Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/96 E. 2022/395 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/96
Karar No
2022/395
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/659 - 2025/799 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/659 KARAR NO : 2025/799 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/12/2022 NUMARASI : 2022/96 E. - 2022/395 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/12/2022 tarih ve 2022/96 E. - 2022/395 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1998 yılından beri online alışveriş/elektronik ticaret sektöründe faaliyet gösteren, sektörünün lider kuruluşlarından biri olduğunu, müvekkiline ait www.....com web sitesinin günümüzde 32 milyon kayıtlı üyesinin bulunduğunu ve günde 200 milyon kere ziyaret edildiğini, müvekkilinin “...”li markalarını bu faaliyetleri kapsamında aktif olarak kullandığını ve tüketici nezdinde bilinir hale getirdiğini, müvekkilinin markasının T/02598 sayı ile tanınmış marka statüsüne de alınmış olduğunu, dava konusu edilen markanın müvekkilinin bu tescilli/tanınmış markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer bir marka olduğunu, dava konusu edilen markanın tüketiciler tarafından müvekkilinin seri ve tanınmış “...”li markalarının bir devamı şeklinde algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, davalının haksız olarak müvekkili markalarının tanınmışlığından fayda sağlayacağını, davalının bu markayı kendisine seçerken kötüniyetli olduğunu ve davacı ile haksız rekabet yapma saikini taşıdığını ileri sürerek YİDK’nın 24.01.2022 tarih ve 2022-M-521 sayılı kararının iptali ile 2020/94913 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, zira davalının markasının genel kompozisyonun markaların görünümlerini farklı kılmaya yettiğini, taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin bulunmasından hareketle markaların benzer olduğunu söylemenin mümkün olmadığını, zira bu ibarenin davacı tarafından yaratılmış/fantezi bir ibare olmadığını ve markasal hüviyetinin düşük olduğunu, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, ayrıca davacının SMK m. 6/5 hükmünde düzenlenmiş olan koşulların somut olayda gerçekleştiğini ve dava konusu edilen marka başvurusunun kötüniyetle ve haksız rekabet saikiyle yapıldığını ispat edemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının dava konusu edilen markasının “...” ve “...” kelimelerinden oluştuğu, davacının ...” birleşik kelimelerini ihtiva eden markalarında, “...” ibaresinin sonuna eklenen, tasviri/tanımlayıcı olan ve Türkçe’de (de) yerleşik birer anlamı haiz olan kelimelerle, aynı yazım özelliklerinde ve puntolarda yazılmış olması itibariyle birleşik olarak algılanan kelimelerin, dava konusu edilen markadaki birebir aynı kompozisyonla, yani yerleşik anlamı haiz kelimelerin dilbilgisi kuralları dışına çıkılarak birleşik yazılması şeklinde tasarlanmış bir kompozisyonla yazılmış/kurgulanmış olmalarının, karşılaştırılan işaretleri görsel ve kavramsal açılardan benzer kıldığı, karşılaştırılan markalarda, dilbilgisi kurallarının aksine, birleşik olarak yazılmış isim tamlamalarının hepsinin de “...” kelimesiyle başlıyor olması, işaretlerin sadece “...” ibaresinin ortaklığı itibariyle dahi, benzer olarak algılanmasına sebebiyet verdiği, “...” kelimesi Türkçe’de bilinen/yerleşik anlamı olan ve sıklıkla kullanılan bir zamir olup; “bütünü, tamamı, tümü, cümlesi” anlamlarına geldiği ve bu ibarenin, markasal hüviyette soyut ayırt edici niteliğinin çok düşük olduğu, dava konusu somut olayda da, davacının gerek dava dosyasına gerekse marka işlem dosyasına sunduğu belge ve delillerden, “...” markasının davacı tarafından elektronik ticaret/online alışveriş sektöründe www.....com web sitesi tahtında Türkiye geneline yaygın, yoğun ve ciddi kullanımı ve tanıtımı neticesinde, yani kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazanmış olduğu, koruma kapsamının arttığı, davacının “...”li markalarıyla bir “seri marka” yarattığı ve bunun sonucunda da dava konusu benzerliğin/ortaklığın dikkat çekici hale geldiği, davalının markasında “...” ibaresinin davacının markalarında olduğu gibi yerleşik anlamı haiz başka kelimelerle aynı kompozisyonda, yani birleşik olarak kullanılmış olduğu tespit edildiğinden, davalının markasının, davacının “...”li markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu, bu benzerliğin, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...”li markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının, davacının yeni bir marka yarattığı yönünde bir algısının oluşmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markasında ortak olan “...” ibaresinin varlığının ve bu ibarenin markalarda kullanılmış kelime öbeklerinin baş kısmında yer almasının, markaları kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle işitsel açıdan bir derecede yakınlaştırdığı, taraf markalarında geçen bu ibarenin, yukarıda incelenen yerleşik/bilinen anlamından dolayı, markaların tüketici zihninde yarattığı algının farklılaştığının da söylenemeyeceği, davacı markaların pazar derinliği ve bilinirliği düşünüldüğünde davalı markanın davacı markaları ile benzer olduğu ve karıştırılacağı, davacının, bilhassa, “...” kelimesi ile başlayan ve herhangi baskın bir şekil unsuru da ihtiva etmeyen, sadece birleşik birer kelimeden ibaret markaları özelinde, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal ve genel kompozisyon itibariyle benzerlik olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen, 09. Sınıftaki emtia açısından, davacının muhtelif markaları yönünden, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, “...” markasının Türkiye’de her yaştaki ve her sosyo-ekonomik seviyedeki kişiler tarafından iyi bilinen, sektör ayırımı dahi olmaksızın geniş bir kitleye hitap eden, büyük bir çoğunluk kitlesi tarafından kullanılan bir online alışveriş sitesinin tanınmış markası olduğu, “...” ibaresinin davacı ile özdeşleştiği, davalının dava konusu edilen markasının kapsamına giren tüm emtia açısından, SMK m. 6/5 hükmünün aradığı şartların somut olayda gerçekleşme ihtimali olduğu, dava konusu edilen marka başvurusunun kötüniyetli veya haksız rekabet saikiyle yapıldığının ispat olunamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, YİDK'nın 2020/M-521 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin marka başvurusu ile mesnet markalar arasında benzerlik bulunmadığını, SMK 6/1 koşullarının oluşmadığını, tarafların iştigal konularının farklı bulunduğunu, tanınmışlık koşullarının oluşmadığını, marka kapsamlarının da faklı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarında ortak olarak bulunan ... ibaresinden kaynaklı olarak markalar arasında karışktırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün mümkün olmadığını, bütünsel açıdan değerlendirme yapılması gerektiğini, ... ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu, SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların oluşmadığını, ayrıca SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların da bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli itirazına mesnet tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan "..." ibaresinin ortak olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, dava konusu edilen 2020/94913 sayılı markanın kapsamına alınmak istenilen tüm emtia açısından emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, davacının “...” markasının tanınmış bir marka olduğu, bu tanınmışlığın, dava konusu edilen markanın, kapsamına alınmak istenilen tüm emtia açısından tesciline engeli olacağı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı şirketten ve davalı ... alınması gereken 615,40'ar TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer TL'nin davalı şirketten ve davalı ... ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/96, K. 2022/395, T. 24.01.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-96-e-2022-395-k-312b178b367d