Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2025/1 E. 2026/395 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1
- Karar No
- 2026/395
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO:2025/1
KARAR NO:2026/395
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 17/09/2024
NUMARASI:2024/263 Esas - 2024/515 Karar
DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ:19/02/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/06/2012 tarihinde davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile yaya olarak kavşak başından geçiş yapan davacı ...'e aracın sağ ön aksanları ile çarpması neticesinde meydana gelen kazada davacının yaralanması nedeniyle sürücü, işleten ve çarpan aracın zmms bulunmadığından Güvence Hesabından maddi tazminat yönünden ödemenin yetersiz olması nedeniyle şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden sürücüsü ve işleten yönünden ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sürücü ve işletenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zaman aşımını uğradığını, kazada müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını, Ankara CBS'nın 2012/87560 soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosya münderecatında bulunan makbuz ve ibraname gereğince, davacı taraf tüm tazminat alacaklarına ilişkin olarak müvekkili kurumdan başka bir alacağın kalmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı yanın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, Ankara CBS'nin 2012/87560 sayılı soruşturmada şikayet olmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davalılara açtığı maddi tazminat davasının reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 30/06/2012 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalılar ... ve ...’tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalılar ... ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece 10/12/2024 tarihli ek kararı ile; "Davacı vekilinin istinaf harçlarını ve gider avansını verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde yatırmadığı anlaşıldığından, HMK.nun 344.maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına, " verilen ek kararının davacı vekiline tebliğ edildiği ancak ek karara karşı istinaf talebinde bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebi inceleme konusu yapılmamıştır.Davalılar ... ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının hem sürekli maluliyetinin bulunmaması hem de kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunması nedenleri ile müvekkilleri aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka uyar nitelikte olmadığını, hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminat son derece fahiş nitelikte olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 22/06/2021 tarih, 2021/2521 Esas, 2024/608 Karar sayılı kararı ile " ...İlk Derece Mahkemesince ATK'dan alınan kusur raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın %70, davacı yaya ...'in %30 oranında kusurlu olduğu; Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 06/07/2020 tarihli maluliyet raporunda davacının trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle maluliyeti bulunmadığı ve iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 12 ay uzayabileceğinin belirtildiği, ...davacının daimi maluliyeti bulunmasa dahi 12 ay iş göremezlik oluşturan yaranlanması bulunduğundan ve kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ... %70 oranında kusurlu bulunduğundan TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine manevi tazminat belirlenmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. " gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalılar vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle; davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalılar ... ile ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.366,20 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 938,60 TL harcın davalılar ... ile ...'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.19/02/2026