin verilen İstanbul 16. Hukuk Dairesinin 2024/87 esas 2024/393 karar sayılı kararı) ( ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2022/738 Esas ve 2022/888 Karar sayılı kararı) ters teminat yoluyla iki aşamalı tedbir kararı uygulamaları mevcut ise de, işbu dava dosyasında mevcut kesin nitelikteki İstinaf kaldırma ilamı karşısında dosyadaki bilgi ve belgeler inceliğinde, davanın niteliği ve bulunduğu aşama gözetilmekle, dosyanın halihazırda bilirkişi incelemesinde olduğu, talep konusu tedbirin yargılamayı gerektirdiği, talep doğrultusunda tedbir kararı verilmesini gerektirir delillerin bu an için dosya kapsamında bulunmadığı ve bu noktada yaklaşık ispat şartının oluşmadığı anlaşılmakla talebin reddine" şeklindeki gerekçeleri ile; Talep eden vekilinin yasal şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.

İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili 1944 yılından beri ... markası ile teknik ve uzmanlık gerektiren bir alanda faaliyet göstermekte olduğunu, yüksek verimli süspansiyon sistemleri için titreşimli ve salınımlı parçalar ürettiğini müvekkilin gerek eskiye dayalı kullanımı gerekse de marka tescilleri itibariyle ... markası üzerinde öncelikli ve üstün hakları mevcut olduğunu, davalı tarafa ait işbu davaya konu ... markası ile müvekkiline ait ... markası arasında sadece tek harflik bir fark bulunduğunu, markalar birebir aynı sektöre ilişkin mallar üzerinde kullanılmakta olduğu ve telafuz, genel görünüm ve akılda kalan izlenim açısından iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, davalı taraf açıkça müvekkilinden ve ürün ile faaliyetlerinden marka kullanım öncesi haberdar olduğunu, davalı taraf 6 Nisan 2023 tarihinde müvekkili ile e-posta yoluyla iletişime geçtiği ve kendileri ile işbirliği yapmak istediklerini dile getirdiğini, anılan mektubu takiben, farklı firmalar müvekkili ile iletişime geçerek, davalı tarafın ihlal yaratan ... marka kullanımı ile kurumsal “mavi” rengin ürün ile kataloglar üzerindeki kullanımı ve dahi benzer şekillerde hazırlanan ve ihlal yaratan katalogların, davalı tarafça piyasaya sunulduğunu, müvekkili tarafından yapılan detaylı bir inceleme neticesinde, davalı tarafın, tanınmış ... markasının ayırt edilemeyecek kadar benzeri ... ibaresinin müvekkilinin ile birebir aynı ürünler üzerinde internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde tespit ettiğini, davalının, müvekkilin ... markasını ve müvekkiline ait mavi renkli salınımlı montaj ürünlerini kopyaladığını, davalının müvekkiline ait markanın neredeyse birebir aynısını logoyu ve ticari takdim şeklini de kopyalarak birebir aynı ürünler üzerinde kullandığı ve tüketici nezdinde sanki müvekkilin ürünleriymiş gibi bir izlenim oluşturduğunu, davalı, müvekkiline ait "..." markasının ayırt edilemeyecek kadar benzeri “...” ibaresini müvekkili markasının tescilli olduğu mallar ve daha da ötesi birebir müvekkiline ait ürünlerin tanıtımında haksız ve izinsiz olarak kullandığını ve ürünün cinsi, tipi, renk kombinasyonu, ticari takdimi, tanıtımı da dahil olmak üzere her yönüyle kopyaladığını, davalının Linkedin. ve ... üzerinden yaptığı paylaşımlarda görüldüğünü, davalının basiretli tacir olarak işbu markadan haberdar olarak marka oluşturması beklendiğini, müvekkili makine parçaları sektöründe tanınır ... markasından ve müvekkilinin ticari kimliğinden haksız ve kötü niyetli fayda sağlamak isteyen davalının muhtemel bir zararının olmayacağını, beyan ederek tedbir talebinin reddine dair verilen Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasına ve tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GÖRÜŞ:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkeme 24/06/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbirin reddine karar verilmiştir.Davacı bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Öncesinde dairemizin kararı ile "Mahkemece ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğu gerekçesiyle teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, ancak aynı kararda tedbirin ağırlığı ve tarafların iddia ve savunmaları gerekçe gösterilerek, ters teminat tedbirine hükmedildiği, ihtiyati tedbir kararlarının tereddüt yaratacak şekilde iki aşamalı olarak verilemeyeceği, bu nedenle verilen kararın usûl ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, 09.11.2023 tarihli ara kararın kaldırılmasına, davalı vekilinin itirazının kabulü ile, Mahkemenin 16.10.2023 tarihli ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına, davacının ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilerek usûlüne uygun bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir.Mahkemece bilirkişi nicelemesi yaptırılmıştır.05/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Bilişim yönünden yapılan incelemelerde; Davacı yana ait olarak belirtilen ... alan adlı web sitesi ana sayfasından alınan görüntüde sol üst bölümde “...” ibareli logo görselinin web sitesi logosu olarak markasal şekilde kullanıldığı, 2018 yılına ait arşiv kaydında ... şeklinde markasal kullanımın bulunduğu, ...com alan adının davacı ... tarafından işletildiği, https://www...com/en/.../ URL adresinde davacı şirketin faaliyet alanları Yiyecek ve İçecek İşleme, Kereste / Kereste İşleme, Makine, Tarım Makinaları ve Madencilik ve Taş Ocakçılığı olarak belirtildiği, aleyhinde tespit istenen ... alan adlı web sitesinin ana sayfasından alınan görüntüde "..." şeklinde logo görselinin kullanıldığı, web sitesinin sol alt bölümünde bulunan Whatsapp uygulaması butonuna tıklandığında ... telefon numaralı ... isimli kişinin Whatsapp profiline yönlendiği, profildeki bilgilerden ...'ün şirket unvanının “...” olduğu anlaşıldığı, söz konusu Whatsapp profilinin “...”na ait bir işletme hesabı olarak yapılandırıldığı, ... web sitesinin ve “...Türkiye" adresinin iletişim bilgisi olarak belirtildiği, profil içeriğinde “... Serisi Kalıp Vibrasyon Motoru", “..." ve "..." şeklinde 3 adet ürünün tanıtımının yapıldığı, ... alan adının yapılan whois sorgusunda alan adının 23.03.2023 tarihinde tescil edildiği, alan adının yer ve erişim sağlayıcısının ... Ltd. Şti isimli şirket olduğu, alan adının sahiplik bilgilerini gizlenerek kayıt edilmesi nedeniyle alan adı sahiplik bilgilerine kamuya açık verilerden ulaşılamadığı, aleyhinde tespit istenen ve listesine aşağıda yer verilen iş amaçlı profesyonel sosyal medya ağı ...'dan alınan URL adreslerinde paylaşılan görseller ve görsellerde görülen ürünler üzerinde "..." ibareli görsellerinin kullanıldığı, incelenen ... profillerinin davalı şirketçe işletilen hesap ve davalı şirket çalışanlarınca işletilen hesaplarca yüklendiği anlaşıldığı, aleyhinde tespit istenen ve listesine aşağıda yer verilen sosyal medya ağı ...'dan alınan URL adreslerinde paylaşılan görsellerde "..." şeklinde kullanımların yer aldığı, incelenen ... linklerinin davalı şirketçe işletilen hesaplarca yüklendiğinin anlaşıldığı, marka yönünden yapılan incelemelerde; davacı tarafın davaya mesnet gösterdiği ve maska sicil inceleme kısmında verilen "..." esas unsurlu markalarının: Nice 07. Sınıf Propulsion clutches, oscillation parts, tension and pressure parts, connecting rod cotter ends. Nice 12. Sınıf ... elastic suspension made of rubber for all types of vehicles, suspension and dampening parts, propulsion clutches, oscillation parts, tension and pressure parts, dampers. kapsamında tescilli olduğu, koruma sürelerinin devam ettiğini, açıklanan nedenler çerçevesinde; davacı ve davalı marka kullanımlarının benzer olduğu, aynı mallarda kullanıldıkları, aynı alıcı kitlesine hitap ettikleri, aynı ihtiyaçları karşıladıkları, davalı markasının, davacının tescilli markalarının kapsamında olduğu, bu haliyle markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğu, nihai tüketiciler nezdinde gerek malların, gerekse de müteşebbisinin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırabileceği, nihai tüketicilerin davalı markasını, davacı markasının yeni bir varyasyonu veya markanın yenilenmiş bir hali olarak algılayacağı ve malların aynı işletmeden verildiği yönünde çağrışım yapabileceği veya malları sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanabilecekleri bunun da karıştırılma ihtimali yaratacağı nedenleriyle davalı tarafından gerçekleştirilen marka kullanımlarının davacı taraf markası ile iltbas oluşturacağı " belirtilmiştir.03/01/2025 tarihli yeni bilirkişi heyet raporunda özetle; " Markaya Tecavüz Açısından Değerlendirildiğinde; Davalı kullanımının, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına iltibas oluşturacağı tespit sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, İşbu tespitler doğrultusunda, markaya tecavüze ilişkin şartların gerçekleşip gerçekleşmediği açısından nihai hukuki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Haksız Rekabet Açısından Değerlendirildiğinde; Davalının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği tespit edildiği " belirtilmiştir.Mahkemece işbu dava dosyasında mevcut kesin nitelikteki İstinaf kaldırma ilamı karşısında dosyadaki bilgi ve belgeler inceliğinde, davanın niteliği ve bulunduğu aşama gözetilmekle, ihtiyati tedbirin reddine karar verilmiştir. Mahkeme ilk kararında ters teminat ile tedbire hükmettiği, davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine duruşmalı olarak 09/11/2023 tarihinde itirazın reddine karar verildiği ve istinaf edilmesi üzerine Dairemizce iade kararı verildiği görülmüştür.Dairemizin iade kararının gerekçesinde, "Mahkemece ihtiyati tedbir koşullarının oluştuğu gerekçesiyle teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, ancak aynı kararda tedbirin ağırlığı ve tarafların iddia ve savunmaları gerekçe gösterilerek, ters teminat tedbirine hükmedildiği, ihtiyati tedbir kararlarının tereddüt yaratacak şekilde iki aşamalı olarak verilemeyeceği," denilmek sureti ile iki aşamalı tedbir kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda, toplanan tüm deliller, alınan her iki bilirkişi heyet raporu gözününde bulundurulduğunda davacı tarafından yaklaşık ispat şartının gerçekleştirildiği anlaşılmakla mahkemece verilen 24/06/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbirin reddine dair verilen karar yerinde değildir.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın ihtiyati tedbir kararının değerlendirilmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/06/2024 tarih, 2023/125 E. Sayılı Ara Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2025/15, K. 2025/221, T. 30.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-44-hukuk-dairesi-2025-15-e-2025-221-k-12d5948282c6