Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/91 E. 2022/302 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/91
- Karar No
- 2022/302
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1985 - 2025/5 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1985 KARAR NO : 2025/5 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/09/2022 NUMARASI : 2022/91 E. - 2022/302 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/09/2022 tarih ve 2022/91 Esas - 2022/302 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2011/76212, 2019/37661, 2019/41821, 2019/41827, 2019/88830, 2020/52352 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı Şirketin “...” ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptığı itirazının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, SMK'nın 6/5 maddesindeki şartların da gerçekleştiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ... YİDK'ın 2021-M-12084 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/60485 sayılı ve "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davacının 2011/76212 sayılı markası yönünden kullanmama definde bulunduklarını, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik bulunduğu, 2011/76212 sayılı davacı markası kapsamında başvuru kapsamında yer alan 38 sınıf hizmetlerin yer aldığı ancak anılan markanın bahsi geçen hizmetlerde kullanıldığının ispatlanamadığı, bu nedenle 2011/76212 sayılı markanın iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, davacının diğer itirazına mesnet markaları kapsamında başvuru kapsamında yer alan 38 ve 41. sınıf hizmetler yer almadığı gibi davacının markaları kapsamında yer alan alan mal ve hizmetlerin başvuru kapsamındaki 38 ve 41 sınıf hizmetlerle benzer de bulunmadığı, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin müvekkilinin markalarının asıl unsuru olduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların da oluştuğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin tanınmış olan seri markaları arasına sızabileceğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin "..." ibaresinin, 38,41 ve 45. sınıfta yer alan hizmetlerde tescili için, 10.06.2020 tarihinde davalı Kuruma başvurduğu, davacının 2011/76212, 2019/37661, 2019/41821, 2019/41827 2019/88830, 2020/52352 sayılı ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davalı Şirketin itiraza karşı görüşünde davacının itirazına mesnet 2011/76212 sayılı markası yönünden kullanım ispatı talebinde bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığınca dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2011/76212 sayılı marka işaretleri arasında benzerlik olmadığı, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet diğer markaları arasında işaretler bakımından benzerlik bulunduğu ancak bu markalar yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği, davacının SMK'nın 6/5 ve 6/9 maddelerine dayalı iddialarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafça yapılan itirazının ise davacının 2011/76212 sayılı markanın kredi kartlarında kullanıldığının ispatlandığı, ancak bu mallar ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan hizmetler arasında benzerlik bulunmadığı, davacının diğer markaları yönünden de işaretler bakımından benzerlik bulunduğu ancak bu markalar yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleşmediği , davacının tanınmışlık ve kötü niyet dayalı iddialarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle YİDK'ın 2021-M-12084 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, bu kararın 14.01.2022 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 08.03.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve davacının istinaf itirazları nazara alındığında, istinaf incelemesine konusu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru "...", davacının itirazına mesnet markaları ise "..." ibarelerinden oluşmaktadır. Davacının itirazına mesnet markalarında yer alan "türkiye iş bankası" ibaresi davacının çatı markası olup iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün bulunmaması, markalarda yer alan "kart" "mobil" "cep" ibarelerinin de ayırt ediciliği bulunmayan veya düşük olan tali unsur niteliğinde oldukları gözetildiğinde, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru "... "ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuruda da davcının itirazına mesnet markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin aynen asli unsur olarak yer aldığı, başvuruda yer alan ve "diyaloglar" anlamına gelen "..." ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir. Esasen bu hususu ilk derece mahkemesinin de kabulündedir. Taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu başvuru 38, 41 ve 45 sınıf hizmetler için tescil edilmek istenmektedir. Her ne kadar Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından dava dışı Şirketin itirazı üzerine başvuru kapsamından 45. sınıf hizmetler çıkarılmışsa da, davacının başvurunun ilanına başvuru kapsamında yer alan tüm hizmetler yönünden itiraz ettiği, bu itirazının dava konusu YİDk kararı ile niahi olarak reddedildiği anlaşıldığından davadaki YİDK kararının iptali istemi yönünden uyuşmazlık konusu olan hizmetler başvuru kapsamında yer alan tüm hizmetlerdir. Ancak dava konusu başvuru sadece 38 ve 41 sınıf hizmetler yönünden tescil edildiğinden davadaki marka hükümsüzlüğü istemi yönünden uyuşmazlık konusu hizmetler dava konusu markanın tescil edildiği 38 ve 41 sınıf hizmetleridir. Davacının itirazına mesnet 2019/37661, 2019/41821, 2019/41827, 2019/88830, 2020/52352 sayılı markaları genel olarak 8, 9, 35 ve 36 sınıf mal ve hizmetlerde, 2011/76212 sayılı markası ise 9, 35, 36 ve 38 sınıf mal ve hizmetlerde tescillidir. Görüldüğü üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan 45. sınıf hizmetler davacının itirazına mesnet markalarında yer almadığı gibi davacının mesnet markaları kapsamında bu hizmetlerle benzer mal veya hizmet de bulunmamaktadır. Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 38. sınıf hizmetler davacının itirazına mesnet 2011/76212 sayılı markası kapsamında aynen yer alsa da davalı hem dava konusu başvurunun yayınına itiraza karşı görüşünde hem de süresinde sunulan cevap dilekçesinde davacının itirazına mesnet 2011/76212 sayılı markası yönünden kullanım ispatı talebinde bulunmuş olup, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının anılan markasını emtia benzerliğinin gerçekleştiği 38 sınıf hizmetlerde kullandığını ispatlayamadığı anlaşıldığından, 2011/76212 sayılı markanın iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması mümkün değildir. Davacının diğer itirazına mesnet markaları kapsamında da 38 sınıf hizmetler yer almadığı gibi bu hizmetlerle benzer mal ve hizmet de yer almamaktadır. Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler yönünden yapılan incelemede ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamül ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/ tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerekmektedir. Açıklanan ilkeler kapsamında yapılan değerlendirmede davacının itirazına mesnet 2019/41821, 2019/41827 2019/88830, 2020/52352 sayılı markları dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41 sınıf hizmetler yönünden tescilli olmasa da, davacının anılan markaları kapsamında 35. sınıfta yer alan "Ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri." ile dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. Sınıf "Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri."nin benzer ve ilişkili olduğu kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2019/41821,2019/41827, 2019/88830, 2020/52352 sayılı markaları arasında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf "Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri." yönünden SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, başvurudaki diğer 41 sınıf hizmetler yönünden ise böyle benzerliğin bulunmadığı kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğundan Dairemizce, dosyada mevcut bilirkişi raporundaki iltibas ile ilgili değerlendirmelere itibar edilmemiş, ayrı bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Her ne kadar davacı tarafça itiraza mesnet markalarının tanınmış olduğu ileri sürülmüş ise de mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davacının "..." asıl unsurlu markalarının tanınmış marka oldukları ispat edilemediğinden, davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir. Yine, sırf başka bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunmak kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğinden ve dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair başkaca bir delil de sunulmadığından davacı tarafın kötü niyete dayalı itirazlarına da itibar edilmemiştir. Sonuç olarak, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet 2019/41821, 2019/41827, 2019/88830, 2020/52352 sayılı ve "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf "Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri." bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu, buna karşın dava konusu başvuru kapsamında yer alan diğer hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/09/2022 gün ve 2022/91 Esas - 2022/302 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜ ile, ... YİDK'ın 2021-M-12084 sayılı kararının 41. sınıfta yer alan "Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri." bakımından KISMEN İPTALİNE, 3-Davalı Şirket adına tescilli bulunan 2020/60485 sayılı ve "..." ibareli markanın 41. sınıfta yer alan "Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri." bakımından KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE 4-Fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE, 5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.300,00-TL bilirkişi ücreti, 186,48-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 96,00-TL tebligat ve posta gideri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.803,18-TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 1.401,59-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.562,99-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde anılan davacıya iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 17/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/02/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.