Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2023/2315 E. 2026/41 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2315
- Karar No
- 2026/41
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2315 - 2026/41 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2315 KARAR NO : 2026/41 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/10/2023 NUMARASI : 2023/6 E. - 2023/456 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/10/2023 tarih ve 2023/6 E. - 2023/456 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı ... tarafından 2020/131168 sayılı "..." ibareli markanın 41. sınıfta tescili isteğinde bulunulmuş olup müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa uzun süreli ve yoğun kullanım ile ayırt edicilik kazanan müvekkilinin "..." markası ile davaya konu marka arasında "..." ibaresinin ortaklığından kaynaklanan benzerliğin yanında, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen 41. sınıftaki hizmetlerin müvekkilinin markası kapsamında tescilli olması nedeniyle ortalama tüketiciler tarafından markaların ilişkilendirilmesi ve karıştırılması ihtimalinin bulunduğunu, "..." ibaresi aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanında yer aldığını, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ve müvekkilinin markasına benzer bir marka başvurusunda bulunulmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-M-2245 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2020/131168 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, "..." ibaresinin genel nitelikli bir ibare olarak marka vasfının bulunmadığını, davacının dayanak yaptığı markalarda bu ibarenin yanı sıra başka ibarelerin de bulunmasının bu hususu kanıtladığını, davacının markalarının "... ..." olarak tanındığını dolayısı ile ayırt ediciliği bulunmayan ibarenin ortaklığının markaları benzer yapmaya yetmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, tek bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, markada sözcük unsuru dışında öne çıkan esas ya da tali bir unsurun bulunmadığını, markaların bu haliyle bütünsel olarak farklı olduklarını, esas unsurları arasındaki farklılıkların markaları birbirinden uzaklaştırdığını, dolayısı ile markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan "41.SINIF: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri." ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamlarında yer alan 41. sınıftaki hizmetlerin aynı veya aynı tür olduğu, davaya konu markanın beyaz zemin üzerine herhangi bir şekil unsuru içermeden üstte büyük harflerle yazılmış "..." ve altta "... ..." ibaresinden oluştuğu, markanın üst kısmında yer alan "..." ibaresinin, "... ..." ibaresinin baş harflerinden oluşturulan bir unsur olduğunun ilk bakışta anlaşıldığı, markada hedef tüketiciye markasal anlam aktaran asli unsurun "..." ibaresi olduğu, davacıya ait markaların asli unsurunun ..." ibaresinden oluştuğu nazara alındığında taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, davacının uzun yıllara dayanan kullanımları sonucunda "..." ibaresinin çekişme konusu hizmetlerden eğitim ve öğretim hizmetleri için ayırt edicilik kazandığı, sair hizmetler bakımından başlangıçtan itibaren ayırt edici olduğu, davaya konu markadaki "..." yahut "..." ibarelerinin marka imajına radikal bir farklılık katmadığı, dolayısı ile davacının itiraza dayanak markaları ile davaya konu marka arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılm eğitim ve öğretim sektöründe tanınmış marka niteliğini kazandığı, davaya konu markanın tescili halinde davalının, davacının oluşturduğu olumlu imajdan haksız bir kazanç sağlaması tehlikesi bulunduğundan SMK 6/5 madde kapsamında tescil engelinin bulunduğu, davacı Şirketin ticaret ünvanının ayırt edici unsurunu ".../... MERKEZİ" ibaresi oluşturduğundan önceki tarihli ticaret ünvanından kaynaklı olarak SMK m.6/6 hükmü bağlamında davacının üstün hak sahibi olduğu, buna karşılık önceki kullanım, alan adı ve kötü niyete ilişkin koşulların gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın kabulü ile 2022-M-2245 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu 2020/131168 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin genel nitelikli bir ibare olup tek başına bir marka teşkil etmeyeceğini, davacının markalarının halk tarafından "... ..." olarak bilindiğini, davacının markalarının salt "..." ibaresinden oluşmadığını, bu hususun bu ibarenin tek başına markasal bir değerinin bulunmadığının kanıtı olduğunu, itiraza dayanak markalar ile müvekkilinin markası arasında görsel, fonetik, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığını, markanın tüm unsurları ile birlikte yarattığı bütüncül izlenime göre ortalama tüketiciler tarafından markaların ilişkilendirilmesi ve karıştırılmasının söz konusu olmadığını, "..." ibaresinin sektörel bir kavram olması nedeniyle somut olayda SMK m. 6/5 koşullarının ortaya çıkma ihtimalinin olmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin içtihatlarında "..." ibaresinin tek başına bir ayırt edici özelliğinin bulunmadığının kabul edildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 41. sınıfta yer alan hizmetlerin ilgili tüketici kitlesinin, dikkat ve bilinç düzeyinin yüksek olması nedeniyle markaların farklı olduğunu anlayabileceğini, bu itibarla markaların kapsadığı hizmetler açısından benzer olarak algılanması ya da karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve "..." ibaresinden oluşan davaya konu markada yer alan diğer ilave unsurlar ve şekil unsurunun ayırt edicilik sağladığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının bahsi geçen itirazına mesnet markalarının asli unsularının "..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiğinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarih ve 2024/4266 E.-2025/2718 K. sayılı kararı ile kabul edildiği, bu hale göre, dava konusu markanın davacının mesnet markalarından uzaklaşmadığı, dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ve "..." ibarelerinin bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, marka imajına radikal bir farklılık kattığının söylenemeyeceği anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.