Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1764 E. 2026/156 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1764
Karar No
2026/156
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/1764 Esas

KARAR NO : 2026/156

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 28/02/2023

NUMARASI : 2021/109 E. - 2023/63 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin “...” markasının ülkemizde ve dünyada çok tanınan bir marka olduğunu, şirketiyle özdeşleştiğini, kremin ambalajında şekil markasının bulunduğunu, müvekkiline ait “...” krem ambalajının aynısını ve markasının çok benzerini taşıyan yine krem cinsinden ürünlerin davalı tarafından promosyonu yapıldığı ve satıldığını, davalının ürününün ambalajının dizaynı, ambalajdaki renk kullanımı ve görsellerin birebir aynı olduğunu, marka kelimesinin benzer olduğunu ve müvekkilinin üzerindekiyle aynı şekilde konumlandırıldığını, markanın altındaki çizginin ürünün cinsine göre olan renginin birebir kopyalandığını, bunların davalı tarafın kötü niyetinin göstergesi olduğunu, bu benzerliklerin davalının ürünlerinin müvekkilinin ürünleriyle ilişkilendirilmesine sebep olabilecek nitelikte olduğunu, tanınmış markanın çok benzerini aynı hizmetler için kullanan davalının müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak niyetinde olduğunu, tanınmış markanın hazır tüketicisinden faydalanmaya çalıştığını, bu davranışlarının iyi niyet kuralına aykırı nitelik taşıdığını, müvekkilinin “...” markasını 3. ve 5. Sınıftaki mallar için tescil ettirmiş olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının basiretli bir tacirin göstermesi gereken özeni göstermek zorunda olduğunu, müvekkilinin tescilli markasını ve ürünlerini bilmediğinin düşünülemeyeceğini, basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı davranışının kötü niyet olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, davalı taraf kasıtlı ve kötü niyetli davrandığından “...” ibareli ürünlerin üretilmesi, pazarlanması ve satılmasının müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve haksız rekabet yarattığını, yaz dönemi yaklaşmakta olduğundan ve yaz döneminde nemlendirici ürünlerin kullanımı arttığından davalı tarafın “...” ürünün satışının müvekkilinin “...” ürününün satışını olumsuz etkileyeceğini, tüketicinin yanılarak müvekkilinin ürünü yerine davalı tarafın ürününe yönelebileceğini, bu ürünlerin sadece eczanede satılmadığını, intenet üzerinden de sipariş verilebildiğini bu sebeplerle, müvekkilinin “...” markasından doğan haklara tecavüz ve haksız rekabetin oluşturan fiillerin tespitini, durdurulmasını ve engellenmesini, davalı şirketin “...” adıyla yaptığı üretiminin, pazarlanmasının ve piyasaya sunulmasının ihtiyaten durdurulmasını, davalı şirketin internet sitelerine erişimin engellenmesini, bu ürünlerin üretilmesinin ve piyasaya sunulmasının durdurulması için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini, verilen tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, huzurdaki davanın davacısı aleyhine müvekkili tarafında Ankara 5. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde huzurdaki davayı etkileyecek davanın ikame edildiğini, bu dava dosyasının huzurdaki dava dosyasının içine alınması gerektiğini, bu dosyanın kesinleşmesinin beklenmesi talep ettiğini, haksız ve hukuka aykırı olarak verilen tedbir kararı sebebiyle davalı tarafın müvekkilinin uğradığı zarara karşılık 1.000.000 TL teminat yatırılmasını talep ettiğini, “...” kelimesinin iltibasa yol açacak şekilde ayırt edici bir kelime olmadığını, bu kelimenin ülkemizde ve dünyada yaygın kullanılan kökeni “...” isimli B-5 vitamininden alan bir ibare olduğunu ve bu nedenle salt “...” kelimesinin ortak olmasının iltibas yol açacak surette benzerliğe neden olmadığını, “...” kelimesini bir markanın aidiyetinde olmadığını bilimsel bir ifade olduğunu, İçerisinde “...” ve benzeri ibareler geçen ve Kurul tarafından tescil edilen ve ... markasıyla aynı sınıfta olan birçok marka bulunduğunu, müvekkilinin marka başvurusunun emtia listesinde kullanılacak alanların belirtilmiş olduğu itiraz eden markanın emtia listesindeki alanlarla doğrudan bir benzerliği olmadığı için iltibasa yol açacak bir durum olmadığını, iddia edildiği gibi itiraz eden markanın tanınmışlığından yararlanarak yeni bir marka oluşturma amacı olmadığını, emtia listelerindeki alanlarda kendilerine özgü bir marka tescil edilmek istendiğini, müvekkilinin kötü niyetinden söz edilemeyeceğini, iddia edildiği gibi bir faydalanma kastı olmadığı “...” markasının “...” markası ile işitsel ve görsel olarak yanılgıya düşülmeyecek derecede farklılık arz etmekte olduğunu ve kullanım alanlarının da farklılık gösterdiğini, bu nedenle tecil başvurusunda kötü niyetli olmadığını, müvekkiller aleyhine ikame edilen haksız ve hukuka aykırı davada, öncelikle müvekkillerimin ilerde telafisi imkansız zararlarının oluşacağı gerekçesiyle aleyhlerinde verilen tedbir kararlarının açıkça hukuka aykırı oluşu sebebiyle kaldırılmasını, aksi halde açılacak tazminat davaları ve diğer haklarımızı saklı tuttuğumuzu, davacının teminat bedelinin artırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesin kararıyla; ...toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, her iki raporda da tecavüz ve haksız rekabete ilişkin yapılan değerlendirmelerin benzer olduğu, hükümsüzlük talepleri bakımından farklı değerlendirmelerde bulunulduğu, ilk alınan heyet raporunda markalar arasında karıştırtılma ihtimaline dair tespit yapılmasına rağmen sonuç kısmında salt tanınmışlık nedeni ile hükümsüzlük koşullarının oluşmadığına dair yapılan tespitin isabetsiz olduğu, raporun açıklama kısmında karıştırılma ihtimalinin varlığına dair yapılan tespitler uyarınca SMK md. 6/1 kapsamında hükümsüzlük değerlendirmesinin yapılmamasının hukuka uygun olmadığı, tanınmışlık iddiası bakımından alınan ikinci heyet raporunun kapsamlı ve itirazları karşılar nitelikte olduğu ayrıca Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/198 E. Sayılı dosyasına sunulan 24.06.2021 tarihli Bilirkişi Raporu ile de uyumlu olduğu, bu nedenlerle de mahkememizce 22/12/2022 tarihli rapora itibar edildiği anlaşılmakla, davanın KABULÜ İLE; davalı adına TPMK nezdinde ... numara ile tescilli ... ibareli markanın hükümsüzlüğüne,Davalılar tarafından gerçekleştirilen kullanımlarının davacı adına kayıtlı ... ibareli markadan kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına ve engellenmesine, karar verilmiştir.

İSTİNAF:

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; "..." ibaresinin B-5 vitamini olan "..." kelimesinden türetilen ve dünya genelinde yaygın olarak kullanılan bilimsel bir ifade olması sebebiyle hiçbir markanın tekeline verilemeyeceğini, salt “...” kelimesinin ortak olmasının iltibas yol açacak surette benzerliğe neden olmadığını, içerisinde “...” ve benzeri ibareler geçen ve Kurul tarafından tescil edilen ve ... markasıyla aynı sınıfta olan birçok marka bulunduğunu, "..." markasının "..." markası ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırılma ihtimali bulunmayacak derecede farklılık arz ettiğini, müvekkili ... yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, 05.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda internet siteleriyle ürünlerin satışının yapılmadığı ortaya konulduğunu, ürün satışlarının yapılmadığı tespit edilmişken, mahkeme "satışa sunulmuştur" gerekçesiyle haksız rekabet oluştuğu kanaatinin hukuka aykırı ve haksız olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporlarının çelişkili ve taraflı olduğunu, 29/04/2022 tarihli raporun markalar arasında benzerlik bulunmadığı için hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını saptamasına rağmen mahkemenin bu çelişkiyi gidermeden ve eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verdiğini, bilirkişilerin müvekkille bağlantısı saptanmamış internet siteleri üzerinden varsayımsal tespitlerde bulunduğunu, ürün ambalajlarındaki renk ve font benzerliği iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kötü niyetinin veya davacı markasının tanınmışlığından faydalanma kastının bulunmadığını belirterek, mahkemenin haksız rekabet yönünden değerlendirmelerinin eksik inceleme ile hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekil istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dosyada yer alan tüm bilirkişi raporlarında davalıların fiillerinin marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunun kabul edildiğini, davalıların ... markası altında müvekkilinin ticari takdim şeklinin aynısını içeren ürünleri üretmesinin, pazarlaması ve satması veya bunlarla ilgili başka bir ticari faaliyet yürütmesinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil edip, haksız rekabet yarattığının açık olduğunu belirterek davalıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu uyuşmazlık, davalı kullanımlarının davacıya ait ... ibareli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile önlenmesine, davalıya ait ... numaralı ... markasının hükümsüzlüğü talebidir.TPMK kaydına göre, davacıya ait ... ibareli markanın ... numara ile 28/04/1992 tarihinde tescil edildiği, davalıya ait markanın ise, ... tescil numarası ile 13/01/2020 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 05/03/2020 tarihli Bilişim ve Yazılım uzmanı bilirkişi raporunda özetle;" Davacı tarafından tespiti için bahsi geçen “www.....com.tr, www.....com ve www.....com” internet web sitelerinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, web siteleri içerisinde güncel olarak dava konusu “..." ibareli ürünlerin bulunmadığı, Tespiti için bahsi geçen “www.....com.tr” internet web sitesinin güncel olarak kullanımda ve aktif olduğu, web sitesi içerisinde güncel olarak dava konusu “..." ibareli 2 adet ürün bulunduğu, İlgili ürünlerin tanıtımı yapıldığı, fakat internet sitesi üzerinden satışının yapılmadığı" belirtilmiştir.29/04/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" Davalı ... Grup şirketine ait “...” ve “... ...” adlı ürünlerinin, Davacının ... tescil nolu “...” ile ...ve ... nolu şekil markalarına karşı SMK 29/1 VE 7/2-B maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz oluşturulduğu, Marka hakkına tecavüz tespiti karşısında, marka hakkı sahibi davacının SMK 149/1 maddesi kapsamındaki talepleri ileri sürebileceği, Haksız rekabet açısından yapılan değerlendirmede; marka hakkına tecavüz oluşturan eylemlerin aynı zamanda TTK 55/1-A-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı, bununla birlikte; ... tescil nolu “...” markasının hükümsüzlüğü talebi açısından davacı markasının işbu rapor hazırlandığı tarihte Tanınmış Marka olarak tescil edilmediği ve/veya Tanınmış marka olarak kabul edildiğine dair dosyaya belge sunulmadığından dava konusu tescilli markalar arasında ürün ve hizmet benzerliği bulunmadığından SMK 25/1 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı" belirtilmiştir.22/12/2022 tarihli farklı bilirkişi heyetine ait raporda özetle;" Emtialar açısından 03, 05, 35. sınıflardan aynı benzer türdeş emtialar arasında olduğu, ... markasının tanınmış bir marka olduğu, Bu noktada ilgili emtia ve sınıflara ilişkin davalının davacının markasına tecavüzünün bulunduğu, Ortalama tüketicinin markayı karıştırması konusunda bir tereddüt yaşanmaması, dürüstlük kuralına aykırılık ve kötüniyetin bölünmezliği ilkeleri uyarınca, belirtilen sınıflar kapsamında davalının davacı markasına tecavüzü bulunduğu, Belirtilen sebeplerle davalı markasının ilgili sınıflarda (03,05,35) hükümsüz olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir. Ankara 5. FSHHM nin 2019/198 Esas 2021/406 Karar sayılı dosyasında davacının ..., davalıların TPMK, ... ...-... olduğu ve mahkemece verilen kararın istinaf edilmesi neticesinde Ankara BAM 20. HD nin 2022/609 esas 2024/840 karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verildiği ve kararın temyiz edilmediğinden 11/06/2024 tarihinde kesinleşmiştir.BAM Kararının gerekçesi;" dava konusu "..." ibareli marka başvurusu ile davalının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuru ile itiraza mesnet markalarda "..." ibaresinin ortak olarak bulunduğu, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ortak olan “...” ibaresinin ilaç etken maddesi olmadığı, bir ilaç etken maddesi olan “...” ibaresinden türetilmiş olduğu, bu haliyle uyuşmazlık konusu 3.ve 5. sınıf emtia ve bunların satışına özgü mağazacılık hizmetleri bakımından tanımlayıcı bir ibare olduğundan söz edilemeyeceği, tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, öte yandan davalıya ait “...” markasının “onarıcı bakım, dudak bakım, cilt bakım kremleri, pişik merhemleri, kaşıntı önleyici kremler ve vücut losyonları”nın eczacılık, kişisel bakım, ilaçlı kozmetik ve sağlık sektörlerinde" tanınmış olduğu, bu nedenle davacı tarafındn "..." ibareli markanın uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde kullanılması halinde davacının tanınmış "..." markasından haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının gerçekleşebileceği, dolayısıyla 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların da davalı yararına oluştuğu, benzer bir uyuşmazlığa ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/03/2018 tarih, 2016/8503 Esas, 2018/1859 karar sayılı kararında, "..." markasının yüksek derecedeki tanınmışlığı ve yaygın kullanımının markanın etken maddeden uzaklaşmasına, ayırt ediciliği yüksek ve tüketicinin algısında yer alan bir marka haline gelmesine yol açtığı, bu nedenle "..." ibaresinin tescili halinde markanın tanınmışlığına zarar gelebileceği kabulü ile verilen ilk derece mahkemesi kararının onandığı anlaşılmakla," davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verildiği ve temyiz edilmeksizin 11/06/2024 tarihinde kesinleşmiştir.6769 sayılı HMK 6/ (5);" Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." Düzenlemesi yer almaktadr.Somut olayda, davacının ... markasını 28.04.1992 yılında 3 ve 5. sınıflarda tescil ettirdiği, ... markasının dünya genelinde tescilli 38 adet tescilinin bulunduğu, tanınmış marka olmak üzere 17.09.2021 tarihinde başvuru yapıldığı ... özel tescil numarası ile 06/10/2022 tarihinde tanınmış marka olarak tescil edildiği anlaşılmıştır.Ankara 5. FSHHM nin 2019/198 Esas 2021/406 Karar sayılı kararı ile TPMK'nın aynı/benzer sınıflarda tescil başvurusunun reddi kararına yönelik, itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptali davasının reddine karar verildiği, bu karara yönelik istinaf başvurusunun reddedildiği temyiz edilmeden keşinleştiği, tescil kapsamında kalan 03/29/30/35. Sınıflarda davacı markaları ile iltibas ihtimali bulunup bulunmadığı, davacı ... markasının taraflar arasında görülerek kesinleşen ve güçlü delil haline gelen kararla "onarıcı bakım, dudak bakım, cilt bakım kremleri, pişik merhemleri, kaşıntı önleyici kremler ve vücut losyonları" emtialarında, eczacılık, kişisel bakım, ilaçlı kozmetik ve sağlık sektöründe tanınmış olduğunun tespitine karar verildiği göz önüne alınarak, davalı markasının SMK 6/5 maddesi kapsamında davacının tanınmış markasının tanınmışlığından yararlanma, itibarını zedeleme ve ayırt edici karakterini zedeleme, ihtimali bulunup bulunmadığı yönünden dosya kapsamında inceleme bulunmadığı gibi mahkeme kararında da gerekçelendirilmediği, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davalılar vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davalılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;

2- İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/02/2023 tarih, 2021/109 E. 2023/63 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,

5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1764, K. 2026/156, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1764-e-2026-156-k-8be9db0ccf28