Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2325 E. 2023/2325 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2325
Karar No
2023/2325
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2325 - 2025/2571 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2325 KARAR NO : 2025/2571 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/11/2023 NUMARASI : 2023/115 E. - 2023/473 K.

DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/11/2023 Tarih ve 2023/115 Esas - 2023/473 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ..., ..., ... Tekstil Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "..." asıl unsurlu markaların sahibi olduğunu, davalı şahıs ve Şirketin 2021/071199 sayılı ve “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek, 2023-M-1582 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar vekili, müvekkillerinin 30 yılı aşkın süredir ilgili pazarda faaliyet gösterdiğini, “...” gibi markalarıyla aktif ticari hayatını sürdürdüğünü, İngilizce çarşaf anlamına gelen “...” kelimesinin davacı şirkete özgülenmesinin akla ve mantığa uygun olmadığını, müvekkillerinin başvurusunda "..." ibaresi dışında ayırt edici kelime ve karakterler de bulunduğunu, “...” ibaresinin başka kişiler adına da tescilli olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, davacının iddialarının yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamının, davacı yana ait başta 2018/06452 sayılı “...” markası olmak üzere, sair tüm markaları kapsamındaki aynı sınıflarda yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyli benzerlik ilişkisi içerisinde bulunan emtialar olduğu, “...” kelimesinin taraf markalarında birebir ve bağımsız ayırt edici unsur olarak yer aldığı, dava konusu markanın bu haliyle, davacının yeni bir ürün gamı ya da koleksiyonu için tercih ettiği bir isim algısı yaratarak, davacı markalarının kurumsal kimliği ile ilişkilendirilebileceği, yine davacının seri marka yaratma geleneği göz önüne alındığında işaretlerin birbirlerinin serisi, devamı şeklinde algılanarak işaretlerin aynı iktisadi köke ait olduğu yanılgısını oluşturabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayabileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu , davacı yan tarafından da dosya kapsamına emsal olarak sunulan yargı kararları da gözetildiğinde, “...” ibaresinin kavramsal olarak tekstil ürünleri açısından ayırt edici vasfı zayıf bir ibare şeklinde algılanma ihtimali mevcut ise bu noktada esas olanın ilgili tüketici grubunun algısı olacağı, tekstil ürünlerinin ilgili tüketicileri nezdinde “...” ibaresinin İngilizce – Türkçe karşılığı bilinen sözcüklerden olmadığı, tüketicinin, “...” markasının uzun yıllardır ilgili piyasadaki varlığına olan aşinalığı ile birlikte “...” ibaresinin doğrudan markasal nitelik arz eden kullanımlarında, bu kullanımları davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimali son derece yüksek olacağı, nitekim davacının uzun yıllara sair tescilleri ve yarattığı seri markaların varlığı gözetildiğinde, “...” ibaresini ilgili pazarda ticari bir değer olarak tanıttığı, dolayısıyla davacı markalarının asli unsuru olan böylesi bir işaretin, sonraki bir marka içerisinde de aynı nitelikte, başka bir deyişle sonraki markanın asli unsuru/unsurlarından biri niteliği gösterecek şekilde kullanımlara konu edilmesinde, tüketicinin sonraki bu markayı da davacı yanın aynı ibare ile yarattığı seri marka ailesinin yeni bir üyesi olarak algılama ihtimali yüksek olduğu, davacının diğer iddialarının ise yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2023-M-1582 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, tarafların markaları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını, dava konusu başvuruda yer alan "..." ve "..." ibareleri ile yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

Diğer davalılar vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, "..." ibareli bir çok tescilli markanın bulunduğunu, davacının kötü niyetli olarak "..." ibaresinin geçtiği marka başvurularına itiraz ettiğini, bilirkişi raporuna kaşrı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu başvurunun sadece ..." ibaresinden oluşmadığını, bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemişti.

GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ... ... " ibareli başvuru ile davacıya ait ""..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacının markalarını asli unsuru olan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda aynen yer aldığı, başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, ayrıca "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunun da söylenemeyeceği , nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5218 E. -2020/3276 K. sayılı ilamında "..." ibareli, 2018/2284 E.-2019/3981 K. sayılı ilamında "..." ibareli, 2017/4356 E. 2019/3540 K. sayılı ilamında "... ..." ibareli, 2022/4602 E- 2024/724 K sayılı ilamında "... ..." ibareli, 2024/55 E- 2025/3221 K sayılı ilamında da "... " ibareli, marka başvurularının davacının "..." markalarıyla benzer bulunduğu, başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği,ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E, 2016/778 K sayılı kararında kabul edildiği üzere iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olması karşısında dava konusu başvuru sahibi davalılar vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazlarının da yerinde bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar ..., ..., ... Tekstil Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar ..., ..., ... Tekstil Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan ayrı ayrı alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 269,85'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55'er-TL bakiye harcın davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/2325, K. 2023/2325, T. 07.01.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2325-e-2023-2325-k-8bb9dd88c813