Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2002 E. 2023/2002 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2002
Karar No
2023/2002
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2002 - 2025/2260 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/2002 KARAR NO : 2025/2260 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/07/2023 NUMARASI : 2023/156 E. - 2023/364 K.

DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/07/2023 tarih ve 2023/156 E. - 2023/364 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili tarafından 17/12/2021 tarihinde 2021/181027 sayılı "... ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. + Şekil" ibareli markanın 29, 35 ve 40 sınıflarda tescili başvurusunda bulunulduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 31/12/2021 tarihli kararı ile 29. sınıftaki mallar ile bu malların satışına ilişkin 35. maddedeki hizmetlerin çıkarılması sonrasında müvekkilinin yapmış olduğu yeniden inceleme talebi üzerine YİDK tarafından çıkarılan mal ve hizmetlerin markaya iade edilerek başvurunun yayımlanmasına karar verildiğini, davalı şirket tarafından yapılan itiraz sonucunda markanın kapsamında bulunan 29. sınıftaki mallar ile bu malların satışına ilişkin 35. sınıftaki hizmetlerin YİDK tarafından nihai olarak markadan çıkarıldığını, oysa müvekkilinin başvurusunun kendine has kelime ve şekil unsurları ile özgün bir marka olduğunu, kelime unsuru ile inek figüründen oluşan itiraza dayanak marka ve üç balık ile balıkların üzerinden dönen bir yay ve aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanını oluşturan "... ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti." ibaresinden oluşan davaya konu marka arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, bu hali ile taraf markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluşmadığını, markaları bir bütün olarak değerlendirecek ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirmesinin söz konusu olmadığını, müvekkili tarafından kullanım ispatı talebinde bulunmuş olup davalı tarafından itiraza dayanak markanın yalnızca "peynir" emtiası yönünden kullanıldığının ispatlandığını, davalının kullanmadığı bir markayı tescil ettirmesinin yedekleme amacı taşıması nedeniyle kötü niyetli bir hareket olduğunu, ileri sürerek 2023-M-1166 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarının ilk defa 2001 yılında tescil edildiğini, somut olayda davacının müvekkilinin markası ile aynı anlam, ses ve harfleri içeren dava konusu marka başvurusunda bulunmasının markalar arasında karıştırılma tehlikesini doğurduğunu, müvekkilinin tescilli markasını halen gıda ürünlerinin üretimi, tedariği, dağıtımı ve pazarlanması faaliyetlerine yoğun biçimde kullanmakta olduğunu, davaya konu markada "..." ibaresi dışındaki kelime unsurunun tanımlayıcı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, reddedilen hizmetler yönünden, taraf markalarının tüketici üzerinde oluşturduğu etkinin benzer olduğunu, davacının “... ürünleri ve gıda san. tic. İtd. şti.” ibareli markasının esas unsuru olan “...” ibaresinin davalının redde mesnet “...” ibareli markasında asli ayırt edici unsur olduğunu, dolayısı ile markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerliğin mevcut olup reddedilen mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği de oluştuğundan kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı olduğu, emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farkın artmasının gerektiği, somut olayda, gerek redde mesnet markanın, gerekse başvuru markasının esaslı unsurunun müşterek olarak "..." sözcüğünden oluştuğu, bu sözcüğün; "gezgin, halka yardım amacıyla hizmet götüren." gibi anlamlara geldiği, anlamı itibariyle söz konusu sözcüğün davaya konu mal ve hizmetleri ya da bunların karakteristik özelliklerinden herhangi birini doğrudan tanımlamadığı, davaya konu mal ve hizmetlerin bulunduğu sektörde herkes tarafından yaygın olarak kullanıldığına ilişkin marka işlem dosyasında kayıt bulunmadığı, davacı yan her ne kadar söz konusu sözcüğün 35. sınıfta birden çok kimse adına marka olarak tescil edildiğini ileri sürmüşse de, tek başına söz konusu hususun, "..." sözcüğünün davaya konu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin bulunmadığı şeklinde yorumlanamayacağı, "..." sözcüğünün tanımlayıcı, tasvir edici veya zayıf karakterli olarak kullanıldığına ilişkin marka işlem dosyasında yeterli nitelik ve nicelikte delil bulunmadığı, gerek başvuru markasında, gerekse redde mesnet markada yer alan şekil unsurlarının kelime unsurlarına göre arka planda kaldığı, gerek karşılaştırılan markaların kapsamlarında yer alan emtialar arasındaki yüksek benzerlik düzeyi, gerekse markaların esaslı unsurlarının yüksek düzeyde benzer oluşları nazara alındığında, daha önce redde mesnet markayı gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ortalama tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markası ile karşılaştığında, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, redde mesnet markanın serisi niteliğinde zannederek tüketim tercihinde bulunabileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsama yaşayabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayabilecekleri, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı vekili tarafından davalı şirketin kötü niyetli olduğu iddia edilmişse de, davanın niteliği itibariyle redde mesnet marka sahibinin kötü niyetli olup olmadığı hususunu değerlendirilemeyeceği, gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait markanın kelime ve şekil unsurları ile kendine özgü orijinal bir marka olduğunu, kelime unsuru ve inek figüründen oluşan itiraza dayanak marka ile üç balık ve bu balıkların üzerinde dönen bir yay ve ticaret unvanını oluşturan "... ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti." ibaresinden oluşan davaya konu marka arasında herhangi bir benzerliğin bulunmadığını, açıklanan özellikleri ile taraf markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluşmadığını, markaları bir bütün olarak değerlendirecek ortalama tüketicilerin markaları ilişkilendirmesinin söz konusu olmadığını, mahkemece şekil unsurunun ayırt edici niteliğinin dikkate alınmadığını, bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlık konusu 29 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetlerin redde mesnet markaların kapsamında aynen yer aldığı, her iki taraf markasının asıl unsurunun da "..." ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin anılan sınıflar yönünden ayırt ediciliğinin bulunduğu, dava konusu markada yer verilen "... ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti" ile şekil unsurunun ayırt ediciliği sağlamadığı, bu nedenlerle taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu, davanın niteliği gereği davalının itiraza mesnet markasının tescilinin kötü niyetli olduğu iddiasının eldeki davada tartışılamayacağı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/923 E., 2019/2475 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bilirkişi incelemesi incelemesi yaptırılmadan yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 27/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/2002, K. 2023/2002, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2002-e-2023-2002-k-d8e48f75223f