Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2023/1126 E. 2026/44 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1126
- Karar No
- 2026/44
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1126 KARAR NO : 2026/44
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08.05.2023 NUMARASI : 2021/170 Esas 2023/326 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 14.01.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 14.01.2026
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.05.2023 tarih 2021/170 Esas 2023/326 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ....tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili,davacı .....Şti.'nin yetkilisi ....'un 28.12.2015 tarihinde dava dışı ....'ndan şirketi devraldığını, devir sonrasında davacı şirketin davalı banka nezdinde bulunan hesabından, internet bankacılığı aracılığıyla şirketin önceki yetkilisi olan ....'na ait cep telefonu kullanılarak eşi .... tarafından 23.05.2016 tarihinden başlamak üzere muhtelif zamanlarda belli miktarlarda para aktarıldığını, davacı şirket yetkilisinin bilgisi dışında ve rızası hilafına gerçekleştirilen bu işlemlerin 20.07.2018 tarihinde şirket yetkilisi ... tarafından fark edildiğini, şirketin önceki yetkilisi .... ile eşi ... tarafından davacı şirketin davalı banka nezdinde bulunan hesabına ait mobil bankacılık bilgilerinin haksız ve hukuka aykırı olarak sahte imza ile değiştirilerek, hesaptan muhtelif tarihlerde para çekildiğini, şirkete ait banka hesabındaki internet bankacılığı yolu ile para transferleri ayrıntılı incelendiğinde anılı işlemlere konu bütün para transferlerinin şüpheli ....'nun cep numarasına gelen şifre ile gerçekleştirildiği ve transfere konu paranın tümümün diğer şüpheli ....'nun hesabına aktarıldığının tespit edildiğini, sonrasında davacı şirkete ait hesapla ilgili mobil bankacılık işlemlerine ait sözleşmeler üzerinde davacı tarafça haricen imza ve yazı incelemesi yaptırıldığını, imzaların davacı şirket yetkilisi ....'a ait olmadığının tespit edildiğini, .... ile eşi .... ' nun davacı şirkete ait banka hesaplarından elde ettikleri para ile maliki oldukları tapuda ... ili, .... İlçesi, ... Mah., ... Ada, ...Parsel, Bağımsız Bölüm No:...' de kayıtlı olan ... adına kayıtlı taşınmazın kredi borcunu kapattıkları ve ...'na ait ....Şti'ne ait taşınır ve taşınmaz malları satın aldıklarını, haksız fiile konu para transferinin başlangıç tarihinın 23.05.2016 olduğunu, bu tarihten sonra dava dışı .... ile ....'nun, üzerlerine kayıtlı gayrimenkullerin hepsini akrabalarının üzerine geçirdiğini, tüm bu para transferlerinin, yapıldığı tarih itibariyle davacı şirket yetkilisi olan ....'un bilgisi ve rızası dışında gerçekleştirildiğinin sabit olduğunu, davacı şirketin hesabından para çeken kişi/lerin davalı bankaya giderek davacı şirkete ait banka hesapları ile ilgili sözleşmelerde sahte imza ile değişiklik yaparak bu eylemi gerçekleştirdiklerini, davalı bankanın, gerekli incelemeleri yapmayarak ve özen sorumluluğunu yerine getirmeyerek davacı şirketi zarara uğrattığını, yerleşik içtihatlar gereğince de güven kurumu olarak faaliyet gösteren bankaların objektif özen yükümlülüklerini yerine getirmemelerinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını, davalı bankanın davacı şirketin zararını tazmin etmeye mecbur olduğunu belirtmiş , davanın kabulü ile şimdilik 550.000,00.-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, davacı şirkete ait banka hesabından farklı tarihlerde çekilen paralara çekildiği tarihlerden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili,davacı yanın davayı açmadan önce 19.09.2018 tarihinde Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı ' na 2018/8845 E. sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunduğunu, "Takipsizlik Kararı" verildiği ve kesinleştiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanın dava dilekçesinde davacı şirketi 28.12.2015 tarihinde dava dışı ....'ndan devraldığı, 20.07.2018 tarihinde ise usulsüz işlemlerin fark edildiğini ifade ettiğini, ...’un 28.03.2018 tarihinde yeni numara ve şifre tanımlaması yapmış olması karşısında en geç bu tarihte usulsüz işlemleri öğrenmiş olması gerektiğini, davanın haksız fiilin ya da failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılması gerekirken açılmadığından esasa girilmeden reddi gerektiğini, davanın kabulü anlamına gelmemek üzere, davada davalının taraf sıfatının olmadığını, davacı yanın, dava dilekçesinde dolandırıldığını iddia ettiğini, bu durumda hesabında usulsüz işlemleri yapan kimse davayı bu kişilere açması gerektiğini, davanın esasa girilmeden husumet yönünden reddine karar verilmesinin talep edildiğini, dava dilekçesinde davaya konu ödemelerin .... tarafından şifre kullanılarak ...'na yapılmış olduğu iddia edildiğine göre davacının bir zararı oluşmuşsa bu zarardan bizzat sorumlu olan, .... ve....' na davanın ihbarının gerektiğini, davacı şirketin süreçte kusuru olduğuna inandığı bankaya karşı davayı açmasının 05.03.2021 tarihini yani şirket devrinden 6 yıl, usulsüz para transferinden 5 yıl, bunu farkedebilmesinden ise 3 yıl sonrayı bulduğunu ,davacı adına 23.06.2014 tarihinde Muğla Şubesi’nde hesap açıldığını, 19.03.2013 – 28.12.2015 tarihleri arasında ..., 29.12.2015 tarihinden bu yana ise ... un davacının tek ortağı ve münferit temsilcisi olduğunu, davacının iştigal alanının şehiriçi/şehirlerarası yolların asfaltlanması ve inşaat yapımı olduğunu ,davacının davalı bankadaki son hesap hareketinin 23.12.2017 tarihinde olduğunu, davacı yanın, dava dilekçesinde bilgisi haricinde hesaptan yapılan çekimlerin dikkat çekmeyecek meblağlarda olduğunu belirttiğini , bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacının banka nezdindeki hesaplarından 23.05.2016 – 09.06.2017 tarihleri arasında, kurumsal internet şubesi kanalıyla,....’nun davalı banka ve diğer banka hesaplarına, havale ve komisyon masrafları dahil, 159 adette toplamda 1.446.212,00 TL’lik havale ve 3 adette toplamda 8.720,00 TL EFT olmak üzere 162 adette toplamda 1.457.932,00 TL’lik para transferi yapıldığını, aynı tarih aralığında davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ....’un eşi ....’un hesaplarına....’nun davalı banka hesabından 13 adette 108.250,00 TL’lik EFT yapıldığını, davacının hesabından yapılan ve bilgisi dahilinde olmadığını iddia ettiği para hareketlerinden havale olanlar incelendiğinde ....’nun hesabına transfer edilen tutarların, aynı gün veyahut takip eden günlerde, 31 adette 541.640,00 TL’lik kısmının .....’nun davalı banka nezdindeki hesabına, 27 adette 163.759,00 TL’Lik kısmının ....’nun diğer bankalardaki hesaplarına aktarıldığının görüldüğünü, davaya konu edilen süre zarfında; ....’nun davalı banka nezdindeki hesabına aktarılan tutarlar incelendiğinde ise, ....’nun davalı banka nezdindeki hesabına gelen, 541.640,00 TL’lik tutarın 19 adette 385.418,00 TL’lik kısmının .... tarafından yine aynı gün veya takip eden günlerde ... .. firmasının hesabına EFT yapıldığı, geri kalan tutarın da farklı zamanlarda muhtelif kişilere transfer edildiğini, .... firmasının hesaplarından da davacının hesaplarına 2017 yılı içerisinde 4 farklı tarihte “faturaya istinaden ödeme” ve “parke işleri ön avans” şeklinde toplamda 89.078,00 TL’lik EFT geldiğinin görüldüğünü, davacı tarafından , ....’na aktarılan tutarların ise 10 adette 168.342,00 TL’sinin .... tarafından hesabından nakden çekildiğini, 13 adette 108.250,00 TL’lik kısmının ....’un eşi ....’un hesabına EFT yapıldığının görüldüğünü ayrıca, .....’nun hesabından da davacının hesabına, adette davaya konu tarih aralığında toplam 21.007,00 TL’lik para transferi gerçekleştirildiğinin de görüldüğünü, davacının hesap hareketleri incelendiğinde firma hesabına muhtelif kurum ve firmalardan hakediş ödemeleri geldiğinin anlaşıldığını, şikayete konu tarih aralığında Menteşe Belediye Başkanlığı’ndan firmaya 27 adette toplamda 2.775.745,00 TL hakediş ödemesi yapıldığını, bu ödemelerin büyük kısmının ödemenin yapıldığı gün veya takip eden günlerde ....’nun hesabına transfer edildiğinin görüldüğünü, tek ortaklı davacı şirketin bu meblağda bir ödeme girişi ve bu meblağın hesaptan usulsüz çıkışını bilmediğini iddia etmesinin pek inandırıcı görünmediğini, şikayete konu tarih aralığında firma hesabına toplam 3.337.663,00.-TL para girişi olduğu ve bu tutarın, neredeyse yarısı olan 1.457.932,00 TL’lik kısmının .... ...’na aktarıldığını, hal böyleyken davacının bunun farkında olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı yanın şikayetçi olduğu ve takipsizlikle sonuçlanan Muğla savcılık dosyasındaki dava dışı ... ifadesinde; davaya konu durumu "davacı şirket yetkilisi ...'un şirketi devraldıktan sonra hakkındaki olası icra işlemleri nedeniyle risk almamak adına bu işlemlerin kendisi ve eşi ....l üzerinden yürütmek istediğini" ifade ettiğini, bu ifade ile hesap hareketlerinin birbirini desteklediği, davacı yanın 02.02.2016 tarihinde kurumsal internet şubesi başvuru formunu imzaladığı ve formda yer alan iki telefon numarasından, “....” no.lu ... adına kayıtlı telefonun iletişim, “...” no.lu ... adına kayıtlı telefonun ise kurumsal internet şubesi giriş ve şifre telefonu olarak tanımlattığı , 28.03.2018 tarihinde yapılan değişiklikle birlikte firmanın kurumsal internet şubesi giriş ve şifre telefonunun ...’un davalı banka nezdinde .. olarak tanımlı “...” no.lu cep telefonuna gönderilmeye başlandığının görüldüğünü, davacının 02.02.2016 tarihli kurumsal internet şubesi başvuru formu üzerindeki imzanın ....’a ait olmadığı yönünde haricen düzenlenmiş bilirkişi raporu sunduğunu, bunun kabul edilmediğini ayrıca 02.02.2016 tarihli form ile davalı bankaya davacı şirket tarafından internet bankacılığı telefonu olarak ....'nun telefonunun bildirilmesinden sadece 34 dakika önce davacı şirket yetkilisi ...’un, davacı firmadaki yetkilerini gösterir imza sirkülerinin de banka sistemine girildiğini, imza sirkülerinin tarihinin 13.01.2016 olup davacı şirketin tek yetkilisinin .... olduğunu, imza sirküleri ile internet bankacılığı başvuru tarihi arasında 20 günlük kısa bir süre olması dolayısıyla yalnızca ... uhdesinde bulunması beklenen evrakın, sahte imzalı olduğu iddia edilen Kurumsal İnternet Şubesi Başvuru formundan 30 dakika önce sisteme girilmesinin de iddiaların gerçeklerden uzak olduğunu gösterdiğini, tacir olan davacı şirket ile davalı banka arasında muhtelif sözleşme imzalandığını, davacı şirket tarafından imzalanan sözleşme incelendiğinde görüleceği üzere bankaya bildirilmiş olan mobil telefona gönderilen şifreler kullanılarak yapılan işlemlerin hesap sahibinin imzası ile yapılmış sayılacağı ve müşteriyi bağlayacağını, davacı yanın sözleşmelerdeki imzaları inkar ettiğini ancak davada yapılacak bilirkişi incelemesi ile sözleşmelerdeki imzaların kendisine ait olduğunun ortaya çıkacağını, tacir olan davacının imzaladığı THS göre davalı banka ile davacı arasında çıkacak tüm uyuşmazlıklarda banka kayıtlarının tek ve kesin delil olduğunu, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bir tacirin bırakın yıllık hesap hareketlerinin yarısı kadar hesap hareketinden bi haber olması, hesabında iradesi dışında yapılmış 1.000,00 TL'lik bir ödemenin bile farkında olmadığını iddia etmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının bu para hareketlerini "farkedemediği" yönündeki iddiasının kabul edilemeyeceğini, şikayete konu tarih aralığında davacı hesabına toplam 3.337.663,00.-TL para girişi olduğu ve bu tutarın, neredeyse yarısı olan 1.457.932,00 TL’lik kısmının .... ...’na aktarılmışken davacı şirketin bunu yıllar sonra farketmesi, davacı yanın 23.05.2016 - 09.06.2017 tarihleri arasında bizzat şubeden 16 adette 719.249,00 TL’lik nakit para çekme işlemi yaptığı ve dekontların tamamında kendi imzası bulunduğu halde firmasının hesabından yapılan yaklaşık 1.5 milyon TL’lik para transferlerinden haberdar olmaması, davacının hesaplarından .....’nun hesaplarına para gönderilmesinin yanı sıra,....’nun hesabından davacı hesabına muhtelif tarihlerde 4 adette toplamda 21.007,00 TL’lik para transferi, davacı şirket yetkilisi ....’un eşi....’a 108.250,00.-TL tutarında para transferi yapılması, davacı şirket yetkilisi ....'un şirketi ....’ndan 28.12.2015 tarihinde devraldığı halde, yetki ve ortaklık yapısı değişikliğine dair 28.03.2018 tarihine kadar davalı bankaya herhangi bir bildirimde bulunmaması, davacı şirketin....’nun telefonuna halihazırda tanımlı olan kurumsal internet şubesinin iptal edilmesine ilişkin de herhangi bir talebinin bulunmaması, ortaklık yapısı ve yetki değişikliği akabinde sadece davacıda bulunması beklenen ve davacı şirketin tek ve münferiden yetkilisinin .....olduğuna dair oluşturulan ve ilgisi nedeniyle ...’ta bulunması beklenen yeni imza sirkülerinin, ....tarafından imzalanmadığı iddia edilen 02.02.2016 tarihli kurumsal internet şubesi başvuru formu ile aynı tarihte ve ilgili formdan yalnızca 34 dakika önce davalı bankanın aynı çalışanı tarafından banka sistemine girilmesi tespitleri karşısında davacının talebinin her türlü hukuki dayanaktan ve iyi niyetten yoksun olduğunu, davacının tacir olup, basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğunu ancak hesabında pek çok işlem yapmasına rağmen usulsüz para hareketlerini farketmediğini iddia ettiği basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, kendi özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtmiş , davanın hesabına para aktarılan kişi/lere ihbarına, davalı bankaya karşı açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafça davacı şirketin davalı banka nezdinde bulunan hesabına ait mobil bankacılık bilgilerinin haksız ve hukuka aykırı olarak ve davacı şirket yetkilisinin bilgi ve rızası olmaksızın değiştirildiği, davalı bankanın özen sorumluluğunu yerine getirmediğinden bahisle oluşan şirket zararının giderilmesine yönelik olarak davalı banka hakkında Mahkememize tazminat davası açıldığı, davacı tarafça davacı şirket ile davalı banka arasında imza altına alınan "02/02/2016 tarihli ... Direk Kurumsal ve Kurumsal Telefon Şubesi Başvuru Formu Müşteri Tercih ve Seçimleri Genel Hükümler ve Bilgilendirme" belgeleri altındaki imzanın davacı şirket yetkilisi ...'a ait olmadığının iddia edildiği, alınan ATK raporunda da belirtildiği üzere inceleme konusu belgelerde.... Şti. kaşe izleri üzerine atılı imzalar ile ...'un mukayese imzaları arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların .... eli ürünü olduğu, davacı tarafça ayrıca davalı bankanın özen sorumluluğunu ihlal ettiğinin iddia edildiği, alınan bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri doğrultusunda davacı firmanın hesaplarından internet üzerinden yapılan işlemlerin başvuru formunda belirtilen cep telefonuna gelen mesajlarla onaylandığı, 02.02.2016 tarihli başvuru formundaki imzanın davacı şirket yetkili .....'un eli ürünü olması, yapılan işlemlere itirazının olmaması nedeniyle, davalı bankaya iş bu işlemlerden dolayı özen sorumluluğunu yerine getirmediği yönünde bir kusur atfedilemeyeceği , bankanın işlemlerin yapılacağı mobil cihaz ve kullanıcılara ait bilgileri başvuru formu yolu ile aldığı, ilgili formları elektronik olarak tarayıp doğrulama amaçlı kaydettiği, işlemleri kayıtlı telefon numaralarına bildirilen kişisel ve işlem bazlı şifreler ile doğruladığı, şifre ya da cihaz değişimlerinde işlemi kayıtlı telefon numaralarına bildirdiği, tüm bu işlemleri izlenebilir ve raporlanabilir şekilde işlem kayıtları halinde kaydettiği ve tüm bu hususlar göz önüne alındığında davalı bankanın özen sorumluluğunu yerine getirdiği, davacı şirketin davalı banka nezdinde bulunan hesabına ait mobil bankacılık bilgilerinin haksız ve hukuka aykırı olarak ve davacı şirket yetkilisinin bilgi ve rızası olmaksızın değiştirildiği, davalı bankanın özen sorumluluğunu yerine getirmediği iddialarının ispat edilemediği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış olmakla açılı davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan raporların objektiften uzak, eksik ve hatalı tespitler içerdiği, imza incelemesinin eksik belgeler üzerinden yapıldığı gibi dava dilekçesine ekli uzman mütalaası ile çelişkili olduğu, çelişki giderilmeden ve yeterli inceleme yapılmadan karar verilemeyeceği, ATK'nın son mercii olmadığı gibi rapor tanzimine esas heyette grafoloji ve sahtecilik uzmanı bilirkişinin olmadığı, bu nedenle yeni ve bağımsız bir birimden rapor alınması gerektiği, bu kapsamda emsal kararlardan bahsedildiği, davalının sorumluluğuna dair kazandırılan bilişim ve bankacılık uzmanı bilirkişi raporunun da yine yerinde olmadığı, yeterli incelemeyi içermediği, bu anlamda davalı özen yükümlülüğüne ilişkin raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, rapora yapılan itirazların karşılanmadığı, raporda teftiş kurulu raporundan bahsedilmiş ise de teftiş raporunda ....'ın bilgisi ve rızası dışında ... ve ... tarafından gerçekleştirilen işlemlerde davalının sorumlu olduğu, şirket hesabından .... hesabına para gönderilmiş ise de bunun ...'ın şirkete olan borcundan ötürü yapıldığı düşünüldüğünden işlemden şüphelenilmediği, davacı şirket hesabına tanımlanan telefon numarasının ....'a ait olduğu, başka bir kişinin gmail ve telefonunun bankaya bildirilmiş olmasından dolayı müşteri konumunda olmayan şahıs üzerinden gerçekleştirilen iş ve işlemlerde bankanın sorumluluğunun olmadığını düşünülmesinin yerinde olmadığı, banka memuru ifadesinde ....'ı tanımadığı, davacı şirket adına muhatabın .... olarak bilindiği yönündeki beyanı mahkeme değerlendirmesi ile çelişkili nitelikte olduğu, inceleme ve araştırma ile hiçbir hukuki değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulmasının korunmaması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, bankacılık işleminden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan ve uhdelerinde tuttukları mevduatı muhatap müşterileri lehine özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup, buna karşılık hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren 818 sayılı Borçlar Kanununun 99/2 ve 100/3. maddeleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 115/3 ve 116/3. maddeleri gereğince, bankaların hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersiz olacaktır. Somut olayda mahkemece İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesince sunulan 09/08/2022 tarihli rapor ile 02/02/2016 tarihli belge altındaki şirket kaşesi üzerine atılı imzanın davacı şirket temsilcisi ...'a ait olduğu yönünde kanaat bildirilmesi üzerine banka yönünden olayda sorumluluğun tespitine yönelik bankacı bilirkişi ile bilişim uzmanı bilirkişiye tevdi edilmekle alınan 03/03/2023 tarihli rapor kapsamında davacı yanca talep konusu edilen tazminat istemine ilişkin davalı yanın özen sorumluluğunu yerine getirdiği ve aksi yönde ispatın ise yerine getirilemediği kanaatiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Her ne kadar ileri sürülen istinaf istemi ile gerek imza incelemesi yönünden gerekse de davalı banka sorumluluğunun tespiti yönünden eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığı belirtilmiş ise de imza incelemesine esas kazandırılan ATK raporunun yeterli teknik incelemeyi içerdiği gibi denetime ve hükme elverişli olduğu, uzman mütalaası ile çelişkili olduğu belirtilmiş ise de bu belgeye nazaran yargılama esnasında alınan üç kişilik heyetçe tanzim edildiği sabit İstanbul ATK Fizik İhtisas Dairesi raporuna itibar edildiği, davacı tek yetkilisi ....'ın 28/12/2015 tarihinde dava dışı ....'den şirketin devir alınmasından sonra davalı bankaya verildiği sabit "... Direk Kurumsal ve Kurumsal Telefon Şubesi Başvuru Formu Müşteri Tercih ve Seçimleri" başlıklı belge üzerinde inceleme ve değerlendirme yapılmasının yeterli olduğu bu kapsamda davacı iddiasının aksine inceleme konusu belgenin aksi yönde bir içerik barındırmayan başka belgelerin incelemesine gerek olmadığı, bütün bunlardan ayrı olarak imza inceleme konusu belgenin veriliş sebebi ile ihbar olunanlar tarafından verilen beyanların (gerek mevcut dosyaya gerek soruşturma dosyasına) da birbirleri ile uyuştuğu görülmekle imza incelemesi yönünden davacı yanca ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı, bunun yanında banka sorumluluğunun tespiti açısından İDM'ce bankacı bilirkişi ile bilişim uzmanı bilirkişiden rapor alınması yerinde olduğu gibi alınan raporun yeterli teknik incelemeyi içerdiği gibi denetime ve hükme elverişli olduğu, aksi iddia edilmiş ise de itirazların değerlendirilmesine yer ve gerek görülmediği yönden İDM değerlendirmesine iştirak edilerek bu kapsamda davacı yanca ileri sürülen istinaf isteminin de yerinde olmadığı kabul edilerek eksik, hatalı inceleme ve değerlendirme yönündeki davacı istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmasına, kazandırılan raporların denetime ve hükme elverişli olmasına, davacı tek ortağı/temsilcisi .... tarafından şirketin devir alınmasından sonra bankaya verildiği sabit 02/02/2016 tarihli belge ile gerek .... gerekse de ...'ın bankacılık iş ve işlemlerinde ... tarafından yetkili kılındığı, davacı yanca konu tazminatın gerçekleştiği işlem tarih aralığı olarak belirtilen 23/05/2016-20/07/2018 arası dönemde davacı şirket adına birçok işlem yapıldığı, yüksek miktarlı iş ve işlemlerden davacı şirketin tek ortağı ...'ın haberinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi delil niteliğinde olduğunda bir tereddüt olmayan whatsaap kayıtları içeriğinde de bu durumun anlaşıldığı, bankanın üzerinden yapılan iş ve işlemlerde sorumluluğunu gerektirecek bir durumun varlığından söz edilemeyeceği yönündeki İDM kanaatine iştirak edilmekle davanın reddi yönündeki kararın gerekçesinin yerinde ve yeterli olmasına, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine uygun şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.