Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1546 E. 2026/780 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1546
- Karar No
- 2026/780
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1546 KARAR NO : 2026/780
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/02/2024 NUMARASI : 2016/528 E.- 2024/88 K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : Davacı vekili KARAR TARİHİ : 14/05/2026 KARAR YAZMA TARİHİ : 14/05/2026
Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında ticari iş ilişkisi bulunduğunu, davacı şirket tarafından davalı şirkete araç takip sistemi cihazları temini ile bu cihazlara ilişkin kurulum, montaj, demontaj ve servis hizmetlerinin eksiksiz şekilde verildiğini, bu hizmetlere karşılık düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini ve fatura bedellerinin cari hesap kapsamında borç olarak kaydedildiğini, davalının söz konusu faturalara süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığını ancak fatura borçlarını da ödemediğini, bu sebeple davalı şirket aleyhine Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5224 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli şekilde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek, takibe vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında cari hesap sözleşme ilişkisi olmadığını, taraflar arasındaki işbirliği sözleşmesinde de bu yönde bir hüküm bulunmadığını, kaldı ki, taraflar arasındaki işbirliği sözleşmesinin de davacı tarafın Beyoğlu 18. Noterliğinin 31/12/2014 tarih ve 33331 yevmiye nolu ihtarnamesi ile tek taraflı şekilde feshedilmiş olup, taraflar arasında 31/12/2014 tarihi itibariyle herhangi bir hukuki ilişkinin kalmadığını, davacının dayandığı faturaların kendilerine usulüne uygun tebliğ edilmediğini ve bu faturaların tek başına alacağı ispatlamaya yeterli olmadığını, ayrıca bazı faturaların sözleşme tarihinden önce düzenlendiğini, bu nedenle alacak iddiasının hukuki dayanağının olmadığını, mal teslimi veya hizmet sunumuna ilişkin somut ve yazılı delil bulunmadığını, sonuç itibariyle davanın ispatlanamadığını belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2016/5224 E. sayılı icra takibine yönelik itirazının 41.750,81 TL asıl alacak ve 180,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.930,97 TL üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren davacı asıl alacağı olan 41.750,81 TL'ye yıllık %10,50 oranından başlayan ve değişen oranlı avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, hüküm altına alınan 41.930,97 TL'nin % 20'sine karşılık gelen 8.386,19 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmiş, hükme karşı süresinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf başvurusunda; dosya kapsamındaki ticari defterler, faturalar, bilirkişi raporları ve teknik verilerle davacının iddiasının ispatlandığını, özellikle davalının davacıdan satın aldığı araç takip cihazlarını üçüncü kişilere sattığının, bu cihazlara ilişkin montaj vs. hizmetlerin davacı tarafından gerçekleştirildiğinin dosya kapsamı itibariyle sabit olduğunu, fatura konusu cihazlara ait ID numaralarının, plaka bilgileri ve müşteri kayıtlarının davacı tarafından dosyaya sunulmuş olmasının hizmetin verildiğinin açık kanıtı niteliğinde olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olup, dosya kapsamındaki delillerin raporda yeterince değerlendirilmediğini, bu sebeple hatalı karar verildiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, taraflar arasındaki ticari iş ilişkisinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebine ilişkindir. Yargılama sırasında pek çok rapor ve ek rapor alınmış olup, hükme esas alınan 22/02/2021 ve 18/12/2023 tarihli uzman bilirkişi heyet raporlarında özetle; "..davalı şirket kayıtlarının incelenmesinde takip tarihi itibariyle davalı şirketin davacıya 60.414,58 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğu, ancak davacı şirket kayıtlarında yer alıp, davalı kayıtlarında bulunmayan 13/09/2012 tarihli 12.453,00 TL ve 21/11/2013 tarihli 1.559,90 TL tutarlı ödemeler de hesaba katıldığında davacının takip tarihi itibariyle alacak tutarının 60.414,58-13.992,90= 46.421,68 TL olduğu belirtilmiştir. Raporların birbirini teyit eder mahiyette olup hüküm kurmaya ve yasa yolu denetimine elverişli olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin 26/03/2018 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları doğrultusunda, mahkemece, davacının icra takibine dayanak yaptığı cari hesap özeti içerisinde yer almayan toplam bedeli 4.670,87 TL olan 4 adet faturanın, davanın niteliği gereği icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı hareket edilmesi gerektiğinden bahisle, bilirkişi raporları ile tespit edilen 46.421,68 TL alacaktan düşülmesi suretiyle davacı alacağının 41.750,81 TL olarak belirlenerek, temerrüt tarihinden itibaren işlemiş faiz olarak belirlenen 180,16 TL üzerinden takibe itirazın iptaline ve bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirkişi raporları ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf talebinin HMK.'nın 353/1/b-1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Eksik alınan 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır