Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1155 E. 2026/684 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1155
- Karar No
- 2026/684
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
ESAS NO: 2023/1155
KARAR NO: 2026/684
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 28/12/2022
NUMARASI: 2019/265 Esas - 2022/943 Karar
DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
KARAR TARİHİ: 26/03/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/11/2017 günü davalı ... yönetimindeki ... plakalı aracın....Caddesinden, ...caddesine çıkarken davacının selektör yaparak ikazda bulunduğu halde davalı tarafın kontrolsüz şekilde caddeye çıktığını, önüne çıkmış olan araçtan kaçmaya çalışan davacının sol şeride kaçtığını, buna rağmen davalı tarafın en sol şeride geçerek müvekkilinin aracını sıkıştırdığını, davacı müvekkilinin aracının motor olduğu için kendisini ağır şekilde yaraladığını, davacının kaza tarihinde 38 yaşında, lise mezunu olup, bilgisayar, tamir bakım işlerini yaptığını, gelir kaybına uğradığını, çalışamadığını, 1.355,00 TL hastanede tedavi masraflarının olduğunu, manevi olarak yıprandığını 25.000,00 TL manevi tazminat ile şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü gerekli belgelerin tam ve eksiksiz bir şekilde ibraz edilmesinden itibaren (15) iş günü içinde muaccel hale geleceği, somut olayda müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığı, olayda öncelikle kusur durumunun net ve kesin olarak tespitinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda davacının kusurlu davranışlarının başlıca etken oluşturduğu, davacının geçici iş göremezlik nedeniyle istemlerini...... yöneltmesi gerektiği, eğer bir sakatlık ve maluliyet gerçekleşmişse bunun tıbbi raporlarla ispatlanması ile manevi tazminat talebinin ise bir dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davanın kısmen kabulüne; maddi tazminat talebi yönünden; tedavi gideri zararı için 1.111,20 TL, geçici iş göremezlik zararı için 3.560,84 TL ve sürekli iş göremezlik zararı için 17.560,76 TL olmak üzere toplam 22.232,80 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 07/11/2017 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden (poliçenin sağlık gideri teminatı limiti 330.000,00 TL ve kişi başı sakatlık teminat limiti 330.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) dava tarihi olan 19/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat talebi yönünden; 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 06.09.2021 tarihli kusur raporunda davaya konu kazada davalı sürücü ...'ın %80 kusur oranı ile asli kusurlu, müvekkilin ise %20 kusur oranı ile tali kusurlu olduğu tespit edildiğini, ATK tarafından belirlenen bu kusur oranlarına taraflarınca itiraz edilmesi akabinde dosyanın ..... Karayolları kürsüsünden seçilen 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiş ve bu doğrultuda hazırlanan 28.02.2022 tarihli raporda da ATK raporu ile aynı oranda kusur belirlemesi yapıldığını, söz konusu kusur tespiti haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkil, dava konusu kazada kusursuz olup tüm kusur davalı sürücü ...'a ait olduğunu, ceza yargılaması kapsamında alınan bilirkişi raporu ve ceza yargılaması neticesinde verilmiş olan karar davalı ...'ın kazada tek kusurlu olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davalı ... İran asıllı olup Türkiye'de geçerli bir ehliyeti bulunmadığını, müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminat tutarı çok düşüp olup hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili dava konusu kaza nedeniyle aylarca tedavi görmüş, %1 özürlülük oranı ve %1 tüm vücut engellilik oranı tespit edilmiş, aylarca çalışamamış ve ciddi ağrı ve acı çektiğini, hükmedilen manevi tazminat tutarı dava açılış tarihi ve ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon göz önünde bulundurulduğunda yok hükmünde bir tutar olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 07/11/2017 günü saat 12:15 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile.... Caddesini takiben seyirle üç yönlü kavşak noktasında sağa dönüş manevrası ile ...Caddesine katılmak istediği esnada seyir istikametine göre sol tarafından bulunan kavşak kolundan, ...Caddesini takiben seyirle gelen davacı sürücü ... sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 06/09/2021 tarihli kusur raporunda özetle; olayda sürücü ...'ın %80 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'nın %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kaza nedeniyle davalı sürücünün yargılandığı İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinde alınan Adli Trafik Uzmanı bilirkişinin 18/11/2019 tarihli raporunda davacı ...'ın kusursuz, davalı ...'ın asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiş olup, ceza mahkemesinde alınan rapor ile çelişki bulunduğundan ve davacı vekilinin itirazı üzerine Mahkemece çelişkinin giderilmesi için alınan .... Öğretim Elemanları tarafından düzenlenen 28/02/2022 tarihli bilirkişi heyeti kusur raporunda özetle; davalı ... şirketine sigortalı, ... plakalı kamyonetin maliki ve sürücüsü, davalı ...'ın hatalı sevk ve idaresinin, birinci (asli) derecede ve takdiren %80 oranında etkili olduğu, ... plakalı motosikletin sürücüsü, davacı ...'nın hatalı sevk ve idaresinin ise, ikinci (tali) derecede ve takdiren %20 oranında etkili bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durumda ceza mahkemesinde alınan kusur raporu ile mahkemece alınan kusur raporu arasındaki çelişki giderilmiş olmakla mahkemece hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı sürücünün geçerli ehliyetinin bulunmaması sürücü kusuru olamayacağından bu yöndeki istinaf itirazının da reddi gerekmiştir. Tüm dosya kapsamına göre; davalı ... şirketi ile davacı arasında davadan önce yapılan ödemeye bağlı olarak ibraname düzenlendiği ve ibraname içeriğinde ödenmesi kararlaştırılan tazminat tutarının ödendiğinin davacı tarafın da kabulünde olduğu sabittir. Bilirkişi raporunda ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu ödeme yetersiz olduğu tespit edildiğinden KTK'nın 111.maddesi gereğince ibranamenin iptali şartları somut olayda gerçekleşmiştir. Davadan önce parayı alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacının sebepsiz zenginleşmesinin önlenebilmesi için davadan önce yapılan ödemenin hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi gerektiğinden hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davadan önce yapılan ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.26/03/2026