Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1156 E. 2025/1156 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1156
- Karar No
- 2025/1156
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1156 - 2025/1570 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1156 KARAR NO : 2025/1570
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2023 NUMARASI : 2022/784 Esas - 2023/662 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/12/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 15/12/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı bir kısım davacılar ..., ..., ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların, işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın davacıların desteğine çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek, davacı eş ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile eş için 50.000,00 TL, davacılar ..., ... için 30.000,00’er TL manevi tazminatın sigorta şirketi poliçe kapsamı ile sorumlu olmak üzere davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile, destekten yoksun kalma tazminatını 81.328,88 TL olarak artırmıştır. Davalı ... Otomotiv Mam. Tic. ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; aracın ...’a kiraya verildiğini ve bilgileri dışında ...’e teslim edildiğini, doğan zarardan sorumlu olmadıklarını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin araç sürücüsünün kusuru oranında ve davalıların kanıtlanan gerçek zararları ile poliçe kapsamında sorumlu tutulabileceklerini bildirerek, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece kaldırma sonrası yürütülen yargılama sürecinde; yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen 30/03/2023 tarihli aktüer raporunda, eş ...’nin destekten yoksun kalma tazminat tutarının toplam 16.354,92 TL olduğu, kaza tarihinde (29.04.2013) geçerli ZMSS poliçesi sakatlanma ve ölüm teminat limit tutarının 250.000,00 TL olduğu, mahkeme tarafından tazminata hükmedilmesi durumunda davacı tarafın sigorta şirketinden dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren yasal faiz yürütülerek tazminat talebinde bulunabileceği görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği, yukarıda içeriği açıklanan raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; "1-Davanın KISMEN KABULÜ ile 16.354,92 TL destekten yoksun kalma tazminatın davalı sigorta şirketinin dava tarihinden, diğer davalılar kaza tarihi olan 09/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ... mirasçılarına verilmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, ... mirasçıları için 30.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, Şengül Irgız için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... Otomotiv Mamülleri Tic. ve San A.Ş.’den kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar ..., ..., ... vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkemece verilen kararda hükme esas alınan bilirkişi raporunda, öncelikle her ne kadar davalı ...'ün kazadaki kusur oranı %75 olarak kabul edilmiş olsa da, davalılardan ..., diğer davalı ... Oto Mam. Tic. ve San. A.Ş.’ye ait bulunduğu halde, 29.04.2013 tarihinde ehliyetsiz olarak sevk ve idare ettiği ... plaka sayılı araç ile ev hanımı olan ...’ye çarparak ölümüne neden olduğunu, bu kazada, ... isimli üçüncü şahsın verdiği ifadeye göre, yolun boş olduğu bir sırada karşıdan karşıya geçmeye çalışan ...’ye, hızlı bir şekilde gelip, fren dahi yapmadan çarpan sürücü ...'ün tam kusurlu olduğunu, sürücünün ehliyetinin bulunmayıp, yüksek hızla seyretmesi ve araç kullanmayı trafiğe çıkacak kadar bilmediğinden direksiyon hakimiyetini kaybederek ...’nin ölümüne neden olmanın yanında üç-dört adet araca da çarparak ancak durabilmesi ve bütün bunların yanında, kaza yerinin 100 m. yakınında herhangi bir yaya geçidi, üst geçit gibi güvenli geçiş sağlayacak yer bulunmadığından, KTK. m. 68/son gereği, yolun güvenliği görüldükten sonra, kazanın vukuu bulduğu noktadan geçiş yapmakta herhangi bir usulsüzlük bulunmadığından ve görgü tanığının ifadesine göre de, yolun boş olduğu bir sırada geçiş yapmaya başlayan maktul, yolun yarısına geldikten sonra, hızlı bir aracın aniden ortaya çıkarak fren dahi yapmadan çarptığı ifadesi göz önüne alındığında, sürücü ...’ün kusur derecesinin daha fazla olduğunu, tam kusurlu olduğu aşikar olan davalı meydana gelen kaza sebebiyle hükmedilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının düşük kaldığını, ayrıca yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sayın bilirkişi destekten yoksun kalma tazminatını hesaplarken hükme en yakın asgari ücret tutarı üzerinden hesap yapması gerekirken geriye dönük olarak bilinen tarih olarak adlandırılan olay tarihindeki asgari ücret tutarlarını esas alarak hesaplama yapmış olması sebebiyle de yerel mahkemece verilen kararın Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda destekten yoksun kalma tazminatının hükme en yakın tarihteki asgari ücret miktarı üzerinden değil de olay tarihine göre esas alınmasının da hatalı olduğunu, ayrıca yerel mahkemece kurulan hüküm neticesinde vekalet ücretine ilişkin olarak; "Kabul edilen maddi tazminat için davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 16.354,92 TL vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesine ve Kabul edilen manevi tazminat için davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılar ... Otomotiv A.Ş. ile ...'den alınarak davacılara verilmesine," şeklinde her ne kadar karar verilmiş olsa da, yerel mahkemenin bu konuya ilişkin kararı da Yargıtay İçtihatlarına aykırı olduğunu, somut olayda her bir davacı lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat için kendisini vekille temsil ettiren lehine ayrı ayrı vekalet ücreti taktiri gerekirken toplam tutar üzerinden tek vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan bir kısım davacılar vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkân yoktur. Ancak, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer. Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Somut olayda; davacılardan ...'nin yargılama devam ederken 12/8/2020 tarihinde öldüğü görülmüştür. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bu durumda mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davacı ...'nin mirasçıları belirlenerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve aykırı görülmüştür. Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında, bir kısım davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile sair istinaf nedenleri incelenmeksizin, HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bir kısım davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince KABULÜ ile, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/09/2023 tarih ve 2022/784 Esas - 2023/662 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre bir kısım davacılar vekilinin sair istinaf taleplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Yukarıda açıklandığı üzere işlem yapılarak, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan karar harcının istek halinde taraflara iadesine, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından istinaf eden taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.