Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi 2024/999 E. 2025/793 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/999
Karar No
2025/793
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2024 NUMARASI ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan

KARAR TARİHİ : 08.07.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 08.07.2025

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin asıl, menfi tespit istemine birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; taraflar arasında 27.02.2018 tarihli ana ve aynı tarihli ek sözleşme uyarınca müvekkilinin davalı tarafa inşaat yapıp edimini yerine getirdiğini, hak edişler düzenlendiğini, imalat bedellerinin ödenmediğini, çekilen ihtarnamenin karşılıksız kaldığını, hak edişten kooperatif yetkililerince onaylandığını, vade farklarıyla ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin hak ediş tarihinden itibaren ... İdaresince uygulanan faiz, olmadığı takdirde ticari avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile de fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak taleplerini 4.772.880,15 TL’ye yükselterek 4.772.880,15 TL’nin Ankara 50. Noterliğinin 00815 yevmiye sayılı ihtarnamesinin tebliğ tarihi olan 11.02.2019 tarihinden itibaren ... idaresi tarafından uygulanan faizin bu kabul görmez ise ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; sözleşmelerin mevcudiyetinin doğru olduğunu, davacının edimlerini geciktirdiğini, son olarak... parsel üzerindeki 8 blok inşaatın 30/07/2018 tarihine kadar yapılacağı taahhüdüne uyulmaması nedeniyle sözleşmenin Yenimahalle 1. Noterliğinin 05/10/2018 tarih ve .... sayılı ihtarname ile feshedildiğini, sonrasında davacının tüm faaliyetlerini sona erdirdiğini, ancak inşaat alanını boşaltmadığını, Yenimahalle 1. Noterliği'nin 26.10.2018 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek inşaat alanının taraflarına tesliminin istenildiğini, sözleşme imzalanan alt taşeronların sözleşmelerinin sonlandırıldığını, bunun üzerine müvekkili tarafından Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/388 D.İş sayılı dosyasıyla tespit yaptırdığını, davacının alacaklı değil borçlu olduğunun ortaya çıktığını, sonrasında Yenimahalle 1. Noterliği'nin 04/02/2019 tarih .... yevmiye sayılı ihtarnamesi 135.355,64 TL'nin ödenmesinin istendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/664 E Sayılı Davada; Davacı vekili; asıl davadaki açıklamalarına ek olarak taraflar arasındaki sözleşme devam ederken davacı-karşı davalının beton temin ettiği firmaya teminat olarak verilmek ve ilerde doğacak hak edişlerden mahsup edilmek üzere 200.000,00 TL tutarlı senedin müvekkili tarafından keşide edilerek verildiğini, sözleşmenin feshedilmesine rağmen senedin iade edilmediği gibi davacı tarafça Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13726 Esas sayılı dosyasıyla icraya konulduğunu, senedin malen kayıtlı olduğunu ileri sürerek, icra takibine konulan senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini talep etmiş, ıslaha cevap dilekçesinde ise; davacının 2019 tarihinde gönderdiği ihtardaki miktar ile bağlı olduğu, bu miktarı ıslah yolu ile değiştiremeyeceği, ıslah talebinin zaman aşımına uğradığını beyan etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk Derece Mahkemesince; asıl davanın, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili, birleşen dava ise bu sözleşme uyarınca verildiği ileri sürülen ve icraya konulan senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemlerine ilişkin olduğu, Ankara 36. İş Mahkemesi'nin 2021/6,7,8,9,10 ve 11 Esas sayılı dosyalarında davalı-birleşen davada davacının sorumlu olmadığı yönünde kararlar tesis edildiği, anılan kararların kesinleştiği, davalı -birleşen davada davacı vekilinin, davacı - birleşen davada davalının SGK prim borçlarını ödediğine dair 08/07/2024 tarihli ... belgesini sunduğu, somut uyuşmazlıkta davalı-birleşen davada davalıya ait taşınmazlar üzerinde davacı-birleşen davanın davalısının inşaat yapmayı yükümlendiği, bu çerçevede taraflar arasında 17/02/2017 tarihli sözleşme, 27/02/2018 ana ve ek sözleşmelerin akdedildiği, hak edişler ve faturalar düzenlendiği, karşılıklı ihtarnameler keşide edildiği, davacı-birleşen davanın davalısının edimlerini ifa ettiğini ileri sürüdüğü, davalı-birleşen davacının ise karşı tarafın edimlerini tam olarak ifa etmediğini, işyerini terk ettiğini, bir alacağının olmadığını savunduğu, ayrıca birleşen davasında teminat olarak verilen bononun haksız yere icra takibine konu edildiğini bildirerek, borçlu olmadığının tespitini talep ettiği hususlarında uyuşmazlık olmadığı, aralarında imzalanan sözleşmelerde de tarafların hak, yetki ve sorumluluklarının etraflıca belirlendiği, eser sözleşmesinin, taraflarına haklar sağlayan ve borçlar yükleyen tam iki taraflı iş görme akdi olduğu, ana edim olarak yüklenicinin, yapımını üstlendiği eseri sözleşmeye, eklerine, teknik ve sanatsal ilkeler ile amacına uygun imal edip iş sahibine teslim etmesi gerektiği, iş sahibinin de kararlaştırılan bedeli ödemekle yükümlü olduğu, yüklenicinin teslimi, iş sahibinin de bedeli ödediğini ispat etmesi gerektiği, asıl davada iddia, savunma, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler, hak edişler, faturalar, yapılan tespitler, ödemler, taraf defter ve kayıtları ile son olarak alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre, davacı-birleşen davanın davalısının, davalı-birleşen davada davacıya ait taşınmazlar üzerinde gerek 17/02/2017 gerekse 27/02/2018 tarihli sözleşmeler ile ek sözleşme kapsamında imalatlar yaptığının sabit olduğu, o halde, davacı-birleşen davanın davalısının yapılan imalat nedeniyle hak ediş alacağının olup olmadığının incelenmesi gerektiği, 17/02/2017 tarihli sözleşme ile sonraki diğer sözleşme ve ek sözleşmede imalata yönelik bedelin tespitine ilişkin farklı düzenlemeler öngörüldüğü, davacı hak edişlerinin bu sözleşmeler kapsamında gerek ikinci gerekse hükme esas alınan bilirkişi raporunda benzer şekilde tespit edildiği, ancak ikinci bilirkişi raporu hesaplamasının son sözleşmeye göre belirlendiği, oysa 17/02/2017 tarihli sözleşme ayakta iken sonraki sözleşmenin akdedildiği, sözleşmelerin farklı fiyat rejimine tabi oldukları, karara mesnet bilirkişi raporunun sözleşmelerin hükümleri ayrı ayrı esas alınarak doğru şekilde düzenlendiği, buna göre yüklenici hak edişinin 4.707.389,03 TL olarak tespit edildiği, davacı-karşı davalının, davalı karşı davacıya olan borçlarının defter ve kayıtlara göre belirlendiği, ayrıca davacı-karşı davalı adına davalı-karşı davacı adına yapıldığı sabit olan ödemelerin toplamı 1.006.825,55 TL'nin mahsubu sonrasında 3.700.563,48 TL olarak tayin edildiği, bilirkişi raporunun düzenlenmesinden sonra, davalı-birleşen davanın davacısının davacı-karşı davalı adına 78.346,56 TL prim ödemesi yaptığına dair resmi belge sunduğu, bu miktarın da davacı-karşı davalı alacağından mahsubunun gerektiği, netice itibariyle davacı-karşı davalı alacağının 3.662.216,92 TL olduğu sonucuna varıldığı, davacı-karşı davalının karşı tarafı davadan önce temerrüte düşürdüğü, talep dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak 11/02/2019 tarihinde temerrütün gerçekleştiğinin kabul edildiği, ayrıca akdi temerrüt faizi kararlaştırılmadığı, tacirler arası eser sözleşmesinde avans oranında temerrüt faizi talep edilmesinde bir yanlışlık görülmediği, birleşen davanın değerlendirilmesine gelince; davalı-birleşen davanın davacısı, birleşen davanın konusu senedin, davacı-birleşen davanın davalısının satın aldığı beton emtiasının teminatı olarak kullanılması bakımından düzenlendiğini, anılan senetten dolayı borçlu olmadığını ileri sürdüğü, ancak, senedin teminat senedi olduğuna dair senet metninde ve/veya başka bir sözleşmede hüküm tespit edilmediği, aksine, bu senedin, davacı-birleşen davada davalının ilerideki hak edişlerinden mahsup edilmek üzere finansman sağlamak için verildiğine dair davalı-birleşen davanın davacısının yönetim kurulu kararı olduğu, o halde, takibe konulan birleşen davanın konusu senedin, ileride davacı-birleşen davanın hak edişlerinden mahsup edilmek üzere avans mahiyetinde düzenlendiği, teminat senedi niteliği taşımadığı, asıl hesaplaşmada senet tutarının dikkate alınacağı, davalı-birleşen davanın davacısının sabit olmadığı sonucuna varılarak davacının davasının kısmen kabulüne, 3.622.216,92 TL’nin 11/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın konusu olan, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu bulunduğu Eski Ankara 6. İcra Müdürlüğü’nün 2018/13726 takip sayılı yeni Ankara 7. Genel İcra Dairesinin 2023/110510 takip sayılı dosyasındaki alacakla mükerrerlik teşkil etmemesine, Birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/660 Esas sayılı dosyasındaki davada davacının davasının reddine, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından uyuşmazlık konusunun yanlış değerlendirildiği, taraflar arasında var olan sözleşmelerin davalı kooperatif tarafından haksız olarak fesih edildiği, bilirkişiler tarafından alacakları olarak hak edişlerle sınırlı olmadan tüm alacaklarının tamamı belirlenerek hesap yapılması gerekirken mahkeme tarafından bu hususa ilişkin karar verilmediğinden kararın bozulması gerektiği, mahkeme tarafından sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshi dikkate alınarak tüm alacaklarının hesaplanması gerekirken bu durumun gözden kaçırıldığı, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, davalının bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, temerrüde düştüğünün bilirkişiler tarafından rapor edildiği, bu duruma göre mahkemece sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshinden dolayı müvekkilin tüm alacaklarının hesaplanması gerekirken yanlış hukuki değerlendirme ve delillerin yanlış değerlendirilmesi nedeniyle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, her ne kadar mahkeme kararında davalının temerrüde düştüğünü kabul etmiş olsa da bu temerrüdün sadece hak edişlerle sınırlı olmadan ortada bir fesih olduğundan müvekkillerin tüm alacakları yönünden karar verilmesinin gerektiği, mahkemece 08.11.2023 tarihli duruşmada “davadaki gelinen safahatın tasfiye olarak değerlendirilmesini” benimsendiği halde müvekkilin davalıya karşı iş mahkemesinde görülen alacak davalarında bir sorumluluğunun olup olmadığının tespiti ve hesaplamanın buna göre yapılacağından dolayı bu davaların sonucunu beklendiği halde tüm alacakların hesaplanması yapılmadan kendisi ile de çelişkiye düşerek karar verildiği, taraflar arasındaki sözleşmelerin hükümlerinin de doğru değerlendirmediği, davaya konu edilen taşınmazları dikkate alındığında 13.02.2017 tarihli sözleşme, 27.02.2018 tarihli sözleşme ve 27.02.2018 tarihli ek inşaat sözleşmesi ve taahhütnamesi bulunduğu, davaya konu edilen sözleşmelerin tamamına bakıldığında sözleşmeler bir bütün olarak hem hukuken hem fiilen değerlendirilmesi gereken sözleşmeler olduğu, dolayısıyla zaman içinde aktedilen sözleşmelerde eksiklikler tamamlandığı gibi 2018 tarihli sözleşmede Türkiye’deki ekonomik şartların ağırlaşması, tarafların talepleri de dikkate alınarak 2017 tarihli sözleşmede yükleniciye ödemelerde “…pursantajlar dikkate alınarak tespit yapılacak ve aylık hakkedişler halinde ödenecektir…” hükmünün de 2018 tarihli sözleşmede düzeltme yapılarak sözleşmenin 2. maddesinde “….. ... Bakanlığı birim fiyatlarının birim fiyat tariflerinin …..göz önüne alınarak ….” ifadesi ile yeni hesaplama yönteminin belirlendiği, ayrıca aynı sözleşmenin 3. maddesinde ise “…..eksi bir….” tenzilattan bahsedildiği, yine aynı tarihte ek inşaat sözleşmesi ve taahhütnamesinde ise ana sözleşme olarak belirtilen 2018 tarihli sözleşmenin F maddesinin yeniden düzenlendiği, bu sefer hak edişlerde ise tenzilat kısmının kaldırıldığı, ayrıca 2018 tarihli “ek inşaat sözleşmesi ve taahhütnamesi” ile ana sözleşme olarak adlandırılmış olmasının da ayrı bir önem taşıdığı, zira yine bahse konu sözleşmenin 2. maddesi 2. paragrafında “…Ana sözleşmenin F maddesinde……” diyerek başlayan hükmünde ana sözleşmenin hangisi olduğunun belirtildiği, bunlardan daha önemlisi kooperatif başkanı ve yetkililerince düzenlenen hak edişlerde de (01.06.2018 tarihinde düzenlenen 10.09.2018 tarihinde onaylanan hak edişler) 2018 tarihli sözleşmenin dikkate alınarak ....sözleşmenin revize edildiği hükmünü kabul ettikleri, dolayısıyla davalı tarafın da eylemli olarak sözleşmedeki yükleniciye ödenecek miktarın hesaplanmasında hangi birim fiyatın dikkate alınacağını beyan etmiş oldukları, ayrıca tarafların 2018 tarihli sözleşmede belirtilen birim fiyatına göre hesaplama yapacaklarından bir tereddüt yaşamadıklarından 2018 tarihli sözleşme imzalanırken önceki yapılan imalatların tespiti ve hesaplanmasının yapılmasının gereğini hissetmedikleri, aksi halde kooperatif yetkilileri tarafından bu hususun mutlak olarak dikkate alınacağı, tersine, yapılan imalatların hangi tarihte yapıldığı hususu iki taraf için önemli olmadığından yani her halükarda ... Bakanlığının birim fiyatları üzerinden hesaplama yapılacağı düşüncesi ile bu ayrımın dikkate alınmadığı, ayrıca tekrar etmek gerekirse davalı kooperatif tarafından yapılan hak ediş düzenlemesinin 2017-2018 ayrımı yapılmadan 2018 tarihli sözleşme hükümlerine göre yani ... Bakanlığı birim fiyatları üzerinden yapılması gerektiği, 12.01.2021 tarihli bilirkişi raporunun içeriğinde sözleşmelerin yorumuna göre 2018 tarihli sözleşmeye göre birim fiyatlarının dikkate alınması halinde toplam hak ediş tutarının 26.058.818,61 TL olduğunun kabul edildiği, müvekkilin alacağının 14.546.948,28 TL olduğunun ifade edildiği, dolayısıyla Mahkemece bu miktar dikkate alınmadan karar verilmesi nedeniyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı kooperatifin inşaat mühendisi ... tarafından imzalanan ve taraflarına ödenmesi gereken 30/10/2019 tarihli 877.007,90 TL'lik hakkediş alacaklarının kararda olmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, 24.02.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ve 19.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplama metodunun aynı şekilde benimsendiği, nitekim raporlar arasında herhangi bir çelişki bulunmadığı, sadece davacı tarafından 30.10.2019 tarihinde hazırlanan ancak tarafların imzası bakımından eksik olduğu değerlendirilen hakkedişten kaynaklı bir çelişki bulunmakla beraber, bu hususun Mahkeme’nin taktirine bırakılmak suretiyle çelişkinin giderildiği, ayrıca 19.11.2021 tarihli bilirkişiler tarafından ..... 01.06.2018 tarih 1 nolu hakediş 1.775.066,20 TL, 30.10.2019 tarih 2 nolu hakediş raporu 877.007,90 TL olmak üzere 2.652.074,10 TL olduğu......için davacı tarafından 01.06.2018 tarihli hakkediş raporunun 2.932.322,83 TL olduğu hususunda değerlendirmede bulunulduğu, halbuki taraflarca sözleşmeye uygun olarak düzenlenip karşılıklı imzalanarak tekemmül etmiş olan hakkedişler diyerek yorum getirdikleri, imza eksikliğinden dolayı hesaba katmadıkları, ama fesih halinde sözleşmenin 9. maddesinin değerlendirmeye alınmadığı, Mahkeme tarafından 19.11.2021 tarihli raporun dikkate alınmadığı, bahse konu hususlar nedeniyle bilirkişiler tarafından 877.000,00 TL olan hakkedişin davacının yapmış olduğu işlerin tespitte görüldüğü işler olduğu, daha önemlisi davalı kooperatifin inşaat mühendisi ...’ tarafından imzalandığı sabit olduğundan dolayı 19.11.2021 tarihli raporda davacı şirketin alacağına eklendiği, buna ilişkin 877.007,90 TL’lik alacaklarının kararda olmamasının da usul ve yasaya aykırı olduğu, bu alacağın sözleşmenin feshinden dolayı da kabul edilerek alacak kalemi olarak belirlenmesi gerektiği, diğer yandan bilirkişi raporlarında 27/02/2018 tarihinde yapılan İnşaat Yapı sözleşmesinin “Fesih ve Devri” başlıklı 9. maddesi olan içeriğinde müteahhit firma tarafından şantiyeye yapılmış olan her türlü imalatın bedelini ve masrafını müteahhit firmaya öder diye sözleşmede hüküm olduğundan dolayı müvekkil şirketin alacak hanesine iskele ve kalıp malzemelerinden dolayı 704.620,00 TL eklenmesi gerektiği, 12-/11/2018 tarihinde yapılan Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin yapmış olduğu tespitte ... B blokta son katlarda kalıpların kurulu olduğunun tespit edildiği, her blok için 700 adet teloskopik dikme, 400 tane 5/10., 150 tane10/10, 650 m2 saç pano kalıp, 1000 m2 kereste olduğunun beyan edildiği, resimlerle raporda belirtildiği, bu kalemdeki 704.620,00 TL alacaklarının hesaba katılmamasının da hatalı olduğu, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bilirkişi raporuna göre ,,,“camlara kısmı olarak pimapenler takılı olduğu, sıhhi tesisatın yapıldığı, kaba elektrik tesisatın yapılı olduğu, alçıpanların yapılı olduğu”nun ayrıntılı şekilde belirtildiği, yine 12/11/2018 tarihinde yapılan Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/388 D.İş dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda.....blok için temel kazısı yapıldığı belirtilmiş bununla ilgili hesaplamaların da bilirkişiler tarafından gözden kaçırıldığı, bilirkişi heyeti tarafından hesaplama yapılmış olsa idi son sözleşme gereğince 0,50x 4095 m3 x31.44.tl=128.756, 23 TL tutarında alacakları sabit olduğundan bu alacak kaleminin de Mahkemece dikkate alınmamasının doğru olmadığı, Mahkeme tarafından mahsup edilen 200.000,00 TL’lik senedin hak edişler için alınan senet olmadığı Mahkemece yanlış değerlendirme yapıldığı, davalı tarafından ispatlanamayan bu miktarın alacaklarından mahsup edilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu, sigortaya adlarına yatırdıklarını iddia ettikleri 83.752,51 ve 78.346,56. TL olan miktarların hangi dönem yani sözleşme devam ederken mi yoksa sonra mı yatırdıkları veya kimin tarafında yatırıldığı tam olarak ispatlanamadığından bunun da mahsubunun hatalı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan 24/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda hak edişler ve hak ediş faturalarını, borç doğuran belge özellikleri bakımından hatalı değerlendirildiği, 31/12/2017 tarihi itibariyle tarafların defter ve kayıtlarının birbirini teyit ettiği ve bu tarih itibariyle müvekkil kooperatifin 1.032.913,36 TL, 31/12/2018 tarih itibariyle de 886.017,74 TL alacaklı olduğu, bu tutara 83.752,51 TL SGK ödemesi, 27.055,25 TL Mete Gürpınarlı'ya yapılan ödeme ile 23/05/2017 tarihli 10.000,00 TL tutarındaki tediye makbuzunun eklenmesiyle kooperatifin alacağının 1.006.825,55 TL olacağı, aynı dönemde davacının düzenlediği hak ediş ve faturaların toplam bedelinin ise 3.048.119,44 TL olduğu, 31/12/2017 ve 15/03/2018 tarihli hak edişlerin müvekkile ibraz edilmediği, müvekkil tarafından imza ile onaylanmadığı, prosedürü gereği kesinleşmemiş olmasına rağmen, fatura bedellerinin kooperatifin borcu olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğu, usulünce düzenlenmiş, onaylanmış ve kesinleşmiş bir hak edişe dayanmayan faturanın, içeriği itibariyle yanıltıcı belge mahiyetinde bulunduğu, bir borcun dayanağı olarak değerlendirilemeyeceği, bilirkişi tarafından ayrı bir tabloda değerlendirilen 01.06.2018 tarihli, ...., 1.775.066,20 TL bedelli ve 01.06.2018 tarihli arsa sahibine ait blok, 2.932.322,83 TL bedelli toplam 4.707.389,03 TL hak edişlerin de davacı tarafından faturasının düzenlenmediği, faturası bulunmayan hak edişlerin bilirkişi ve Mahkeme tarafından davacının alacağı olarak hesaplandığı, bu hususun açıkça yasaya aykırı olduğu, aksi kabul edilse dahi, faturaya bağlanmayan hak ediş alacaklarının muaccel bir alacak olarak değerlendirilmesinin, davacıya ödenecek şekilde KDV hesaplanmasının, stopaj düşülmesinin de hatalı olduğu, müvekkilin defterlerinde davacının hesabına 31/12/2017 tarihinde envanter çalışması açıklamasıyla kaydedilen ve sözleşme konusu inşaat imalatı ile ilgili olmayan 782.577,99 TL’nin de davacının alacağı olarak hesaplanmasının muhasebe tekniğine uygun olmadığı, davacının inşaat faaliyeti sırasındaki elektrik tüketimi nedeniyle ... .... Kurumunun müvekkilden talep ettiği (yargılama sırasında alacak hakkında açtığı dava sonucunda müvekkil kooperatifin ödemeye mahkum edildiği) 36.708,70 TL elektrik borcunun müvekkilin borcundan indirilmemesi ve davacının inşaat faaliyeti sırasındaki su tüketimi nedeniyle ... Kurumunun müvekkilden talep ettiği (yargılama sırasında icra takibi yaparak müvekkil hakkında haciz uyguladığı) 39.340,10 TL şehir şebeke suyu borcunun müvekkilin borcundan indirilmemesinin doğru olmadığı, davacı şirketin alacağının bulunup bulunmadığının, yaptığı imalat üzerinden tespit edilmesi gerektiği, bu incelemenin, davalının sözleşmesinin feshedilmesinin hemen akabinde Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/388 D. İş sayılı dosyası ile tespiti yapılan ve davacının da somut bir itirazı bulunmayan mevcut inşaat imalatı esas alınarak yapılması gerektiği, bu şekilde davacının yaptığı inşaat imalatları ve yapılan işin bedelinin tespit edilmesi ve bundan müvekkilin ödemelerinin ve belirtilen tutarların düşülmesi ile davacının varsa alacağının tespit edilmesi gerektiği, davacının, asgari işçilik oranına uygun olarak sigorta primlerini ödemediği, bildirimini yaptığı prim borçlarının da müvekkilin KDV iadesinden kamu alacağı olarak mahsup edildiği, mahsup edilen tutarların bir kısmı hesaplamada ve son celse karar aşamasında mahkemece göz önüne alınmışsa da, davacının asgari işçilik oranı nedeniyle sorumlu olduğu prim borcu bulunup bulunmadığı yönünde araştırma yapılmadığı, bilirkişiler tarafından bu yönde hesaplama yapılmadığı, yine davacının inşaat sözleşmelerinin damga vergileri de hesaplamada göz önüne alınmadığı, birleşen dava bakımından tahsilatta mükerrerlik olmaması şeklindeki hükmün, hükmün icrasında tereddüt ve çekişmeye neden olacak nitelikte bulunduğu, bunun yerine hükmedilen alacaktan indirilmesinin yasaya uygun olacağı, davacının mükerrer talepte bulunduğu ve davada ileri sürdükleri iddiaların doğruluğu tespit edilmişken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava ve birleşen dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve menfi tespit istemlerine ilişkin olup mahkemece verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacı birleşen dosya davalısı yüklenici, davalı birleşen dosya davacısı ise iş sahibidir. Taraflar arasında; 13.02.2017 ve 27.02.2018 tarihli sözleşmeler ile 27.02.2018 tarihli ek sözleşme imzalanmıştır. 13.02.2017 tarihli sözleşmenin "Sözleşmenin Konusu" başlıklı 2. maddesinde; "... .... tarafından yapılmış olan .......için toplam 4.892.714,88 ve B blok için toplan 1.196.550,72 TL'lik yapılmış hak edişlerin bedeli yapılacak işlerden düşülecektir. Toplam iş tutarından düşülecektir.", .... İle İlgili Konular" başlıklı 4. maddesinin a bendinde; "Yükleniciye %18 KDV ödenecektir. Tevkifat doğması halinde tevkifat bedeli ayrıyeten kooperatif ödeyecektir", c bendinde; "İş bu sözleşmeden doğan ve doğacak Damga Vergisi ve diğer vergileri işveren ödemekle yükümlüdür.", e bendinde; "İnşaatın yapımı ile ilgili kurumlar vergisi ile SSK primleri yüklenici firmaya aittir.",27.02.2018 tarihli sözleşmenin "Taahhüdün Konusu" başlıklı 2. maddesinde; ...sınırlarında yapılacak olan konut ve iş yerlerinin ve bunların alt yapılarını, trafo ve çevre düzenlemesini, inşaatın ... ....Şartnamelerinin göz önüne alınarak 2018 yılı ... Bakanlığı birim fiyatları baz alınarak yıllara sari olarak ihale edilmesidir.", "İhale Tenzilatı" başlıklı 3. maddesinde; "İş bu sözleşmenin 2. maddesinde yazılı işin 2018 ve imalatın yapıldığı yılın ... Bakanlığı Birim Fiyatları üzerinden %-1 kırım ile yapılmasıdır.", 5 G maddesinde "Kooperatif müteahhit firma tarafından yapılan projesine ve mahal listesine uygun imalatları ile hak edişe giren ve kooperatif yetkilileri tarafından imzalanarak kabul edilen her türlü imalat bedelini ödemekle yükümlüdür.", aynı tarihli ek sözleşmenin "Taahhüdün Konusu" başlıklı 2. maddesinde ise; " S.S ......ait Ankara ili sınırlarında yapılacak olan konut ve iş yerlerinin ve bunların alt yapılarını, trafo ve çevre düzenlemesini, inşaatın ... Bakanlığı Genel Teknik ve İdari Şartnamelerinin göz önüne alınarak 2018 yılı ... Bakanlığı birim fiyatları baz alınarak yıllara sari olarak ihale edilmesidir." düzenlemelerinin hüküm altına alındığı, 13.02.2017 tarihli sözleşmenin davalı birleşen dosya davacısı tarafından Yenimahalle 1. Noterliği'nin 05.10.2018 tarih ve .... yevmiye numaralı ihtarı ile feshedildiği, davalı birleşen dosya davacısının Yenimahalle 1. Noterliği'nin 26.10.2018 tarih, ..... yevmiye numaralı ihtarı ile davacı birleşen dosya davalısının inşaat faaliyetine son vermesini ve yükleniciye ait makine, alet, teçhizat ve inşaat malzemelerini alarak inşaat alanının terk edilmesini ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, taraflar arasındaki sözleşmeler feshedildiğinden dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca asıl davadaki iş bedelinin tespiti için fesih kesin hesabının çıkarılarak taraflar arasındaki ihtilafın fesih çerçevesinde tamamen sonlandırılması gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporu incelendiğinde raporda; 27.02.2018 tarihli sözleşmenin 5 G maddesinde "Kooperatif müteahhit firma tarafından yapılan projesine ve mahal listesine uygun imalatları ile hak edişe giren ve kooperatif yetkilileri tarafından imzalanarak kabul edilen her türlü imalat bedelini ödemekle yükümlüdür." düzenlemesi bulunduğu, taraflarınca hesaplama yapılırken her iki tarafça imzalanan hak edişlerin dikkate alındığı, dosya kapsamında tekammül etmiş 2 nolu hak ediş bulunmadığı, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yaptırılan tespitte ... B blokta son katlarda kalıpların kurulu olduğunun tespit edildiği, yine her blok için 700 adet teloskopik dikme, 400 tane 5/10, 150 tane10/10, 650 m2 saç pano kalıp, 1000 m2 kereste olduğu tespitinin yapıldığı, tespit tarihi itibariyle davanın gelmiş olduğu safhada, kurulu olan kalıp malzemesinin mülkiyetinin davacı şirkete ait olduğunun anlaşıldığı, malzemelerin bedeli hususunda mesleki yeterliliklerinin bulunmadığı, bu bakımdan bu maddede dile getirilen hususlarda değerlendirme yapılamadığının belirtildiği ve tespit raporunda 50684 ada 2 parsel üzerinde bulunan A bloka yönelik temelin kazıldığının tespit edilmesine rağmen bu imalatın bilirkişilerce esas alınan hak edişe girip girmediği anlaşılmadığından fesih kesin hesabının çıkarılmadığı raporun hükme esas alınmasının ve taraflar arasındaki ihtilafın fesih çerçevesinde tamamen sonlandırılmamasının hatalı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; konusunda uzman teknik bilirkişilerden oluşacak yeni bir heyet kurularak gerekirse mahallinde keşif de yapılmak suretiyle taraflarca imzalanan hak edişler ve bunlar dışında tüm dosya kapsamı, deliller, hak edişler, tespit dosyası da değerlendirilerek yüklenicinin yaptığı başka imalatlar olup olmadığının ve tespit dosyası ile davacıya ait olan ve davalının inşaatında kaldığı tespit edilen malzeme bedellerinin tespit edilmesi, iki tarafça imzalanan hakedişlere girmeyen başka imalatlar var ise öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak 13.02.2017 tarihli sözleşmenin 27.02.2018 tarihli sözleşme ile geçersiz olup olmadığı, taraflarca imzalanarak kabul edilmiş tüm hak edişlerin 27.02.2018 tarihli sözleşme ve ek sözleşmeye göre düzenlenip düzenlenmediği, 13.02.2017 tarihli sözleşme geçersiz ise taraflarca imzalanarak kabul edilen hak edişlere girmeyen imalatların geçerli sözleşme ile bedellerin belirlenmesi, 13.02.2017 tarihli sözleşme geçerli ise her sözleşme kapsamında taraflarca imzalanarak kabul edilen hak edişlere girmeyen imalatların yapıldığı tarihteki ve konudaki ilgili sözleşme hükümlerine göre bedellerinin belirlenmesi ile sözleşmelerdeki vergi, SSK vd maddeler de dikkate alınarak, taraf itirazları da karşılanacak şekilde denetlenebilir rapor ve gerekirse ek rapor alınarak kesin hesabın çıkarılmasından ibarettir. Açıklanan nedenlerle eksik inceleme ile yazılı şekilde fesih kesin hesabı çıkarılmayan raporun hükme esas alınması doğru olmadığından, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, 2-Ankara 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/07/2024 tarih, 2019/166 E-2024/476 K sayılı kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davacı-birleşen davada davalı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 5-Davalı birleşen davada davacı tarafından yatırılan 427,60 TL ve 61.858,50 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 08.07.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2024/999, K. 2025/793, T. 08.07.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-27-hukuk-dairesi-2024-999-e-2025-793-k-794035117faa