Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/284 E. 2026/573 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/284
Karar No
2026/573
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2024/284 Esas

KARAR NO:2026/573

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ:07/11/2023

NUMARASI:2022/319 E. - 2023/260 K.

DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Youtube üzerinden online yayınlanan ... TV kanalının sahibi olduğunu, müvekkilinin youtube kanalını 17 Ocak 2021 tarihinde açtığını, aktif bir şekilde kullandığını, davaya konu hükümsüzlüğü istenilen davalı markasının tescil için başvuru tarihinin 22/04/2021 olduğunu, müvekkilinin kullanıma başlamasından sonraki bir tarihe dayandığını, bu bağlamda müvekkilinin eskiye dayalı kullanımı nedeniyle gerçek hak sahibi olduğunu, markalar arasında sınıfsal iltibas tehlikesi bulunduğunu, ortalama bir tüketicinin müvekkil markası ile karşı taraf markalarının benzer olarak algılanacağını, davalı tescilinin kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle dava konusu davalıya ait ... tescil numaralı "... tv" markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ön inceleme duruşmasına katılım sağlamadığı, ancak 02/08/2023 tarihinde dosyaya vekaletnamesini ibraz eden davalı vekili Av. ... 04/08/2023 tarihli dilekçesi ile, davacı tescilinin 24/04/2022 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkilinin tescilinin ise 22/04/2021 tarihinde gerçekleştiğini, böylelikle müvekkilinin tescilinin daha erken tarihli olduğunu, bilirkişi raporunun haklılıklarını doğruladığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporuna göre, davacının dava konusu markayı davalının tescil başvurusundan önce kullanım yolu ile mağruf hale getirdiğini ispatlayamadığı ve böylece SMK 6/3 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, yine davalı tescilinin kötü niyetli olduğunda dair yeterli delil ibraz edilemediği anlaşılmakla, davanın REDDİNE, karar verilmiştir.

İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin müvekkil markasının marufiyet şartını yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hatalı olduğunu, gerçek hak sahipliğine dayalı SMK m. 6/3 uyarınca marufiyet şartının kanunda yer almadığını ve Yargıtay'ın güncel içtihatları doğrultusunda tescilsiz kullanımın kanıtlanmasının yeterli olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte marufiyet şartı aransa dahi müvekkilinin markayı sosyal medya mecralarında binlerce takipçiye ulaşacak şekilde ve ... bölgesi ile internet üzerinden dünya genelinde bilinebilir kıldığını, davalının müvekkilinin kanalına konuk olması sebebiyle markanın varlığını bilmesine rağmen tescil ettirmesinin açıkça kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, Yargıtay kararları uyarınca bu durumun markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğünü gerektirdiğini, taraflar arasındaki on beş yıllık tanışıklık ve müvekkilinin fikirlerini davalıyla paylaşmış olması hususları gözetildiğinde davalının müvekkilinin emeklerini gasp ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince yapılan yargılama davacının SMK m. 6/3 kapsamında markayı davalının tescil başvurusundan önce kullanım yoluyla maruf hale getirdiğini ispatlayamadığını, SMK m. 6/9 çerçevesinde kötü niyetli tescil iddiasına dair yeterli delil sunamadığının saptanarak davanın reddine karar verildiğini, mahkemenin bu gerekçesinin yerinde olduğunu ve davanın reddi yönündeki kararın onanması gerektiğini belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına tescilli ... tescilli," ... tv" ibareli şekil markasının hükümsüzlüğü davasıdır.TPMK kaydına göre, ... tescilli," ... tv" ibareli şekil markasının başvuru tarihinin 22/04/2021, tescil tarihinin 28/09/2021 tarihi ve 41. Sınıfta davalı adına tescilli olduğu görülmüştür.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen 24/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle," davalı yanın dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirir iken kötü niyetli olup olmadığı hususu takdirinin mahkemeye ait olduğunu ancak, yapılan inceleme neticesinde dava konusu davalı yana ait markanın SMK 6/3 ve 6/9 hükümleri kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunun değerlendirilemeyeceği" belirtilmiştir.Davacı tarafından, davaya konu 22.04.2021 başvuru tarihli markanın başvuru konusu edilmesinden önce; İngiltere'de bir şirket kurduğunu, Youtube hesabı oluşturduğunu ve paylaşımlar yaptığını, sosyal medya hesaplarının var olduğunu belirterek önceye dayalı kullanım hakkı bulunduğunu ve davalının marka başvuru tarihinden önce, kendisine ait Youtube kanalına katıldığı ve taraflar arasında evvelce Whatsapp mesajlaşmalarının var olduğu, tarafların birbirlerini 15 yıldır tanıdığını belirterek davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Hukukumuzda asıl olarak tescil sistemi benimsenmiş, ancak tescilden önce gerçekleşen kullanıma da değer atfedilmiştir. Kural olarak tescil ile marka hakkı doğar; ancak söz konusu işaret ilk tescilden önce kullanılmak suretiyle piyasada maruf hale getirilmişse, marka hakkı sahibi, işareti tescilden önce kullanarak piyasada maruf hale getirendir. Bu kişiye “gerçek hak sahibi” denilir. Bu bakımdan, SMK’nın 7/1 maddesinde yer alan “Bu kanunla sağlanan marka koruması tescil ile elde edilir” biçimindeki hüküm açıkça tescil ilkesinin kabul edildiğini gösterirken, buna karşılık SMK’nın 6/3 maddesinde tescile rağmen başkasının hak sahibi olabileceği, markayı ilk kez ihdas eden, kullanan kişinin de korunacağı düzenlenmiştir. Eskiye dayalı kullanım yoluyla tescilsiz bir markanın gerçek hak sahibi olan kimse, üzerinde gerçek hak sahibi olduğu markanın tescil edilmesi halinde SMK’nın 25. maddesinde yapılan atıfla işbu markanın hükümsüz kılınmasını talep edebilmektedir. Somut olayda, davacı vekilinin mahkemece alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiği, davalının 2 ve 9 Mart tarihlerinde müvekkilinin marka ve logosu altında sunucu ve moderatör olarak canlı yayına katıldığını, "..." ismini alamadığı için yayına katıldıktan 1 hafta sonra "..." isim ve logosunu aldığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürdüğü anlaşılmıştır.Mahkemece davalının itirazlarının incelenmediği ek rapor alınmadan ve gerekçeli kararda itirazlar değerlendirilmeden davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunun marka vekili bilirkişi tarafından düzenlendiği, heyette bilişim uzmanı bilirkişinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının önceye dayalı hak sahipliği ve kötüniyetli tescil iddiası da dikkate alınarak mahkemece heyete bilişim uzmanı bilirkişi de görevlendirilerek, davacının youtube kanalı, instagram ve facebook hesapları incelenerek, youtube kanalanını faaliyete başlama tarihi, sosyal medya hesaplarının tescil tarihlerinin tespiti, içeriklerinin incelenerek markasal kullanım bulunup bulunmadığı, varsa hangi sınıflarda kullanıldığı, davalı markasının tescil başvuru tarihinden önce markasal kullanım bulunup bulunmadığı, davalının davacı kanalına konuk olup olmadığının, davacı tarafça sunulan whattsapp yazışmalarının ve sunulan CD'lerin incelenerek, önceye dayalı hak ve kötüniyetli tescil iddiasının incelenerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacı vekili istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/11/2023 tarih, 2022/319 E. 2023/260 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/284, K. 2026/573, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-284-e-2026-573-k-c63c5f3a8167