Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2024/221 E. 2026/537 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/221
Karar No
2026/537
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/221 - 2026/537 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/221 KARAR NO : 2026/537 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2023 NUMARASI : 2023/40 E. - 2023/411 K.

DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/11/2023 tarih ve 2023/40 E. - 2023/411 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili firmanın 2008 yılında kurulduğunu, 2014 yılından bu yana bir .... iştiraki olduğunu, müvekkilinin tanınmış “...” markalarının sahibi olduğunu, özellikle kulaklık, hoparlör, müzik, ses, radyo sistemleri ve teknoloji ürünlerinde tanınan markanın sektöründe de lider konumda olduğunu, gerek yurtdışında gerekse de Ülkemizde bu ibareyi kendi adına tescil ettirdiğini, logonun 2008 yılından beri EUIPO nezdinde tescilli olduğunu, 2014/102561, 2014/112164, 2014/73711 sayılı markaların sahibi bulunduğunu, ayrıca T/03291 sayısı ile tanınmış markalar sicilinde de markasının kayıtlı olduğunu, davalı yanın 2021/051294 sayısı ile gerçekleştirdiği başvurunun müvekkilinin tanınmış markası ile benzer olduğunu, dava konusu markadaki şeklin de markanın bütününe hakim unsur olduğunu, markadaki “...” ibaresinin yan unsur olduğunu, markada kullanılan “...” logosunun müvekkilinin markaları ile tartışmasız şekilde benzer olduğunu, dava konusu markada da müvekkili markasındaki gibi bir daire içinde yer alan ve daireyi kesecek şekilde konumlandırılmış bir “...” harfinden logonun yer aldığını, hatta logonun yakın görünümünde markadaki dairesel bölümde kulaklık, müzik çalar, vs. elektronik ürünlere ilişkin ikonların kullanıldığını, markaların kapsamlarının aynı olduğunu, başvurunun SMK m. 6/5 düzenlemesi uyarınca da reddi gerektiğini ileri sürerek 2022-M-17614 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu 2021/051294 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu şekil unsuru içeren başvurunun, “...” hakim sözcük unsurları, “...” tali slogan unsuru ve bütünsel algıda hakim mavi, turuncu ve beyaz renklerin kullanım ile oluşturulan, dairesel bir görünüme haiz olmakla birlikte biri dikey diğeri yatay olmak üzere kesitleri bulunan, bu kesitler ile logonun merkezinde yer alan bir “...” harfi içerir logodan oluştuğu, davacının markalarının ise yine şekil unsurlu “...” sözcük ve daire içerisinde dikey bir kesitle oluşturulmuş bir “...” şekil unsurundan oluşan şekil markası olduğu, somut olayda da dava konusu markanın görselinin hakim unsuru olarak yer alan logonun davacı yanın markasında kullandığı logo ile birden fazla ortak noktayı taşıdığı, “...” harfinin dik uzantısı ile kesitlenmiş büyük bir daire, bu dairenin merkezine konumlandırılmış içi dolu bir “...” harfinin her iki taraf markasında da birebir yer aldığı, dava konusu markadaki yatay kesitin, bu algıyı ilk etapta ortadan kaldırmaya elverişli olmadığı, markaların bu haliyle özellikle bütünsel görünümleri açısından ciddi düzeyli bir benzerlik taşıdıkları, özellikle her iki markada da görsel unsurların yerleştiriliş sıra ve konumlarının tüketicide yarattığı ilk algının yüksek düzeyli çağrışımsal benzerlik yaratacak düzeyde olduğu, davacının markalarının gerek emsal mahiyetteki kararlardan gerekse de Kurum nezdindeki tanınmış marka tescilinden ve ayrıca davacı yanca işlem ve dava dosyasına sunulan delillerden tanınmış olduğu kanaatine varıldığı, bu durumun bütünsel algıda sonraki markanın, önceki davacı markaları ile ilişkilendirilme düzeyini arttırdığı, taraf markaları arasında sözcük unsurları yönünden doğrudan bir benzerlik bulunmamakla birlikte bütüne hakim logolar itibariyle bir benzerliğin mevcut olduğu, bu durumun, benzerliği tespit olunan mal ve hizmetlerin tamamında, dava konusu markanın da davacı yanın tanınmış marka kimliği bünyesinde oluşturulmuş yeni bir markanın, girişimin, ürün ya da hizmetin adı olarak tercih edilmiş bir marka olduğu izlenimini yaratabileceği, zira tüketici, daha önceden bildiği, kullandığı ve tanıdığı ve bilinirliği de bulunan önceki tarihli marka ile aynı ya da benzer mal ve hizmet sınıflarında, ortalama düzeyli olarak benzeşen herhangi bir marka ile karşılaştığında, zihninde önceki markayı çağrıştırabilecek ve bu nedenle işaretler arasında bir ilişki kurabileceği, davalının, davacı tarafından oluşturulmuş görsel/logo ile oldukça benzer bir sistematikte oluşturulmuş dava konusu markayı, davacı yan markalarının bilinirliğinin de bulunduğu sektörleri kapsayacak şekilde tescil başvurusuna konu etmiş olmasının, tüketicinin dava konusu markadaki logoyu, davacı markalarında kullanılan özgün logo ile ilk anda ilişkili bir logo olarak algılamasına yol açabileceği, davacının markasının T/03291 sayısı ile tanınmış markalar siciline kaydedildiği gibi yine işlem dosyasına sunulduğu görülen birtakım emsal kararlar ve kurum uygulamaları gözetildiğinde davacının markasının “ses sistemleri, hoparlör, kulaklık” ürünleri başta olmak üzere tüketici elektroniğinde tanınmış olduğu, bu nedenle davacı markalarının tanınmışlık temelli olarak bir korumadan yararlanması gerektiği, zira dava konusu marka başvurusu gibi görsel unsurlara haiz markaların, mevcut görsel unsurlar ile tesciline izin verilmesi halinde, davacının ülkemizde ve dünya çapında bilinen bu logosunun sahip olduğu ayırt ediciliğin zaman içerisinde sulanabileceği gibi bu tür markaların davacının ticari itibarından da bir şekilde kendi lehlerine menfaat sağlayabilecekleri, bu halde dava konusu marka kapsamında SMK m. 6/1 kapsamında yer alan mal ve hizmetlerinin yanı sıra, başvuruda kalan sair mal ve hizmetlerde, bu mal ve hizmetlerin de elektrik – elektronik sektörüne yönelik ara parçalar ve benzeri teknik mallar olmasından ötürü, bu mallarda davacı yan tanınmış logosu ile yüksek düzeyde benzer bir logonun kullanılmasının, davacı yanın da anılan mallara yönelik, görsel bir logo revizesi ile faaliyetlere başladığının tüketicilerce düşünülmesi ve bunun neticesinde dava konusu marka lehine haksız menfaat temini edinimin ortaya çıkması ihtimalini doğuracağı, burada korunan menfaatin marka değeri ve bu değerin sulanması ihtimali olduğu, bu nedenle SMK m. 6/5 koşullarının, uyuşmazlık konusu tüm mal ve hizmetlerde ortaya çıkacağı, davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötüniyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmadığı, salt benzerlik iddiaları veyahut tanınmışlık iddiasının ise kötüniyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman olmadığı, bu tespitler çerçevesinde nihai olarak davalının kötü niyetli olduğu kanaatine varılamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2022/M-17614 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şahıs istinaf başvuru dilekçesinde, verilen karara itiraz ettiğini, markalar arasında farklılıklar bulunduğunu, kararın yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markaların karıştırılmasının mümkün bulunmadığını, söz şekilden yüksek sesle konuşur ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, markalarda yer alan kelime unsurlarının farklı bulunduğunu, işitsel yönden benzerlik olmadığını, SMK'nın 6/1. maddesinin koşullarının oluşmadığını, davacı markalarının SMK'nın 6/5. madde kapmasında da korunamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." logo ibareli markaları ile ile davalının "şekil+ ..." ibareli marka başvurusu arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan logonun çok benzer olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, ayrıca davacı markalarının gerek Ülkemizde gerekse de dünya çapında bilinirliğinin tespit edildiği, bu kapsamda davacının tanınmış markaları ile benzer tasarlanan dava konusu markanın tesciline izin verilmesinin, davacının bu tanınırlığı ve ayırt ediciliğinin zarar görmesine yol açacağı, zaman içerisinde sulanarak benzer şekilde oluşturulmuş çok sayıda marka arasında ilgili piyasada var olmak zorunda kalması sonucunu doğuracağı, dolayısıyla somut olayda davacı markalarının SMK m. 6/5 kapsamında da korunması ve bu korumanın başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden yorumlanması gerektiği anlaşılmakla, davalıların istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şahıs ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-....1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şahıstan alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şahıs tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davalı şahıstan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davalı ... alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2024/221, K. 2026/537, T. 06.03.2026, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2024-221-e-2026-537-k-ed87a46653a8