Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/768 E. 2025/1653 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/768
- Karar No
- 2025/1653
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/768 KARAR NO : 2025/1653
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/12/2022 NUMARASI : 2021/909 E. 2022/1140 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 21.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 21.11.2025
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2022 tarih 2021/909 E. 2022/1140 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesidavalı ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ...... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 18/08/2020 tarihinde davacı şirketin maliki olduğu ve dava dışı ...'nin sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketinde sigortalı... plakalı araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazasında davacı şirkete ait aracın hasarlandığını, karşı taraf araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketinde 311000079949302 no'lu ZMS Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacının aracının onarımı için davalılardan... Sigorta A.Ş. İle görüşüldüğünü ancak aracın onarımının sağlanamadığını, bu nedenle davacı şirketin aracı o haliyle kullandığını, araç üzerinden hasar incelemesi için keşif yapıldığını ve 5.450,15 Euro değerinde hasar belirlendiğini, davacı şirkete ait aracın kaza nedeniyle değer kaybına uğradığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereği davacının aracında meydana gelen değer kaybından karşı taraf araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısı davalı şirketten tahsili gerektiğini, kazadan sonra davalı sigorta şirketi ile görüşüldüğünü ve davalı sigorta şirketi tarafından 20200311205837 no'lu hasar dosyasının açıldığını, davalı sigorta şirketine 27/05/2021 tarihinde başvuru yapıldığını ancak 8 iş günü içerisinde yanıt verilmediğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL hasar bedeli, 1.000,00 TL değer kaybı zararı olmak üzere toplam 2.000,00 TL alacağın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP : Davalı... Sigorta A.Ş vekili, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketinde 311000079949302 no'lu ZMS Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafa dava konusu kaza nedeniyle davalı sigorta şirketine yapılan ihbar üzerine hasar dosyasının açıldığını ve ekspertiz raporu ile de uygun bulunan aracın onarım bedeli olarak 1.510,72 TL tazminatın 10/11/2021 tarihinde davacı adına vekaleten talepte bulunan Av.......'ün hesabına ödendiğini, ödemeye ilişkin dekontun da yanıt dilekçesi ekinde ekli olduğunu, davalı tarafından ödeme yapılması nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafından iddia edilen tazminatın fahiş olduğunu, davacının gerçek zarınını tespiti için dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile alınan ekspertiz raporunda dava konusu aracın kaza nedeniyle herhangi bir değer kaybına uğramadığının tespit edildiğini, davacının değer kaybı yönünden Trafik Sigortası Genel Şartları'nda yer alan teminat dışı kalan haller göz önüne alınarak hesaplama yapılması için bilirkişiye dosyanın tevdinin gerektiğini, davalı şirketin söz konusu zararlardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, dava öncesinde yapılan ödemelerde gözetilerek kaza tarihindeki teminat limitini aşan taleplerin ve reddedilen kasma tabi yargılama giderlerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davanın kabulü halinde davalı şirketin temerrüt tarihinin KTK hükümleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası olması ve faiz türünün yasal olması gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesinin istendiği görülmüştür. Davalılar... ve ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile, davacı tarafından meydana gelen kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu beyan ettiğini ancak kazaya ilişkin kusur oranlarını gösterir herhangi bir raporun bulunmadığını, meydana gelen kazada davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın davalı sigorta şirketinden kazaya ilişkin olarak ödeme aldığını, davacının meydana gelen kaza nedeniyle aracında oluşan hem hasar bedeli hem de değer kaybının sigorta şirketinden tahsil edilmesine rağmen yeniden dava açılmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı tarafça talep edilen bedelin fahiş olduğunu, davacının ekspertiz raporuna dayanak tazminat talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, orjinal parça yönünden hesaplamanın yapılması talebinin kabulünün mümkün olmadığını, değer kaybı hesaplamasına hangi kalemlerin dahil olduğunun kanunda açıkça belirtildiğini, sigorta şirketinin sorumlu olmadığı hasarlara ilişkin taleplerin davalılara yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinin talep edildiğini ancak kabul anlamına gelmemek kaydı ile faizin dava tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın açıldığını bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile davalılar aleyhine açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddinin istendiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği, meydana gelen kazada davacı şirkete ait dava dışı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığı, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün tam ve asli kusurlu olduğu, davacı şirkete ait ..... yabancı plakalı araçta dava konusu kaza nedeniyle KDV dahil 9.240,75 Euro hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından hasar bedeli olarak ödenen 133,00 Euro (1.510,72 TL)'nun mahsubu neticesi bakiye hasar bedelinin 9.107,75 Euro kaldığı, davacıya ait aracın ikinci el piyasa rayiç değerinin 23.890,00 Euro olduğu göz önüne alındığında tamirinin ekonomik olduğu, onarılmış haldeki ikinci el piyasa rayiç değerinin 23.190,00 Euro olduğu anlaşılmakla bu kazadan kaynaklı piyasa rayiç değerinde 700,00 Euro kayıp meydana geldiği, davalı sigorta yönünden bakiye poliçe limiti kapsamında sınırlı sorumlu olacağının tespiti suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : ... ve ... vekili, hem ıslah öncesi hem ıslah sonrası zamanaşımı savunmasında bulunulduğu halde bunun yerel mahkemece dikkate alınmadığı, Hükmedilen tutar yönünden faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu zira kabul anlamına gelmemek kaydıyla faizin ıslah tarihinden itibaren başlanması gerektiği, kazada atfedilen kusur durumunun yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda gerekçesiz olarak... aleyhine kusur izafesi yapıldığı, kusur tespitinin ATK trafik ihtisas dairesince belirlenmesi gerektiği, Almanya ülkesindeki orijinal tedarik fiyatları dikkate alınarak hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı, işçilik ücretlerinin ülkemiz şartları ile belirlenmesi gerektiği, davacının onarım tercihinin müvekkiline yükletilemeyeceği, ülkemizdeki işçilik ücretinin düşük olması nedeniyle çoğu kez parçaların onarımı yoluna gidildiği ve gerçek zararın Türkiye'de belirlenecek hasar bedeli olduğu ve bu yönden davacı beyanını ve mahkeme değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığı, davacının tercih sebebiyle aracın yurt dışında tamir ettirmesi sebebiyle müvekkilleri nezdinde oluşan fazla zararın muhatabının müvekkilleri olmayacağı, raporun Almanya ülkesindeki ekspertiz raporunun tercümesi olduğu, raporda herhangi bir hususun ilerlemesini yapılmadığı, sigorta şirketi tarafından gerekli ödemeler yapılmakla davanın açılmasında hukuki yararın olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürülmekte kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı... Sigorta A.Ş vekil, Kaza sebebiyle davacı aracındaki onlarıma yönelik 1.5 110,72 TL tazminat ödemekle birlikte davacının gerçek zararının karşılandığı bakiye hasara yönelik talep edilen tazminatın fahiş miktarda olduğu, davacı aracındaki hasara ve değer kaybına yönelik yapılacak hesaplamanın genel şartlara göre yapılması gerektiği, mahkemece hükmedilen faizin hatalı olduğu, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla ekspertiz raporuna göre dava konusu araçta kaza nedeniyle herhangi bir değer kaybı yaşanmayacağını tespit edildiği bu kapsamda değer kaybına yönelik ödeme yapılmadığı değer kaybı miktarının trafik sigortası genel şartlar ek-1' de belirtilen formüle göre hesaplanması gerektiği, Kara yolları trafik kanunun 90 maddesi kapsamında anayasa mahkemesince verilen İptal kararının oğuş bazlık bakımından geçerli olduğu kabul edilse dahi bu nedenle dava konusu uyuşmazlık yönünden eski tarihli Yargıtay kararlarında belirlenen usul ve esaslara göre davacı taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği bu kapsamda da bebek gelince yapılan ödeme yeterli olduğu gibi az önce de belirtilen şekilde davacı aracında değer kaybı olmadığı yönünde yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucunun yerinde ve doğru olduğu, davacının hasarına yönelik yapılacak onarımların orijinal parça olmasının zorunlu olmadığı tedarik parçaları ile de zararının giderilebileceği mahkemece temerrüt yönünden verilen kararın da doğru olmadığı hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar ve değer kaybı maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Davacı tarafa ait araçta trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmayıp, dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olduğu (Yargıtay HGK 17.11.2020 tarih 2017/17-1102 E. 2020/905 K. sayılı ilamı) anlaşılmıştır. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar"; aynı kanunun 109/2. maddesinde "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda kazanın 18/08/2020 tarihinde meydana geldiği ve iş bu belirsiz alacak davasının ise 08/12/2021 tarihinde açıldığı göz önüne alındığında gerek davanın başında gerekse de ıslah zamanında talep konusu tazminat kalemlerinin zamanaşımına uğradığından bahsedilmesi doğru olmadığından bu yönden ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabil edilmiştir. Dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi tazminat davasının haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacının zararını, sorumluluk atfedilen davalı/davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışlarının olduğu ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır. Kusur yönünden mahkemece yapılan incelemenin eksik ve yetersiz olduğu belirtilmiş ise de davalı... sevk ve idaresindeki... plaka sayılı aracın İzmir ili Urla ilçesinde iki yönlü Mithatpaşa caddesi üzerinde olay mahalli no:... önündeki otopark girişinde seyir halinde iken önündeki araç ile takip kuralına uygun şekilde Güvenli ve yeterli bir mesafe bırakması gerekirken bu kurala uymayarak aracın ön sağ kısımları ile önünde aynı şeritte ve istikamette seyir halinde olan davacı yana ait ...... plakalı aracın sağ arka tampon kısımlarına Çarpmasıyla meydana gelen olay da davalı...'in tam kusurlu olduğu, davacıya ait araç sürücüsü .....'in ise kural ihlali niteliğinde davranışının bulunmadığı gibi kazadan kaçınmasına imkanı veren herhangi bir durumun mevcudiyeti olmadığından olayda davalı...'in tam kusurlu olduğu anlaşılmakla bu yönden yerel mahkemece yapılan değerlendirmeye iştirak edilerek ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı, davacının aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekir. (Yargıtay HGK'nun 24.06.2015 tarih ve 2014/17-28 E. - 2015/1745 K.) 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir.( Yargıtay 17. HD'nin 17.05.2018 tarih ve 2015/8003 E. - 2018/5155 K.) Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. ( Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.) Somut olayda iskonto uygulanmasına dair yasal şartlar oluşmadığı gibi KDV dahil davacı zararının giderilmesi gerektiğinden yapılan istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E-202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E. -2020/8104 K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve 2015/15003 E.- 2016/2856 K. sayılı ilamı) Açıklanan bu hususlar karşısında bu yönden hesaplamayı içeren şekilde kazandırılan rapor bu yönüyle yerinde olduğu gibi davacı aracının da bu kazadan dolayı değer kaybına uğradığı yönündeki değerlendirme içeriği yerinde olduğundan bu yönden ileri sürülen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davalılar yönünden temerrüt tarihi kapsamındaa belirlenen faiz başlangıç tarihinin yerinde olmadığı belirtilmiş ise de haksız fiil temelinde açılan iş bu tazminat davası yönünden davalı sigortanın eksik ödeme tarihi itibariyle, diğer davalıların ise olay tarihi itibariyle istem konusu tazminatlar bakımından temerrüt durumları oluşacağından İDM'ce yapılan değerlendirmeye iştirak edilmekle bu yönden ileri sürülen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davacının aracında oluşan zarar dolayısıyla hasar tazminatına hak kazanmasınına, kusur ve hasarın olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, araçtaki hasarın kaza ile uyumlu ve zararın gerçekçi olmasına, gerçek zarar ilkesi gereğince sigorta şirketinin aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına, aracın onarım bedeli ile değer kaybı bedelinin Almanya ülkesindeki piyasa şartları kapsamında tespiti yönündeki raporun hükme esas alınmasına, davalı sigorta şirketi yönünden limiti aşmayacak şekilde değerlendirme yapılmasına, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememiş olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda belirtilen yönlerden bir hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı... vekili ile... ve ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı... Sigorta A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 2.697,50 TL'den peşin alınan 179,90 TL ve 774,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.743,60 TL harcın davalı... Sigorta A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... ve ... yönünden istinaf karar harcı olan 10.339,89 TL'den peşin alınan 296,40 TL ve 2.586,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.457,49 TL harcın davalı ... ve ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 21.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.