Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/446 E. 2025/1708 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/446
- Karar No
- 2025/1708
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/446 Esas 2025/1708 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/446 KARAR NO : 2025/1708
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/12/2023 NUMARASI : 2022/838 Esas 2023/913 Karar
DAVA : Rücuen Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/11/2022 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2026 Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde iken yoğun yağmur sonucunda yağmur suyunun tahliye edilememesi nedeniyle yağmur suyuna maruz kalması sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, müvekkili tarafından ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu belirterek şimdilik 48.100,00 TL'nin 22/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hasarın meydana geldiği tarihte herhangi bir arıza bildirilmediğini, arıza raporuna rastlanmadığını, idarenin herhangi bir çalışması olmadığını, tek taraflı tutulan hasar tutanağından müvekkilinin sorumlu olmadığını, hasarın meydana geldiği yerde müvekkiline ait yağmur suyu hattının ve çok sayıda yağmur suyu ızgaralarının bulunduğunu, illiyet bağını kesen mücbir sebep olduğunu, müvekkilinin hasardan sorumlu tutulamayacağını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yazı cevabı ve ekinde belgeler incelendiğinde, 07/06/2022 günü verileri esas alındığında, yağış şiddetinin 10 yıllık tekerrür periyodunun üzerine çıktığı, doğal afet kapsamında değerlendirilebileceğinin belirtildiği, afet boyutundaki yağışlar nedeniyle davacıya sigortalı araçta hasar oluşmuş ise de, zarar ile davalı idarenin eylemi arasında, zararın doğal afetten kaynaklanması nedeniyle illiyet bağı kurulamayacağı, davalıya kusur atfedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; meydana gelen hasar sonucunda, olayın mücbir sebep niteliğinde olduğunun değerlendirilmesinin hakkaniyetle bağdaşmadığını, idarenin alması gereken önlemleri alıp almadığının ilk önce tespiti gerektiğini, davalının mücbir sebep nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığına dair tespitin yerinde olmadığını, davalının meydana gelen zarardan hizmet kusurları sebebiyle sorumlu olduğunu, olayda davalının açıkça meydana gelen hadiseyi öngördüğünü, ancak hiçbir önlem almadığını, bu noktada mücbir sebep savunmasından bahsedilemeyeceğini, mücbir sebep savunmasında bulunabilmek için ise idarenin öncelikle görevlerini tam, eksiksiz ve usulüne uygun şekilde yerine getirmiş olması gerektiğini, dava kapsamında idarenin kusurlu hizmetlerinden doğan faktörler bir araya gelerek zararı meydana getirtiğini, aynı yerde senelerdir yaşanan benzer hadiseler olmasının, davalının kusurunu açıkça ortaya koyduğunu, idarenin bazı olayları öngöremese de olumsuz sonuçlarını önceden alınacak tedbirlerle önleme kudret ve yetkisine sahip olduğunu, idarenin sorumluluğunu kaldıran mücbir sebeplerin, idarenin gücünün artması ve teknolojik gelişmelerle, giderek sınırlandığını, söz konusu hasarın meydana gelmesinin tek sebebinin davalı yan tarafından yeterli ve gerekli altyapı çalışması ve inşaasının yapılmamış olması, yapılanların da bakımının olması gerektiği gibi yapılmaması olduğunu, hizmet kusuruyla sebebiyet verdiği zararların sorumluluğundan basitçe yağışın çok yüksek olduğu iddiasına dayalı olarak kurtulamayacağını, davalı tarafından altyapı ve su deşarj çalışmalarının olması gerektiği kadar fazla nitelikte yapılmaması ve olması gerektiği gibi bakımının yapılmaması nedeniyle hasarın meydana geldiğini, bir an için davalının iddiasına itibar edilmesi düşünülse dahi eksik ifa edilen görevin zararın artmasına neden olduğunu, davalının meydana gelen zararın tamamından sorumlu bulunduğunu, davalı tarafından gerekli tedbirler alınsaydı ortaya çıkmayacak bir zararın rücu edildiğini, davalının yağışların toplanması boşaltılması hususunda objektif özen yükümlülüğü altında bulunduğunu, buna göre ağırlaştırılmış kusursuz sorumluluğu olduğunu, meydana gelen olayın, yağışın şiddeti sebebiyle değil, sonuçları itibariyle doğal afet olarak kabul edildiğini, davalının üzerine düşen sorumluluğu tam ve eksiksiz olarak yerine getirse idi, böyle bir sonuç meydana gelmeyeceğini, bilirkişi incelemesi dahi yaptırılmadan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, bilirkişi incelemesi yaptırılarak, tahliye sisteminin çalışır vaziyette olup olmadığının, yerleşim bölgesi açısından uygunluğunun, tam kapasite çalışıp çalışmadığının tespit edilmesi, yani davalının görevini eksiksiz yerine getirip getirmediği hususunda şüpheye mahal vermeyecek şekilde ayrıntılı ve somut verilerle desteklenmiş tespitlerin yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda yağışın tekrar periyodunun 10 yıl olduğu değerlendirilmesi yapılmış olup bu aralıkta bir yağışın doğal afet olarak nitelendirilmesinin beklenemeyeceğini, Ankara ilinin ülke çapında en çok taşkın olaylarının yaşandığı bir kaç ilden biri olduğunu, bunun sebebinin ise Ankara sathında görevli olan davalının kanalizasyon ve tahliye şebekelerinin bakım ve onarımının gereği gibi yapılmaması, var olan altyapının şehir için yetersiz kalması olduğunu, gerçekleşen hasarın sebebinin yağışın yoğun ve beklenmedik olması değil, yetersiz altyapı olduğunu, davalının kendi internet sitesinde yer alan haberde davaya konu sel hadisesinin de meydana geldiği Yenimahalle ilçesinde altyapı eksikliğinin kronik bir sorun olduğunu bizzat davalının ikrar ettiğini, Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde mazgalların tıkanması sebebiyle oluşan su birikintilerinin meydana geldiğinin Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen fevk raporunda belirtildiğini, sigortalı aracın hasara uğramasına da bu su birikintilerinin sebep olduğunu, davalının meydana gelen hasardan kusur sorumluluğunun yanında kusursuz olarak da sorumlu bulunduğunu, davalı yapı malikinin kusursuz sorumluluğu ilkesi gereğince de sorumlu olduğunu, hasarın meydana geldiği tarihte gerek Ankara Valiliği tarafından gerekse de Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından vatandaşlara kuvvetli sağanak yağış beklendiği ve gerekli tedbirlerin alınması yönünde uyarıda bulunulduğunun görüldüğünü, bu sebeple yağışın öngörülemez nitelikte olduğundan bahisle mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceğini, Ankara Valiliği tarafından yapılan uyarı sonrasında gerekli önlemler alınarak hasarın önlenebileceği görülmüş olup dava konusu olayın öngörülemez ve önlenemez bir biçimde gerçekleşmediğini, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasarın doğal afet nedeniyle meydana gelse dahi davalının sorumluluğunun ortadan kalkmayacağını, mücbir sebep nedeniyle sorumluluğun ortadan kalkması için davalının üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğinin net bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; TTK'nun 1472. maddesi uyarınca kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazmin istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kasko sigortalı aracın hasarlı fotoğrafları, ekspertiz raporu, kasko sigorta poliçesi, yargılama aşamasında makina mühendisi ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 08/05/2023 tarihli kök, 03/11/2023 tarihli ek bilirkişi raporu, Meteoroloji Genel Müdürlüğü müzekkere cevabı, ödeme dekontları dosya içerisinde yer almaktadır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda, sigortalı aracın zarar görmesine sebebiyet veren olayın meteorolojik karakterli doğal afet kapsamında bulunduğu, davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği, sigortalı araçta 102.331,00 TL hasar oluştuğu tespit edilmiştir. İtiraz üzerine alınan ek raporda da aracın zarar görmesine sebebiyet veren olayın meteorolojik karakterli doğal afet kapsamında değerlendirildiği, meydana gelen yağış şiddetinin 10 yıllık tekerrür periyotlarının üstünde olduğunun meteorolojik verilerle tespit edildiği, veriler çerçevesinde davalının meydana gelen selden kaynaklı sorumlu olmayacağının değerlendirildiği, mahkeme aksi kanaatte olursa 48.100,00 TL hasar ödemesinin hasar bedeli açısından uygun bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta 07/06/2022 tarihinde Ankara Yenimahalle ilçesinde meydana gelen yağışın sonuçları itibariyle meteorolojik açıdan meteorolojik karakterli doğal afet kapsamında değerlendirilebileceği bildirilmiştir. Davacı yan kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın trafikte seyir halinde iken yağan yağmur sonucu hasara uğramasından davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise kusurunun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda Meteoroloji Genel Müdürlüğü yazı cevabı ve bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde iken yağan yağmur sonucu hasara uğradığı, davacının hasar bedelini ödediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının kasko sigortacısı olduğu araçta oluşan hasar bedelinden davalının sorumlu olup olmadığı, davalının yağan yağmur sonucu sigortalı aracın hasara uğramasında kusurunun bulunup bulunmadığı, davalı kusurlu ve hasardan sorumlu ise hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği bedeli davalıdan talep etmesi davalının meydana gelen hasara sebebiyet vermesi halinde mümkündür. Olay tarihinde sigortalı araç trafikte seyir halinde iken yağan yağmur sonucu hasara uğradığı ihtilaf konusu değildir. Bu durumda olay mahallinde yağan yağmurun doğal afet teşkil edip etmediğinin öncelikli olarak belirlenmesi gerekecektir. Yargılama aşamasında Meteoroloji Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından, 07/06/2022 tarihinde sigortalı aracın trafikte seyir halinde olduğuyolun bulunduğu Ankara Yenimahalle ilçesinde meydana gelen yağışın sonuçları itibariyle meteorolojik açıdan meteorolojik karakterli doğal afet kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmıştır. Nitekim alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında da olay tarihinde yağan yağmurun doğal afet kapsamında olması nedeniyle davalıya sorumluluk yüklenemeyeceği yönünde görüş bildirilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece davacının kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı sigortalı aracın trafikte seyir halinde bulunduğu sırada yağan yağmur sonucu hasara uğradığı, olay tarihinde yağan yağmurun meteorolojik açıdan doğal afet kapsamında olduğu, doğal afet kapsamındaki yağmur nedeniyle sigortalı araçta hasar oluşmasında davalıya kusur atfedilemeyeceği, davalının araçtaki hasardan sorumlu tutulamayacağı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 18/12/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -