Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/453 E. 2025/745 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/453
Karar No
2025/745
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/453 KARAR NO : 2025/745 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2022 NUMARASI : 2022/109 E. - 2022/431 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 tarih ve 2022/109 E. - 2022/431 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, “...” ibaresinin asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin marka başvurusu ile davalı şirket tarafından itiraza dayanak gösterilen markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin marka başvurusu incelendiğinde “...” için tescil talebinde bulunduğunu, taraflara ait markalar incelendiğinde bu markaların kapsamlarının farklı gıdalar olduğunu ve farklı hizmetleri verdiklerini, tüketicilerin iki markalı karıştırmalarının mümkün olmadığını ileri sürerek YİDK'nın 24/01/2022 tarih ve 2021/M-11788 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuruya konu markanın, büyük siyah harflerle yazılmış “... ...” ibaresi ile bu ibarenin etrafında ve üzerinde yer alan şekil unsurundan oluştuğunu, redde mesnet markaların ise, “...” ibaresi ile bu ibarenin devamında yer alan “...” gibi yardımcı unsurlardan müteşekkil olduklarını, başvuru konusu marka ve redde mesnet markalarda ön plana çıkan esas unsur, birbirinin tıpatıp aynısı olan “...” kelimesi olup, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle, markaların umumi intibalarının da aynı olduğundan şüphe bulunmadığını, başvuru konusu markada yer alan “...” ibaresi ve redde mesnet davalı markalarında yer alan “...”, “restaurant” gibi ibarelerin; yardımcı unsur olup, herhangi bir ayırt edici, dolayısıyla markaları birbirinden farklı hale getirici özelliğinin bulunmadığını, dava konusu marka ile redde mesnet alınan markaların her birinin gözde ve kulakta bıraktıkları tesirin aynı olması karşısında, sonrakinin ilkinden ayırt ediciliğinin bulunduğunu söylemenin imkansız olduğunu, davacı vekili, “...” ibaresinin asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürmekte ise de, davacının bu talebini şimdi 2020/15086 sayılı kendi marka başvuru süreci içerisinde dile getirmesinin hukuka uygun olmadığını, davacının, kendi başvurusu derdest iken tanınmışlık ya da kullanım sonucu hak sahipliği yolundaki talebini, kendi başvurusunun reddi kararına itiraz prosedürü içerisinde değil, davalıya ait marka başvurularının ilanı üzerine yapılacak itiraz prosedürü içerisinde gündeme getirmesi (getirmiş olması) ve yapmış olduğu itirazların iş bu davadan bağımsız biçimde dinlenip karara bağlanmasının gerektiğini, 6769 sayılı SMK’da hak sahibine itiraz etmek dışında, mükerrer tescile imkan verecek şekilde, tescilli markayı hükümsüz kılmadan markasını tescil ettirme olanağının verilmemiş olduğunu, davacının öncelikli ve gerçek hak sahipliği iddiasını kendi marka başvuru süreci içerisinde dile getirmesinin hukuka uygun olmayıp, dinlenebilir olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, itiraz veya karşı görüşlerde sunulmayan bir vakıa ve kanıtın, sunulan belge ve sebeplere göre inceleme yapıp karar veren YİDK kararının iptali davasında nazara alınmasının mümkün olmadığını, davacının itirazda ileri sürmediği vakıa ve gerekçelerin iş bu davada tahkikinin mümkün olmadığını, davacının dilekçesinde bahsettiği 2008/21704 sayılı markanın, başvuru sahibi dışında başka bir şirkete ait hükmünü yitirmiş (müddet) marka olduğunu, YİDK kararının iptali istemli davada değerlendirmeye alınmasının mümkün bulunmadığını, davacının dilekçesinde bahsettiği 2015/29689 ve 2018/92452 sayılı tescilli markaların hükümsüzlüğü istemiyle Bakırköy 1.FSHHM’nin 2020/236 esas sayılı dosyasında tescillerinden itibaren 5 yıl dolmadan hükümsüzlük davası açılmış ve mahkeme tarafından hükümsüzlük kararı verilmiş olduğundan, bu markaların tescilinin şimdilik devam ediyor olmasının YİDK kararının iptali istemli iş bu davada davacıya bir hak sağlamasının mümkün olmadığını, “...” ibareli markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin 1988 yılında başlayan ve yerelliği aşan kullanımlarının kendisine bu hakkı sağladığını, başka kişilere ait kullanımların davacının kullanımı olarak kabul edilmesinin olanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait dava konusu markanın kapsamındaki redde konu mallar/hizmetlerin davalının redde mesnet markalarının kapsamlarında benzer olarak yer aldığı, bu emtianın hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini ve gıdayla ilgili hizmetleri satın alırken sahip olduğu bilinç seviyesinin ortalama düzeyde olduğu, dava konusu markanın, beyaz zemin üzerine, kırmızı renginde, dünya olduğu düşünülen bir küre ve üzerinde bir insanın yer aldığı şaha kalkmış bir at figürü ile konum olarak ortada, büyük harflerle “... ...” ibaresinin yer aldığı karma bir marka olduğu, davalıya ait redde mesnet markaların “...” ibaresinin yanında “...”, “restaurant”, “...” “...” ibareleri ile bazı figüratif unsurların yer aldığı karma markalar olduğu, dava konusu marka ile davalı markalarının esas unsurlarının “...” ibaresi olduğu, zira markalarda yer alan diğer ibarelerin ayırt edici niteliği olmayan veya ayırt edici niteliği düşük ibareler olduğu, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, davalı tarafından dava konusu ibare olan “...” ibaresinin Türkiye’de uzun süredir “yiyecek, içecek sağlanması hizmetleri” sektöründe kullanıldığı, davalının söz konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunduğu, dolayısıyla dava konusu markanın kapsamından SMK 6/3 kapsamında “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin çıkartılmasının yerinde olduğu, davacının müktesep hak iddiasında bulunduğu markaların tescil tarihleri dikkate alındığında, markaların tescil tarihleri ile dava konusu markanın başvuru tarihi (06.02.2020) arasında 5 yıldan daha az bir süre bulunduğu, öte yandan, davacının dava dilekçesinde müktesep hak iddiasına gerekçe olarak gösterdiği 2008/21704 sayılı markanın davacıya ait olmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/3 (eskiye dayalı kullanım) ve 6/5 (tanınmışlık) maddeleri kapsamında yapılan itirazların, başvurusu yapılmış bir markanın ilanı üzerine yapılan itirazlarda veya tescilli markaların hükümsüzlük talebine yönelik açılmış davalarda ileri sürülebileceği, iş bu davanın konusu bakımından davacının bu itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ... ibaresinin asıl ve gerçek sahibinin müvekkili olduğunu, söz konusu ibarenin müvekkilinin soyadı olduğunu, müvekkilinin kullanımlarının davalının kullanımlarından önceye dayalı olduğunu, mevcut bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bilirkişilerce müvekkilinin eskiye dayalı kullanımlarının incelenmediğini, müvekkilinin marka başvurusu ile davalı şirket tarafından itiraza mesnet gösterilen markaların karıştırılmasının mümkün bulunmadığını, hatalı ve eksik inceleme sonucunda verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, delillerin dikkate alınmadığını, davalı şirketin marka başvurusunun iyi niyetli olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıya ait dava konusu markanın kapsamının davalının redde mesnet markalarının kapsamları ile benzer olduğu, bu emtiaların hitap ettiği hedef kitlenin, bu gıda ürünlerini ve gıdayla ilgili hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen/bilinç seviyesinin ortalama/makul düzeyde olduğu, dava konusu “... ...” ibareli marka ile davalıya ait redde mesnet “...” esas unsurlu markaların benzer olduğu, zira markalarda yer alan diğer ibarelerin ayırt edici niteliği olmayan veya ayırt edici niteliği düşük ibareler olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının başvuru markasını gördüğünde, derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının “...” ibaresini içeren markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası veya idari-mali anlamda bağlantılı işletme markaları olarak algılayabileceği, dava konusu marka ile davacı markalarında yer alan diğer kelime ve/veya şekil unsurlarının bu keyfiyeti değiştirmeyeceği, zira tüketici algısının “...” ibaresi üzerinde olacağı, zira diğer unsurların ayırt edici niteliği olmadığı veya ayırt edici niteliğinin düşük olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu, davalı tarafından dava konusu ibare olan “...” ibaresini Türkiye’de uzun süredir “yiyecek, içecek sağlanması hizmetleri” sektöründe kullanıldığı, davalının söz konusu hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanımının bulunduğu, davacının müktesep hak iddiasında bulunduğu markaların tescil tarihleri dikkate alındığında, markaların tescil tarihleri ile dava konusu markanın başvuru tarihi (06.02.2020) arasında 5 yıldan daha az bir süre bulunduğu, öte yandan, davacının dava dilekçesinde müktesep hak iddiasına gerekçe olarak gösterdiği 2008/21704 sayılı markanın davacıya ait olmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/3 (eskiye dayalı kullanım) ve 6/5 (tanınmışlık) maddeleri kapsamında yapılan itirazların, başvurusu yapılmış bir markanın ilanı üzerine yapılan itirazlarda veya tescilli markaların hükümsüzlük talebine yönelik açılmış davalarda ileri sürülebileceği, iş bu davanın konusu bakımından davacının bu itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/05/2025

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/453, K. 2025/745, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2023-453-e-2025-745-k-db270429279b