Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1152 E. 2026/182 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1152
- Karar No
- 2026/182
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1152
KARAR NO : 2026/182
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/06/2021
NUMARASI : 2018/692 E - 2021/418 K
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 27/01/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 20/02/1997 tarihinde Alçak Gerilim Elektrik Şebekesinden Elektrik Satışına İlişkin Abonelik Sözleşmesi imzalandığını, davalının "Gürsel Mah. Bergüzar Sok....Kağıthane/İstanbul" adresindeki işyerinde elektrik kullanmakta olduğunu , tahakkuk ettirilen faturaları ödemediğini, fatura borçlarının tahsili amacıyla 15/04/2016 tarihinde İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını ancak davalının 05/05/2016 tarihinde borca itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, davalının ticaret unvanı "... Konfeksiyon" olup, "Gürsel Mah. Sevil Çıkmazı ... Şişli/İstanbul" adresinde 0710021467 vergi sicil numarası ile faaliyet göstermekte olduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağa yıllık %16,80 gecikme faizi uygulanması ve işbu işleyecek gecikme faizine %18 KDV oranı uygulanması ile alacağın tahsiline, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ; Müvekkilinin 2000 yılından önce Gürsel Mahallesinde tekstil işiyle uğraşmakta iken 2000 yılında işyerini kapatarak vergi kapanışını gerçekleştirdiğini, 2000 yılında SGK'lı olarak çalışmaya başladığını, 2008 yılında ise emekli olup İzmir'in Bayındır ilçesine yerleştiğini, davacı yanca davaya konu işyerinde 2011 ve 2012 yıllarında müvekkili tarafından elektrik kullanıldığını, fakat borcunun ödenmediği iddia edilmiş ise de müvekkilinin o tarihlerde bu adreste çalışmadığı gibi faal olan bir işyerinin de bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin kullanmadığı dönemdeki elektrik borcunun müvekkilinden talep edilemeyeceğini, davacının faturaların ödenmemesine rağmen elektriği kesmeyerek zararın artmasına yol açtığını ve bu anlamda davacının kusurlu olduğunu belirterek, davanın ve icra inkar tazminatının reddine, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda ; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davalının İstanbul 25.İcra Müdürlüğü ... Esas takip dosyasına itirazının kısmen iptaline, takibin 4.603,24-TL asıl alacak, 1.718,84-TL işlemiş faiz, 307,37-TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 6.629,45-TL alacak yönünden takip sonrası asıl alacak kısmına yasal faiz uygulanmak suretiyle aynı koşullarda devamına, fazla istemin reddine,Kabul edilen alacağın %20'si oranında 1.116,40-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,Reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı davalı vekili istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde ;"Müvekkil 2000 yılından önce Gürsel Mahallesinde tekstil işiyle uğraşmakta iken 2000 yılında işyerini kapatarak vergi kapanışını gerçekleştirmiştir. Akabinde 2000 yılında ... ... Ticaret ve Giyim San.Ltd.Şti adlı firmada SGK'lı olarak çalışmaya başlamış, bu çalışmaları 2007 yılına kadar devam etmiştir. 2008 yılında ise emekli olup İzmir’in Bayındır ilçesine yerleşmiştir. Kendisi 2008 yılından bu yana İzmir’de yaşamaktadır.Nitekim gerekçeli kararda da "...davalının incelenen vergi dairesi ve SGK kayıtlarına göre bu adresteki ticari işletmesinin 01/01/1997 tarihinde başlayan mükellefiyet kaydını 31/12/1997 tarihinde terk ettiği, mükellefiyet kaydının kapandığı, daha sonra İzmir ilinde SGK çalışan kaydı bulunduğu, sonrasında ise İzmir ilinde 2014 yılından itibaren vergi mükellefiyeti ve esnaf odası kaydı bulunduğu, takip dayanağı fatura dönemleri olan 2011-2012 yıllarında tesisat adresinde bir ticari faaliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir." ibaresi yer almakta olup elektrik kullanımının müvekkile ait olmadığı ispatlanmıştır.
Davacı yanca, davaya konu işyerinde müvekkil tarafından elektrik kullanıldığı ve fakat borcunun ödenmediği iddia edilmişse de müvekkil o tarihlerde bu adreste çalışmadığı gibi faal olan bir işyeri de bulunmamaktadır. Müvekkil mevcut durumu icra takibi ile öğrenmiş ve haklı surette takibe itiraz etmiştir. Müvekkilin, işyerini kapattıktan sonra mülk sahibi tarafından başka bir kişiye kiraya verildiği ve bu kişi ya da kişilerce kullanımın gerçekleştiği kuvvetle muhtemeldir. 09/11/1995 tarih, 22458 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliğinin 50. Maddesine göre Fatura bedeli son ödeme tarihine kadar ödenmediği takdirde 20 gün içerisinde Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebligat yapılmalı, bu tebligattan sonra fatura bedeli 10 gün içinde ödenmediği takdirde ise abonenin elektriği kesilmelidir.01/03/2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 24/2.maddesine göre, müşterinin perakende satış sözleşmesi veya ikili anlaşmalar kapsamında öngörülen ödemeleri zamanında yapmaması hâlinde nihai tüketicilere enerji tedarik eden lisans sahibi şirketlerin bildirimi üzerine en az 5 iş günü içerisinde dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından elektriği kesilir, söz konusu durum 2 gün içerisinde dağıtım şirketi tarafından ilgili tedarikçiye bildirilir.09/11/1995 tarihli Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği ve 01/03/2003 tarihli Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili hükümleri gereğince zamanında ödenmeyen faturalardan dolayı elektriğin kesilmesinin amir hüküm olduğu anlaşılmaktadır. Davacı uzun sayılabilecek bir süre faturaların ödenmemesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmeyerek zararının artmasına yol açmıştır. Bu anlamda davacı kusurludur. Tüm bu hususlar daha önce dilekçelerimizde beyan edilmişse de yerel mahkemece bu hususlar dikkate alınmayarak hatalı ve eksik değerlendirmeler neticesinde davanın kısmen kabulü ile takibin devamına ve ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Verilen karar asıl alacak yönünden hatalı olduğu gibi icra inkar tazminatı yönünden de son derece hatalıdır. Zira Mahkemece hükmedilen miktarın niteliği ve gerçek zararın araştırılması yargılamayı gerektirmekte olup, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yasaya ve yargıtay içtihatlarına aykırıdır. Ez cümle müvekkil tarafından bir kullanım mevzuu bahis olmadığından, davacının da gerekli denetim ve uygulamaları gereği gibi yerine getirmediğinden "Kimse kendi kusurundan menfaat temin edemez" ilkesi gereğince de davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde kurulan hüküm yasaya aykırı olup kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi" gerektiği şeklinde istinaf sebepleri ileri sürülmüştür.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir.Davanın dayanağı olan İstanbul 25.İcra Müdürlüğünün ... E takip dosyası Uyap suretine göre ; 4.603,24 TL asıl alacak, 3.183,46 TL işlemiş faiz, 572,99 TL faizin KDV'si toplamı 8.359,69 TL fatura alacağı (2011-2012 dönemlerine ilişkin 12 adet fatura) talebiyle başlatılmış ilamsız takibe davalının süresinde itiraz ettiği görülmüştür.Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; Taraflar arasında 20.02.1997 tarihli abonelik sözleşmesi imzalandığı ,sözleşmenin davalının "Gürsel Mah.Sevil Çıkmazı Sok.... Şişli/İstanbul" adresinde bulunan ticari işletmesinde elektrik aboneliğinin tesis edildiği görülmektedir.Takip dayanağı faturaların davalının abonelik sözleşmesinin akdedildiği adrese ilişkin olduğu, idari yönden adres değişikliği yapıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yargılamada elektrik mühendisi iki bilirkişiden ayrı ayrı iki kök rapor alınmıştır. Mahkemece hükme esas alınan ve YTÜ Elektrik Mühendisliği Fak. öğretim üyesi olan Prof. Kamuran Nur Bekiroğlu tarafından düzenlenen ön rapor üzerine eksik belgelerin celbi ile düzenlenen raporda ; takip dayanağı faturaların iki adedinin kesme-bağlama ücreti faturası, 10 adedinin elektrik tüketim faturası olduğunu (kaçak tüketim bedeli içermediğini), fatura içeriklerinin sözleşme ve ilgili EPDK mevzuatına-tarifelerine uygun şekilde düzenlenmiş olduğunu, davalının 1997'de akdettiği abonelik sözleşmesini feshetmediği-iptal etmediği için tesisatta aboneliğin 03/09/2012 tarihine kadar davalı adına devam etmiş olduğunu, takip dayanağı tüketim faturalarının davalının aboneliğinin devam ettiği dönemlere ilişkin olduğu, davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği asıl alacak, işlemiş faiz ve faizin KDV tutarları bildirmiştir.Mahkemece , bilirkişi raporunda asıl alacak hesaplanırken, takipteki ve davadaki talebi aşacak şekilde, davacı 07/2012 dönemine ilişkin 30/07/2012 son ödeme tarihli 589,90 TL bedelli fatura için takipte 578,80 TL olarak talep edilmesine rağmen bilirkişinin 589,90 TL üzerinden hesap yaptığı görülmekle, bu maddi hata mahkemece resen düzeltilmek suretiyle , asıl alacak yönünden takip talebiyle bağlı kalınarak (4.603,24 TL olarak) esas alınmıştır.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere ve mahkemenin de tesbitine göre ;taraflar arasında 20.02.1997 tarihli abonelik sözleşmesi imzalandığı ,sözleşmenin davalının "Gürsel Mah.Sevil Çıkmazı Sok.... Şişli/İstanbul" adresinde bulunan ticari işletmesine ilişkin olduğu, bu sözleşmenin usule uygun feshedildiğine dair bir iddia ve kayıt bulunmadığı, davalının vergi dairesi ve SGK kayıtlarına göre bu adresteki ticari işletmesinin 01/01/1997 tarihinde başlayan mükellefiyet kaydını 31/12/1997 tarihinde terk ettiği, mükellefiyet kaydının kapandığı, daha sonra İzmir ilinde SGK çalışan kaydı bulunduğu, sonrasında ise İzmir ilinde 2014 yılından itibaren vergi mükellefiyeti ve esnaf odası kaydı bulunduğu, takip dayanağı fatura dönemleri olan 2011-2012 yıllarında tesisat adresinde bir ticari faaliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Mahkeme kararının gerekçesinde de açıklandığı üzere; abonelik sözleşmesini iptal ettirmeden tesisat adresinden ayrılan yani sözleşmenin adına devam etmesine neden olan davalı, davacının takip konusu ettiği tüketim faturalarından elektriği fiilen kullanan kişiyle birlikte müteselsilen sorumludur.Bu sebeplerle davalı tarafın bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Mahkemece elektriğin kesilmesi gereken tarihte kesilmemesi sebebiyle müterafik kusur değerlendirmesi, faiz oranının 6183sayılı kanundaki gecikme zammı oranından 3095 sayılı kanuna göre yasal faiz oranına düşürülerek yapılması gerektiği, faiz toplamının 1.718,84 TL olarak hesaplanması suretiyle borç miktarının hesaplanmasında , fatura alacağı likit ve itiraz kısmen haksız olduğundan, kabul edilen tutarın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde , ayrıca reddedilen kısım yönünden davacının kötüniyetle takip yaptığı ispatlanamadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde de usul ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın yerinde görülmeyen istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
İstinaf giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 27/01/2026