Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/343 E. 2026/586 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/343
Karar No
2026/586
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/343 - 2026/586 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/343 KARAR NO : 2026/586 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2023 NUMARASI : 2022/486 E. - 2023/462 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2023 tarih ve 2022/486 E. - 2023/462 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, ülkenin önde gelen deterjan üreticilerinden, "...", "..." markalarının sahibi olan müvekkilinin, davalı şirketin 2020/136552 sayılı "..." ibareli markasının 03 ve 05. sınıflarda tescili istemine yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa Türkçe'de herhangi bir anlamı bulunmayan taraf markalarının işitsel olarak benzer olup bu benzerliğin dahi markaların karıştırılması için yeterli olduğunu, özellikle davaya konu markanın başında bulunan iki harfin farklı olmasının davaya konu markayı "..." markası ile benzer olmaktan çıkarmadığını, markanın kapsamına alınmak istenen 03 ve 05. sınıf malların müvekkilinin markası kapsamında tescilli olduğunu, işitsel benzerliğin yanında yazı tipi kaligrafisi ile kullanılan renk ve zemin benzerliğinin karıştırılma ihtimalini güçlendirdiğini, markanın tescilinin müvekkilinin ilgili sektörde bilinirliği yüksek markalarından haksız menfaat elde edilmesine ve müvekkilinin markalarının sulanmasına sebep olacağını, davalı şirket adına tescilli 2011/29208 sayılı "..." ibareli markanın kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlük davası bulunduğunu, 2020/37018 sayılı "..." markası 01 ve 44. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli iken davalı şirketin benzer bir markanın teknik bir zorunluluk yokken 03 ve 05. sınıf mallarda tescilini talep etmesinin kötü niyetli olduğunu ve bu eylemin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek 2022–M–12679 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2020/136552 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, 1987 yılında sağlık alanında faaliyet gösteren müvekkilinin 2011/29208 sayılı "..." ibareli tescilli markasının bulunduğunu, bu markanın davacının itiraza ve davaya dayanak yapmış olduğu markalarının tamamından önce tescil edildiğini, dolayısı ile müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu, kaldı ki müvekkilinin markası ile davacının markaları arasında karıştırılmaya neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasında "..." ibaresi mavi renkte yazılırken, "..." ibaresinin yeşil renk ile yazılarak iki ibarenin birbirinden ayrıldığını, "..." ibaresinin oksijenin kısaltması olduğunu, bu itibarla süper oksijen kelime öbeğinin kısaltmasından oluşan davaya konu markanın davacının markalarından görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı bulunduğunu, zira ilk seslerde oluşan farklılıkların tüketici algısında markaların ayırt edilmesini sağlayacağını, müvekkili markasının tescil edilmek istendiği 05. sınıfta yer alan malların ilaç niteliği ve yine 03. sınıfta yer alan malların da 05. sınıfta yer alan mallar gibi yüksek dikkat düzeyine sahip kişilere hitap ettiği nazara alındığında markaların tüketiciler tarafından karıştırılması ya da aralarında idari veya ekonomik işbirliği varmış gibi algılanmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin davacının markasından haksız kazanç sağlama amacının bulunmadığını ve başvurunun kötü niyetli olduğu iddiasının somut olarak ortaya konulamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, yedi harften oluşan ve yazımı itibariyle görsel bir etkiyi tüketiciye verecek mahiyette bir sözcük markası olan "..." markasının görsel anlamda davacı yana ait "..." ve "..." seri markaları ile hiçbir benzerlik taşımadığı, dava konusu markanın "..." şeklindeki harf dizilimi davacının "..." şeklindeki dizilimi ile son beş harfi birebir içerdiğinden harf dizilimi yönünden markaların bir benzerlik ilişkisi içerisinde oldukları değerlendirilebilir ise de, özellikle markaların başlangıç sesleri itibariyle farklılaştıkları, daha somut olarak dava konusu markanın başlangıç sesindeki kısmın "..." olarak algılanacağı, dolayısı ile "..." – "..." kelimelerinin somut ve derhal fark edilebilir işitsel, kavramsal ve görsel farklılıkları nedeniyle ortak harflerden kaynaklanan düşük düzeyli benzerlik ilişkisinin markaların birbirlerini çağrıştırmaları için yeterli olmadığı, zira dava konusu markada "..." ibaresinin bütün içerisinde derhal algılanabilecek şekilde konumlandırıldığı, tüketicilerin bu kadar belirgin bir konumlandırmada markanın yalnızca "perox" kısmında yoğunlaşmayacağı, bu nedenle davacının "..." markaları ile de herhangi bir benzerlik ilişkisinin mevcut olmadığı, bu haliyle ilgili tüketici kitlelerinin niteliği de göz önüne alındığında, her iki tarafa ait markalar altında sunulan hizmetleri/malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmadığı, davacının önceki tarihli kullanımlarının dava konusu marka ile hiçbir şekilde benzerlik taşımadığı, SMK m. 6/3 koşullarının meydana gelmediği, davacının işlem ve dava dosyasına tanınmışlık iddialarını destekler mahiyette sunduğu delillerin markaların olağan kullanımları ile ilgili olduğu, taraf markaları arasındaki farklılıkların, SMK m. 6/5 kapsamında aranılan koşullardan herhangi birinin oluşma ihtimalinin ortaya çıkmasının önüne geçecek düzeyde olduğu ve davalı şirketin kötü niyetli olduğuna dair somut olguların bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasındaki fonetik benzerliğin ilk bakışta hemen algılanabilecek seviyede bulunduğunu, markaların başında yer alan ilk iki harfin yer değiştirmesinin markaları birbirinden farklılaştırmadığını, tarafların markalarında esas unsuru oluşturan kelimenin benzer biçimde okunan hece ve harf sayısının aynı olduğunu, bilirkişi raporunda herhangi bir irdeleme yapılmadan emtia benzerliği bulunan markalar arasında benzerliğin bulunmadığı yönünde görüş bildirildiğini, markalar arasındaki benzerlik ve müvekkilinin markasının tanınmışlığı nazara alındığında tanınmışlık koşullarının gerçekleştiğini ve davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali), hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit özelliklerinden ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda açıklandığı üzere harf dizilimi ve kullanılan renkler itibariyle davaya konu markanın "..." kelimesini oluşturduğu, bu itibarla davacının itiraza mesnet "..." ve "..." markaları yönünden ilgili tüketicide "...", "..." "..." şeklinde oluşacak algının benzer olmadığı ve markaların tertip tarzı itibariyle de birbirlerinden yeteri derecede uzaklaştıkları, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacı markalarının tanınmışlığı iddiasının dava konusu başvuru yönünden bir tescil engeli yaratmayacağı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığının somut delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/343, K. 2026/586, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-343-e-2026-586-k-814fc20c0eca