Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/851 E. 2023/914 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/851
- Karar No
- 2023/914
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/822 KARAR NO : 2024/1925 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15.11.2023 NUMARASI : 2022/851 E. - 2023/914 K. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 07.11.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 07.11.2024 İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.11.2023 tarih 2022/851 E. - 2023/914 K.sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davalının dava dışı ... Denizbostanlısı Şubesi nezdinde kullandığı krediye müteselsil kefil olan davacının davalının borcunu ödememesi nedeniyle ödemek zorunda kaldığını ve yapmış olduğu ödemeleri rücu etmek amacıyla davalı hakkında takip yaptığını, davalının gecikmiş itiraz yolu ile borca itiraz edilerek takibi durdurduğunu, banka kayıtları ile alacağının sabit olduğunu, belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına % 20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, ve tüm dosya kapsamına göre; takip alacaklısı ... A.Ş.’nin takip borçlusu ... Ltd. Şti. aleyhine toplam 997.666,07-TL alacağın tahsili amacıyla takip başlattığı, ödeme emrinin 05.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu şirket adına ... ve ... vekilinin 08.02.2016 tarihinde takibe itiraz edenlerin borçlu şirket ... Ltd. Şti.’nin kurucu ortağı olup, % 50 paylarının bulunduğu alacaklı ... A.Ş.’nin de borçlu şirkete % 50 ortak olduğu, Davalı ... Ltd Şti’nin 07.11.2012 tarihinde ortaklarının ..., ... ve ... olduğu, ortaklardan ...’ın 22.000.000-TL ana sermayeli şirketteki 11.000.000-TL sermaye hak ve hissesini şirket dışından ... A.Ş. ye 27.06.2012 tarihinde hisse devir sözleşmesi ile devrettiği, böylece şirketin hisse devrinin ... Ltd Şti tarafından 2012/6 sayılı 07.11.2012 tarihli kararla kabul edildiği ve % 50 hissenin ..., geri kalan % 50 hissenin ise % 40'ının ...’e (4.380.000 TL) ve % 60'nın ise ...’e (6.620.000 TL) olmak üzere sicile kayıtlandığı, daha sonra 07.11.2012 tarihli kararla 2012/7 sayılı ortaklar kurulu kararı ile şirketin temsilcilerinin ve müdürlerinin değiştirildiği, şirket müdürünün ..., ..., ... ve ... olarak 3 yıl müddetle atandığı, bilahare şirketi temsil ve ilzama her türlü işlemi yapmaya A grubu hissedarlardan birinin (..., ...) ve B grubu hissedarlardan (... ve ...) birinin olmak üzere en az iki hissedarın imzasının geçerli olduğuna ilişkin karar alındığı ve bu kararın sicil gazetesinin 19.11.2012 tarihli 8196 sayılı kararında yayınlandığı, daha önce görülüp kesinleşen başkaca bir davada ... Ltd. Şti’nin imza yetkilerinin bu kişiler olması nedeniyle ortak vekil atayamadıklarından dolayı ... Ltd Şti adına dava açan Av. ...nun vekaletnamesinin geçersiz olduğundan dava şartı nedeniyle davanın reddedildiği ve kararın kesinleştiği, mevcut durum itibariyle şirket ana sözleşmesinde yapılan değişiklik nedeniyle şirket her iki ortağının A ve B grubu hissedarlarının imzası olmaksızın itiraz etmesi mümkün olmayacağı, davalı şirketin % 50 hisse sahibi olan ve aynı zamanda takip yapan, dava açan ... A.Ş.'nin bu takibe itiraz etmeyeceğinin hayatın olağan akışı gereği olduğu, davacı / alacaklı ... A.Ş. bu takibe muvafakat etmemiş ve itiraz etmiş olsaydı takip yapmayacağı, bu nedenle yapılan itirazın geçersiz olduğu ve takibin durdurulmaması gerektiği, davacının geçersiz itiraz nedeniyle icra müdürünün yapmış olduğu işlemi şikayet etme hakkının bulunduğu, geçersiz olan ve icra müdürlüğü ve gerekiyorsa icra hukuk mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gereken şikayet konusu olacak itirazın geçersizliğinin tespit edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, davacının açmış olduğu davada davalının itirazı gerçekleşmediği, bu durumun İcra Hukuk Mahkemesine şikayetle yapılacak yargılama ile belirlenebileceği, belirtilerek; davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davalı şirketin dava dışı banka nezdinde kulladnığı krediye krediye müteselsil kefil olan davacının ödediği kredi borcunu rucuen davalıdan tahsilini talebi ile takip başlatıldığını, söz konusu takibe şirketin % 50 hisse sahibi ortaklarınca yapılan usulsuz tebligat iddiası ile gecikmiş itiraz şikayetinde bulunulduğunu, icra mahkemeince yapılan yargılamada istinaf kaldırma kararı ile karaın kaldılmasını müteakip şikayetçi ortağa süre verilerek, şirkete kayyum tayin ettirildiği, kayyım taraf olarak dahil edilerek yapılan yargılamada davalı borçluya yapılan tebligatın usulsüzlüğüne ve ödeme emrinin 08.02.2016 tarih olarak düzeltilmesi karar verildiğini, bu kararın istinaf ve temyiz incelemesi neticesinde, usulsüz tebligat ve gecikmiş itiraz davası kararı kesinleştiğini, kesin karar üzerine icra takibi durdurulduğunu, icra takibine yapılan geçerli bir itiraz bulunduğunu, davalı asıl borçlu tarafından dava dışı banka nezdinde kullanılan kredinin davacı şirket tarafından ödendiğin, kefil sıfatıyla ödemelerin bankaya yapıldığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile davacının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, kefalet sözleşmesi kapsamında asıl borçluya rücü istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 596 ( BK. 496 ) maddesinde; kefilin eda ettiği şey nispetinde alacaklının haklarına halef olacağı belirtilmiştir. Ayrıca kefilin yaptığı ödeme nedeniyle davalı borçlu, yapılan ödeme kadar borcundan kurtulmuştur. Bu nedenle, davacı kefil ödediği miktarı asıl borçludan talep edebilir. (Yargıtay 13. HD'nin 10/04/2006 tarih ve 2006/812 E. - 2006/5268 K., 23/12/2015 tarih ve 2015/28842 E. - 2015/37623 K.) 3. Dava, bu kapsamında kaynağını İİK.nun 67.maddesinden alan itirazın iptali davasıdır. İtirazın iptali davasının açılabilmesi için geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olması ve ödeme emrine süresi içinde yapılmış geçerli bir itirazın bulunması gerekir. (Yargıtay 19. HD'nin 13.10.2014 tarih ve 2014/9766 E. - 2014/14994 K.) İtirazın iptali davasının şartlarından biri ilamsız icra takibine yönelik geçerli bir itirazın mevcut olmasıdır. Geçerli bir itirazın bulunması itirazın iptali davasında dava şartıdır. Bir başka ifade ile itirazın iptali davası açılabilmesi için davacı tarafından yapılmış usulüne uygun bir takip, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği, davalı tarafından süresinde yapılmış bir itiraz ve hak düşürücü süre içerisinde açılmış davanın bulunması dava şarttır. 4. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli olan şartlar olup mahkeme dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince kural olarak davanın esası hakkında inceleme yapamaz. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir. 5. Somut olayda, davalı şirketin dava dışı banka nezdinde kullandığı krediye müteselsil kefil olan davacının ödediği kredi borcunu rücuen davalı asil borçludan tahsili amacıyla başlattığı takibe, davalı asil borçlu şirketin % 50 hisse sahibi ortaklarınca usulsuz tebligat iddiası ile gecikmiş itiraz şikayetinde bulunulduğu, icra mahkemesince yapılan yargılamada şikayetin kabulüne karar veridliği, kararın istinaf edilmesi üzerine davalı borçlu şirketi temsilen dava açanların anılan şirketin B grubu imza yetkilileri olduğu, davacı şirketin A grubu imza yetkililerinin de bulunduğu ve davacı şirketin biri A grubundan biri B grubundan olmak üzere asgari iki imza ile temsil ve ilzam edildiği, tüzel kişiler ancak yetkili organları aracılığı ile şikayet ve itiraz başvurusunda bulunabileceği, yasal temsilcinin süresinde başvurmasına ve vekil tayin etmesine engel mücbir sebep bulunmadıkça, bir başkasının şirketi temsilen icra mahkemesine başvurması mümkün olmadığı, ancak davalı borçlu şirketi müştereken temsile yetkili A grubu temsilciler ile B grubu temsilciler arasında husumet bulunduğu, acil nitelikteki iş sayılması gereken icra takibi yönünden tek başına dava açabilmesinin kabulün gerektiği, dava açıldıktan sonra mahkemece şikayetçi ortağa süre verilerek, şirkete kayyum tayin ettirmesini sağlanıp kayyumun da icazeti sağlandıktan sonra davaya devam edilmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırlmasını mütekip icra mahkemesince şikayetçi ortağa süre verilerek, şirkete kayyum tayin ettirildiği, kayyım taraf olarak dahil edilerek yapılan yargılamada davalı borçluya yapılan tebligatın usulsüzlüğüne ve ödeme emrinin 08.02.2016 tarih olarak düzeltilmesi karar verildiği, bu kararın istinaf ve temyiz incelemesi neticesinde, kesinleştiği anlaşılması karşısında artık davaya konu takip yönünden geçerli bir itirazın varlığı açıktır. 6. Medeni usul hukukunda hukukî yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Hukukî yarar dava şartlarından olup davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Bu şart, dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Bir davada, menfaat (hukukî yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır. Bu ilkeden hareketle bir davada hukukî menfaatin bulunup bulunmadığı mahkemece, tarafların dava dosyasına sunduğu deliller, olay veya olgular çerçevesinde yargılamanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmelidir. Böylelikle kişilerin haksız davalar açmak suretiyle dava hakkını kötüye kullanmasına karşı bir güvence de sağlanmış olmaktadır. 7. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davalı borçlu tarafından usulüne uygun yapılmış geçerli itiraz ile icra takibi durduracağından, davacının itirazı hükümden düşürmek suretiyle takibin devamını sağlamak için itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunduğu kabul edilmek suretiyle yargılamaya devam edillip, davanın esasıyla ilgili diğer deliller irdelenerek talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde davacının hukuki yararı bulunmadığından bahsile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu itibarla; ilk derece mahkemesince dava şartı hakkında hatalı şekilde karar verilmiş olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.11.2023 tarih 2022/851 E. - 2023/914 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-4 maddesi gereğince kesin olmak üzere 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.