Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/467 E. 2026/622 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/467
Karar No
2026/622
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/467 - 2026/622 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/467 KARAR NO : 2026/622 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/01/2024 NUMARASI : 2023/287 E. - 2024/4 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/01/2024 tarih ve 2023/287 E. - 2024/4 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şahsın 2021/051690 başvuru numaralı “...” ibareli markasının 18, 25 ve 26. sınıftaki mallar açısından tesciline müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...” ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itirazların bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarını, ayrıca davacının “...”lı seri markalarının tanınmış hale gelmesi için çok ciddi seviyede maddi manevi çaba içine girdiğini, ayrıca bu markalarını taşıyan ürünlerinin/takviye edici gıdalarının birçok tanınmış dijital satış platformunda satışa arz edildiğini, dolayısıyla davalı şahsın müvekkilinin tanınmış markalarıyla bu derecede benzer bir markayı kullanmasının davalıya haksız bir fayda sağlayacağının ve davacının markalarının itibarının zarar göreceğinin kabulünün gerektiğini, davacının markalarındaki "..." ibaresi dışındaki unsurların istisnasız tamamının tali, tanımlayıcı ve ayırt edici nitelikten yoksun kelimeler olduğunu, bu durumun taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali yarattığını, bir an için taraf markaları arasında emtia benzerliği olmadığı varsayılsa bile davacının markalarının tanınmışlığı gözetildiğinde davacının markalarının koruma kapsamının genişlediğinin kabul edilmesi gerektiğini, davalı şahsın davacının tanınmış markalarına bu derecede benzer bir markayı seçerken kötüniyetle ve davacı ile haksız rekabet yapma saikiyle hareket ettiğinin kabulünün gerektiğini ileri sürerek 2023-M-3684 sayılı YİDK kararının iptali ile 2021/051690 sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, karşılaştırılan markaların benzer olmakla birlikte, dava konusu edilen markanın kapsamında kalan mallar açısından taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, zira bu emtianın çok farklı tüketici kesimlerine hitap ettiğini, davacının markalarının daha ziyade ilaç-vitamin sektöründe bilinir olduğunu, ancak dava konusu edilen markanın 18, 25 ve 26. Sınıflara giren emtiada tescil edilmek istendiğini, dolayısıyla taraf markalarının karıştırılmayacağını, ayrıca somut olayda davacının SMK m. 6/3 ve m. 6/9 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu da ispat edemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs vekili, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, ayrıca da Yargıtay’ın belirlediği emtia benzerliği/türdeşliği kriterlerine göre de davacının markalarının tescilli olduğu emtia ile davalının markasının tescil edilmesi istenilen emtiaların farklı olduğunu, bu nedenle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, ayrıca davacının davalının markasını kötüniyetle tescil ettirmek istediğini de ispat edemediğini, savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markaların tescilli olduğu 03, 05, 10, 29 ve 35. Sınıflara giren, daha ziyade temizlik, sağlık, hijyen, beslenme, iş yönetimi ve satışla ilintili emtia ile dava konusu edilen markanın kapsamına giren 18, 25 ve 26. Sınıflardaki, deriler, giyim eşyaları ve aksesuarları ile ilintili emtiaların benzer alıcı çevresine hitap etmediği, benzer ihtiyaçları gidermediği, son kullanıcılarının ve hedeflenen alıcı profillerinin veya satış kanallarının/yerlerinin aynı olmadığı, birbirleri yerine ikame imkanlarının veya birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin olmadığı, dolayısıyla; dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtia açısından somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmediği, taraf markalarında esas unsur olarak kullanılan “...” ve “...” ibarelerinin ayniyetinden hareketle, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzediği, ancak davacının markalarının tescilli olduğu emtialar ile davalının markasının kapsamına giren emtianın benzer/türdeş/ilintili emtialar olarak nitelendirilemeyeceği, ayrıca emtianın hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin dikkat/özen/seçicilik seviyelerinin düşük olmadığı, bu sebeplerle de söz konusu emtiada “...”lı işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar tarafından kullanılması halinde tüketicilerin bu markalar altında sunulan emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma/yanılma ihtimalinin bulunmadığı, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayacakları, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünmeyecekleri, bu nedenlerle de, somut olayda, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacı taraf; dava konusu edilen “...” ibaresinin, davalının markasının tescili kapsamına giren 18, 25 ve 26. Sınıflardaki emtiada, kendisi tarafından Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmadığı, bu nedenle de; somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının, davalının markasının kapsamına giren emtiada tesciline bir etkisinin olamayacağı, dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtia yönünden, SMK m. 6/5 hükmünde aranan durumların somut olayda gerçekleşme ihtimali olduğunun ispatlanamadığı, davalı tarafın dava konusu işareti kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğu, salt benzerlik iddialarının ise kötüniyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman olmadığından davalının kötüniyetli olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK 6/5'te öngörülen koşulların somut olayda eksiksiz şekilde sağlandığını, mahkemenin yaklaşımının doğru olmadığını, müvekkilinin markalarının SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında korunması için, bu markaların 18, 25 ve 26. sınıflardaki malların yer aldığı sektörde tanınmış olması gerekmemekte olup, müvekkilinin markalarının genel olarak Türkiye'de belirli bir tanınmışlık düzeyine (sektör gözetilmeksizin) ulaşmasının yeterli olacağını, müvekkilinin markasının bu şartı sağlayacak seviyede tanınmış olduğunu, SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğuna ilişkin birçok delilin bulunduğunu, tüketici kitlesinin iltibas ihtimalini düşürecek veya ortadan kaldıracak bir faktör sayılmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının markalarının tescilli olduğu 03, 05, 10, 29 ve 35. Sınıflara giren, temizlik, sağlık, hijyen, beslenme, iş yönetimi ve satışla ilintili emtia ile dava konusu edilen markanın kapsamına giren 18, 25 ve 26. Sınıflardaki, deriler, giyim eşyaları ve aksesuarlarının benzer olmadığı, zira ilintili emtianın benzer alıcı çevresine hitap etmediği, benzer ihtiyaçları gidermediği, son kullanıcılarının ve hedeflenen alıcı profillerinin veya satış kanallarının/yerlerinin aynı olmadığı, birbirleri yerine ikame imkanlarının veya birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin olmadığı, yani davacının markalarının tescilli olduğu emtia ile davalının markasının kapsamına giren emtianın benzer olarak nitelendirilemeyeceği, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanamadığı, dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtia yönünden, SMK m. 6/5 hükmünde aranan durumların somut olayda gerçekleştiğinin ispatlanamadığı, davalının başvurusunun kötüniyetli kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/467, K. 2026/622, T. 27.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-467-e-2026-622-k-766e7a762367