Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2024/2552 E. 2025/663 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2552
Karar No
2025/663
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2024/2552

KARAR NO: 2025/663

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 07/07/2023

NUMARASI: 2017/1039 Esas - 2023/553 Karar

DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ: 14/04/2025

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; 04/02/2011 tarihinde ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu esnada meydana gelen tek taraflı trafik kazasında ağır yaralandığını ve sakat kaldığını, araç sürücüsünün kural ihlali yaptığının belgelendiğini, aracın ZMMS sigortacısı davalının davadan evvel 09/08/2012 tarihinde maluliyetinden kaynaklı 130.934 TL ödeme yaptığını, ancak müvekkilinin bakıma muhtaç olmasından ötürü bakıcı gideri ödenmediğini, ayrıca ödenen güç kaybı tazminatının da yetersiz olduğunu belirterek bakıcı gideri ve güç kaybı tazminatının hasar ihbarının yapıldığı tarihten 8 gün sonrası için işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 269.066 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının feragatnamesi olmasına rağmen eldeki davayı açamayacağını, ibranın üzerinden 2 yıl geçtiğinden ibranamenin iptalinin istenemeyeceğini, bakıcı giderlerinden SGK'nın sorumlu olduğunu, ayrıca rücuya tabi ödeme varsa araştırılması gerektiğini, hatır ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca araç maliki ve sigortalılara davanın ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; 69.066,00 TL iş göremezlik, 200.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 269.066,00 TL maddi tazminattan, müterafık kusur nedeniyle takdiren %20 oranında indirim yapılarak; toplam 215,252.8 TL maddi tazminatın 09/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece takdiren yapılacak indirimin poliçe limit tutarları üzerinden değil, müvekkilinin toplam maddi zararı üzerinden yapılması gerektiğini, asıl ve birleşen davaya konu edilen tazminatların hesaplanması bakımından alınan ve mahkemece de benimsenen 17.09.2014 tarihli bilirkişi raporunda, davacı çocuk için 421.493,15 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 567.017,15 TL bakıcı ve belgesiz tedavi gideri hesaplandığının görüldüğünü, davacı çocuğun zararın artmasına etki eden müterafik kusuru sebebiyle yapılacak indirimlerin, anılan raporda hesaplanan tazminat miktarları üzerinden yapılması gerektiğini, yanılgılı değerlendirmeyle poliçe teminat limiti olan 225.000,00 TL'den yapılmasının bozmayı gerektirdiğini, davalı ... şirketinin teminat limitleri olan 69.066,00 TL iş göremezlik ve 200.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 269.066,00 TL maddi tazminatın tamamından sorumlu olması gerekirken teminat tutarı üzerinden kusur indirimi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 12/10/2017 tarih, 2017/964 Esas ve 2017/702 Karar sayılı kararı ile "...11/04/2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının, talep edebileceği sürekli iş göremezlik zararının daha önceden ödenen 130.934,00 TL düşüldükten sonra 69.066,00 TL olduğu, bakıcı giderinin 624.452,62 TL olduğu ancak, davalının 200.000,00 TL'lik limitle sorumlu olduğu, davalının 09/08/2012 ödeme tarihinden önce temerrüde düştüğünün belirlenemediği tespit edilmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce, 11/04/2016 tarihli bilirkişi raporundaki miktar ve tespitler dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak dosyadaki bilgi ve belgelere ve davalı tarafın beyanına göre, 01/03/2011 tarihli "Feragatname-Taahhütname" nin öğrenilmesinden sonra, davalı tarafça davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında sebepsiz zenginleşmeden dolayı, davacıya ödenen 130.934,00 TL'nin iadesi için icra takibinin yapıldığı, davacı tarafça icra takibine itiraz edilmesi üzerine, davalı tarafça itirazın iptali davası açıldığı ve itirazın iptali davasının devam ettiği anlaşılmıştır. Ancak, İlk Derece Mahkemesi'nce itirazın iptali davasının akıbeti konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi gerekçeli kararında da itirazın iptali davasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı hiçbir şekilde değerlendirilmemiştir. Bu yönüyle, karar usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; Dairemiz kararı doğrultusunda İstanbul 2. ATM de görülen 2015/1031 Esas sayılı dosyasının sonucu beklenmiş ve kesinleşmesi üzerine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 2015/380 E. ve 2017/275 K. sayılı ilk kararında da "...69.066,00 TL iş göremezlik, 200.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 269.066,00 TL maddi tazminattan, müterafık kusur nedeniyle takdiren %20 oranında indirim yapılarak; toplam 215,252.8 TL maddi tazminatın 09/08/2012 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verildiği ancak bu kararın davacı tarafça istinaf edilmediği görülmüştür. Bu hali ile davacının istinaf talebi bulunmadığından sigorta limitinden müterafik kusur indirimi yapılması ve tazminat miktarı bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. İlk Derece Mahkemesince usuli kazanılmış haklar gözetilerek karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/04/2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/2552, K. 2025/663, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-9-hukuk-dairesi-2024-2552-e-2025-663-k-84b7d43d8444