Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2164 E. 2023/2164 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2164
- Karar No
- 2023/2164
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2164 - 2025/2428 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2164 KARAR NO : 2025/2428 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2023 NUMARASI : 2022/278 E. - 2023/251 K.
DAVANIN KONUSU :Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/05/2023 tarih ve 2022/278 E. - 2023/251 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, ".../ .../ ..." esas unsurlu markalarının sahibi olan müvekkilinin, davalının 2020/28585 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa 1986 yılından beri "..." markası ile faaliyet gösteren müvekkilinin yoğun kullanım sonucu markaya ayırt edicilik kazandırdığını, bu ibarenin ortaklığı nedeniyle taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, öte yandan müvekkilinin markasının tanınmış ve başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-7321 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, tanınmış "..." markasının sahibi olan müvekkilinin bu marka ile birlikte "..." ibaresi ve çikolatalı bir kek türü olan "..." ibaresini tescil ettirmek amacıyla marka başvurusunda bulunduğunu, "..." ibaresinin anlamı itibariyle tanımlayıcı olduğunu, Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2005/161 E. 2011/507 K. Ve 2014/694 E. 2018/197 K. sayılı ilamlarında davacının "..." ibaresi üzerinde münhasır hak elde edemeyeceği yönünde tespitler bulunduğunu, yoğun kullanım ile "..." ibaresinin ayırt edici hale getirildiği iddia edilmişse de, tanımlayıcı bir ibarenin bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin markasının esaslı unsurunun "... ..." ibaresinden oluştuğunu, davacının salt "..." ibaresinden oluşan bir markasının bulunmadığını ve Ankara 5. Fikri ve Sınai Hukuk Mahkemesi 2020/348 E. 2021/365 K. 15/10/2021 T. sayılı ilamı ile "..." ibaresinin bir kek türü olduğunun kabul edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının emtia sınıflarının aynı/aynı tür emtialardan oluştuğu, davacı markalarının “..., ..., ...” ibarelerini ortak olarak içerdiği, bir kısım markaların salt bu kelimelerden oluştuğu, buna karşın dava konusu markanın esas unsurunun “...” kelimesi olmadığı, dava konusu markada “...” ibaresi çatı markası kabul edildiğinde dahi, dava konusu markanın marka algısı yaratan unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, herhangi bir anlamı olmayan bu ibarenin ayırt edici niteliğinin yüksek olduğu, buna karşılık taraf markalarında ortak “...” ibaresinin “çikolatalı kek” anlamını taşıdığı, dava konusu markayı gören tüketicilerin “...” kelimesi nedeniyle davacı markalarından ziyade ürünün çeşidini akıllarına getireceği, bu itibarla “...” kelimesinin ortaklığının markaları benzer kılmaya yetmeyeceği, ayrıca dava konusu markada “...” kelimesinin ön plana çıkarılmadığı, aksine marka algısı yaratan başka unsurların varlığı nedeniyle, cins, çeşit bildiren kelime olarak markada yer aldığı, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının markalarından uzaklaştığı, taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafından sunulan belge ve bilgilerin "..." markasının tanınmışlığını ortaya koyduğu, fakat bu tanınmışlığın “...” ibaresine sirayet etmediği ve ayrıca davalı şirketin spekülasyon, engelleme, tuzak, şantaj vb gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan, kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut bir olgunun da ileri sürülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu markadaki "..." ibaresinin davalının ticaret unvanının ayırt edici unsuru olmakla birlikte aynı zamanda çatı markası niteliğinde olup benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınamayacağını, markadaki "..." ibaresi anlamsız olduğundan asli unsurun "..." ibaresinden oluştuğunu, bu hali ile davaya konu markanın müvekkilinin markasının asli unsurunu aynen içermesi nedeniyle taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, emtia benzerliği de nazara alındığında ortalama tüketiciler nezdinde markaların ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin "..." markasının yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olduğunun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/2/2019 tarih ve 2017/3925E-2019/995 sayılı ilamı ile kabul edildiğini, ... markasının tanınmış marka niteliğinde olup tanınmışlık koşullarının gerçekleştiğini ve davalı şirketin müvekkilinin markasına benzer bir marka tercihinde bulunmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere markalar arasında ortak olan "..." ibaresinin bir kek türü olup 30. sınıfta bulunan emtialar yönünden tanımlayıcı olduğu, "..." ibaresinin davacı şirketin çatı markası olması nedeniyle davaya konu markanın "..." ibaresinden oluştuğu, "..." ibaresinin ön plana çıkarılmadığı, marka algısı yaratan başka unsurların varlığı nedeniyle, cins, çeşit bildiren kelime olarak markada yer alan ... ibaresinin ortaklığının markaları benzer kılmaya yetmediği, buna bağlı olarak emtia benzerliğine rağmen ortalama tüketiciler nezdinde markaların ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.