Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1893 E. 2026/557 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1893
Karar No
2026/557
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1893 - 2026/557 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1893 KARAR NO : 2026/557 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/02/2024 NUMARASI : 2021/83 E. - 2024/18 K.

DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/02/2024 tarih ve 2021/83 Esas - 2024/18 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2020/22659 başvuru numaralı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2014/52335 sayılı ve "..." ibareli markasını göstererek yaptığı itiraz üzerine diğer davalı ... YİDK'nın 2021-M-56 sayılı kararıyla nihai olarak kısmen reddedildiğini, oysa, müvekkilinin 2014/45957 sayılı ve "..." ibareli marka üzerine halihazırda hak sahibi olduğunu, bu hususun gözetilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin önceki tarihli bu markasının başvurusunun 30.05.2014 tarihinde yapıldığını, redde mesnet davalı markasının ise 20.06.2014 başvuru tarihli olduğunu, müvekkili markasının başvuru tarihinin daha önce olduğunu, 2015 yılında inşaatını tamamladığı ve hizmete açtığı 1200 yatak kapasiteli 5 yıldızlı ... Resort & Spa Oteli ile turizm sektöründe lider şirket olmayı başardığını, müvekkilinin hem yurtiçinde hem de yurtdışında tanınır hale geldiğini, halbuki YİDK kararında müvekkili markalarının tanınırlığının gözardı edildiğini, müvekkilinin önceye dayalı kullanımlarının hatalı değerlendirildiğini, müvekkili tarafından "..." ibareli markaların, 2010 yılından beri 41 ve 43. sınıfta yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından kullanıldığını, müvekkilinin marka başvurusunun 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil)” ve 43. sınıfta yer alan “Yiyecek içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” bakımından tescil talebinin reddedildiğini, müvekkilinin reddine karar verilen bu hizmetlerde uzun yıllardır markasını kullanarak faaliyet gösterdiğini, başvurunun müvekkilinin önceki markalarının serisi olarak kabul edilmesi gerektiğini, taraf markalarının benzer olmadıklarını, redde gerekçe gösterilen markanın esaslı unsurunun "..." değil "..." olduğunu ileri sürerek 2021-M-56 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, çekişmeli emtialar yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği; davalı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davacının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markanın bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu; dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle, davacı yanın evvelden süre gelen uyuşmazlık konusu hizmetlerden 43. sınıf ihtiva eden markasının henüz hükümsüzlük tehdidinden çıkmış bir marka olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, başka bir ifadeyle taraflar arasında, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki zamanlarda barışçıl bir şekilde mutlak bir fiili birliktelik bulunduğu kanaatine varılabilecek kadar uzun bir sürenin geçtiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığı; davalı yanın dava konusu markanın yayınını müteakip hukuki süreçleri başlatmış olmasının yanı sıra davacı tarafından 2017/91822, 2017/91831 ve 2017/91836 sayıları ile daha evvel gerçekleştirilen ve yine “...” ibaresini içerir başvurularına karşı da davalı tarafça daha önce de itirazda bulunulduğunun dosya içeriğinden anlaşılabildiği, dolayısıyla davalı yanın, davacı yanın fiili kullanımlarına karşı olmasa da marka başvurularına karşı sessiz kalmadığı ve itirazda bulunarak bu başvuruların reddine sebep olduğu, bu sayede davalı yanın, aynı ya da benzer mal ve hizmet sınıflarında davacı yanın “...” markasını tescil ettirmesinin önüne geçmeye çalıştığı açık olup, bu durumda taraflar arasında fiili ve barışçıl bir birliktelik bulunduğundan bahsedilmesinin de mümkün olmayacağı; davacı yanın fiili anlamda gerçek hak sahipliğine yönelik yapılabilecek değerlendirmelerin davacı lehine sağladığı varsayılan hakkın ise (sonraki tescile yönelik itiraz ve hükümsüzlük talebinde bulunabilmek gibi) taraflar arasında barış içinde birlikte var olma kriterini kendiliğinden doğurmayacağı, kaldı ki işlem dosyasında taraflar arasında mutlak bir barışçıl birliktelik halinin bulunduğunu ortaya koyacak şekilde sunulmuş hiçbir delilin de mevcut olmadığı; davacı yanın markalarını 2010 yılından beri kullandığı iddiasına ilişkin dava dosyasına ek olarak sunmuş olduğu delillerin YİDK kararı açısından yapılan değerlendirmede dikkate alınmasının mümkün olamayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, raporda gerçek hak sahipliğinin davalıda olduğuna dair yanılgılı değerlendirme yapıldığını, müvekkilinin 2014/45957 sayılı ve 43. sınıfta tescilli "..." ibareli markasının tescilinin üzerinden 5 yıldan uzun süre geçtiğini, müvekkilinin aralıksız kullanımının ve müktesep hakkının bulunduğunu, gerçek hak sahipliğinin müvekkilinde olduğunu, taraf markalarının arasında iltibas da bulunmadığını, "..." ibaresinin İngilizce'de bir kız ismi olduğunu, "sky blue-gökyüzü mavisi" anlamına geldiğini, "..." tanrıçasını temsil ettiğini, davalı şirketin "..." markasının çok sınırlı bir müşteri kitlesine hitap ettiğini, müşterilerin "..." adına güvenerek davalıyı tercih edeceğini, bu nedenle markaların karıştırılmayacağını, müvekkilinin markasında şekil unsurunun da bulunduğunu, davalı şirketin markasını aktif ve fiili olarak kullanmadığını, Ankara 5. FSHHM'nın 2023/38 E. sayılı dosyasında alınan raporda davalı markasının kullanılmadığının açıklığa kavuştuğunu, taraf markalarının birlikte varolmasının da mümkün olduğunu, sunulan delillerin tamamıyla değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : 1-Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli dava konusu marka ile "..." esas unsurlu mesnet marka arasında SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, zira, her ikisi de beş harften oluşan işaretlerin ilk dört harflerinin aynı dizilimle yer aldığı, işaretlerin son harfindeki farklılığın ise markaları yeterince uzaklaştırmadığı, bu hali ile başvuru markasını gören tüketicilerin bunun davalı şirketin mesnet markasından farklı bir marka olduğu derhal ve ilk bakışta algılamasının mümkün olmadığı, dava konusu markanın kapsamından çıkartılan hizmetler yönünden emtia benzerliğinin de gerçekleştiği; davacı vekilinin gerçek hak sahipliği iddiasının ise başvuruya itiraz veya hükümsüzlük davasında ileri sürülebileceği, benzer bir marka varken tescil hakkı sağlamayacağı; öte yandan, davacı vekilinin müktesep hak iddiasında da bulunduğu, ancak, davacının iddiasını dayandırdığı 2014/45957 sayılı markanın 21.03.2016 tarihinde tescil edildiği ve eldeki dava konusu markanın başvurusunun yapıldığı 21.02.2020 tarihi itibariyle 5 yıldır tescilli olmadığı, yine, davacı tarafın birlikte var olma iddiasının da yerinde olmadığı, zira davalı şirketin, davacının dava konusu marka başvurusundan önce başvurusunu gerçekleştiği "..." ibareli tüm marka başvurularına itiraz ettiğinin ... kayıtlarından anlaşıldığı, dolayısıyla taraf markalarının barışçıl şekilde birlikte kullanıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak, dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir. Zira aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiştir ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nol bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 08/02/2024 gün ve 2021/83 Esas - 2024/18 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 672,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ve istinaf yoluna başvurmadıklarından, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesi ile istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 22/03/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/1893, K. 2026/557, T. 06.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1893-e-2026-557-k-b1f7ca028592