Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/311 E. 2025/641 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/311
Karar No
2025/641
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/311 KARAR NO : 2025/641 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2022 NUMARASI : 2022/278 E. - 2022/468 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2022 tarih ve 2022/278 E. - 2022/468 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin 2021/070003 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca reddedildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın hatalı olduğunu, "..." kelimesinin ayırt edici olmadığını kabul etmemekle birlikte, tek başına ayırt edici olmayacak bir kelimenin güçlü görsel unsurlar ile desteklenerek tescil edilebileceğini, bileşke markaların ayırt ediciliğinin tespitinde, markayı oluşturan her bir kelime ya da bileşenin tek tek değerlendirilmesinin değil, bileşke markanın ihtiva ettiği kelimelerin tamamı itibariyle bir bütün olarak ilgili tüketici kesimi üzerinde bıraktığı izlenim dikkate alınarak marka tesciline karar verilmesi gerektiğini, İngilizce bir ifade olan "..." markası veya tamamıyla Türkçe bir ifade olan "..." markası olması halinde ayırt edicilik unsurunun tartışma konusu edilebileceğini, ancak Türkçe "..." kelimesi ile İngilizce olan "..." kelimesinin birlikte kullanımının, alışılmışın dışında olduğunu, başvuru konusu markanın bir bütün olarak üzerinde yer alan sözcükler, şekil ve renklendirmeler bakımından ayırt edici bulunduğunu, anılan ibarenin tanımlayıcı olmadığını, anılan ibarenin Birleşik Krallık'ta, aynı sınıflarda tescil edildiğini, bir mal veya hizmeti doğrudan doğruya çağrıştırmayıp, akla getirmeyen, ancak telmihte bulunan sözcük ve/veya şekillerin tescilinin bu nedenle engellenemeyeceğini, somut olayda dava konusu başvurunun hitap ettiği toplumun ilgili kesiminin, teknolojiyi ve finansal kuruluşları yakından takip eden kişiler olduğunu, "..." ve "..." kelimeleri ile renk kombinasyonunu da içeren logonun (şeklin) bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş markanın 36. sınıftaki hizmetlerin tasviri vasıflarından uzak bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-5750 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun, kapsamındaki hizmetler yönünden ayırt edici olmadığı gibi tanımlayıcı nitelik de taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu işareti oluşturan sözcük ve şekil unsurunun, bütün olarak yarattığı algı itibariyle reddine karar verilen 36. sınıftaki "finansal ve parasal hizmetler" bakımından iktisadi kaynak gösterme fonksiyonu bulunan bir marka olarak değil, doğrudan sektörel bir kavram olarak algılanacağı, bu tür bir kavramın, sektör kullanımının açık kalması açısından kimsenin tekeline bırakılamayacağı, nihai olarak işaretin bütününe hakim unsurların yarattığı algı itibariyle 6769 s. SMK'nın 5/1-b maddesi anlamında kaynak gösterme fonksiyonunun mevcut olmadığı, dava konusu ibarenin, kapsamından çıkarılan hizmetlerin bir türünü, veriliş tarzını ifade eden bir kavramı tanımladığı için SMK'nın 5/1-c maddesi uyarında da reddi yönünde verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde belirttikleri hususlarda mahkemece herhangi bir araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verildiğini, başvuru konusu ibarenin ayırt edici nitelik taşıdığını, aksi yöndeki kararın hatalı bulunduğunu, başvuru konusu markanın hem kelime olarak hem de görsel anlamda ayırt ediciliğe sahip bulunduğunu, markaların bütünsel değerlendirmesi yapılmadan ve aksine tanımlayıcı unsurlar esas alınarak yapılan inceleme sonucu verilen kararın hukuka aykırılık teşkil ettiğini, yine müvekkili başvurusunun, kapsamındaki hizmetler yönünden tanımlayıcı olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." markasının, markayı oluşturan kelimelerden bağımsız bir anlam taşımadığı, ilk kez duyulduğunda ya da görüldüğünde ortalama tüketiciler nezdinde ... ortamda sunulan banka hizmetini veya ... teknoloji kullanılarak sağlanan banka hizmetini çağrıştıracağı, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri kapsamında reddine ilişkin YİDK kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2025

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2023/311, K. 2025/641, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-20-hukuk-dairesi-2023-311-e-2025-641-k-a1780bc898b8