Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/558 E. 2026/74 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/558
- Karar No
- 2026/74
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/558 - 2026/74 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/558 KARAR NO : 2026/74 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2021 NUMARASI : 2019/278 E. - 2021/336 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2021 tarih ve 2019/278 E. - 2021/336 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markayı mesnet göstererek davalı şahsın 2018/46403 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı TÜRKPATENT 2019-M-4062 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, taraf markalarının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzer olduğunu, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu ve taklitçi zihniyetle başvuru yaptığını, müvekkili markasının marufiyetinden haksız kazanç sağlama amacı taşıdığını, dava konusu markanın halk nezdinde iltibasa yol açacağını, markanın başında kullanılan "..." kelimesinin markaya ayırt edicilik katmadığını, yine davalı markasının tescil edilmek istenildiği sınıfların müvekkiline ait markanın kapsamında yer aldığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nın 2019-M-4062 sayılı kararının iptali ile söz konusu markanın tescili talebinin reddine, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs, taraf markaları arasında görsel anlamda algılanacak tek ortak unsur "..." sözcüğünün ticaret hayatta yaygın kullanımının bulunması nedeniyle ayırt edici gücü zayıflamış bir ibare olduğunu, tüketicinin herhangi bir koşulda iltibasa düşmeyeceğini, ortak harfler nedeniyle işitsel olarak belli oranda benzerlik gösterseler de markaların başlangıçlarının farklı okunuyor olmasının markaları kayda değer biçimde birbirinden uzaklaştırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak itiraza mesnet gösterilen ve aynı/benzer emtiaları kapsayan davacı markaları incelendiğinde; davacının itirazına mesnet markasıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; "..." ibaresi ile davacının markalarda yer alan kısmi benzerliğin karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı; tüketicilerin farklı işletmelere ait ilişkisiz markalarla karşı karşıya olduklarını kolayca kavrayacakları; kaldı ki taraflar arasındaki çekişme konusu olan 05, 09, 10, 12, 20, 24 ve 25. sınıflardaki mallar ile 35. sınıftaki hizmetlerin, tüketicilerin genellikle özen ve dikkat göstererek satın aldıkları mal ve hizmetler olduğu, bu emtialar bakımından "..." kelimesinin karışıklığa yol açmayacağı, "O" ve "..." kelimelerinin farklılığının ise tüketicilerce kolaylıkla algılanacağı, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığı, kötüniyetli başvuruda bulunduğuna dair delilin mevcut olmadığı, kötüniyet iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirketin kötüniyetli olarak ve taklitçi zihniyetle başvuru yaptığını, taraf markalarının benzer olduğunu, dava konusu markanın iltibasa yol açacağını, "...-" ibaresinin markaları farklılaştırmadığını, bu ibarenin ayırt ediciliğinin de zayıf olduğunu, emtia benzerliğinin oluştuğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında ortak olan "..." kelimesinin yaygın kullanımı nedeniyle ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulünün gerektiği, aksinin kabulü halinde, tasviri ve vasıf bildirici veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık ibareleri bir şekilde tescil ettiren kişilerin, bu ibarelerin başkaları tarafından kullanımına engel olmaları sonucunun doğacağı, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.06.2022 tarih ve 2020/8459 E. - 2022/4865 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu, bu kapsamda yapılan değerlendirmede dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda "..." ibaresinin başına eklenen "..." ibaresinin ve davacının mesnet markasında "o" harfinin tertip tarzının taraf markalarını yeterince uzaklaştırdığı, tüketicilerin markalar arasında yanılgı yaşamayacağı ve farklı ticari kaynaktan gelen farklı bir marka ile karşı karşıya olduklarını algılayabilecekleri, öte yandan, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 27/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.