Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2023/1228 E. 2025/103 K.

Konu: Şirketin İhyası

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1228
Karar No
2025/103
Karar Tarihi
Konu
Şirketin İhyası

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2023/1228

KARAR NO:2025/103

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:29/03/2023

NUMARASI:2022/1117 E. - 2023/311 K.

DAVANIN KONUSU:Şirketi ihyası

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin .... Şti. ve SGK Başkanlığını hasım göstererek Bakırköy 19. İş Mahkemesi nezdinde 2022/143 Esas sayılı dosyası ile hizmet tespit davası açtığını, ancak .... Şti. adlı şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, iş mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından Bakırköy 19.İş Mahkemesince taraflarına işbu davayı açmak için mehil verildiğini, işbu davada ihyasını istedikleri .... Şti. adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin... Avcılar/İstanbul olduğunu, işbu şirketin ticaret sicilinden 31.07.2013 tarihinde resen silindiğini, ihyasını istedikleri şirketin ticaret sicilinde resen terkin ediliğinden bu davalarında husumeti sadece Ticaret Sicil Müdürlüğüne yönelttiklerini ileri sürerek, .... Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının, TTK. m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemini, 6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi, münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5’inci maddesi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7.maddesi kapsamında olduğunu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7'nci maddesinin 15'nci fıkrasının, "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuk menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmüne haiz olduğunu, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmadığını, söz konusu şirketin ihyası istendiğini, Tebliğin 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, Yargıtay içtihatları gereğince sermaye artırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi mümkün olmadığından; taleple bağlı kalınarak sınırlı olarak dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilebileceğini ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava,... Şirketi'nin ihyasına ilişkindir.İhyası istenen ... Şirketi'nin İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ...-... sicil numarasında kayıtlı olduğu, şirketin 31/07/2013 tarihinde TTK geçici 7.maddesi kapsamında resen terkin edildiği anlaşılmıştır.İhyası istenen şirketin terkinden önceki sicil adresinin mahkememiz yetki alanında kaldığı anlaşıldığından mahkememiz görevli ve yetkilidir.İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 04/01/2023 tarihli yazı cevabı dosya arasına alınmıştır.Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 2022/143 Esas sayılı dosyasının evrak suretleri dosya arasına alınmıştır. Bilindiği üzere 6102 Sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 01.07.2015 tarihine kadar aynı maddede sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. Madde hükmüne göre anonim şirketler 559 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermayelerini öngörülen tutara çıkarmamış bulunmaları, 6102 Sayılı TTK'nın yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle resen terkin edilebilirler. Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir. Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler.İhyası istenen ... Şirketi'nin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. Maddesine göre 31.07.2013 tarihinde resen terkin edildiği, terkin öncesinde Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihtarın şirket yetkilisine ve şirkete usulüne uygun tebliğe gönderilmediği gelen müdürlük yazı cevabı ile anlaşılmakla 5 yıllık hak düşürücü sürede dikkate alınmamıştır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. Maddesinde belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilen haller dışındaki durumlarda geçici 7. Maddeye göre değil TTK'daki tasfiye usulüne uygun tasfiye yapılarak şirkete ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanması gerekmekmiştir.Tüm dosya kapsamından davacının ihyasını istediği şirket aleyhine ... tarafından Bakırköy 19. İş Mahkemesi 2022/143 Esas sayılı dava dosyası ile tespit davası açıldığı, dosyanın derdest olduğu ve 30/11/2022 tarihli celsede şirketin ihyası ile ilgili dava açması için davacıya süre verildiği şirketin ihyasını isteyebileceklerinden iş bu davayı açmasında da hukuki yarar bulunduğu anlaşılmış şirketin ihyası koşullarının da bulunduğu davada şirket ortaklarından ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına ve davanın kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile İstanbul Ticaret sicilinin...-... numarasında kayıtlı iken sicilden resen terkin olan .... Şti.'nin tüzel kişiliğinin Bakırköy 19.İş Mahkemesinin 2022/143 Esas dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru olarak şirket ortaklarından ...'in atanmasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının yasal hasım olmak dışında, davanın açılmasına sebep verdiğinden hiçbir biçimde bahsedilemeyeceğini, dava konusu olayda, müvekkilinin re’sen terkine ilişkin işlemlerinde hiçbir eksiklik olmadığındı, dava konusu re’sen terkin işleminin re’sen terkin işlemlerine ilişkin geçici m.7 ve buna ilişkin ikincil mevzuata uygun bulunduğunu, kanun gereği işlem tesis etmesi zorunlu olan davalı aleyhine, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, şirketin 31.12.1998 tarihine kadar sermayesini artırmayarak münfesih duruma düştüğünün tespit edildiğini, bu sebeple resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, şirkete yollanan ihtarın 29.04.2013 tarihinde, adreste tanınmadığı için iade edildiğini, davalının mevzuat gereğince yapılması gereken tebligatları eksiksiz yaptığını, mahkeme kararında belirtildiği gibi gerekli tebligatın eksik yapılmasının söz konusu olmadığını, b bakımdan da, bir an için dava kabul dahi edilse, müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın geçici 7. maddesi gereğince şirketin sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı sicil müdürlüğü vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, müvekkili adına ... Şti.ile ...K aleyhine Bakırköy 19. İş Mahkemesi nezdinde 2022/143 Esas sayılı dosya ile hizmet tespit davası açtıklarını, ancak .... Şti.adlı şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, iş mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması için mahkeme tarafından kendilerine kesin süre verildiğini ileri sürerek, adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı ve kayıtlarına göre; ihyası istenilen .... Şti.'nin 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın geçici 7.maddesi ile 30.12.2012 tarih 28513 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Münfesih olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine ilişkin Tebliğin 5.maddesi(1-b) bendi uyarınca 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının re'sen silindiği anlaşılmaktadır.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür.Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.TTK'nın geçici 7. maddesine bakıldığında, şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'sen terkin edileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, münfesih olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp ticaret siciline bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği düzenlemeleri yer almaktadır.TTK'nın geçici 7. maddesindeki sebeplerle re'sen terkin edilen şirketin ihyası davasında. husumetin sadece ilgili Ticaret Sicil Memurluğuna yöneltilmesi gerekmekte olup eldeki davada da dava doğru şekilde Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/11-3184 Esas, 2021/1107 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bu yöndeki kararları sonrası TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında ihyasına karar verilen şirketlere de tasfiye memuru atanması gerektiği kabul edilmiş ve mahkemece önceki yönetici tasfiye memuru olarak atanmıştır.İlk derece mahkemesince, davalı kurumca gönderilen belgeler arasında, ihyası istenilen şirket ve yetkililerine ihtarın usulüne uygun gönderilmediği ve bu nedenle terkin işleminin usulsüz olduğu gerekçesiyle yasal hasım olan davalı yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuştur.Dava dilekçesinde terkin işleminin usulsüz olduğu davacı tarafından ileri sürülmemiştir.Davalı bu davada yasal hasımdır. TTK'nın geçici 7. maddesi ile belirli koşullarda ticari şirketlerin sicilden terkin edilmesi için gerekli işlemlerin yapılması hususunda davalıya görev verilmiştir. Davacının, sadece şirketin ihyasını talep ettiği,herhangi bir Yasa hükmüne dayanmadığı dikkate alındığında ve geçici 7. maddede gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiğini ileri sürmediğine göre, mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğu kabul edilerek yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Şirketin ihyasın eksik bırakılan bir tasfiye işleminin tamamlanması için TTK'nın 547. maddesine kıyasen yapılması nedeniyle yasal hasım olan davalının yargılama giderlerinden sorumlu olmaması nedeniyle, davalı vekilinini istinaf başvurusu yerinde görülmüştür (Yargıtay 11. HD'nın 2020/2299 E- 2020/4113 K sayılı, 14.10.2020 Tarihli kararı).Diğer taraftan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2866 Esas, 2024/4419 Karar ve 29.03.2024 tarihli ilamında; "...Temyiz konusu kararda hüküm tarihi itibarıyla bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte 29.05.2024 tarihli 32560 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16 ncı maddesi ile "...6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.” düzenlemesine yer verilmiş olup anılan Kanun'un 23 üncü maddesinde bu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.. Bu durumda anılan hüküm uyarınca dava konusu terkin işlemi nedeniyle davalı ... Sicil Müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir..." ifadelerine yer verilmiştir. Bu nedenlerle davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir. Ancak söz konusu hata yeniden yargılama yapılması gerektirmediğinden hükmün yargılama giderleri yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi uygun görülmüştür.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerindren yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının yargılama giderleri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün ...-... sicil numarasında kayıtlı iken 31.07.2013 tarihinde TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca resen sicilden terkin edilmiş olan ... Şirketi unvanlı şirketin sicildeki terkin kaydının Bakırköy 19.İş mahkemesinin 2022/143 Esas sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı ünvanla ticaret siciline tescili sureti ile ihyasına, ihya kararının tescil ve ilanına,2-İhyasına karar verilen şirketin son yetkilisi olan ...'in TTK'nın 547/2 maddesi gereğince tasfiye memuru olarak atanmasına ve tasfiye memurunun şirketi tasfiye sürecinde münferiden temsil ve ilzama yetkili kılınmasına, tasfiye memuru için takdiren ücret tayinine yer olmadığına,3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra, davacı tarafa iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf nispi karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 492,00 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 130,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 622,00 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,8-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.01.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/1228, K. 2025/103, T. 29.01.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-14-hukuk-dairesi-2023-1228-e-2025-103-k-09dd64ccf26d