Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/280 E. 2024/112 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/280
- Karar No
- 2024/112
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1855 - 2024/1818 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1855 KARAR NO : 2024/1818 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/03/2024 NUMARASI : 2023/280 E. - 2024/112 K. DAVACI : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/03/2024 tarih ve 2023/280 E. - 2024/112 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin, davalı Şirketin 2016/76858 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna, "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, müvekkilinin 2014/110332 sayılı "... ..." ibareli markası ile dava konusu başvuru arasında iltibas tehlikesi bulunduğu gerekçesi ile itirazın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu defa davalının kısmi ret kararına itiraz ettiğini, YİDK'in davalı itirazını kabul ederek kısmi ret kararını kaldırdığını, oysa müvekkilinin markalarının seri markalar olduğunu, tescilde öncelik ilkesi uyarınca müvekkilinin markalarına öncelik verilmesi gerektiğini, söz konusu ibare üzerinde müvekkilinin gerçek hak sahibi bulunduğunu, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi olduğunu, emsal kararların da bu yönde bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2018-M-2963 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile davacı markalarının benzer olmadığını, müvekkilinin markasının ayırt edici olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, YİDK kararının iptali talebi yönünden davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının YİDK sürecinde mesnet ileri sürdüğü 2014/110332 sayılı "... ..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi kapsamında iltibasın bulunmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı da kanıtlanmadığından YİDK kararının yerinde olduğu, hükümsüzlük talebi yönünden ise davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait 2015/22806 sayılı "... ..." ibareli tescilli marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki taraf markasının asli belirleyici unsuru "..." ibaresi olduğundan, davalı başvurusunun davacı markasının ibaresine yaklaşma/yakınlaşma çabası içinde bulunduğu, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 19. sınıftaki "Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer. Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler. Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri . Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller. İnşaatlar için cam ürünleri. Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları. Akvaryum kumları." malları ile 36. sınıftaki "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. ... komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri" hizmetleri yönünden emtia benzerliğinin de olduğu, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının 2015/22806 sayılı "... ..." ibareli tescilli markası arasında belirtilen mal ve hizmetlerde işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşabileceği, 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının sayılan mal ve hizmetler yönünden gerçekleştiği, bunun dışında kalan davacı markaları ve başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden ise 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi koşullarının oluşmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle YİDK kararının iptaline yönelik açılan davanın reddine, hükümsüzlük talepli davanın kısmen kabulü ile dava konusu 2016/76858 sayılı markanın kapsamında yer alan 19. sınıftaki "Bu sınıfa dahil biçimlendirilmemiş halde malzemeler: kum, çakıl, mıcır, asfalt, zift, çimento, kireç, alçı, sıva, beton, blok mermer. Beton, alçı, toprak, kil, taş, mermer, ahşap, plastik veya sentetik malzemelerden imal edilmiş ve şekil almış yapı/inşaat/yol yapımı ve benzer amaçlı malzemeler: metalden olmayan binalar/yapılar, yapı elemanları, direkler, bariyerler, tabii veya sentetik ısı ile yapıştırılabilen kaplamalar, çatılar için ziftli kartonlar, ziftli kaplamalar, ahşap ve sentetik malzemeden kapı ve pencereler. Yollar için metal, mekanik ve aydınlatmalı olmayan trafik işaretleri. Beton, taş veya mermerden yapılmış anıtlar, heykeller. İnşaatlar için cam ürünleri. Metalden olmayan prefabrik yüzme havuzları. Akvaryum kumları." malları ile 36. sınıftaki "Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. ... komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri" yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden kısmen terkin edilmesine, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri "..." ibareli ve esas unsurlu seri markaların maliki olduğunu, markalarını uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi surette kullandığını, müvekkilinin söz konusu markalarına maddi ve manevi olarak ciddi yatırım yaptığını, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması nedeniyle dava konusu markanın tümden hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve YİDK kararının da iptal edilmesi gerektiğini, kısmen hükümsüzlüğüne karar verilen mal ve hizmetler ile dava konusu marka kapsamında bırakılan mal ve hizmetlerin ilişkili olduğunu, dolayısıyla markanın tümden hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin birçok kararında açıklandığı üzere YİDK kararının iptali davalarında, karar tarihindeki hukuki duruma ve Kuruma sunulan delillere göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği, iptali istenen YİDK kararında tartışılmayan hususların, YİDK kararının iptali istemli davalarda tartışılmasının da mümkün olmadığı, davacının dava konusu başvuruya itirazı üzerine Markalar dairesi Başkanlığı tarafından dava konusu başvuru ile davacının 2014/110332 sayılı markası arasında iltibas tehlikesi bulunduğunun kabul edilerek başvurunun kısmen reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı yanca itiraz edilmeyip yalnızca davalının itirazda bulunduğu, dolayısıyla YİDK kararının iptali davasında yalnızca dava konusu başvuru ile davacının 2014/110332 sayılı markası arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığının değerlendirilebileceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının 2014/110332 sayılı "... ..." ibareli marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.01.2020 tarih, 2019/2468 esas, 2020/605 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere düşük seviyede ayırt ediciliğe sahip olduğu, bu anlamda başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, bu itibarla YİDK kararı yönünden kurulan hükümde bir isabetsizlik olmadığı, hükümsüzlük davası yönünden ise yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu marka ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimali olmamakla birlikte ilk derece mahkemesince, 2015/22806 sayılı davacı markası ile dava konusu marka arasında yukarıda sayılan mal ve hizmetler yönünden iltibas tehlikesi bulunduğunun kabul edildiği, bu karara karşı yalnızca davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, artık bu yönden davacı yararına usuli müktesep hak doğduğu, bunun dışında ilk derece mahkemesince hükümsüzlük davası yönünden kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer bir deyişle dava konusu marka kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden davacı markaları ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/11/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.