Bölge Adliye Mahkemesi · Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/1409 E. 2026/249 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1409
- Karar No
- 2026/249
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1409 - 2026/249 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1409 KARAR NO : 2026/249
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/02/2024 NUMARASI : 2021/702 Esas - 2024/107 Karar DAVACI : SAVİTEM ENDÜSTRİYEL TEMİZLİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : TÜRKİYE PETROL RAFİNERİLERİ ANONİM ŞİRKETİ (TÜPRAŞ) - ...
VEKİLİ : Av. ... DAVA TÜRÜ : Banka Teminat Mektubunun İadesi ve Depo Edilmesi (Tahsil İstemli) DAVA TARİHİ : 29/12/2021 KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 24/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 18.01.2019 tarihli “SYM85-18-1328-H Rup Pd Endüstriyel Temizlik İşleri” konulu ve “SYM85-20-1621H Yıllık Endüstriyle Temizlik İşleri” konulu sözleşmeler imzalandığı, davacı şirketin sözleşmede belirtilen tüm hükümlere uygun olarak istenilen personel ve araçlarla ilgili bütün gereklilikleri yerine getirdiği ve sözleşmeyi ifa ettiğini, ancak davalı karşı tarafın kendi yükümlülüklerini yerine getirmediğini, 18.01.2019 tarihli “SYM85-18-1328-H Rup Pd Endüstriyel Temizlik İşleri” konulu sözleşme uyarınca, işin başlangıcı olan 03.03.2019 Pazar günü 10 personel, akabinde davalı kurumun 28.02.2019 tarihli talimatı ile 4-11 Mart haftası için 35 personel, 1 vidanjör ve 1 kombine araç istendiği, sözleşmede belirtilen 90 kişilik ekibin hiçbir zaman toplanamadığı ve peyder pey artışlarla 72 kişiye ulaşan çalışanların davalı kurumun talimatlarıyla 02.04.2019 tarihinde 60 kişiye, 29.04.2019 tarihinde 30 kişiye düşürüldüğü, TÜPRAŞ’ın sahada çalışanlarını azaltılması talimatları nedeniyle davacı şirkete karşı işçilik alacağı talepli birçok davanın açıldığı ve bu davalar sonucunda verilen kararlar davacı şirketin zarara uğradığı, işten çıkarma talimatını veren TÜPRAŞ’ın bu davalarda sorumluluk üstlenmediği, iş bu talimatlar doğrultusunda davacı şirketin işçilik alacaklarını ödeme, haciz ve mahkeme masrafları, SGK ve vergi masrafları oluştuğu, ancak davalı şirketin bunların hiçbirini karşılamadığını, Ağustos- personel cezası 11.970,00 TL, ekipman cezası 153.000,00 TL olmak üzere toplam 164.970,00 TL Eylül-personel cezası 52.400,00 TL, ekipman cezası 432.000,00 TL olmak üzere toplam 484.400,00 TL Ekim-personel cezası 36.030,00 TL, ekipman cezası 342.000,00 TL olmak üzere toplam 378.030,00 TL Olmak üzere 3 aylık toplam 1.027.400,00 TL kesinti yapıldığı, belirtilen dönemde davalı kurum tarafından tespit edilen hak edişin ise sadece 477.583,30 TL olduğu, davalı şirket tarafından yapılan cezai kesintilerin usul, yasa ve sözleşme hükümlerine ve ticari ilkelere aykırılık teşkil ettiğini, davacı şirket ile davalı kurum arasında imzalanan 18.01.2019 ve 04.03.2020 tarihli sözleşmelerdeki özel şartlarda belirtilen cezalardan daha fazla kesinti yapıldığı, sözleşmenin genel Şartname ekinin G.13. Süre Uzatımı 13.3. maddesinde, yüklenicinin yalnızca mücbir sebep durumlarında ya da salt TÜPRAŞ’tan kaynaklanan durumlarda süre uzatımı talebinde bulunabileceğinin yer aldığı, davacı şirketin mücbir sebeplerden olan salgın hastalık (pandemi) şartlarına uygun olarak süre uzatımı ve cezaların iptali talebinde bulunduğu, ancak davalı kurum süre uzatımı talebini kabul etmediği ve hak edişin 3 katına yakın bir ceza kestiğini, 09.03.2020 tarihinde tarafların katılımı ile sağlanan işbaşı toplantısında alınan kararlar neticesinde, 27.04.2020 tarihinde işbaşı yapılmasının kararlaştırıldığı, ancak 11.03.2020 tarihinden itibaren pandemi koşulları nedeniyle verilen siparişlerin davacı şirket tarafından elde edilemediği, temin ve tedarik edilemediği, pandemi şartlarının mücbir sebeplerden sayılması nedeniyle davacı şirkete haksız ceza kesintisi uygulandığı, davacı şirketin davalı kuruma imzalanan sözleşmelere binaen teslim ettiği teminat mektuplarının uygulanan cezalar nedeniyle nakde dönüştürüldüğünü, davalı kurumun 26.10.2020 tarihli noter onaylı ihtarnamesi ile davacı şirkete sözleşmenin feshedildiği yönünde bildirimde bulunduğu, ancak davalı kuruma sözleşme teminatı olarak verilen teminat mektuplarının şirkete iade edilmediği, iade edilmeyen teminat mektuplarının bir kısmının nakde çevrildiğini, Yapı Kredi Bankası A.Ş. tarafından davacı şirket aleyhine Kocaeli İcra Dairesinde icra takibi başlattığını öğrendiklerini, davacının, davalı kuruma sözleşmeye dayalı endüstriyel temizlik işlerini ifa ettiğini ve bankalar aracılığıyla verilmiş birçok teminat bedelinin mevcut olduğu, sözleşmenin fesih nedeniyle davalı kurum tarafından davacı şirkete iade edilmesi gereken teminatların iade edilmediği, taraflar arasında sözleşme eklerinden, “Genel Şartname” “G.21.Teminatlarda Aranacak Koşullar” başlığının 21.3, maddesinde, hangi şarta ait olursa olsun gelir kaydedilen teminatın, yüklenicinin borcuna mahsup edilemeyeceği hükmüne göre, yüklenici davacı şirkete kesilen cezalar ve talep edilen alacaklar yönünden teminatın nakde çevrilmesi ve mahsubunun mümkün olmadığı beyan edilerek; davalının sözleşme gereği kendisine tevdi edilen teminatları taraflar arasındaki sözleşmelere ve yasa hükümlerine aykırı olarak haksız ve mesnetsiz cezalara kesmek suretiyle müvekkile iadeden imtina ettiği, davalının uhdesinde yer alan müvekkile ait teminat bedellerinin (güvence bedelleri, Yapı Kredi Bankası, Halkbank, garanti Bankası ve Akbank aracılığıyla davalı kuruma verilen teminat bedelleri, banka teminat mektupları, gayri nakdi teminatlar ve diğer güvence bedelleri) davacıya iadesi gerektiği, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla iş bu bedellere karşılık gelmek üzere şimdilik 10.000,00 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Endüstriyel temizlik işinin sürekli işleyen bir tesiste zaman zaman yapılan ünite bazlı veya tamamen duruşlarda reaktör, kolon, fırın, kazan, kule altı dip havuzları, siyah ve beyaz ürün tankları ve bunların çevresindeki yüzeylerin teknik bazı ekipman ve uzman çalışanlarla temizlenmesi olduğu, davacı yanın sözleşmelerde geçen maddelere atıf yaparak, özetle yaptığı menfi ve müspet zararları anlattığını, delillerin arasında sunulan 26.08.2020 tarihli toplantı tutanağında, firmaya sözleşmede belirtilen standartlardaki ekipmanların tedarikinin ne zaman yapılacağı ve ayrıca temin edilmeden geçen geçen süre zarfında uyarı yazısında belirtilen tarihten cezai müeyyidelerin uygulamaya başlanacağı hatırlatılmasına karşılık, firma tarafından verilen cevapta, öncelikle pandemi sebebi ile malzeme ve ekipmanların tedarik edilemediği, içerde çalışan vidanjörlerin çıkarılamadığı için yenileyemediğini belirttiği, bunun üzerine, firmanın TÜPRAŞ’a böyle bir teklifte bulunmadığı, ayrıca 1 Haziran sonrasında pandemiden kaynaklanan kısıtlamaların kaldırılmasından sonra da ekipman parkurunda bir gelişme yaşanmadığının söylendiği, firmanın içinde bulunduğu ekonomik zorluklar sebebi ile söz konusu makine ve ekipmanların yakın sürede tedarik edilemeyeceğini belirttiğini Tüpraş’ın firmadan iki hafta içerisinde ticari durumunu netleştirmesini ve ona göre eksikliklerin tamamlanması ile ilgili aksiyon planını paylaşmasının söylendiği, Firma ile imzalanan sözleşmenin tarihinin Mart ayı olduğu, toplantının ise Ağustos ayında olduğu, buna göre 6 ay boyunca teknik şartnameye uygun ekipmanları temin etmesinin beklendiği, toplantıda davacıya gerekli ekipmanları temin edebilmesi için 2 hafta daha süre verildiğini, Tüpraş’ın pandemi süresince hammaddenin pahalıya alınması ve petrol fiyatlarının düşmesi nedeniyle zararına satımı, yüklenicilere ve çalışanlarına paraların zamanında ödenmesi, bankaların kredilerinin geri ödenmesi gibi konularda ekonomik sorunlarla mücadele ettiğini ve 2019 ve 2020 yıllarında zarar açıkladığını, devletin 01.Haziran 2020 tarihinde birçok yasağı kaldırdığını, davacının eksik ekipman konusunun teknik iş yapan firmalarla ilgili olduğu, bu firmaların pandeminin başından beri işçilerine özel izin alarak çalıştıklarını, davacının, bütün teknik firmaların çalışmaya devam etmelerine rağmen, Tüpraş’ın pandemide kendisini devlet tarafından tedbirler gevşetilene kadar hatta ondan sonra da Haziran-Eylül 2020 arasında 3 ay daha beklediğini, işçilik davalarının birçoğunda Tüpraşın müteselsil davalı sıfatıyla davada yer aldığını, teminat mektuplarının kamu yada özel tüm ihalelerde aranılan SGK ilişiksizlik belgesini getirmediği için tutulduğunu, Tüpraşın sözleşmenin fesih edilmesinden sonra yeni sözleşmede uğradığı zararın yaklaşık 15.000.000- TL olduğu beyan edilerek; davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına dayanak kök rapor ile ek rapor birbiriyle çelişkili olduğunu, dosyaya sunulan kök ve ek raporda davalı tarafından kesilen cezaların teminat mektubundan mahsup edildiği kayıtlardan anlaşılmakla, işbu husus taraflar arasındaki sözleşme hükmüne açıkça aykırı olduğunu, davalı teminat mektuplarına sözleşmelere aykırı olarak bloke koyduğunu, sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile Covid Pandemisi süreci ile ilgili itirazlarının dikkate alınmadığını, özellikle bilirkişi heyetine sözleşme konusu işlerin niteliğinin ve Covid pandemisinin buna etkilerinin araştırılması taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini, sözleşme konusu personelin ve makine parkurunun hazırlanmasında Covid Pandemisinin etkisi ve mücbir sebep sayılıp, sayılamayacağı yönünden bilirkişi incelemesi taleplerinin kabul edilmediğini, davacı şirketin sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini mücbir sebep koşullarına uygun olarak yerine getirip getirmediğinin araştırılmadığını, davacı şirketin davalının talimatlarına uygun olarak işlem tesis etmiş olup davalı tarafından sürekli olarak çalışan sayılarının azaltılarak davacı şirketin edimlerini yerine getirmesini imkansız hale getirildiğini, davacı şirketin sözleşmeye uygun olarak temin edilen çalışan sayısı nedeniyle zarara uğradığını, pandeminin etkileri doğrudan ve dolaylı olarak 01 Haziran 2020 tarihinden sonra da devam ettiğini ve 3 aylık iş görememe hususu ve bunun etkileri dikkate alınmadığını, sözleşmede açıkça mücbir sebep nedeni ile ifa edilemeyen yükümlülükler bakımından ceza kesilemeyeceği yer almasına rağmen ve davacı şirket ahde vefa ilkesi gereğince davalı ile karşılıklı mutabakat ile tedbirler almasına rağmen davacı şirkete ceza faturası kesildiğini, hakedişlerin süresinde ödenmemesine ve birim fiyatları tarifesinin sözleşmeye aykırı olarak değiştirilmesine ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını, kesilen cezaların sözleşmedeki ceza üst sınırını aştığını, sözleşmedeki açık hüküm gereği kesilen cezalar teminat mektubundan mahsup edildiğini, bilirkişi raporlarında ve mahkeme tespitlerinde davalının yükümlülüklerinin yerine getirilip, getirilmediğine dair tespitlerin bulunmaması sebepleri ile sayın ilk derece mahkemesince verilen karar T.T.K., Borçlar Kanunu'nun mucbir sebep, borçların ifa imkansızlığına ve sözleşmenin sona ermesine dair düzenlemelerine, taraflar arasında sözleşmelerin genel ve özel şartlarına aykırılık teşkil ettiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı Tüpraş'ı büyüklüğünü kullanarak hukuka aykırı ve hoyratça davranarak firmalarını batırmakla suçladığını, oysa asıl sorun davacının attığı maillerde, toplantılarda dile getirdiği ekonomik sorunlar olduğunu beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2024 Tarih - 2021/702 Esas - 2024/107 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; sözleşme gereği davalıya verilen teminat bedellerinin iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı tarafından, davalı ile aralarında imzalanan sözleşmeler kapsamında endüstriyel temizlik işlerinin gereği gibi ifa edildiğini, işin yürütülmesi için gerekli personel ve ekipmanın sağlandığını, buna rağmen davalı tarafın sürekli değişen talimatları doğrultusunda personel sayısının artırılıp azıltıldığını, bu durumun işin organizasyonunu olumsuz etkilediği, pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte ekipman ve malzeme temininde ciddi güçlükler yaşandığını, bunun mücbir sebep teşkil etmesine rağmen davalı tarafından süre uzatımı taleplerinin kabul edilmediğini, ayrıca , davalı tarafından sözleşmeye aykırı şekilde yüksek tutarlı cezai kesintiler yapıldığını, hak edişin çok üzerinde kesintiler uygulanarak zarara uğratıldığını, sözleşmenin feshi sonrasında bankalar aracılığıyla verilmiş olan teminat mektuplarının iade edilmediğini ve bir kısmının nakde çevrildiğini, oysa sözleşmenin eki eki niteliğindeki genel şartnamenin 21.3 maddesi uyarınca teminatların borcu mahsup edilemeyecğinin düzenlendiğini, bu hükme rağmen işlem tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'nin tahsilinin talep edildiği, davalı tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesinde ise; söz konusu işin teknik uzmanlık ve özel ekipman gerektiren, süreklilik arz eden bir faaliyet olduğunu, davacının sözleşmede öngörülen ekipman ve teknik yeterliliği sağlayamadığını, pandemi gerekçesinin ileri sürülmesine rağmen özellikle Haziran 2020 sonrasında da gerekli ekipman ve teknik yeterliliği sağlayamadığını, davacının ekonomik yetersizlik içerisinde bulunduğunu, pandemi sürecinde dahi davacıya makul süre verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, verilen karar karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasında imzalanan endüstriyel temizlik hizmet sözleşmeleri kapsamında davacı tarafından verilen banka teminat mektuplarının sözleşmenin feshi sonrasında iade edilmemesi ve nakde çevrilmesi ile davalı tarafından uygulanan cezai şart alacaklarının teminat mektubunun paraya çevrilmesi yolu ile tahsil edilip edilmediği noktasında toplandığı görülmektedir. Eldeki davada, dosya arasına alınan 17/04/2023 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, taraflar arasında sözleşmeye dayalı ticari ilişkinin bulunduğu ve davacı şirketin 31/12/2021 tarihi itibarıyla davalıdan 577.803,67 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından uygulandığı belirtilen 1.028.000 TL tutarındaki fark yansıtma ve 623.214, 00 TL tutarındaki sözleşme ceza bedelinin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı defterlerinde bu tutarların teminat mektuplarından mahsup edildiğinin belirtildiği, davalı tarafından uygulanan cezaların teminat mektuplarından mahsup edilmesinin sözleşme hükümlerine aykırı olduğu, ceza uygulamalarının sözleşmenin özel şartlarına uygunluğu bakımından iki ihtimalin değerlendirildiği, özel şartlardaki sınırlamanın tüm cezalar için geçerli olduğu kabul edildiğinde, davacıya uygulanan cezaların sözleşmede öngörülen üst sınırı aştığı ve bu yönüyle bu halin sözleşmeye aykırı olduğu yönünde görüş belirtildiği, yine, dosya arasına alınan 08/09/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı tarafından düzenlenen ceza faturalarının cari hesaba yansıtılmadığı, dolayısıyla bu cezaların muhasebesel olarak kesinleşmiş bir borç niteliği taşımadığı, ayrıca bu cezaların teminat mektuplarına da mahsup edilmediği şeklinde görüş belirtilmiş olduğu görülmektedir. Eldeki davada taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin eki niteliğindeki genel şartnamenin "kesin teminatın iadesi" başlıklı 23. maddesinin incelemesinde; 23.1 maddesinde, teminatın iadesinin, işin sözleşmeye uygun şekilde tamamlanması ve yüklenicinin iş nedeniyle iş sahibine herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile birlikte SGK dan ilişiksizlik şartına bağlandığı, 23.2 maddesinde garanti süresi öngörülen işlerde teminatın iadesinin aşamalı olarak yapılacağı ve yine ilişiksizlik belgesi şartının aranacağı, 23.3 maddesinde, yüklenicinin iş nedeniyle iş sahibine ve SGK 'na olan borçlarını kesin kabul tarihine kadar ödememesi halinde teminatın nakde çevrilerek bu borçlara karşılık tutulacağı, 23.4 maddesinde ise, sözleşmeden doğan yükümlerin ihlali, doğabilecek zararlan ile iş nedeniyle açılmış veya açınılması muhtemel davalar bulunması halinde ilişiksizlik belgesi sunulmuş olsa dahi teminatın iade edilmeyeceği ve ancak davaların kesin olarak sonuçlanması veya ibra ile mümkün olacağının açıkça düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Eldeki davada, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu edilen teminatın iadesinin şarta bağlı olduğu ve özellikle yüklenicinin borçsuz olması, SGK ilişiksizlik belgesinin sunulması ve işten kaynaklı ihtilafların sona ermiş bulunmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında alınan ve az yukarıda özet olarak değinilen bilirkişi kök ve ek raporlarında; her ne kadar davalı tarafından uygulanan cezaların teminatlardan mahsup edilmediği ve muhasebesel olarak ayrı kalemlerde izlendiği yönünde tespitte bulunultur. Bilirkişi raporundaki bu belirleme sonrasında, sözleşme kapsamında düzenlenen cezai şart ve yansıtma faturalarının sözleşme ve eklerine uygun olup olmadığı husunu eldeki uyuşmazlığın konusu olmaktan çıkmıştır. Zira davacı, eldeki davada teminat mektuplarının nakte çevrildiğini belirterek bedelini talep etmekte olup çözümlenmesi gereken uyuşmazlık teminat mektuplarının iadesi koşullarının oluşup oluşmadığı hususudur. Başka bir söyleyişle teminatın iadesinin sözleşmede açıkça belirlenen koşulların gerçekleşmesine bağlandığı, eldeki uyuşmazlıkta da bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin çözümün gerektiği görülmektedir. Dosya arasına sunulan SGK'nun 26/07/2023 tarihli yazısında; davacı şirketin ilgili sözleşmeler kapsamında çalıştırdığı işçilere ilişkin olarak kuruma prim borcunun bulunduğu, bu borcun yapılandırıldığı ancak henüz ödeme yapılmadığının açıkça belirtildiği, buna rağmen genel şartnamenin 23.1 ve 23.3 maddelerinde aranan "borçsuzluk" ve "ilişiksizlik belgesi "şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmıştır. Eldeki davada, dosya kapsamından davacı şirketin çalıştırdığı işçiler nedeniyle açılmış çok sayıda işçilik alacağı davasında davalının da taraf olarak gösterildiği, bu durumda genel şartnamenin 23.4 kapsamındaki düzenleme uyarınca , sözleşmeden kaynaklı açılmış veya açılması muhtemel davalar mevcut olduğu sürece teminatın iadesinin mümkün olamayacağı da sabittir. Eldeki davada, tüm dosya kapsamı, bilirkişi kök ve ek raporları ile sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davacının teminat mektuplarının iadesini talep edebilmesi için gerekli şartları yerine getirmediği, davacının SGK borcunun bulunduğu, ilişiksizlik belgesinin sunulmadığı, işçilik alacaklarına ilişkin davaların mevcut olduğu, özellikle genel şartnamenin 23. maddesinde düzenlenen koşulların somut olayda gerçekleşmediği, bilirkişi ek raporuna göre davalı şirketin sözleşmenin ihlali gerekçesiyle düzenlediği cezai şart ve yansıtma fatura bedellerinin teminat mektuplarının paraya çevrilmesi yoluyla tahsil edilmediği değerlendirildiğinde, sözleşmede kararlaştırılan teminatın iadesi şartlarının oluşmadığı anlaşılmış, bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, 2-Bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin kararın temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemiz tarafından yerine getirilmesine, İlişkin; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2026 Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*