Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/586 E. 2025/1580 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/586
- Karar No
- 2025/1580
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/586 KARAR NO : 2025/1580
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09.12.2022 NUMARASI : 2022/605 Esas 2022/988 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 06.11.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 06.11.2025
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.12.2022 tarih 2022/605 Esas 2022/988 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı sigorta şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı davalı adına kayıtlı araç ile dava dışı araçların karıştığı trafik kazası neticesinde oluşan zarara karşılık ZMMS poliçesi kapsamında maddi hasar bedeli ödemesi yaptığını, ödenen bedelin, olay yerini terk olgusuna dayanılarak davalıadan rücuen tahsil edilmesi gerektiğini, bu kapsamnda yapılan takibe davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğini, belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, sürücünün olay yerini terk etmiş olmasının sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, davacı sigorta şirketinin rücu şartlarının oluştuğunu ispat etmekle yükümlü olduğunu, kaza sonrasında hazırlanan kaza tespit tutanağının tek taraflı olarak hazırlandığını, meydana gelen kazada davacı tarafın kusurunun olmama ihtimali bulunmadığını, kazada kusur değerlendirmesi hatalı yapıldığını, aracın kaza neticesinde bu miktarda hasara uğradığı hususu gerçeğe aykırı olduğunu, hasar miktarı yazıldığı kadar olmadığını, belirterek; davanın reddine, takibe konu alacağın %20'si tutarında tazminatın davalya ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı davalı adına kayıtlı .... plakalı minibüs sürücüsünün olay mahafli alanda seyri sırasında önündeki aracı geçişi esnasında seyir istikametindeki kamyonetin sağ yan kısmına sürtmesiyle seyir dengesi bozulan kamyonetlinin sağ taraf istinat duvarına çarpmasıyla sonuçlanan olayda % 100 (Yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğunu, .... plakalı kamyonet sürücüsünün ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı kanaatine varıldığını, olay nedeniyle zarar gören araçta 16.200,02-TL hasar 3.659,20-TL değer kaybı oluştuğu, sigortalı araç sürücüsü asli ve tam kusuruyla kazaya sebebiyet verdiği kazanın akabinde olay yerini terk ettiği, zorunlu haller hariç olmak üzere olay yerini terk etmenin düzenlendiği, belirtilen hasar miktarı ve değer kaybı miktarı doğrultusunda davacı tarafın icra takibinde haklı olduğu, davalı taraf temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinde haklı olunmadığı, belirtilerek; kanaatiyle davanın kısmen kabulü ile Davalının Muğla Ortaca İcra Müdürlüğünün 2021/762 Esas sayılı takibine yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 16.200,00-TL hasar bedeli asıl alacak, 2.566,86-TL değer kaybı asıl alacak üzerinde devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatının reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınmadığını, karşı taraftaki.... plakalı kamyonetin kaza anında örneğin şerit ihlali yapıp yapmadığı yönünden değerlendirme yapılmadığını, tüm sorumluğun peşinen kaçan araç sürücüsü olarak davalı adına kayıtlı aracı kullanan şahsa yüklendiğini, raporda belirtilen rakamlar yüksek hesaplandığını, hasarlı parça ve işçilik bedeli olarak davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile aynı rakam olan 16.200,00-TL değer kaybı olarak da 3.659,20-TL'lik bir rakam bulunduğunu, sigorta Şirketi tarafından özensiz olarak yapılan, şişirilmiş ödeme tutarının tamamı haksız olarak hüküm altına alındığını, davalının olay anında araç sürücüsü olmadığını, yalnızca sürücünün olay yerini terk etmiş olması sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, olay yerini terk eden kişinin davalı değil araç sürücüsü olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile davalının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde zarar gören üçüncü kişiye yapılan araç hasar ödemesinin olay yeri terk nedenine dayanılarak davalı sigortalıdan rücuen tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2.Davacı sigorta şirketi, rücu sebebini, sigortalısı olan davalıya ait aracın sürücüsünün kazadan sonra olay yerini terk etmesi olgusuna dayandırmıştır. Nitekim, kaza tespit tutanağı içeriğinde somut uyuşmazlıkta sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği anlaşılmaktadır. 3.Sigortacı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasasının 95/2. maddesi ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının B-4.maddesi gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri, üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. 4.Taraflar arasında geçerli ZMSS poliçesinin düzenlenme tarihi olan tarihinde yürürlükte bulunan 01.06.2015 tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Genel Şartlarının zarar görenlerin haklarının saklı tutulması ve sigortacının sigortalıya rücu hakkı başlıklı B.4/f bendinde bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması hali rücu nedeni olarak düzenlenmiştir. 5.01.06.2015 tarihinden önceki sigorta genel şartlarından olay yerini terk, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması rücu şartı olarak öngörülmemişken, ilgili maddenin (f) bendinde, belirli durumların haricinde olay yerinin terk edilmiş olması, kaza tutanağı ve alkol v.b. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması da, rücu şartı olarak düzenlemiştir. Genel Şartlar B.4-f bendi kapsamında sigortanın, sigortalısına rücu edebilmesi için ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli olup, sigortacının, sigortalısına rücu için sürücünün alkollü olduğunu yahut kasti eyleminin varlığını kanıtlaması istenemez. Sigorta genel şartları B.4-f bendi kapsamında sigortalının, kaza ister maddi zarara ister bedensel zarara neden olsun sürücünün olay yerine terk etmiş olması halinde üçüncü kişilere yapmış olduğu ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiş, ilgili madde de, istisnai durumlar "hariç" denilerek, gösterilmiştir. Buna göre sigortalı ancak bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, bedeni hasara neden olsun veya olmasın can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu hallerde ilgili maddeden kaynaklanan sorumluluklardan kurtulur. Yaralamalı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin yukarıda belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir. 6.Bu kapsamda, somut olayda, ispat yükü davalıda olup, davalı taraf araç sürücüsünün olay yerini haklı sebeplerle terk ettiğini ispatlamak zorundadır. 7.Nitekim, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair 13.02.2025 tarihli 2024/11202 E. 2025/2473 K. sayılı ilamı ile 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen zorunlu trafik sigorta poliçeleri bakımından uygulanmakta olan Karayolları Motorlu Araçlar ZMMS Genel Şartlarının B.4-f maddesi metni çok iyi kaleme alınmamış olmakla birlikte, madde metninden anlaşılması gerekenin maddi ya da bedeni hasara neden olan tüm trafik kazalarında olay yerini terk ile kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hallerinde sigortacının üçüncü kişilere yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısına rücu edebilecek olduğu, istisnai durumlar ise "hariç" denilerek gösterildiği, buna göre bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitmesi, can güvenliği nedeniyle uzaklaşması gibi zorunlu hallerde sigortalı bu maddeden kaynaklanan rücu sebebinden kurtulacağı, olay yerini terkin zorunlu olduğu haller ve kazanın oluş koşullarına ilişkin gerekli belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması halleri sınırlı sayıda olmayıp örnek olarak sayıldığı, ancak istisnai haller madde metninin başına yazıldığı için sanki olay yerini terk etme hali sadece bedeni hasara neden olan kazalarda uygulanacakmış, maddi hasarlı kazalarda uygulama alanı yokmuş gibi bir anlama yol açtığı, oysaki bedensel hasarlı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceğinin kabul edildiği, olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiği dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükünün ise sigortalı üzerinde olduğu, belirtilmiş olup, dairemizce de; anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde önceki uygulamadan vazgeçilerek, maddi hasarlı trafik kazaları nedeniyle koşulları gerekleşmiş ise olay yeri terk olgusunun rücu nedeni olabileceği kabul edilmiştir. 8.Rücu davaları gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir. Davalı, davacının ödediği miktardan değil, kaza nedeni ile ortaya çıkan gerçek zarardan kusuru oranında sorumludur. 9.Bu çerçevede somut olayda; dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile de olaya ilişkin belirlenen maddi olgular esas alınarak, olayın oluş şekline uygun düşecek şekilde kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle, kusur ve hasar değerlendirilmesi yapılarak, sigortalı araç sürücüsünün kaza yerini terk ettiği ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.f bendi uyarınca rücu koşullarının gerçekleştiği, olay yerinin zorunlu nedenle terk edildiği yönündeki savunmanın da ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafından kanıtlamadığı gözetilerek, olayın oluşumunda tarafların mevcut kusuru ile sigortalı araçta oluşan gerçek zarar ve davalıya rücu edilebilecek miktarın tespit edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. 10.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur ve rücuya konu gerçek zararın olayın oluş şeklline ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, kazanın sigortalı araç sürücünün kusurlu davranışı ile gerçekleştiğinin tespit edilmesine, zorlunu bir neden olmaksızın olay yerinin terk edilmiş olması nedeniyle poliçe kapsamında davacının ödediği tazminatı gerçek zarar miktarı üzerinden sigortalı araç sürücüsünün kusur oranına isabet eden bedel nispetinde ve ödediği miktar ile sınırlı olmak üzere rücu edebilecek olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.281,96-TL'den peşin alınan 410,86-TL'nin mahsubu ile bakiye 871,10-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.