Bölge Adliye Mahkemesi · Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/208 E. 2025/169 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/208
Karar No
2025/169
Karar Tarihi

T.C.

ERZURUM

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/208

KARAR NO : 2025/169

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 13/10/2022 (Karar)

NUMARASI : 2022/46 Esas, 2022/565 Karar

DAVA : İstirdat (Trafik kazasından kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkiline ait olan ... plakalı aracının sigortacısı olduğunu, müvekkiline ait bu aracın müvekkilinin babası ...'ın sevk ve idaresindeyken Gümüşhane İli ...İlçesi ... Köyü mevkinde ... plakalı ... idaresindeki araçla kazaya karıştığını ve her iki araçta da maddi hasar meydana geldiğini, kazanın karşı tarafı müvekkilinin sigorta şirketi olan davalıya başvurduğunu ve 20.872,00-TL'lik tüm zararının karşılanmasını istediğini, davalı sigorta şirketi de kusur oranını hesaba katmadan tüm zararı başvurucuya ödediğini ve bu ödemeyi de müvekkiline icra takibi başlatarak rücu ettiğini, bu takipten sonra müvekkilinin toplam 31.000,00 TL ödemeyi davalının vekiline yaptığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin babası değil ... plakalı aracın sürücüsü ... asli kusurlu olduğunu, ancak davalı şirket sanki kazanın meydana gelmesinde tüm kusur müvekkilinin babası sürücü ...'taymış gibi tüm zararı kazanın diğer tarafına ödediğini, ancak kazanın meydana gelmesinde ne müvekkilinin ne de aracının sürücüsü babasının bir kusuru bulunmadığını, aksi görüş hasıl olsa dahi müvekkilinin aracının sürücüsüne asli veya tam kusur verilmesi hukuken mümkün olmadığını, kaza anında kazanın karşı tarafı ... plakalı aracın sürücüsü ... şerit ihlali yapmış ve müvekkilinin aracının şeridine geçtiğini, zira kazanın meydana geldiği yol tek şeritli bir yol olduğunu, kaza tespit raporu incelendiğinde kazada asli kusurun karşı taraf olduğu anlaşılacağını, müvekkilinin ödemiş olduğu 31.000,00-TL'nin ödeme tarihi olan 16/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte istirdadına ve müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ilgili dosyada zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, nitekim ilgili davaya konu olan icra dosyasındaki tebligat davacıya 09/11/2020 tarihinden itibaren tebliğ edildiğini, iş bu davanın zamanaşımı süresi 09/11/2021 tarihinde dolduğundan dolayı davanın zamanaşımından da reddi gerektiğini, müvekkili kurumda ZMMS poliçesi ile ... poliçe numarası ile sigortalanan ve davaya konu olan ... plakalı araç sürücüsü ...'ın yolun 1.8 km' sine geldiğinde önündeki viraja hızlı girmesi neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmesine neden olduğunu, kaza tespit tutanağına göre sürücü ...'ın 1.13 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, ayrıca ...Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki 2018/... soruşturma dosyasına alınan kusur raporunda sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu sayıldığını, ilgili kaza neticesinde ... isimli şahıs ilgili kazadan dolayı hasara uğradığı aracına ilişkin maddi tazminat talebinde bulunduğunu, bu tazminat talebine istinaden gerekli incelemeler yapıldığını, raporlar, fotoğraflar, ekspertiz incelemeleri neticesinde, karşı tarafın hasarının toplamda 20.872.00-TL olduğu tespit edildiği, iş bu tazminat 19/12/2018 tarihinde karşı tarafın hesabına ödendiğini, davacıya ödenen tazminatın rücusu için mektuplar yazıldığını ancak davacı - borçlu bu mektuplara cevap vermediğini, davacı borçlu aleyhine Erzurum ... İcra müdürlüğünün 2019/... esas numaralı dosyası açıldığını, iş bu dosyaya istinaden ilgili tahsilat yapıldığını, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini savunmuştur.

YEREL MAHKEME KARARI;

Mahkemece, "... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava 15.09.2018 tarihinde davacıya ait ... plakalı araç ile ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası nedeniyle rucuen tazmin taleplidir. Kazaya ilişkin tutanaklar incelenmiş, ... plakalı araç sürücüsünün kaza sırasında 1,13 promil alkollü olduğu tespit edildiği görülmüştür.

Sigortacı; ZMSS kapsamında ödediği tazminatı, zarara neden olan sigorta ettirenden, halefiyet prensibi gereğince, ZMSS Genel Şartları B.4. hükmünde belirtilen durumlardan herhangi birisi varsa geri alabilir. ZMSS Genel Şartları’nın B.4. Maddesinin (c) bendinde; Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlarda sigorta şirketine rücu imkanı verilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafından tazmin edilen olayın sigortalı araç sürücüsünün alkollü araç kullanması suretiyle meydana geldiği, davalıya sigortalanan araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketinin ödemiş olduğu tazminatı rücu hakkının bulunduğu anlaşılmış, davacının istirdat davasının reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

" gerekçesiyle "Davanın reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF İTİRAZLARI:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza tespit tutanağı ile dosya kapsamında alınan Adli Tıp raporunun birbiriyle çelişkili olduğunu, bu çelişkinin giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemeden iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın ATK Genel Kurulu'na gönderilmesini talep ettiklerini, ancak taleplerinin kabul edilmediğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verildiğini, olayda ağır ve asli kusurlu olan tarafın şerit ihlali yapan karşı araç sürücüsü ... iken, ...'ın tam kusurlu kabul edilmesine ilişkin ATK raporunun hükme esas alınmasının hatalı hüküm sonucunu doğurduğunu, kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazada asli kusurlunun karşı taraf dava dışı ... olduğunun anlaşılacağını, karşı tarafın kusurunun göz ardı edilerek eksik bir araştırma neticesinde müvekkilinin aracının sürücüsü ...'a %100 kusur atfedilmesinin hukuken mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;

Dava, trafik kazası sebebiyle istirdat istemine ilişkindir.

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkiline ait aracın müvekkilinin babası ...'ın sevk ve idaresindeyken ... idaresindeki araçla kazaya karıştığını ve her iki araçta da maddi hasar meydana geldiğini, davalı sigorta şirketinin kusur oranını hesaba katmadan tüm zararı başvurucuya ödediğini ve bu ödemeyi de müvekkiline icra takibi başlatarak rücu ettiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin babasının değil ...'un asli kusurlu olduğunu iddia ederek müvekkilinin ödemiş olduğu miktarın istirdadını talep ettiği, davalı sigorta şirket vekilinin cevap dilekçesinde davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağına göre sürücü ...'ın 1.13 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, soruşturma dosyasına alınan kusur raporunda sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu sayıldığını, ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf itirazlarının incelenmesinde;

Olay sonrası ilgili kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında davacıya ait aracın sürücüsü dava dışı ...'ın ve dava dışı ...'un kural ihlallerinin bulunduğunun belirtildiği, soruşturma aşamasında savcılık tarafından alınan bilirkişi raporunda dava dışı ...'ın asli kusurlu olduğunun, dava dışı sürücü ...'un kusurunun olmadığının belirtildiği, ilk derece mahkemesince yargılama sırasında ATK'dan alınan alınan bilirkişi raporunda dava dışı ...'ın % 100 oranında kusurlu olduğunun, dava dışı sürücü ...'un kusurunun olmadığının belirtildiği, ATK raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu, bu haliyle gerek savcılık soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ve gerekse ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun birbirini teyit ettikleri, aralarında herhangi bir şekilde çelişki bulunmadığı ve bu suretle davacıya ait aracın sürücüsü dava dışı ...'ın olaydaki kusur durumun sabit hale geldiği, anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Dairemizce kamu düzeni yönünden re'sen yapılan istinaf incelemesinde;

a-2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.

Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.

O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 Y.4.H.D., 2022/10935 E.-2024/5886 K., Y.4.H.D., 2022/4401 E.- 2024/7450 K )

Somut olayda, mahkemece kazanın münhasıran alkolün etkisi altında olup olmadığı yönünde araştırma yapılmamıştır. Bu sebeple de eksik inceleme ile sonuca gidilmiştir. Mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli bir rapor aldırılarak, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleştiğinin anlaşılması durumunda sonucuna göre rücuen tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/15216 Esas 2018/8043 Karar) Bu itibarla davacı vekilinin istinaf istemi yerindedir.

b-Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. Zarar verenin aracını zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de zarar veren ile birlikte zarar görenin gerçek zararından sorumludur.

Somut olayda mahkemece olayın sigortalı araç sürücüsünün alkollü araç kullanması suretiyle meydana geldiği ve davalıya sigortalanan araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davalı sigorta şirketinin ödemiş olduğu tazminatı rücu hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki yukarıda açıklandığı üzere davalı sigorta şirketi yönünden, sigortacının ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğu ve gerçek zararın da sigorta şirketi tarafından dava dışı 3. Kişi olan zarar göreni yapılan ödeme miktarı olup olmadığının mahkemece re'sen tespitinin gerektiği, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/18642 E. 2016/11228 K. K.) ancak mahkemece bu doğrultuda inceleme yapmadığı, sigorta şirketi tarafından sigortalısına olay sebebiyle rücu şartlarının gerçekleşmesi durumunda sigortalının ancak gerçek zarardan sorumlu olabileceği, gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeyle belirtilen şekilde hüküm kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.

Açıklanan bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, mahkemece verilen kararın HMK'nın 355, 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca re'sen kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE

2-Yerel mahkeme kararının, HMK’nın 355, 353/(1)-a-6. Maddeleri gereğince RE'SEN KALDIRILMASINA,

3-Dava dosyasının HMK’nın 355, 353/(1)-a maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-İstinaf aşamasında alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

5-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/208, K. 2025/169, T. 03.02.2025, www.arakarar.com/karar/erzurum-bolge-adliye-mahkemesi-3-hukuk-dairesi-2023-208-e-2025-169-k-d4af367740dc