Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/149 E. 2026/311 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/149
Karar No
2026/311
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/149 - 2026/311 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/149 KARAR NO : 2026/311 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 07/06/2023 NUMARASI : 2023/4 E. - 2023/301 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/06/2023 tarih ve 2023/4 E. - 2023/301 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı firmanın “...” ibareli ve 2020/34787 sayılı markasının, davacının tescilli ve tanınmış “...”li markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer bir marka olduğunu, bu markanın davacının markalarının esas unsurunun tamamını içerdiğini, işarette geçen “...” ibaresinin herkesin kullanımına açık bir kelime olması nedeniyle işarete markasal hüviyette ayırt edicilik katmadığını, dava konusu edilen markanın davacının tescilli markaları ile aynı veya benzer emtialar yönünden tescili başvurusunun yapıldığını, zira davacının markalarının dava konusu edilen markanın tescil edilmek istendiği 39. sınıf yönünden de tescilli olduğunu, taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin yüksek bulunduğunu, ayrıca davacının “...” markasının Türkiye’deki tanınmışlığının ... tarafından da kabul edilerek T/02115 sayı ile sicile şerh edildiğini, davalı firmanın dava konusu edilen markayı kullanması halinde davacının markalarının tanınmışlığından kaynaklı olarak ekstra bir avantaj sağlayacağını, ayrıca davacının tanınmış markalarının itibarını düşürebileceğini, davacının seri markalarının bir tanesi şeklinde algılanacağından halkı yanıltabileceğini, davalı firmanın geçmişte gerçekleşmiş markasal kullanımlarına dayalı olarak huzurdaki davada bir hak iddia edemeyeceğini, ayrıca davalının davanın esasına cevap dilekçesinde ifade edildiği üzere meşrubat, cips, çeşitli gıdalar ve tütün mamullerinin satışı, dağıtımı ve pazarlaması faaliyetleri ile iştigal ettiğini, bu emtiaların tamamının davacının faaliyet alanına giren alkollü içecekler ile sıklıkla beraber tüketilen, aynı satış noktalarında birlikte satılan, aynı dağıtım kanallarına sahip ürünler olduğunu, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta taraf markalarının karıştırılma ve davalının davacının tanınmışlığından haksız bir yarar elde etme ihtimalinin yüksek bulunduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nın 01.11.2022 tarihli ve 2022-M-14509 sayılı kararının iptaline, 2020/34787 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava istemiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının kapsamına giren/alınmak istenilen emtialardan benzer olduğu tespit edilen 35. sınıftaki hizmetlerin, dava konusu edilen markanın kapsamından zaten çıkartılmış bulunduğunu, geriye kalan ve 39. sınıfa giren hizmetler yönünden taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının “...” markalarının içecek sektöründe tanınmışlığı gerçeğine rağmen, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 39. sınıftaki hizmetlerde dava konusu edilen markanın kullanımı halinde SMK m.6/5 hükmü kapsamında belirtilmiş durumlardan birinin gerçekleşme ihtimali olduğunun davacı tarafça ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, davalının 1978'de ... bölgesinde “... TİCARET” adıyla faaliyet gösterdiğini, ayrıca davalının kurucularının soy ismi olması nedeniyle markalarında “...” ibaresini kullanmayı da tercih ettiğini, bu ibarelerin davalının ticaret unvanının da ayırıcı unsurları olduğunu, dava konusu edilen markanın tek başına “...” ibaresini ihtiva etmediğini, taraf markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğinin kabulünün gerektiğini, somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği şartının da gerçekleşmemiş olduğunu, zira davacının itirazlarına mesnet aldığı markalarının, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 39. sınıftaki hizmetler yönünden tescilli olmadığını, bu hizmetlerde tescilli olan 2011/69537 sayılı tek markanın da bu hizmetlerde SMK m.19/2 hükmü kapsamında kullanıldığının davacı tarafından ispat edilemediğini, davacının kötü niyete dayalı iddialarını da ispat edemediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarının, “biralar” dışında kalan emtialar açısından SMK m.6/1 hükmü kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı, davacının kullanmama def’ine muhatap olan markalarının korunduğu “biralar” ile, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan 39. sınıftaki hizmetler açısından bir emtia benzerliği/türdeşliği tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalardan 39. sınıftaki hizmetler yönünden tescilli 2011/69537 sayılı markanın söz konusu hizmetlerde kullanıldığının ispat edilemediği ancak; davacının, tescil tarihi itibariyle davalının kullanmama def’ine muhatap olamayan markalarının, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri de olan, benzer alıcı kitlesine hitap eden hizmetler olduğu, davacının sadece 2014/14279, 2014/95428, 2014/111077, 2018/60986 sayılı markaları özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamında kalan “Gıda dağıtım hizmetleri. Tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri.” yönünden, düşük seviyede de olsa emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, diğer emtialar yönünden ise gerçekleşmediği, ancak söz konusu hizmetlerin ortalama alıcı kitlesinin bilinç seviyesinin de düşük olmadığı gerçeği gözetildiğinde, söz konusu hizmetlerde de taraf markaları arasında herhangi bir karışıklığın yaşanmayacağı, buna karşılık davacının “...” markasının alkollü içecek sektöründe tanınmışlığının bulunduğu, davalının söz konusu ibareyi, davacının markasının tanınmış olduğu sektörle ilintili hizmetler olduğu değerlendirilen 39. sınıftaki “Gıda dağıtım hizmetleri”nde kullanması halinde, haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşebileceği, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, davalının markasının, kapsamında kalmış olan,“Gıda dağıtım hizmetleri” yönünden tesciline/hükmüne (kısmen) engel olabileceği, davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 39. sınıftaki "Gıda Dağıtım Hizmetleri" bakımından 2022-M-14509 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, dava konusu 2020/34787 sayılı markanın "Gıda dağıtım hizmetleri." bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı markalarının 35. sınıfta ve 43. sınıfta yer alan hizmetlerinin dava konusu marka kapsamında kalan “Gıda dağıtım hizmetleri” ile aralarında yüksek emtia benzerliğinin bulunmadığını, davacı markasının sektörel tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, itibarına zarar vermesi veya ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarının söz konusu olmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının 2011/69537 sayılı markası dışında kalan diğer itiraza konu markalarının kapsamında 39. sınıftaki hizmetler ile aynı tür/benzer hizmetlerin yer almadığını, bu sebeple taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, SMK’nin 6/5 maddesi’nin uygulanabilmesi bakımından da davacı tarafından iddialarını ispatlayıcı hiçbir delilin de sunulmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkiline ait tanınmış ve artırılmış ayırt ediciliğe sahip "..." markasını aynen içeren dava konusu marka ile müvekkile ait markalar arasında yüksek derecede benzerlik bulunduğunu, müvekkili şirket markaları ile davalı markaları mal/hizmet sınıfları bakımından da benzer olduğunu, müvekkiline ait "... ..." markası hakkında kurum kayıtlarında yer alan T/02115 sayılı tanınmışlık tespiti bulunduğunu, itiraza konu markanın hangi mal veya hizmet için olursa olsun tescil edilmesinin, müvekkilinin markalarının ayırt edici karakterinin zedelenmesine neden olacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve taraf markalarında ortak esas unsur olarak kullanılan "..." ibaresi dolayısıyla ibareler yönünden benzerliğin bulunduğu, emtealar yönünden ise davacının 39. sınıftaki hizmetler yönünden tescilli 2011/69537 sayılı markasının söz konusu hizmetlerde kullanıldığının ispat edilemediği, diğer davacı markaları yönünden ise davalının dava konusu edilen markanın kapsamında kalan “Gıda dağıtım hizmetleri. Tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri.” yönünden, düşük seviyede bir emtia benzerliği/türdeşliği olsa da, söz konusu hizmetlerin ortalama alıcı kitlesinin bilinç seviyesinin de düşük olmadığı gerçeği gözetildiğinde, söz konusu hizmetlerde de taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir karışıklığın yaşanmayacağı, buna karşılık davacının “...” markasının alkollü içecek sektöründe tanınmışlığının bulunduğu, davalının söz konusu ibareyi, davacının markasının tanınmış olduğu sektörle ilintili hizmetler olduğu değerlendirilen 39. sınıftaki “Gıda dağıtım hizmetleri”nde kullanması halinde, SMK'nın 6/5. maddesi anlamında haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşeceği, bu durum karşısında mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizliğin bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15'er-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/149, K. 2026/311, T. 19.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-149-e-2026-311-k-cbdcfef66110