Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/1112 E. 2026/79 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1112
- Karar No
- 2026/79
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO : 2024/1112 Esas
KARAR NO : 2026/79 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/05/2024
NUMARASI: 2022/783 E. - 2024/379 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 19/01/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA: Davacı vekili İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı borçlunun eski eşi olduğunu, müvekkilinin evliliğinin ilk yıllarında kayınvalidesi ... üzerine ...'da ...Blok ... no:... giriş daire ile ...dönüm üzüm bağı ve bir dönüm daha yine ... üzerine...'tan tarla aldığını, ödemesini kayınpederi ...adına kredi kullanarak... Bankası ... Merkez Şubesi'nden yapıldığını, ancak, müvekkilinin bütün borçları kendisinin ödemeye başladığını, fakat müvekkilinin evliliği kötüye gidince, kendi köyüne zaman zaman gidip gelme durumunda kaldığı için, davalının ailesinin, özellikle babası ...'ın da baskısıyla ve onun ricasını kıramadığı için, rakam yazılı fakat tarihleri boş bırakılan senedi tüm kredi borçlarının ödenmesi üzerine teminat olarak çok sevdiği ve saydığı ...'ı kıramayarak verdiğini, müvekkilinin eski kayınpederi adına bütün kredi borçlarını ödedikten sonra müvekkilinden alınan teminat senetlerini müvekkiline iadesi sözünün verildiğini, ancak, müvekkilinin eski kayınpederinin, müvekkilinin kredinin tamamını ödemesine rağmen senetleri iade etmediğini, senetlere müvekkilinin boşanma tarihinden sonraki tarihlerin yazıldığını, müvekkili aleyhine icra takibine başladığını, bu nedenlerle, müvekkilinin sürekli bir geliri olmadığından, sadece emekli maaşı ile geçinmeye çalıştığından müvekkiline tedbir kararını nakit olarak değil de üzerine kayıtlı 1/... hisse sahibi olduğu yaşadığı yer olan Garipçe'de bulunan taşınmazın tapusu üzerine haciz konulmasına, müvekkili aleyhine İstanbul 18. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takiple ilgili olarak, davalıya hiçbir borcunun olmadığının tespiti ile açtıkları menfi tespit davasının kabulü ile yargılama giderli ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GÖREVSİZLİK KARARI: İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesince 20/06/2022 tarihli, 2022/375 Esas, 2022/278 Karar sayılı kararı ile görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, dosya İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek, yargılamaya burada devam olunmuştur.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz yerde açıldığını, yetki itirazında bulunduklarını, davalı ...'ın yerleşim yerinin ... olduğunu, bu nedenle yetkili yerin ... Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, ispat yükümlülüğünün davacıda olduğunu, dava konusu senedin kambiyo vasfına haiz olduğunu, senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, senette üzerinde teminata ilişkin olduğuna dair bir kayıt bulunmadığını, senedin teminata ilişkin olduğuna dair yazılı bir belge ya da başkaca bir senedin bulunmadığını, davacı borçlu tarafından senedin teminat senedi olduğunu gösterir somut bir delil, belge ya da başkaca senet ortaya konulmadığı için bu yöndeki iddialarının da yersiz olup reddinin gerektiğini, takibin bonoya dayalı olması sebebiyle ile TTK'nın "bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir" hükmü karşısında senedin sebepten mücerret olduğunu, borçlunun itirazlarını senede karşı senetle ispat etmesinin gerektiğini, ancak borçlu tarafından bir senet ortaya konulmadığını, borçlunun hukuki dayanaksız ve başkaca bir senede dayanmayan itirazlarının ve iddialarının da reddinin gerektiğini, davacı müvekkilinin eski eşi olduğunu, tarafların arasında çok sayıda dosyanın bulunduğunu, davacı tarafın tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini, senet ile ispatı söz konusu olan durumlarda kesin delil söz konusu olduğunu, tanık beyanlarına dayanarak hüküm kurulamayacağını, tanıklardan Ali Küçükönder ile müvekkilinin ailesi arasında sorunlar olduğunu, tanığın müvekkili ile husumetli olduğunu, husumetli olan tanığın dinlenmesine muvafakat etmediklerini, davacı tarafça bildirilen tanıkların görgüye dayalı bilgisinin olmadığını, görgüye dayalı olmayıp sadece duyuma dayalı tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davanın miktar itibariyle ve konu itibariyle de tanık dinlemeye elverişli bir dava olmadığını, bu sebeple muvafakat etmediklerini, davacı tarafın tedbir talebinin kanuna ve usule uygun olmadığını savunarak, mahkemenin yetkisizliğine, yargılama sonunda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi 14/05/2024 tarihli 2022/783E. - 2024/379K. sayılı kararıyla; "...Toplanan delillere göre dosyanın bir bütün olarak incelenmesi neticesinde: Davacı yanın da kabulün olduğu üzere, dava ve takip konusu senet, davacı yanca tanzim edilerek davalı yana verilmiştir. Tüm dosya kapsamında tarafların yazılı ve sözlü beyanları ve senet üzerinden yapılan incelemede, davacının beyaza imza niteliğinde senet düzenleyerek davalı yana verdiği, senedin metninden takip konusu senedin teminat için verildiğine dair bir kaydın mevcut olmadığının anlaşıldığı ve yine senet metninden teminat kaydının mevcut olduğu anlaşılmasa da taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve bu sözleşme gereğince verilmiş bir teminat mektubunun mevcudiyetinin ispat yükü üzerinde olan davacı yanca ispatlanamadığı, bu noktada senede karşı senetle ispat kuralı gereğince yazılı bir belge sunulamadığı gibi, tarafların boşanmalarının kesinleşmesinden sonra dava konusu senetlerin düzenlendiğinin anlaşıldığı bu sebeple davacının tanık dinletme talebinin reddi gerektiği, davacının verilen sürede yemin metni sunmayarak bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, dolayısı ile ispat yükü üzerinde bulunan davacının iddialarını ispat edemediği sübut bulduğundan davacının sübut bulmayan davasının reddine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Mahkemece bonolar üzerindeki yazı ve rakamların müvekkiline ait olmadığına dair iddialarına ilişkin bilirkişi raporu alınmadan karar verildiğini,
Bilirkişi raporu alınmış olsaydı, bonolardaki tanzim tarihlerinin müvekkilinin eli ürünü olmadığının anlaşılacağını, tarafların evlilik birliği içinde eşlerin birbirlerine, anne ve babalarına borçlanmayacaklarının hayatın olağan akışı içinde kabul edildiğinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, Mahkemece kendilerine yemin metni sunmaları için kesin süre verilmişse de, Yargıtay 7. HD'nin 11/03/2014 tarih, 2013/200076 E., 2024/5616 K. Sayılı kararında da belirtildiği gibi Mahkemenin resen yemin teklif edemeyeceğini, Mahkemece hatalı bir kararla yemin teklif etmemelerini karara mesnet aldığını,
Ayrıca şahitlerinin dinlenmesi halinde senetlerdeki yazıların da müvekkiline ait olmayacağının anlaşılacağını,Davada eksik hususlar giderilmeden, tanık dinletme hakları, yani savunma haklarının da ellerinden alınarak haksız ve mesnetsiz şekilde müvekkili aleyhine karar verildiğini belirterek, açıklanan sebeplerle, ispat yüküne dayandıkları bilirkişi ve tanık delilleri yerine getirilmeden, yerel Mahkeme tarafından eksik hususlar giderilmeden verilen kararın kaldırılarak, İstinaf başvurularının kabulüne, yargılamanın yeniden yapılmasına, yargı gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İstanbul 18.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; ... 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile 21/07/2015 tarihli ödeme emri ile ...tarafından ... aleyhine 100.000,00 TL asıl alacak, 4.378,00 TL işlemiş faiz ve 300,00 TL komisyon olmak üzere toplam 104.648,75 TL alacak için kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 01/12/2014 tanzim tarihli ve sırasıyla .../12/2014, 01/01/2015, .../01/2015, 01/02/2015, .../02/2015, 01/03/2015, .../03/2015, 01/04/2015, .../04/2015 ve 01/05/2015 vade tarihli, her biri 10.000,00 TL bedelli bonoların gösterildiği, borçlunun yetki itirazı üzerine dosyanın İstanbul 18. İcra Müdürlüğüne gönderilerek, ... Esas numarasını aldığı, yeniden düzenlenen ödeme emri incelendiğinde; davalı alacaklı tarafından davacı aleyhine 104.648,75 TL alacağın tahsili için 05/10/2016 tarihinde kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 104.648,75 TL toplam alacak olarak gösterildiği, takip dosyasında ödeme emrinin tebliği ile davacının süresinde takibe itiraz ederek borcunun bulunmadığını bildirdiği tespit edilmiştir.
Takibe konu bonoların örnekleri incelendiğinde; 01/12/2014 tanzim tarihli ve sırasıyla .../12/2014, 01/01/2015, .../01/2015, 01/02/2015, .../02/2015, 01/03/2015, .../03/2015, 01/04/2015, .../04/2015 ve 01/05/2015 vade tarihli, her biri 10.000,00 TL bedelli bonolar oldukları, keşidecinin ..., lehtarın ...olduğu, bedellerinin ne şekilde ahzolunduğunun yazılmadığı tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E : Dava, icra takibinden sonra açılan borçsuzluğun tespiti davasıdır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya incelendiğinde; bonoların üzerlerinde teminat senedi olarak verildiklerine dair bir açıklamanın bulunmadığı, bonoların hepsinin 01/12/2014 tarihinde düzenlendikleri, düzenleme tarihlerinin tarafların boşandıkları 14/11/2014 tarihinden sonra olduğu, davacının bonolardaki imzalarına itiraz etmediği, bonoların düzenleme ve vade tarihlerinin sonradan yazıldığını iddia ettiği tespit edilmiştir. Bonodaki keşide ve vade tarihlerinin sonradan tamamlanması mümkün olup, davacının boş olarak imzaladığı bonoların iradesine aykırı şekilde doldurulduğunu ve bonolardan dolayı borçlu olmadığını ispatlaması gerekir. Ancak HMK’nın 201/1. maddesi uyarınca bu hususlar tanıkla ispat edilemeyeceğinden, Mahkemece tanık dinlenmemesi ve yazı ve rakamların davacı tarafından yazılıp yazılmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılmaması yerindedir.
Davacı tarafın iddiasını başkaca delillerle ispat edememesi nedeniyle Mahkemece yemin delilinin hatırlatılmasında da usule aykırılık bulunmayıp, kesin süre içerisinde davacı tarafça yemin metninin dosyaya sunulmaması nedeniyle yemin delilinden vazgeçmiş sayılması da yerindedir.
Tüm bu nedenlerle; Mahkemece davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
...-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 19/01/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.