Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1089 E. 2025/1794 K. – İhya

Konu: İhya

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1089
Karar No
2025/1794
Karar Tarihi
Konu
İhya

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/1089

KARAR NO : 2025/1794

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/03/2025

NUMARASI : 2024/1006 E. - 2025/250 K.

DAVANIN KONUSU: Şirketin sicil kaydının ihyası

Taraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı ...-0 sicil numaralı ... Güvenlik Sistemleri ... ... Dağıtım Taş. İnş. San. Ve Tic. AŞ'nin davalı kurum tarafından terkin edildiğini, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/631 Esas, 2023/629 Esas, 2023/630 Esas ve 2023/632 Esas sayılı dosyalarında davalı taraf olan ... Güvenlik Sistemleri ... ... Dağıtım Taş. İnş. San. Ve Tic. AŞ ile müvekkili davacı arasında görülmekte olan davalarda ilgili mahkemenin 17/09/2024 tarihli ara kararı uyarınca taraflarına resen terkin edilen davalı şirketin ihyası için yetki ve süre verildiğini ileri sürerek, resen terkin olunan ...-0 sicil numaralı ... Güvenlik Sistemleri ... ... Dağıtım Taş. İnş. San. Ve Tic. AŞ'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava emiştirDavalı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili, savunmasında özetle; davanın olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin işlemine ilişkin olduğunu, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru ...'e de yöneltilmesi gerektiğini, tasfiye sürecindeki yetki ve sorumluluğun tasfiye memuruna ait olduğunu, tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. Davalı tasfiye memuru vekili, savunmasında özetle; ticari şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona ereceğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerektiğini, tasfiye işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiğini, ticaret sicil kayıtlarından da açık bir şekilde görüleceği üzere şirketin TTK hükümlerine uygun şekilde terkin edildiğini, TSG'de 3 defa ilan yayınlandığını, gerekli tüm süreler beklendikten sonra da şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığı ve şirketin terkininden yaklaşık 3 yıl sonra iş bu davayı açmış olmasının da ortada herhangi bir hukuki yararın bulunmadığını ortaya koyduğunu, kötü niyeti de somut bir şekilde ortaya çıkardığını, genel kurulda alınan tasfiye kararına uygun olarak tasfiye işlemlerinin yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, dava dışı Tasfiye Halinde ... Güvenlik Sistemleri ... ... Dağıtım Taş. İnş. San. ve Tic. A.Ş.'nin 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesi gereğince ihyası istemine ilişkindir.

İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde; ...-0 sicil numarasında kayıtlı ... Güvenlik Sistemleri ... ... Dağıtım Taş. İnş. San. ve Tic. A.Ş. 25/09/2020 tarihinde tasfiye sonucu sicilden terkin edildiği görülmüştür. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde ihyası istenen şirketin terkin olmadan önce merkez adresinin Bakırköy/İstanbul olduğu, buna göre mahkememizin 6102 sayılı TTK'nun 547/1 maddesi anlamında kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır.TTK'nın 547. maddesi gereğince " (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir".Sermaye şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. Şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Somut uyuşmazlıkta; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22023/631 Esas, 2023/629 Esas, 2023/630 Esas ve 2023/632 Esas sayılı davalarında taraf teşkilinin sağlanması açısından davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, derdest olan bu davalar uyarınca tasfiyenin usulüne uygun ve eksiksiz tamamlanmadığı anlaşılmakla, davalarda taraf teşkilinin sağlanması ve yargılamanın yürütülebilmesi için şirketin ihya edilmesi gerektiğinden davanın kabulüne, şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, ek tasfiye işlemlerini yapması için 6102 Sayılı TTK.nun 547/2'nci maddesi uyarınca ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur." gerekçesiyle, davacının davasının kabulü ile, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...-0 sicil numarasında kayıtlı ... Güvenlik Sistemleri ... ... Dağıtım Taş. İnş. San. veTic. AŞ'nin İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/631 Esas, 2023/629 Esas, 2023/630 Esas ve 2023/632 Esas sayılı dosyaları yönünden ihyası ile ek tasfiye için yeniden tesciline, bu işlemleri yapması için tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına ve bu hususun tescil ve ilanına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı tasfiye memuru vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı tasfiye memuru vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ticari şirketin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona ereceğini, tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerektiğini, tasfiye işlemlerinin eksiksiz yerine getirildiğini, ticaret sicil kayıtlarından da açık bir şekilde görüleceği üzere şirketin TTK hükümlerine uygun şekilde terkin edildiğini, TSG'de 3 defa ilan yayınlandığını, gerekli tüm süreler beklendikten sonra da şirketin terkininin ilan edildiğini, davacı yanın şirkete başvuru yapmadığı ve şirketin terkininden yaklaşık 3 yıl sonra iş bu davayı açmış olmasının da ortada herhangi bir hukuki yararın bulunmadığını ortaya koyduğunu, kötü niyeti de somut bir şekilde ortaya çıkardığını, müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmiş olmasının da hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı tasfiye memuru ... tarafından, yasal süresi içinde, istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi halinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547.maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür. İhyası talep olunan şirketin tasfiyesinin sona erip 25.09.2020 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 547. maddesi, ek tasfiye başlığı altında; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir" düzenlemesini getirmiştir.İhyası istenen dava dışı Tasfiye Halinde... Sistemleri ... ... Dağıtım Taş. İnş. San. Ve Tic. AŞ aleyhine davacı tarafından İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/631 Esas, 2023/629 Esas, 2023/630 Esas ve 2023/632 Esas sayılı dosyaları ile açılan rücuen alacak davası açıldığı, dava dışı şirketin tasfiye ile sicilden terkin edildiği, bu sebeple davacıya verilen süre içinde eldeki ihya davasının açıldığı görülmektedir. Buna göre terkin olan şirketle ilgili yapılacak işlemlerde şirketin temsili ve verilecek kararların infazı yönünden terkin edilmiş şirketin yeniden tescilini talep etmekte davacının hukuki yararı bulunmaktadır. Şirketin ihyası için kesinleşmiş bir alacak bulunması şart olmayıp, şirkete karşı açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması ile bu davada şirketin temsil edilesi zorunlu olduğundan hukuki yararın bulunduğu kabul edilmelidir. Mahkemece gerekçede bu hususlara yer verilmiş olup aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece TTK'nın 547. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasına karar verilmiş olmakla, anılan madde hükmü uyarınca, son tasfiye memuru olduğu anlaşılan davalı ...'e davanın yöneltilmesinde ve ek tasfiye işlemleri için de tasfiye memuru olarak atanmasında yasa ve usule aykırılık bulunmamaktadır. Davalı tasfiye memurunun ihya işlemlerini usulüne uygun yapmış olması, hukuki yararı bulunan kişilerin ihya talep etmelerine engel olmadığından, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Yasal hasım konumundaki Ticaret Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması ve giderlerin davalı tasfiye memuruna yüklenmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır (Aynı yönde karar için bknz; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/6150, K. 2024/8653 sayılı kararı). Bu sebeplerle, davalı tasfiye memuru vekilinin tüm istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemiş ve istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tasfiye memuru tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tasfiye memuru tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.ç hükmü uyarınca, karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1089, K. 2025/1794, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1089-e-2025-1794-k-78adc7376490