Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2023/959 E. 2026/342 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/959
Karar No
2026/342
Karar Tarihi

.

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/959 KARAR NO : 2026/342

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/165 KARAR NO : 2022/1183 DAVA TARİHİ : 14.05.2019 KARAR TARİHİ : 13.12.2022 DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 10.03.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 11.03.2026

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.12.2022 tarih ve 2019/165 Esas, 2022/1183 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 12.04.2023 tarih ve 2023/831 Esas, 2023/729 Karar sayılı görevsizlik kararı ile 17. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 04.05.2023 tarih ve 2023/911 Esas, 2023/892 Karar dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili 14.05.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında cari hesap şeklinde devam eden ticari ilişki söz konusu olduğunu, takip tarihi itibariyle belirlenen alacak miktarı üzerinden icra takibi başlatıldığını ancak davalı şirketin borçlu olmadığını iddia ederek borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, her ne kadar icra takibinde talep edilen miktar 150.885,93 TL ise de, taraflar arasında ihtilaflı olan bu meblağ üzerinden dava açılmadığını, 41.885,93 TL üzerinden kısmi dava açtıklarını, gerçek alacak miktarı belirlendiğinde davayı ıslah edeceklerini beyanla açılan davanın kabulü ile haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yüklenilmesine karar verilmesini dava ve talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 14.06.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, müvekkili şirketin ....İli, .... İlçesi,...Mahallesi, .... ada, ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazında yapılacak olan .... inşaatının yapım işinin dava dışı ... A.Ş. tarafından üstlenildiğini, kulede yapılacak olan elektrifikasyon işleri için ise davacı ile anlaşıldığını ve .... A.Ş. İle davacı arasında 11.08.2017 tarihli zayıf akım, ....ve ... Elektrik Tesisatı İşleri Taşeron Birim Fiyatlı İş Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşmenin dava dışı .... A.Ş. ile davacı arasında akdedilmiş ise de ödemelerin işveren müvekkili şirket tarafından yapıldığını ve yapılan ödemelere ilişkin faturaların da müvekkili tarafından kesildiğini, ancak davacı tarafın, yapımını üstlenmiş olduğu işi sözleşme ile kararlaştırılan teslim tarihinde, sözleşmede yazılı olan biçimde tam ve zamanında müvekkili şirkete teslim edemediğini, bir de icra dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, davacının yarım bırakılan işlerin tespiti adına İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/105 D.İş sayılı tespit dosyasının açıldığını, dosyanın henüz karara çıkmadığını, davacı taraf, malzeme birim fiyatlarını sözleşmede kararlaştırılandan yüksek tutarak ara hakediş hesabı yapmış olması sebebiyle ara hakedişler ile müvekkili şirketin yapmış olduğu kesin hesap arasında fark çıkmasına yol açtığını beyanla davacı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak açılan iş bu davanın reddi ile İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5605 E. sayılı dosyası ile davacı tarafından haksız ve kötüniyetle icra takibi başlatıldığından davacı aleyhine %20'den aşağı olamamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine davacı tarafından açılan davanın reddi ile, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 13.12.2022 tarih ve 2019/165 Esas, 2022/1183 Karar sayılı kararında özetle; "...Somut olayda davalının iş sahibi sıfatı ile ... İli, ... ilçesi, ... Mah. ... Ada, .. Parsel'de kayıtlı bulunan taşınmazında yapılacak olan .. ... inşaatının yapım işini dava dışı yüklenici .... A.Ş.' ye verdiği, dava dışı yüklenici .... A.Ş.'nin alt yüklenici davacı ile “kulede yapılacak olan elektrifikasyon işleri” için 11.08.2017 tarihli Zayıf Akım, ... ve .. Elektrik Tesisatı İşleri Taşeron Birim Fiyatlı İş Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşme kapsamında yapılan iş bedellerinin davalı tarafından ödendiği, böylece davacının alt yüklenici sıfatıyla eser meydana getirme borcunu yüklendiği ve sözleşme ile kararlaştırılan eser borcunun “elektrifikasyon işlerinin, işverenin istek ve yazılı talimatları dikkate alınarak keza işverence sağlanan elektrik projesi ve eklerine uygun elektrik tesisatına ait tüm imalat ve montaj işlerinin taşeron vasıtası ile yerine getirilmesi” olduğu, davacı taraf eser sözleşmesinden kaynaklanan cari hesaba dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğunu, iş sahibi olan davalı ise , davacının yapımını üstlendiği işi sözleşmede kararlaştırılan teslim tarihinde, sözleşmede yazılı biçimde tam ve zamanında teslim edilmediğini ayrıca hak ediş bedellerinin sözleşmede kararlaştırılan bedelin üstünde faturalandırılmış olduğunu savunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Mahkememizce hükme esas alınan 16.08.2022 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda eksik iş kalemlerinin belirtildiği, buna göre taraflara arasında yapılan eser sözleşmesi hükümlerine göre 436 adet yangın dedektörü montajı için 6.104,00 TL (KDV dahil 7.202,72 TL), fazla yazılan güç kablosu 1.033 metre için 77.745,00 TL (KDV dahil 91.420,50 TL), uydu anten bağlantılarındaki eksik kablo bağlantılarının yapılarak tüm ofis ve dairelerde uydu TV yayınınn verilmesi için 1.200,00TL, panoda boşta bulunan kabloların toparlanması ve düzenlenmesi için 600,00 TL olmak üzere toplam 100.423,22 TL eksik iş bedeli bulunduğunun belirtildiği; bu raporda ayrıca ayıba ilişkin olarak binadaki kat elektrik panoları girişlerindeki troid kaçak akım rölelerinin (yangın koruma eşikli)300 mAe ayarlanarak devreye alınması,arızalı rölelerin i için 1.200,00 TL, otopark katları kartlı geçiş sisteminin keşif günü arızalı olduğundan arızalı kameraların tespiti tüm sistemin testlerinin yapılarak çalışır duruma getirilerek ve gerekli personel eğitimlerinin verilmesi için 11.500,00 TL bedel, hareket sensörlü aydınlatmaların arızalarının giderilmesi için 1.500,00 TL bedel gerektiği hesaplanmış ise de, taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında eksik iş bedeli ve hak ediş bedellerini sözleşmede kararlaştırılan bedelin üstünde faturalandırılıp faturalandırmadığı bu kapsamda cari hesaba dayalı olarak davalı işverenden alacağının bulunup bulunmadığı hususlarında olduğundan bilirkişi ek raporunda belirtilen ayıbın giderilmesine ilişkin hesaplama Mahkememizce dikkate alınmamış, bu kapsamda dosyada 2 kök rapor ve 3 ek rapor alındığı ve dosyanın geldiği aşama dikkate alınarak davanın sürüncemede kalmaması için dosya yeniden bilirkişiye gönderilmemiş, Mahkememizce bilirkişi ek raporuna tespit edilen teknik tespitler dikkate alınarak taraflar arasındaki eser sözleşmesi hükümleri ve ile taraflar arasındaki uyuşmazlık dikkate alınarak eksik iş bedelinin yukarıda belirtildiği üzere 100.423,22 TL olduğundan davacının cari hesap alacağından düşülmesi gerektiği, takip tarihi itibariyle davacının 150.885,93 TL tutarında alacaklı olduğundan eksik iş bedeli olan 100.423,22 TL mahsup edildiğinde davacının 50.462,71 TL alacaklı olduğu, ancak davacı talebi 41.885,93 TL olduğundan taleple bağlı kalınmış ve davacının davasının kabulüne, 41.885,93 TL asıl alacağa itirazının iptaline, takibin takip talebinde istenen şartlarda ve bu miktar üzerinden devamına karar verilmiş, alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiği bu nedenle likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle; Davacının davasının kabulüne, İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5605 Esas sayılı takip dosyasında davalının 41.885,93 TL asıl alacağa itirazının iptaline, takibin takip talebinde istenen şartlarda ve bu miktar üzerinden devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili 16.02.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, müvekkili şirket aleyhine İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5605 sayılı dosyası aracılığıyla takip başlatmış olup iş bu takibe süresi içerisinde itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davacının, bahsedilen itirazın kaldırılması amacıyla huzurdaki davayı ikame ettiğini, yapılan yargılama sırasında dosyanın defalarca bilirkişilere tevdi edildiğini ve kabulü mümkün olamayan ve itirazlarının dikkate alınmadığı raporlar tanzim edildiğini, nitekim, 06.07.2020 tarihli bilirkişi raporu ile davacının davalı müvekkilinden 27.010,93 TL alacaklı olduğu, 29.11.2020 tarihli ek rapor ile davacının, davalı müvekkilinden 27.010,93TL alacaklı olduğu, 09.07.2021 tarihli rapor ile; davacının 31.542,71 TL alacağı olduğu, 09.02.2022 tarihli rapor ile davacının 36.262,71 TL alacaklı olduğu. 16.08.2022 tarihli rapor ile de davacının 36.262,71 TL alacaklı olduğunun tanzim edildiğini, ilk derece mahkemesi kararı ile davacının 50.462,71 TL alacaklı olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince harca esas alınan değer olan 41.885,93 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiğini, anılı kararın kabulünün mümkün olmadığını, Esasa ilişkin beyanlarında; Dosyanın tam 5 kez bilirkişilere tevdi edilmiş olup tanzim edilen raporların hiçbirinde mahkemece kanaat edilen miktarın hesaplanmadığını, mahkemenin, itirazlarını dikkate almadığı gibi kabulü mümkün olmamakla birlikte alanında uzman bilirkişilerce yapılan hesaplamaları da dikkate almadığını, Dosyaya alınan bilirkişi raporlarına ilişkin itirazlarının gerek mahkemece gerekse bilirkişilerce dikkate alınmadığını, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamaların çoğunda bir önceki rapordaki hesaplamaların tekrar edilmesi hususunun taraflarınca yapılan itirazların dikkate alınmadığının ispatı olduğunu, evvelce de izah ettikleri üzere; hatalı tanzim edilen raporlara ve mahkemece iş bu raporlar doğrultusunda kurulan hükme ilişkin itirazlarının; yangın sistemi, aydınlatma armatürleri, otomasyon sistemi yönünden yapılan tespitler ve katma değer vergisinin hesaplanması hususlarına ilişkin olduğunu, Yangın sistemi yönünden; İzmir 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/105 D.İş numaralı tespit dosyasında yapılan keşif sonrasında alınan rapor ile binada kurulmuş olan yangın algılama sistemindeki cihazların adreslemelerinin yapılması, yangın sistemi ile anons sisteminin birbirine senkronize edilmesi, testlerinin yapılarak çalışır durumda teslim edilmesi gerektiğinin ortaya koyulduğunu, davacı tarafın bu işi yapmadığının fiilen incelendiğini ve yerinde görüldüğünü, Mezkur dava kapsamında yapılan keşif ve alınan 06.07.2020 tarihli raporda: "Yangın algılama sisteminin adresleme yapılmayan duman dedektörleri bulunduğu halde bu hususta eksiklikler olduğu halen bir kısmının yapılmadan durduğu"nun görüldüğünü, aynı raporda: "Binada kurulmuş olan yangın algılama sistemindeki cihazların cihazların adreslemelerinin yapılması, yangın sistem ile anons sisteminin birbirine senkronize edilmesi, testlerinin yapılarak çalışır durumda teslim edilmesi gerektiği"nin de belirtildiğini, Sonuç olarak, 06.07.2020 tarihli rapor ile izah ettikleri noktaların yerinde görülerek bahsettikleri hususların mevcut olmadığını tespit etmesine rağmen ek raporda model santralin versiyon güncellemesi yapıldığı, ilave edilen dedektörlerin adreslendiği, adreslenen cihazların sisteme ilave edildiği, test ve kontrollerin yapıldığı, personele kullanıcı eğitimi verildiği ve santralin çalışır durumda teslim edildiğinin kabulünü hatalı ve dayanaksız olduğunu, açıklanan sebeplerle önceki raporda tespit edilen her bir parça için 1.100,00 TL esas alınarak 26 kat için hesaplanan toplam 28.600,00-TL bedelin mahkemece dikkate alınması gerekirken mahkeme iş bu konuda hataya düştüğünü, Aydınlatma armatürleri yönünden; Dosyaya alınan raporlarda aydınlatma armatürlerine ilişkin olarak kesin hesap cetveli incelendiğinde aydınlatma armatürleri bölümünde sözleşmedeki 28 ad iş kaleminden 15 ad iş kaleminin sözleşmeden farklı metrajlarda montajı yapılarak 32.619,50 TL yerine 17.327,24 TL tutarında kesin hesapta yapılmış olarak görüldüğünü, 32.263,00 TL'lik bedelin müvekkilince, davacı tarafından hak kazanılmadığı halde kendisine ödendiğini, davacının elde etmiş olduğu haksız kazancın müvekkiline borçlu olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, Yapılan hesaplama neticesinde 32.263,00 TL'lik fark bedelin, davaya konu işlerin yapılması için önceden davacıya ödendiğini, bu ödemenin sözleşmeye uygun şekilde birim fiyat hesabı yapılmadan hesaplandığı için fazla ödemeye neden olmuştur. kesin hesap miktarına ve yeni birim fiyat tespitlerine itiraz edilmediği belirtilerek davacının haksız yere elde etmiş olduğu kazancın; gözardı edilerek kesin hesaptan düşülmesi gereken fazla bir ödemenin saptanmadığı sonucuna varılmasının hatalı olup hakkaniyet ilkesinin gereklerine uymadığını, bu nedenle fazla ödemenin 32.263,00 TL olduğu 09.02.2022 tarihli raporda tespit edilmiş olduğundan fazla ödenen bedelin davacının alacak hesabından düşülmesi ve bakiye borcun buna göre hesaplanması gerektiğini, Otomasyon sistemi yönünden; Dosyadaki 16.08.2022 tarihli raporda: "Yapıdaki otopark katları kartlı geçiş sisteminin keşif günü arızalı olduğunun görüldüğü belirtilmiş. Kartlı IP geçişlerin, parmak izi okuyucularının, mevcut bulunan kameraların IP adreslerinin listelenmesi arızalı kameraların tespiti tüm sistemin testlerinin yapılarak çalışır duruma getirilerek ve gerekli personel eğitimlerinin verilmesi için 11.500,00TL bedelin uygun olduğu görüşündeyiz." denmek suretiyle kamera sisteminin ve otomasyon sisteminin çalışır hale gelmesi için 11.500,00 TL bedel takdir edildiğini, söz konusu işlem için herhangi bir dayanak olmaksızın sadece bilirkişilerin öyle uygun görmüş olması sebebiyle 11.500,00 TL olarak belirlendiğini, Dosyaya sunulu 07.09.2020 tarihli dilekçelerinin 43. paragrafında da değindikleri üzere bahsi geçen kamera sistemi ve otomasyon sisteminin çalışır hale gelmesi için müvekkili tarafından (17.500+2.000=19.500+KDV) 19.500,00-TL+KDV şeklinde ödeme yapıldığını, yazılı beyanlarında defaatle yer vermelerine rağmen iş bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, Katma değer vergisinin hesaplanması yönünden; Dosyadaki mevcut raporlarda; yangın sistemi ve güç trafosu için KDV'nin hesaplandığını, ancak diğer işlerin müvekkilinin kendi elemanlarıyla yapıldığından bahisle KDV'nin hesaplanmadığını, müvekkilinin mevcut işlerin yapılmasında KDV dahil olacak şekilde ödeme yaptığından davacının isteminden düşülecek hesabın belirlenmesinde de KDV hesabının yapılmasını talep ettiklerini, İstinaf dilekçelerinde hazırlanan tablodan da anlaşılacağı üzere; davacı tarafından gerek eksik ve ayıplı yapılan gerekse yapılmadığı halde hakedişe dâhil edilen veya hakedişe hatalı şekilde yansıtılan imalatların hesaplandığı takdirde 185.157,50 TL tutarında cari hesaptan düşülmesi gereken tutarın hesaplanmakta olduğunu; cari hesapta 150.885,93 TL alacaklı görünen davacının esasında davalı müvekkiline 34.272,00 TL tutarında borçlu olduğunun görüldüğünü belirterek; Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesinin istinaf incelemesi sonucu kaldırılarak davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Somut olayda; Davacı şirket vekili tarafından, davalı aleyhine cari hesaptan kaynaklanan alacak nedeniyle 150.885,93 TL alacak üzerinden icra takibi başlatılmış olup, takibe davalı şirket vekili tarafından itiraz edildiği görülmektedir. Davalının taşınmazındaki inşaat yapım işinin, dava dışı ... A.Ş. tarafından üstlenildiği, ...A.Ş.'nin elektrifikasyon işleri için davacı şirket ile anlaştığı ve dava dışı ... A.Ş. ile davacı şirket arasında 11.08.2017 tarihli birim fiyatlı eser sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme, davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilmiş ise de, ödemelerin davalı şirket tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında cari hesap şeklinde devam eden ticari ilişki bulunduğunu, takip tarihi itibariyle, davalı aleyhine 150.885,93 TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, eldeki davanın ise 41.885,93 TL üzerinden kısmi dava olarak açıldığını belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini istemektedir. Davalı vekili, müvekkilinin taşınmazında yapılacak olan ....inşaatının yapım işinin dava dışı .... A.Ş. tarafından üstlenildiğini,... A.Ş.'nin kulede yapılacak olan elektrifikasyon işleri için ise davacı ile anlaştığını, ... ile davacı arasında sözleşme akdedildiğini, ödemelerin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, ancak davacının yapımını üstlendiği işi sözleşme ile kararlaştırılan teslim tarihinde, sözleşmede yazılı olan biçimde, tam ve zamanında müvekkili şirkete teslim edemediğini, davacının, malzeme birim fiyatlarını sözleşmede kararlaştırılandan yüksek tutarak ara hak ediş hesabı yapmış olması sebebiyle, ara hak edişler ile müvekkili şirketin yapmış olduğu kesin hesap arasında fark çıkmasına yol açtığını, müvekkili şirketin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmaktadır. Mahkemece taraflarca bildirilen delillerin toplandığı, iki farklı heyetten kök ve ek raporlar alındığı, taraf vekillerinin itirazlarının ek raporlar ile karşılandığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin, bilirkişi kurulu raporlarına itiraz dilekçelerinde de dile getirilen hususlara ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının 100.423,22 TL tutarında eksik iş yaptığı, mahkemece, eksik iş bedelinin, cari hesap alacağı olan 150.885,93 TL'den düşülmesi suretiyle davacının, davalıdan 50.462,71 TL alacaklı olduğu sonucuna varılması ve taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmakla, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde bulunmamıştır . Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.12.2022 tarih ve 2019/165 Esas, 2022/1183 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 2.861,22 istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan toplam 715,90 TL harcın mahsubu ile kalan 2.145,32 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/959, K. 2026/342, T. 10.03.2026, www.arakarar.com/karar/izmir-bolge-adliye-mahkemesi-14-hukuk-dairesi-2023-959-e-2026-342-k-f70d85201c0f