Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/652 E. 2025/1599 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/652
- Karar No
- 2025/1599
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/652 KARAR NO : 2025/1599
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29.12.2023 NUMARASI : 2019/561 E. - 2023/1088 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 07.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07.11.2025
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 29.12.2023 tarih 2019/561 E. - 2023/1088 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 17.08.2018 tarihinde ...nın kullandığı trafikten çekilmiş plakasız traktörle, .... plakalı araca çarpması sonucunda,....plakalı aracın sürücüsü olan....’nın yaralanarak sakat kaldığını, bu kaza ile ilgili Saruhanlı Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2019/476 Esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını, kazada tutanak tutulmadığını ancak ceza dosyasında alınan kusur raporunda kazanın meydana gelmesinde trafikten çıkarılan araç sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ... plakalı aracın kaza tarihini kapsayan ZMMS kesilmemiş olması sebebi ile ...’nın zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, DEÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporu ile % 23 kalıcı iş göremezlik, 180 gün geçici iş göremezlik, 30 gün bakıcı ihtiyacı bulunduğunun tespit edildiğini, tazminat ödenmesi için başvuru yapıldığını, başvuru üzerine 54.896 TL ödeme yapıldığını ancak müvekkilinin zararının tam olarak karşılanmadığını iddia ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacının davasının konusuz olduğunu, müvekkili tarafından dava açılmadan önce ödeme yapıldığını, davanın yetkisiz mahkemede açılmış olduğunu, kaza tarihi itibariyle ZMMS yeni Genel Şartlarının uygulanması gerektiğini, müvekkilinin dava öncesi ödeme ile tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, sağlık gideri ve teminatından SGK’nın sorumlu olduğunu, hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aldırılan bilirkişi raporunda ...'nın asli kusurlu olduğu, ...'nın tali kusurlu olduğu belirtilmiş olup, mahkemece aldırılan 21.03.2023 tarihli ATK kusur raporunda ...'nın % 90, ...'nın ise % 10 kusurlu olduğu bildirilmiş olup her iki raporun birbiri ile örtüştüğü ve 21.03.2023 tarihli ATK kusur raporu hükme esas alınarak, ...'nın % 90, ...'nın ise % 10 kusurlu olduğunun kabul edildiği, maluliyet hususunda ise; dava açılmadan önce DEÜ Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından hazırlanmış 19.08.2019 tarihli kusur raporunun dosyaya sunulduğu, rapor içeriğinde sürekli iş göremezlik oranının % 23, geçici iş göremezlik süresinin 180 gün olduğu, 30 gün süre ile bakıcının sürekli bakımına muhtaç olduğunun belirtildiği, raporun kaza tarihi itibariye yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alınarak hazırlanmış olduğu, ATK tarafından hazırlanan 30.04.2021 tarihli maluliyet raporu ile yine ATK tarafından hazırlanmış olan 11.08.2021 tarihli maluliyet raporunun her ikisinin de kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik uyarınca hazırlanmış olduğu, ATK'nın 24.02.2022 tarihli raporunun ise Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alınarak hazırlanmış olduğu, rapora göre mağdurun Sürekli İş Göremezlik Oranının % 18 olduğu, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, 1 ay boyunca başkasının bakımına muhtaç olduğunun belirtildiği, ATK'nın işbu raporu, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik uyarınca ve en yetkin kurum tarafından hazırlanmış olması nedenleri ile hükme esas alındığı, dosya aktüerya bilirkişisine tevdi ile 02.10.2023 tarihli aktüerya raporu aldırıldığı, aktüerya raporunun kusur raporu ve maluliyet raporu ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle işbu aktüerya raporunun hükme esas alındığı, sürekli iş göremezlik zararının 946.485,58-TL, geçici iş göremezlik zararının 10.287,17-TL, bakıcı giderinin ise 2.029,50-TL olduğu, toplam zararın 958.802,25-TL olduğu, bu rakamdan davalı ... tarafından yapılan ödeme faiz güncellemesi de yapılarak düşülmek suretiyle davacı tarafın hak ettiği bakiye maddi tazminat toplamının 884.806,95-TL olduğunun kabul edildiği, iş bu bakiye maddi zarardan davalı....nın kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS teminat limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, daha evvel davalı tarafça yapılan ödeme teminat limitinden düşüldüğünde bakiye teminat limitinin 360.000-TL - 54.896,00-TL = 305.104,00-TL kaldığı, tespit olunan 2.029,50-TL bakıcı giderinden kusur oranı olan % 10 oranında indirim yapılarak 1.826,55-TL bakıcı giderine hükmolunması gerektiği, davacı vekilinin değer artırım talebinde bulunduğu, dilekçe içeriğinde sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri tazminatı taleplerini artırdığı ancak geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin her hangi bir artırım talebinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, müvekkili tarafından davacıya maluliyet teminatı kapsamında ibraname mukabilinde ve 14/11/2019 tarihinde 54.896,00-TL ödemede bulunularak kazadan kaynaklanan tüm sorumluluğun yerine getirildiğini ve ......nın sorumluluğu kapsamında davacının KTK 111. maddesi gereği bakiye tazminat alacağı bulunmamakta ve müvekkili kurumun başkaca bir ödeme sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle davanın konusuz kalması sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kurum tarafından yapılan ödeme güncellemesinin hatalı yapıldığını, yapılan ödemenin faiz güncellemesiyle ve ödeme tarihindeki veriler dikkate alındığında yeterli olduğunu, faiz güncellemesi yapılmaması nedeniyle işbu istinafa konu kararda limit aşımı olduğunu, kurum tarafından yapılan ödemenin asgari ücretteki artış parametreleri dikkate alınarak güncellenerek tenzil edilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından, öncelikle başvuru sahibi......’in trafik kazasından kaynaklı daimi maluliyetinin tespiti ve raporun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, ödenecek tazminata temel teşkil edecek olan maluliyetin kaza tarihi 2018 olması sebebiyle Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esaslarına göre oranının tespiti gerektiğini, maluliyet oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi vasıtasıyla yapılması gerektiğini, genel şartların (EK:2) destekten yoksun kalma tazminatı hesaplaması ve (EK:3) sürekli sakatlık tazminatının hesaplamasını düzenleyen maddelerin 4. bendinde; hesaplamalarda iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınır… denildiğini, bu sebeple hesaplama yapılırken TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, 01/06/2015 tarihli trafik genel şartları gereği iyileşme süresi boyunca gerekli olan bakıcı giderleri ve talep edilen tedavi giderleri, sağlık gideri teminatı kapsamında kaldığından sosyal güvenlik kurumunun sorumluluğunun söz konusu olduğunu, geçici iş göremezlik talepleri sosyal güvenlik kurumunun sorumluluğunda olup, ....nın sorumluluğunun söz konusu olmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkili kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, mahkemece verilen kararda; tazminat tutarının, 29/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kabulüne karar verildiğini, faiz talebinin ön koşulunun, başvurucunun muaccel hale gelen bir alacağa sahip olması ve bu alacak nedeniyle davalı şirketi BK. Md. 101 ve devamı uyarınca temerrüde düşürmesi olduğunu, istinafa konu olan karada 29/11/2019 tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazasından kaynaklı geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminat ile bakıcı giderinden kaynaklı maddi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Davalının sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arzeder. Bu kapsamda, Her ne kadar istinaf istemiyle dava konusu trafik kazasından kaynaklı kusurun net tespitinin yapılmaması sebebiyle hükmü kaldırılması talep edilmiş ise de konu trafik kazasından kaynaklı savcılık tarafından alınan bilirkişi raporu ile mahkemece alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından belirlenen kusur durumlarının birbirleriyle örtüştü, bu kapsamda kazandırılan 21/03/2023 tarihli kusura yönelik Trafik İhtisas dairesi raporunun açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli olduğu gibi ceza dosyasında alınan rapor ile de çelişkisinin olmadığı ve söz konusu raporun olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde ve olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde tespitinin yapıldığı göz önüne alındığında bu yönden yapılan istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. İDM'ce maluliyetin tespit ve tayinine yönelik birden fazla rapor alınmakla birlikte hükme esas alınan İstanbul ATK İkinci Üst Kurulunca (sürekli maluliyetin % 18, geçici iş göremezliğin 6 ay ve geçici bakım süresinin 1 ay olarak belirlendiği) hazırlanan 24/02/2022 tarihli raporda kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında maluliyet durumu belirlendiğinden hükme esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı gibi her ne kadar dava açılırken davacı asilin maluliyetine yönelik sunulan DEU ATK raporu (sürekli maluliyetin % 23, geçici iş göremezliğin 180 gün ve geçici bakım süresinin 1 ay olarak belirlendiği) ile bahse konu 24/02/2022 tarihli raporların aynı yönetmelik kapsamında hazırlanmakla birlikte birbirleri ile çelişkili olduğu belirtilerek hükmün kaldırılması talep edilmiş ise de istinaf edenin sıfatına göre yapılan istinaf isteminin sonucu etkili olmaması sebebiyle yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Esasen, haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir.(Yargıtay 4. HD'nın 30.06.2022 tarih ve 2022/1725 E. - 2022/9741 K. ) Bu kapsamda Her ne kadar davalı vekilince hükmedilen tazminat yönünden mahkemece faizin başlangıç tarihi yönündeki tespitin yerinde olmadığı ve bu sebeple hükmün kaldırılması talep edilmiş ise de davalı yanın esasen temerrütünün eksik ödeme tarihi olan 14/11/2019 tarihi itibariyle oluşacağı ve ancak mahkemece daha ileri bir tarih temerrüt tarihi olarak benimsendiği görülmekle istinaf edenin sıfatına göre yapılan istinaf sisteminin sonucu etkili olmaması sebebiyle yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K). Yapılan açıklama karşısında mahkemece hükme esas alınan aktüer raporu doğru hesaplama yöntemine göre hazırlandığından hükme esas alınmasında bir isabetsizlik olmadığı gibi her ne kadar Davalıya anca sürekli iş göremezlikle yönelik 14 11 2.019 tarihi itibariyle 54.896 TL tutarda yapılan tazminat ödemesi ile davacı dan alınan ibraname karşısında söz konusu zararın giderildiği belirtilerek hükmün kaldırılması talep edilmiş ise de yapılan ödemelerin yetersizliğinden bahsedilerek iş bu davanın açıldı küpe esas alınan aktüer raporunda ödeme tarihi itibariyle davalı ödemesinin yetersizliğine yönelik tespit yapıldı göz önüne alındığında davacı yandan alınan ümran'ın KTK 111 kapsamında değerlendirilmesi yerinde görüldüğü gibi yapılan ödemenin rapor hesaplama tarihi itibariyle bedelinin güncellenmesinin de yerinde olduğu göz önüne alındığında esasen yapılan istinaf isteminin bu kapsamda yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte aktüer raporunda farklı tutarda bir hesaplama yapılmış ise de yapılan ödemenin sürekli iş göremezliğe yönelik olduğunda bir tereddüt olmadığından bu kapsamda sonuca etkili olmasa da dava konusu kazadan kaynaklı kusur durumu göz önüne alındığında davacı yanın davalıdan talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminat tutarının 9.258,45 TL, yapılan ödemenin güncellenmiş bedelinin mahsubu ile sürekli iş göremezlik tazminat tutarının 777.841,72 TL ve bakıcı giderine yönelik tazminat tutarının ise 1.826,55 TL olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar sigorta şirketi tarafından yapılan savunmada istem konusu edilen geçici iş göremezlik talebi ile bakıcı giderine ilişkin sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmekte ise de 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve .....nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; bakıcı giderleri, çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) ve sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. Dolayısı ile Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. Bu halde davalı sigorta şirketi vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin müvekkilinden tahsil edilmesinin talep edilemeyeceği, talebin teminat dışı olduğuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 4. H.D'nin 13.09.2021 tarih 2021/3454E, 2021/4465K sayılı kararı) Yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alındığında dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan kusur, maluliyet ve hesap bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, özellikle de maluliyeti oranının tespiti konusunda kaza tarihi itibarıyla uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı dikkate alındığında mahkemece hükme esas alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant sisteminin uygulanarak ve davalı yanca yapılan ödemenin ödeme tarihi itibariyle yerinde olmadığının tespiti suretiyle gerçek zarar hesabına geçilmesinde de isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 20.966,42 TL'den peşin alınan 5.243,31 TL'nin mahsubu ile bakiye 15.723,11 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 07.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.