Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1275 E. 2025/1196 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1275
Karar No
2025/1196
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2023/1275 - Karar No:2025/1196 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1275 KARAR NO : 2025/1196

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/05/2023 NUMARASI : 2022/151 E-2023/308 K

DAVANIN KONUSU : Aynen İfa (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 19/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/11/2025

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan aynen ifa istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında ...Hes Projesi Çelik Boru Tedarikine ilişkin icap ve kabulle fiilen uygulanmak suretiyle yürürlüğe giren bir sözleşmenin bulunduğunu, bu sözleşmenin müvekkilinin “...Hes” kapsamında kullanacağı çelik boruların tedarikçi davalıdan hangi koşullarla alacağı, teslimi ve ilgili hususların tayin ve tespiti ile tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerine ilişkin olduğunu, yine fiili uygulamada da sözleşmeye uygun olarak fiyatlandırma yapıldığını, teslim yeri, teknik özelliklerle ödeme koşullarının gerçekleştirildiğini, buna göre; teknik özellikleri belirtilerek bu imalatların yapılacağının kararlaştırıldığını, bedelin toplam 1.848.500,00 TL olup, fiyatlara KDV’nin dahil olmadığını, Muf kısımlarını belirtilen birim fiyatlardan ayrı olarak USD/m olarak fiyatlandırılacağını, 16 ve 17 Haziran 2020 tarihli 68.000,00 TL ve 341.500,00 TL avans ödendiğini, 07.08.2020 tarihinde çek olarak ödendiğini, taraflar arasındaki yazışmalarda müvekkilinin hiçbir zaman siparişten vazgeçmediğini, ancak davalının ödemeleri teslim almasına rağmen malzemeyi müvekkiline teslim etmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını, icap ve kabul ile oluşan hukuki ilişkinin halen ayakta olduğunu, tarafların yazılı beyanıyla ortaya konulan kalite ve fiyatlarla müvekkilinin sipariş ettiği malzemeyi almaya hazır olduklarını belirterek belirtilen miktarda ve fiyatta taraflar arasındaki sözleşmenin aynen ifasına karar verilmesi amacıyla bu davayı açtıklarını, 10.000 USD mal ile sınırlı olarak şimdilik talepte bulunduklarını belirterek sözleşmenin tamamıyla ilgili talep haklarını saklı tutarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Davacının sunduğu arabuluculuk tutanağı ile eldeki davanın konusunun aynı olmadığını, aksine davacının arabuluculuk başvurusundaki talebiyle çelişen bir taleple bu davayı açtığını, imzadan yoksun arabuluculuk tutanağına göre arabuluculuk başvurusunun konusunun avans iadesi ve zarar tazmin olduğunu, eldeki davanın ise, sözleşmenin aynen ifası talebini içerdiğini, arabuluculuk başvurusu ile eldeki davadaki iddia ve talepler farklı olduğundan ve imzalı arabuluculuk tutanağı sunulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının talebinin bölünebilir nitelikte olmadığını, bu bakımdan kısmi dava açılamayacağını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddi gerektiğini, esas bakımından ise, davacının iddiasının aksine sözleşmenin esaslı unsurlarında uyuşulmadığı için hiçbir zaman kurulmadığını, davacının Şubat 2020 tarihinde belirli özelliklere sahip çelik boruların tedariği için müvekkilinden teklif istediğini, Şubat ve Mart aylarında teklif aşamasının devam ettiğini, 20.04.2020 tarihinde teklife sipariş onayı verilmişse de ödeme şartlarında uzlaşılamadığını, ekli yazışmalardan da anlaşıldığı üzere yalnızca ödeme şartları değil müvekkili şirketin hangi şirketle tedarik sözleşmesini yapacağının dahi netleşmediğini, müvekkilince 09.06.2020 tarihinde gönderilen e-posta içeriğinde “onaylı teklif fiyatı ektedir fiyat teklifine istinaden oluşturulacak sözleşmenin imzalanması için size bilgi vereceğim” denilmesine rağmen sözleşmenin akdedilmediğini, davacı şirketin 22.06.2020 tarihli cevabıyla avans iadesi için hesap numarası bildirdiğini, tüm bunlara rağmen, müvekkili şirketin işbu davaya konu projede kullanılmak üzere sac siparişini verdiğini, gerekli çalışmalara devam ettiğini, Ağustos 2020 tarihinde davacıya kalite planı ve boru ucu çizimlerinin mail yoluyla gönderildiğini, ancak bugün sözleşmenin icap ve kabul ile kurulduğunu ve hala ayakta olduğunu iddia eden şirketten herhangi bir yanıt gelmediğini, müvekkilince gönderilen sözleşme taslaklarının imzalanmaktan imtina edildiğini, müvekkili şirket Ekim 2020 tarihine kadar davacı şirketten bir adım beklemişse de, sözleşmenin kurulmasına dair hiçbir adım atılmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin 13.10.2020 tarihli e-posta içeriğinde özetle; davacı şirketin projesinde yaşadığı sorunlar ve hala bir termin tarihinin belirlenemesi taraflarınca temin edilen hammaddenin bir kısmının kullanıldığı, hammade tedarik maliyetinin tamamen müvekkil şirketin omuzlarına bırakıldığı, projenin son durumunu görüşmek üzere yanıt beklendiğinin bildirildiğini, ancak bu yazıya da herhangi bir cevap verilmediğini, 2 Nisan 2021 tarihinde davacının, müvekkili şirkete e-posta yolu ile bir yazı göndererek, pandeminin tüm hayatı sekteye uğrattığını, ... HES Tesisi inşaat faaliyetlerinin başlama zamanı belli olmayacak şekilde ileri bir tarihe ertelendiğini, avans tutarı olarak ödemeler yapıldığını ve bunların uhdelerinde bulunduğunu, müvekkili şirkete verilen çek asıllarının kendilerince iade alındığını, mücbir sebep ve ifa imkansızlığı durumunun oluştuğunu, yetkili makamlar tarafından izin verilerek faaliyetin başlayacağı tarihe kadar süre verilmesinin talep edildiğini ve süre uzatımı sonrasında ödeme yükümlülüğünün yerine getirileceğinin bildirildiğini, bu yazı üzerine müvekkilince Ankara 41. Noterliğinin 27.04.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle; taraflar arasında tarafları, birim fiyatları, vadeleri netleşen bir sözleşme akdedilemediğini, dolayısıyla sözleşmesel ilişkinin kurulmadığını, bir an için sözleşmenin kurulduğu varsayılsa dahi ... Ltd. Şti tarafından müvekkiline gönderilen mailde atıf yapılan ifa imkansızlığı halinin sözleşmeyi sona erdirdiğini, müvekkili şirketin belirsiz bir gelecek için sözleşme yapmasının mümkün olmadığını bildirdiğini, işbu yazışmalardan sonra davacı şirketin avans iadesinin talebi ve zararının tazmini için arabuluculuk yoluna başvurduğunu, dosyada mübrez 23.06.2021 tarihli anlaşamama tutanağı imzalanarak dosyanın kapatıldığını, anlaşamama tutanağı düzenlendikten 5 gün sonra 28.06.2021 tarihli avans iadesi için Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2021/7814 sayılı dosyasında ödeme emri gönderildiğini, avans iadelerinin müvekkilince icra kanalıyla ödenerek dosyanın kapatıldığını, davacının dilekçesinde bu hususa hiç değinmediğini, davacının hem avans iadesi ve zarar tazmini için arabulucuya başvurması, akabinde avans iadesi için icra yoluna başvurması sonrasında sözleşmenin hala ayakta olduğunu iddia etmesinin kendi içerisinde çeliştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, sözleşme gereği yüklenilen edimin aynen ifası istemine ilişkin olduğu,taraflar arasındaki ihtilafın sözleşme kurulup kurulmadığı, kurulmuşsa aynen ifa koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, davacının sözleşmenin icap ve kabulle fiilen uygulanmak suretiyle yürürlüğe girdiği iddiasıyla sözleşmeden kaynaklı olarak borularda 10.000 USD karşılığı malın teslimine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açtığı, davalının arabuluculuk dava şartı nedeniyle usulden, sözleşme ilişkisi kurulmadığı savunmasıyla ve davacının ödediği avansın iadesi için 2021/7814 sayılı icra takibini başlatması nedeniyle sözleşmenin sona erdiği iradesini ortaya koyduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, Arabuluculuk Kanununun 5/A maddesi gereğince davada bir miktar para ya da tazminatın ödenmesi talebi olmadığından davanın bir malın aynen teslimine yönelik olduğundan davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı kapsamında olmadığı, davalı tarafça davanın kısmi dava olarak açılamayacağı savunulmuş ise de, davacının kısmi olarak mal teslimi talebinde bulunacağından davalının bu yöne değinen savunmalarının yerinde görülmediği, davacı tarafından sunulan yazışmaların sözleşme kurulmasına yönelik ön hazırlık mahiyetinde olduğu, yöntemine uygun bir şekilde kurulmuş sözleşme ilişkisinin varlığına ilişkin bir kayıt içermediği, davacının yazılı/kesin bir delil sunmadığı, sunulan yazışmaların, sözleşme ön hazırlığı mahiyetinde olması ve yazışmaların bir bölümünde dahi davalının, sözleşmenin kurulmadığını ifade etmiş olması ve davacının taraflar arasında karşılıklı imzalı bir sözleşme bulunmadığı yönündeki kabulü karşısında, sunulan yazışmaların yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilerek davacı tarafından gösterilen tanığın, sözleşmenin kuruluşu/bağlaycılığı yönünden dinlenilebilmesinin mümkün görülmediği, yine kurulmadığı anlaşılan bir sözleşme için davacının dayandığı yemin delilinin davacıya hatırlatılmasının gerekmediği, bu kapsamda; davacının, iddia ettiği gibi bir sözleşmenin kurulduğunu ispat edemediği ve taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulmadığından davacının aynen ifa talebinde bulunabilmesinin mümkün olmadığı, bir an için taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulduğu kabul edilse bile, davacının yine aynen ifa talebinde bulunmasının söz konusu olamayacağı, davacı, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğuna/kurulduğuna yönelik olarak davalıya yaptığı 60.000 USD'lik ödemeyi de delil olarak ileri sürdüğü, alınan bilirkişi raporundan, bu ödemenin yapıldığı, dava tarihi itibari ile taraflar arasında alacak borç ilişkisinin bulunmadığı, davacının yaptığı ödemeyi 08/07/2021 tarihinde icra marifetiyle tahsil ettiğinin belirlendiği, davacının davalıya yaptığı ödeme ve sonrasında icra marifeti ile ödemenin davacıya iadesinin davalının da kabulünde olduğu, davacının iddia edilen sözleşme kapsamında ödediği avansı geri almak için başlattığı icra takibinin sözleşmeden dönme mahiyetinde olduğu, dönmenin, hukuki ilişkiyi geriye/geçmişe etkili olarak kuruldukları andan itibaren sona erdireceği, dönme hâlinde tarafların birbirlerine verdiklerini iade edeceği, taraflar edimlerini ifa etmemişlerse ifa yükümlülüklerinin sona ereceği, sözleşmeden dönen tarafın, sözleşme kapsamında karşı tarafa yüklenen edimin yerine getirilmesini isteyemeyeceğinin sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece yargılamanın usulüne uygun yapılamadığını, bilirkişi raporuna beyan dilekçelerinde belirttikleri üzere dava konusuyla uygun olmayan şekilde sadece defter incelemesi yapıldığını ve bunun sonucuna göre de karar verildiğini, oysa davanın muhasebe kayıtlarıyla değerlendirilecek dava olmadığını, mahkemece sözleşmenin kurulduğunun kabul edildiğini ve ancak iade alınan çek bedelli sözleşmeden dönme olarak kabul edildiğini, oysa bu yorumun hatalı hukuki yorum olduğunu, keza müvekkilinin sözleşmeden dönme iradesi olmadığını ve taraflar arasındaki karşılıklı ve dosyada mübrez ihtarname içeriklerinden de müvekkilinin sözleşmeden rücü iradesinin bulunmadığını, bu konuda taraflar arasında irade birliğinin de olmadığını, ayrıca dosya kapsamına göre değerlendirilmeyen tanık ve yemin delillerinin davanın ispatı için önemli olduğunu, fiilen uygulanan şartları yazılı olan sözleşmenin hukuken var olduğunu, çünkü tarafların fiili bir sözleşme içerisinde olduğunu, siparişlerin verildiğini, ham maddelerin tedarik edildiğini, çeklerin alınmış ve tahsil edilmiş olduğunu, bu durum karşısında taraflar arasında bu ticari ilişki için anlaşmanın bulunmadığını söylemenin hakkın kötüye kullanılması olduğunu ve bunun hukuken kabul edilemeyeceğini, taraf arasındaki yazışmalardan sözleşmenin halen ayakta olduğunun sabit olup ancak davalının edimlerini yerine getirmediğini, sözleşme gereği siparişleri olan malları hazırlamasına rağmen teslim etmekten imtina ettiğini, bu nedenle davanın haklı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Dava,eser sözleşmesinden kaynaklanan aynen ifa istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 19.11.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1275, K. 2025/1196, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1275-e-2025-1196-k-b41d529be417